WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/44 Esas
KARAR NO : 2024/537

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/01/2023
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2024

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiye istinaden 08/3/2022 Tarih .... Numaralı 50.740,00 TL Bedelli Fatura,30/04/2022 Tarih .... Numaralı 75.543,60 TL Bedelli Fatura, 29/04/2022 Tarih .... Numaralı 177.000,00- TL Bedelli Faturanın kesildiğini, davalı taraf belirtilen faturaları ödemediği için fatura bedellerinin tahsili için Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak davalı yanın haksız olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazlarında mal teslimi gerçekleşmediğini bu nedenle borcunun olmadığını beyan ettiğini, ancak mal tesliminin fatura ile yapıldığunu ve sevk irsaliyesi yerine geçtiğinin bildirildiğini, davalı borçlunun işbu faturalara karşı 8 günlük yasal itiraz süresi içerisinde hiçbir itirazda bulunmadığını, davalı- borçlu tarafından teslim alınan mallara istinaden müvekkili firma tarafından kesilen faturalar ticari defterine işlendiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında her hangi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, bahsi geçen faturaların teslim alınmadığı gibi ve fatura içeriği olan malların da teslim alınmadığını, bu faturaların ve içeriğinin teslim edildiğine ilişkin davacı tarafça her hangi bir irsaliye ya da teslime ilişkin belge de sunulmadığını, davacı vekilinin beyanı gibi faturaları aldık ama malları almadık demediklerini, ne fatura aldık ne de mal almadık dediklerini, kötü niyetli olan tarafın müvekkili değil davacı taraf olduğunu, tek taraflı beyan ile alacak iddiasında bulunulduğunu, davacı tarafın davaya konu edilen faturaların müvekkil ticari defterlerine işlendiğinden bahsettiğini, müvekkilinin teslim almadığı faturaları ticari defterlerine işlemesinin söz konusu olmadığını, davacının takibe ve iş bu davaya konu ettiği faturaların ve bu faturaların içeriği olan malların teslim edildiğine ilişkin, somut bir delil, bilgi, belge ya da yazılı bir sözleşmesinin bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davacının haksız davasının reddi ile %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesini, yargılama gideri ve vekaleten ücretinin de davacı ... yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile 3 adet faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 303.283,60-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "29/04/2022, 30/04/2022 ve 08/03/2022 tarihli faturalar" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalıya yapılan satışlardan kaynaklanan ve satışlardan dolayı mallar teslim edilmesine rağmen düzenlenen fatura borçlarını ödemediği, bu nedenle fatura borcunun bulunmadığı hususlarına dayanmakta iken, davalı tarafın davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki olmadığını iddia etmektedir.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 22/05/2023 tarihli raporda özetle; davacı ... Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2022 takvim
yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu,

davacı .... Tic. Ltd. Şti.’nin incelenen 2022 yılına ait ticari
defter ve belgelerinde, Davalı ... Hesap Kodu ile Alıcılar hesabında
hareket gördüğü, hesabın 303.283,60 TL borç bakiyesi verdiği, takibe dayanak 3 adet satış
faturasının ticari defterlerde kayıt altına alındığı, icra takip tarihi itibariyle davacı şirket
kayıtlarına göre davacı şirketin davalı şirketten toplam 303.283,60 TL alacağı
bulunduğunun tespit edildiği,
davalı ...’ün incelenen 2022 takvim yılına ait ticari defterlerinin sahibi
lehine delil olma vasfına haiz olduğu,
avalı ....’ün incelenen 2022 yılına ait ticari defter ve belgelerinde,
davacı ... Tic. Ltd. Şti. ile alakalı herhangi bir ticari ve mali
kayda rastlanılmadığı,
yukarıda muavin defterlerde muhteviyatı listelenen takip ve dava konusu faturaların
avacı şirketçe BS formuyla ilgili vergi dairesine bildirimlerinin yapıldığı, Davalı ... tarafından BA formuyla bildiriminin YAPILMADIĞI, Davalıya ait BA formlarında
kayıt olmasının sebebi; ‘’Takip konusu faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlenmesinden
dolayı Gelir İdaresi Başkanlığı Sistemi’nin BA Formunu otomatik olarak oluşturmasından
kaynaklandığı,
dosyaya mübrez 18/05/2023 Tarihli Atışalanı Vergi Dairesi yazısı incelendiğinde; davacı şirketin 31/10/2020 tarihinde Güneşli Vergi Dairesi tarafından vergi
mükellefiyetinin Resen terk ettirildiği, 28/02/2022 tarihinde ise Atışalanı Vergi Dairesi
tarafından vergi mükellefiyetinin Resen terk ettirildiği, Davacı şirketin aktif vergi
mükellefi olmamasına rağmen Mart/2022 ve Nisan/2022 dönemlerine fatura
düzenleyebilmesi hususu izaha muhtaç olup takdirin sayın mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.

-Mahkememizce davacı tarafın iddiasını ispatlayabilmesi için ticari defterler üzerinden inceleme yapılmış, her iki tarafın ticari defterleri incelenmiş, ve fakat davacı tarafın ticari defter ve belgelerinde yer alan kayıtların davalı ... defterlerinde yer almadığı, yine davalı tarafın ticari defterlerinde davacı şirket ile ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmüştür. Yine tarafların vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde; davalı ... dava ve takip konusu faturaların vergi dairesine bildirilmediği görülmektedir.
-Bu haliyle davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin varlığını ve yine iş bu ticari iş kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edemediği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davacı ... dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmıştır. Davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafça davalı tarafa yemin teklif edilmiştir.
-Karşı tarafa yemin teklif eden taraf, davanın mukadderatını ''yemine'' bağlamış sayılır. Yemin, bunu icra eden kimsenin lehine kesin delil teşkil eder. Yemin delili tarafların en son başvurabilecekleri bir kesin delil türüdür ve ispat yükü taşıyan tarafın diğer tarafa yemin teklif etmesi halinde iddiasını artık başka delillerle ispatı mümkün değildir. Teklif edilen yeminin karşı tarafça yerine getirilmesi halinde kesin delil ortaya çıkar. Yemin teklif eden taraf yeminin hukuki sonuçlarına katlanmak zorunda olduğundan bu aşamadan sonra yemin teklifinden dönülmesi mümkün değildir
-Yemin teklif olunan taraf kendisine yöneltilen yemini yerine getirirse, yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığı ispat edilmiş olur. Yeminin eda edilmesi üzerine uyuşmazlık konusu vakıa kesin delille ispat edilmiş olacağından karşı taraf yeni delil getiremez ve hakim de yeni araştırmada bulunamaz.
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10/06/2015 tarih ve 2014/ 13-37 Esas 2015/1525 karar sayılı ilamında ve yerleşik diğer içtihatlarında da belirtildiği üzere; yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme ( hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Yemin eden taraf bu beyanın doğruluğunu namus, şeref ve kutsal saydığı bütün inanç ve değerleri ile teyit etmektedir. Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir.
-Mahkememizce yemin teklifi doğrultusunda davalı vekiline ve davalı asilin elektronik tebligat adresine yemin davetiyesi ve muhtırası tebliğ edilmiş, davalı tarafça yemin davetiyesi doğrultusunda mahkemede hazır bulunularak yeminin eda edilmediği, mazeret ve/veya adresi bildirilmediği görülmüştür.
-Tebligat Kanunu'nun Elektronik Tebligat başlıklı 7/a. Maddesinde; "Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
" düzenlemesine yer verilmiştir.
-Bu kapsamda her ne kadar davalı vekili tarafından davalının yurt dışında olduğu bildirilmiş ise de davalının yurt dışı güncel adresinin tespiti mümkün olmadığından davalı vekiline bu hususta kesin süre verilmiş ve kesin süre içerisinde davalı asilin güncel yurt dışı adresinin de bildirilmediği görülmüştür.
-Bu haliyle davacı tarafın davalı ile aralarındaki sözleşme ilişkisini ve sözleşme ilişkisi kapsamında fatura konusu edimlerini yerine getirdiğini yemin delili ile ispat ettiği Mahkememizce kabul edilmiş, davalı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 60.656,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 20.717,30-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.662,91-TL harcın mahsubu ile bakiye 17.054,39- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.662,91-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 198,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.377,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 47.492,54- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne, davalı tarafın yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ....
e-imzalıdır