WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/356 Esas
KARAR NO : 2024/224

DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/04/2023
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in İngiltere'de restoran işletmecisi olup, Türkiye'de de restoran işletmeciliği alanında faaliyet göstermek istemiş ve yapmış olduğu araştırmalar sonucunda .... Otomotiv İnşaat Gayrimenkul Tic. Ltd. Şti.' yi devralmayı düşünmüş olduğunu, bu düşünce doğrultusunda şirket yetkilileri olan davalı ile görüşmeler düzenlenmiş, devir işlemi için şirket yetkilileri tarafından 18.000.000,00 TL talep edilmiş, ancak yapılan pazarlık sonrası tarafların devir işlemi için 13.000.000,00 TL'de mutabık kalmış olduklarını, şirket yöneticileri ile görüşme sağlayan müvekkilinin işletme devrinin üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olması sebebiyle söz konusu şirketin kar ve zarar durumunu öğrenebilmek adına birtakım belgeler talep etmiş ve bu belgeleri incelediği taktirde ticari işletmeyi devir alabileceğini karşı tarafa bildirerek, yapmış olduğu görüşmelere istinaden hukukumuzda bağlanma parası olarak düzenlenmiş olan kapora bedeli olarak 10.000 USD'nin henüz devir sözleşmesi akdedilmeden önce davalı şirkete ödenmiş olduğunu, müvekkilinin talep etmiş olduğu belgelerin kendisine gönderilmesini oldukça uzun bir süre beklemiş, belgelerin bir kısmı gönderilmişken diğer kısmının ise müvekkiline daha fazla gecikme yaşatılarak gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak belgeleri incelemeksizin ticari işletmenin devri üzerine sözleşme yapmak istememiş, bu hususta kendisine gönderilmiş olan evrakları inceleyebilmesi için belirli bir süre verilmesini talep etmiş, ancak davalı şirketin müvekkiline göndermesi gereken tüm evrakların gönderimi tamamladıktan bir gün sonra kendi kusurlarından kaynaklanmasına rağmen sürecin çok uzadığı gerekçesi ile sözleşme kurulmasından vazgeçmiş olduğunu, karşı tarafın müvekkilini kusurlu addederek sözleşme kurulmasından vazgeçildiğini müvekkiline bildirmesi üzerine müvekkilinin ödemiş olduğu 10.000 USD kapora bedelinin iadesini sözlü bir şekilde talep etmiş, ancak davalı yanca tarafına herhangi bir iade yapılmamış olduğunu müvekkilinin sözlü talebinin dikkate alınmaması üzerine taraflarınca muhatap sıfatıyla .... Otomotiv İnşaat Gayrimenkul Tic. Ltd. Şti.' ye Kartal .... Noterliği ile 15/11/2022 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname gönderilmiş, işbu ihtarnamede işletmenin devrine ilişkin olarak yapılan görüşmelere istinaden ödenmiş olan 10.000 USD kapora bedelinin faizi ile birlikte yabancı para şeklinde aynen taraflarına iade edilmesini talep etmekle, iade edilmediği taktirde sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı ve talep etmek üzere dava açılacağının belirtilmiş olduğunu, karşı tarafça Kartal .... Noterliği ile çekmiş oldukları 15/11/2022 tarih ve ..... yevmiye sayılı ihtarnameye karşılık Bakırköy .... Noterliği ile 18/11/2022 tarih ve ...... yevmiye sayılı ihtarname çekilerek, müvekkili tarafından 10.000 USD kapora bedeli ödenmediği iddia edilmiş, ödenmiş ise de tutarının doğru olmadığını, müvekkilinin verilen süreye uymadığını ve bir dönüş yapmadığını belirterek kaporanın müvekkiline iadesini gerçekleştirmeyeceklerini belirtmiş olduklarını, davalı tarafça çekilmiş olan işbu ihtarnamede müvekkili tarafından 10.000 USD kapora bedeli ödenmediğinin, bir kapora bedeli ödenmiş ise de 10.000 USD bedelli olmadığının ısrarla beyan edilmiş olduğunu, karşı tarafın söz konusu beyanları ile müvekkilinden kapora bedeli için ödeme aldıklarını ikrar ederek bu hususu kabul etmiş olup, işbu ikrarlarını noter kanalı ile de belgelendirmiş olduklarını, müvekkili tarafından kapora bedeli ödendiğine ilişkin yapılmış olan işbu zımni ikrar noter kanalı ile belgelendirildiğinden artık resmi bir senet niteliğinde olduğunu, davalı yanca, müvekkili tarafından 10.000 USD kapora bedeli ödenmediği, bir kapora bedeli ödenmişse de bedelinin 10.000 USD olmadığı yönündeki iddialarının mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkili ile ........ Restaurant Otomotiv İnşaat Gayrimenkul Tic. Ltd. Şti.' nin karar mekanizması olan ve şirketi kağıt üzerinde olmasa da asıl yöneten kişi ........ arasında geçen konuşmada, ........'in; "Kardeşim beni 10.000 dolar kaporanızla bağladığını düşünüyorsanız benim tarzım ve duruşum bunu kabul etmez" şeklinde cümleler kurarak her ne kadar ihtarnamede 10.000 USD kaporanın verilmediği iddia edilmiş olsa dahi ekte sunmuş oldukları yazışma görüntüsünden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin, davalı yana 10.000 USD kapora ödemiş olup, işbu hususun söz konusu şirketin karar mekanizması sayılan ........ tarafından da beyan edilmişt olduğunu, bu hususa ek olarak karşı tarafça yine asılsız bir şekilde müvekkilinin verilen süreye uymayıp, davalı işletme ile irtibatı tek taraflı olarak kopardığı ve bir dönüş yapmadığı beyan edilerek, sözleşmeden müvekkilinin tek taraflı olarak vazgeçtiği iddia edilmiş, ancak müvekkili ile ........ arasında gerçekleşen başkaca bir konuşmada ........'in; "Uzatmaya gerek yok, kaporanız da yanar, herkes işine gücüne baksın, yarın da kimse gelmesine gerek olmayacaktır, iş ile ilgili bağlantıyı bitirelim." şeklinde ifadelerde bulunmuş olup, sözleşme akdedilmesinden müvekkilinin değil karşı tarafın iddialarının aksine davalı şirketçe vazgeçilmiş olduğunu, dava şartı olan arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasında geçen görüşmeler neticesinde müvekkilinin ticari işletme devir sözleşmesi akdedilene kadar bu sözleşmenin akdedileceğini teminat altına alabilmek amacıyla karşı tarafa 10.000 USD kapora bedeli ödemiş ve işbu bedel müvekkil tarafından ödenirken taraflarca bu bedelin bağlanma parası olarak değil de cayma parası olarak ödenmiş olacağının kararlaştırılmamış olduğunu, müvekkili ... ile davalı yan arasında kurulmuş olan sözlü kapora sözleşmesinde ödenen bedelin cayma bedeli olarak ayrıca kararlaştırılmamış olması sebebi ile ödenen kaporanın bağlanma parası niteliği taşıdığının izahtan uzak olduğunu, bu hususta müvekkilinin ödemiş olduğu kaporanın, cayma bedeli değil bağlanma parası olup, ticari işletme devir sözleşmesinin karşı tarafın kusuru sebebi ile kurulamamış olması neticesinde müvekkili tarafından ödenen 10.000 USD' nin TBK 177 hükmü nazara alınarak iadesi gerektiğini, müvekkili tarafından ödenen bağlanma parası niteliğindeki kapora bedelinin, sözleşmenin yerine getirilmemiş olmasındaki kusur durumunun araştırılmasına gerek olmaksızın müvekkiline iadesi gerektiğini, taraflar arasında bağlanma parasının aynı zamanda sözleşme cezası niteliğinde olduğunun kararlaştırılmamış ve işbu miktarın cayma parası olduğu yönünde sözleşme akdedilmemiş olup, kanuni ve haklı bir gerekçeye dayanmayan bir yorum ile bağlanma parasının iade edilmeyeceğinin beyan edilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, kaldı ki kusur oranları incelendiği taktirde de müvekkilinin sözleşmenin akdedilmemesinde kusuru olmadığının açık bir şekilde görülecek olduğunu, müvekkili ... bir tacir olarak kendisinden beklenen sorumlulukları yerine getirmiş ve tarafınca gerekli incelemelerin yapılması neticesinde vereceği karar doğrultusunda sözleşmenin akdedilebileceği ihtimaline ilişkin olarak 10.000 USD bedelli kapora ödemesi yapmış olduğunu, müvekkiline gerekli inceleme ve araştırmaları yapması için temin edilmesi gereken belgeler oldukça geç teslim edilmiş, müvekkilinin karşı tarafın keyfiyetçi davranışları ile karşı karşıya kalmasına rağmen söz konusu işletmeyi devralma arzusu içerisinde olduğundan davalı yanın kendisini oyalamasına razı gelmek mecburiyetinde kalmış olduğunu, müvekkilinin keyfi bir şekilde hiçbir sebep olmaksızın bekletilmesi üzerinden günler geçtikten sonra talep edilen belgeler temin edilebilmiş, ancak bu sefer de müvekkilinin belgeleri incelemesine fırsat tanınmadan belgelerin müvekkiline teslim edildiği günden bir gün sonra davalı yanca sürecin çok uzadığı gerekçesi ileri sürülerek sözleşmenin kurulmasından vazgeçilmiş olduğunu, müvekkilinin ticari işletmeyi devralmak amacı ile incelemek istediği belgeleri bir gün içerisinde değerlendirmesinin mümkün olmayıp hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğunu, sözleşmenin kurulamamasında asli kusurlu taraf davalı olup, müvekkilinin işbu hususta hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkilinin kusuru bulunduğunu kabul etmemekle birlikte şayet sözleşmenin akdedilememiş olmasında müvekkilinin kusuru olsaydı dahi söz konusu kapora bedeli bağlanma parası niteliği taşıdığından kusur durumuna bakılmaksızın her durumda taraflarına iadesi gerektiğini, müvekkili ile davalı yan arasında kapora bedeline ilişkin sözlü bir şekilde kurulan sözleşmede kapora bedelinin cayma parası olarak kabul edileceği hususunda bir şart konulmamış olduğundan işbu bedelin bağlanma parası olarak kabul edileceği hususunun izahtan uzak olduğunu, bu sebeple müvekkilince ödenmiş olan 10.000 USD değerinde bağlanma parası niteliğinde olan kapora bedelinin sözleşmenin akdedilememiş olması neticesinde müvekkiline iadesi gerektiğini, bağlanma parasını alan tarafın edimini ifa etmemesi halinde bağlanma parasının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iade edilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarında da, sözleşme her ne şekilde sona ermiş olursa olsun bağlanma parasının iadesinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesinin gerektiğinin vurgulamakta olduğunu beyanla; davanın kabulüne, davalıya ödenen 10.000 USD' nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca ABD Doları üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte taraflarına iadesine, her türlü yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ticari işletme devrine bağlı alacak istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı ve davalı arasında davalı şirketin işletme olduğu restoranın davacı tarafa devri hususunda anlaşma bulunup bulunmadığı, tarafların sözleşme öncesi anlaşma görüşmeleri yapıp yapmadığı, davacı tarafın davalı tarafa elden 10.000 USD ödeme yapıp yapmadığı, ödenen bedelin cayma parası veya bağlanma parası olarak kabul edilebilip edilemeyeceği ve davacı tarafın talepte bulunabilip bulunamayacağı hususlarındadır.
Davacı vekiline ödemenin ne suretle yapıldığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı vekili sunmuş olduğu dilekçesinde 10.000,00 USD kapora bedeli ödemesinin elden yapıldığı belirtilmiştir.
12/03/2024 tarihli celsede davalı şirket yetkilisi ...'in yemin eda etmek üzere hazır bulunmakla, davalı şirket yetkilisinden soruldu: davacı taraf ile öncesinden tanışıklığımız bulunmamaktadır, yalnızca bu dava açıldıktan sonra adını duydum, davacı taraf ile öncesinde yetkilisi olduğumuz ........ Restaurant isimli şirketin devri hususunda herhangi bir anlaşma yapmadık, bu hususta davacı bana elden 10.000,00 USD ödeme yapmadı, aramızda şirketin veya restaurantın devrine ilişkin herhangi bir anlaşma bulunmamaktadır dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı.
Dava, ticari işletme devri için yapılan sözleşme öncesi görüşmelerde davacının ödediğini iddia ettiği tutarın davacı tarafa iadesi istemine ilişkindir. Yapılan 10.000,00 USD ödemenin bağlanma parası olarak verildiği davacı tarafça iddia olunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ( 6098 sayılı Kanun ) " Bağlanma parası " başlıklı 177 nci maddesi; “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” şeklinde olup; aynı Kanun'un " Cayma parası " başlıklı 178 inci maddesi ise; “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.” hükmünü içermektedir.
Bağlanma parası (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 119, 120).
Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının istenebilmesi için de sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü, cayma parası da bir fer'i (yan) borçtur. Bu sebeple, sözleşme herhangi bir nedenle geçersiz ise, artık cayma parasından da söz edilemeyecektir ((HGK'nın 22.09.2022 tarihli ve 2020/3-551 E., 2022/1147 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Somut olayın değerlendirmesinde davacının yapmış olduğu ödemenin elden yapılmış olması, ödeme yapıldığına dair yazılı bir delil sunulamamış olması, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları uyarınca sabit olduğu üzere, davacının sözleşme görüşmelerinin yapıldığı iddia ettiği tarihten sonrasında el değiştirmiş olması ve davacı vekilinin dava dilekçesinde şirket temsilcisi olarak ...'in davalı olarak belirtildiği, davacı vekilinin 02/01/2024 tarihli beyan dilekçesi uyarınca sözleşme görüşmelerinin şirket yetkilisi ... ile yapıldığına ilişkin açık beyanı dikkate alınarak davacı vekilinin yemin teklifi şirket yetkisi ...' tebliğ olunmuştur. Davalı şirket yetkisi duruşmada alınan yeminli beyanında şirket devrine ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadığını, bu hususta kendilerine 10.000,00 USD elden ödeme yapılmadığını belirtilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle yapılan ödeme usulüne uygun delillerle ispatlanamadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE;
1-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 3.278,88 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 2.851,28 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.720,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/03/2024

Katip ...
¸

Hakim ...
¸