WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/342 Esas
KARAR NO : 2024/83

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Semenin Tenzili)
DAVA TARİHİ : 10/04/2023
KARAR TARİHİ : 26/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilanda gördüğü ... plakalı ...marka ... model ... tipi ikinci el otomobili toplam 2.240.000,00 TL ödeyerek 14.12.2021 tarihinde davalı şirketten satın aldığını, satışa konu aracın ... sitesinde yayınlanmış olan ilanlarının müvekkili şirket tarafından Büyükçekmece .... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı e- tespit tutanağı ile tespit edilerek tutanağa bağlandığını, bu kapsamda davacı tarafından aracın "hatasız, boyasız, değişensiz, tramersiz,... donanımlı" olduğunun belirtildiğini, satın alınmadan evvel 09.12.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından ... isimli oto expertiz firmasından rapor alındığını, müvekkili şirketin ilanda belirtilen özelliklerde olduğu için 2.240.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak satış anında var olduğu belirtilen özelikleri taşımayan aracın bu haliyle ayıplı olduğunu, hal böyle olunca; müvekkil şirket TBK 227 maddesinde belirtilen seçimlik haklar kapsamında satış bedelinden indirim talep ettiğini, bu uğurda alacağın 10.000,00 TL 'lik kısmı için Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile davanın kabulüne ve 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, iş bu kararın miktar itibariyle kesin olduğunu, satım sözleşmesindeki ayıptan kaynaklanan zararın giderilmesi için şimdilik 57.000,00 TL alacağının temerrüt tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilinini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; iş bu dava ve davadaki taleplerin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Numaralı dosya kapsamında da talep ve dava edildiğini, iş bu dosya kapsamında davanın kabulü ile, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya verilmesine kesin olarak karar verildiğini,şekli anlamda kesin hüküm verilen iş bu davanın tekrar ikame edilmesinin hukuki olarak kabul edilemez olduğunu, diğer yandan dava şartı kapsamında arabuluculuk süreci tamamlanmamış olduğunu, ikame edilmiş ticari niteliğe haiz olan iş u dava da dava şartı olan arabulucuya başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiği ve sunduğu 21.01.2022 tarihinde yapılan mecburi arabuluculuk başvurusu , Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dava dosyasının dava şartı olarak yerine getirmek amacı ile kullanıldığını, davacının aynı arabuluculuk tutanağına dayanarak iş bu huzurdaki davayı açtığını, tek bir arabuluculuk tutanağı ile iki ayrı dava ikame edilmesinin hukuken açıklanamayacağı gibi davacı ... kötü niyetini de gösterdiğini, kötü niyetli hareket eden ve arabuluculuk müessesine başvurmaksızın ikame edilen işbu davanın usulden reddi gerektiğini, diğer yandan davacı ... tarafından 21/12/2021 tarihli Büyükçekmece ihtarname ile alıcının seçimlik hakkı olan "satış bedelinden indirim" isteme hakkı kullanıldığını, davacı alıcı tarafından ise dava ikame edilirken "satım sözleşmesindeki ayıptan kaynaklanan zararın giderilmesi" talep edildiğini, seçimlik hakkını kullanan davacı yan tarafından davanın belirsiz ifadelerle ikame edilmiş olduğunu, hangi alacak kalemlerinin veyahut hangi seçimlik hakkın talep edilmiş olduğu dava dilekçesinden anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanca ikame edilmiş olan davada, tarafımıza gönderilmiş olan ihtarname içeriğinde yer alan seçimlik hakkı dışında muğlak ifadeler kullanılarak, belirlenebilir bir seçimlik hak kullanılmadığını, bu sebeple davacı tarafından talep edilen husus kapsamında bir talep hakkı bulunmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı şirket tarafından gerekli incelemeler ve tetkikler yapılmış olup, araçta herhangi bir kusur bulunmadığını, davacı ... tarafından aracın orjinal kol saatinin ve ...donanıma sahip olmadığı, bunun ise bilinmediği hususunun gerçeği yansıtmadığını, davacı ... iddiaları haksız olup, maddi gerçeğe aykırı olduğunu, araç ile ilgili iddia edilen tüm özellikler bilinerek satın alınmış olup, müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, davacı yanın gayesi, aracı satın almış olduğu dönemdeki kur dalgalanması sebebi ile uğramış olduğu zararı gidermek olduğunu, açıklanan nedenlere
davanın usulden reddini, Mahkemenin aksi kanatte olması halinde esastan reddini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, taraflar arasında satış sözleşmesine konu edilen ... plakalı aracın satış ilanında belirtilen özelliklerinin araçta bulunup bulunmadığı ve bu nedenle ayıplı olduğu iddiasına dayanılarak bedel indirimi talebine dayanılarak Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla dava edilmeyen miktarın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
-Mahkememizce Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesinde; iş bu davanın tarafları ile Mahkememiz dosyasının taraflarının aynı olduğu, her iki davanın konusunun da ... plakalı aracın davacı tarafından davalı yandan satın alınması sebebiyle zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda "ikinci el piyasa algısı ve psikolojik faktörler gibi teknik olmayan piyasa realitesi nedeniyle aracın genel durumu, arızanın ve uygulanan onarımın mahiyeti gereği taleple bağlı kalınarak aracın uğradığı mutlak değer kaybı zararı 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verildiği, gerekçeli kararda kararın miktar itibariyle kesin olduğunun belirtildiği, yine davacı tarafın dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile kısmi dava olarak davayı ikame ettiği görülmüştür.
-Bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kısmi dava, kesin hüküm hususlarının irdelenmesi gerekmektedir.
-Davacının aynı hukukî ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmî dava denir.
-Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (örneğin iş sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.
-Kısmi dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109’uncu maddesinde tanımlanmıştır. Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi durumunda kısmi dava söz konusudur. Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olmadıkça kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu 16.03.2021 tarih, 2018/17-139 esas 2021/282 karar)
-Medeni Usul Hukukunda deliller, kesin deliller ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hukukumuzda kesin deliller, ikrar [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 188] , senet (HMK m. 199 vd.), yemin (HMK m. 225 vd.) ve kesin hüküm (HMK m. 303) olmak üzere dört tanedir. Takdiri deliller ise tanık (HMK m. 240 vd.), bilirkişi (HMK m. 266 vd.), keşif (HMK m. 288 vd.) ve kanunda düzenlenmemiş diğer deliller (HMK m. 192) olarak sayılmaktadır. Takdiri deliller yönünden delil türlerinin sınırlı olarak sayılmadığı kabul edilmektedir (Yavuz Alangoya/Mehmet Kamil Yıldırım/Nevhis Deren Yıldırım: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2004, s. 341; Ramazan Arslan/ Ejder Yılmaz/ Sema Taşpınar Ayvaz: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2017, s. 389-390).
-Kesin hüküm konusuna gelince, kesin hüküm HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiş olup, şekli ve maddi olarak ikiye ayrılır. Verilen bir hükme karşı kanun yolları kapalı ise veya kanun yolları açık olsa bile süresinde gidilmemişse veya tüm kanun yolları tükenmişse hüküm şeklen kesinlik kazanmıştır.
-Maddi anlamda kesin hükümde ise; dava sebebinin (maddi vakıaların), taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
-Vurgulamakta fayda var ki; maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrası için söz konusudur. Hüküm fıkrası, davada (veya karşı davada) istenen hususlar (talep sonucu) hakkında mahkemece verilen kararı (hükmü) gösterir. Hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü yoktur. Bununla beraber, gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen soyutlanmış da değildir.
-Maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrasına ilişkin olduğundan hükümde tarafların talep sonuçları (veya talep sonuçlarının bazı kalemleri) hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemişse, hakkında karar verilmemiş olan hususlar bakımından maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olmaz.
-İspat bakımından değerlendirmek gerekir ise; kesin hüküm (mahkeme ilamları) HMK'nın 204/1. maddesine göre kesin delil teşkil eder.
-Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada, kesin hükme bağlanmış olan husus (HMK m. 303/1,2) yönünden kesin delil teşkil eder.
-Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukukî ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile, iki davanın da temelini oluşturan aynı hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder.
-Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci bir davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat, birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder (Halil Kılıç: Açıklamalı İçtihatlı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Cilt II, Ankara, 2011, s. 2341 vd.).
-Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da aynı ilkeler kabul edilmiştir.
-Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarihli, ... Esas,... Karar sayılı ilamıyla; ''kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkûm edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması hâlinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğunun da tespit edildiği ve bu tespitin zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsadığı, bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümünün, sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturduğu, kısacası ikinci davaya (ek davaya) bakan mahkemenin, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlı olduğu, burada davalının haksızlığı olgusunun artık tartışılamaz hâle geldiği, zira kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmadığı, bu yönün kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan (re’sen) göz önünde tutulması gerektiği, kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağının gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edildiği, ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan raporun tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği, bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de, somut olayın özelliklerine göre kesin delil niteliği alabileceklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiği” hususlarına yer verilmiştir.
-Yargıtay HGK'nın 06.11.2018 T. 2016/22-393 E. 2018/1612 K. ve 06.05.2018 T. 2017/19-1628 E.-2018/1098 K. sayılı kararlarında; “Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir defi değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukukî ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir.” düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
-Bu kapsamda yukarıda verilen açıklamalar doğrultusunda öncelikle davalı tarafın arabuluculuk dava şartına ilişkin iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
-Zorunlu arabuluculuk şartının ikmalinden sonra açılan davalarda davaya konu tazminat ve alacakların tamamının talep edilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Davanın kısmi dava olarak açılması mümkün olduğu gibi koşulları varsa belirsiz alacak davası açılmasına engel bir durum yoktur. Yargılama sırasında alacak miktarları hesaplandığında ıslah ya da ek dava yoluyla saklı tutulan hakların talebi mümkün olduğu gibi belirsiz alacak davasından talep arttırımı da yapılabilecektir. Bu durumda ıslah, talep arttırım veya ek dava yoluyla saklı tutulan hakların talebi halinde arabuluculuk dava şartı aranmayacaktır.
-Ancak ıslah veya ilk davada arabuluculuk aşamasında gündeme gelmemiş olan ve anlaşamama tutanağında gösterilmeyen bir alacak talebinde bulunulamayacaktır. Derdest bir davada yeni bir alacak talebi zorunlu arabuculuk şartına tabidir. "Şahin Çil; İş Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk ve 7036 Sayılı İMK uygulaması Tazminat ve Alacaklarda Hesaplamalar İş Güvencesi"
-Buna göre davacı tarafın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında ... plakalı araç satışından ötürü seçimlik hakkı doğrultunda alacak istemi ile davayı ikame ettiği, yukarıda belirtildiği üzere davanın dava dilekçesindeki beyanlara göre kısmi dava olarak ikame edildiği, ilgili davada ıslah talebinde bulunulmadığından taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın aynı olduğu, davacı tarafça ek dava yoluyla talep edilen hususların görüldüğü iş bu davada ayrı bir arabuluculuk başvurusunun aranmasının yasal düzenlemenin amacı ile bağdaşmayacağı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir.
-Yine her ne kadar davalı tarafça, taraflar arasında daha önce görülen dava nedeniyle kesin hükmün varlığı iddia edilmiş ve bu doğrultuda usulden red kararı verilmesi talep edilmiş ise de davacı tarafından Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile ikame edilen kısmi dava sonrasında iş bu davanın ikame edilmesine engel bir husus bulunmayıp, bu hususun kesin hüküm dava şartı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Mahkememizce Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak dosya kapsamında kesinleşme şerhinin düzenlenip düzenlenmediği, HMK 341/3 maddesi kapsamında istinaf talebinin bulunup bulunmadığı hususunda mahkememize bilgi verilmesi istenmiş, ilgili Mahkemeden gelen müzekkere cevabında kararın miktar itibariyle kesin olarak verildiği bildirilmiş, akabinde davacı tarafın "29/03/2023 tarihli miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen hükmün, 29/03/2023 tarihinde kesinleştiği tasdik olunur." ibaresinin yer aldığı kesinleşme şerhini dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
-Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen karar, ilgili dosyada yer alan bilirkişi raporu nazara alındığında; ilgili dosyada yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuyla "reel piyasa şartlarında geçerli ve etkili olan psikolojik faktörlerden dolayı taşıt özelinde %3 nispetinde 67.200,00-TL değer kaybı yaratacağı" hususlarına gerekçeli kararda yer verildiği, bu haliyle mahkemece maddi vakıanın belirlenerek davacının araç satışı nedeniyle 67.200,00 TL değer kaybının mevcut olduğunun sabit hale geldiği, miktar itibariyle kesin olarak verilen bu karara karşı taraflarca kanun yoluna başvurulmadığı görülmektedir.
-Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında verilen karar kesinleşmiş olup, iş bu karar kesin hüküm hâlini almış olduğundan karara esas bilirkişi raporunda yapılan zarar hesabı ek davada da bağlayıcıdır. Aksi bir durumun kabulü halinde her kısmi davada yeni bir zarar hesabı yapılması gerektiği gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu davaların sonu gelmez biçimde açılabilir olması gibi usul hukukunun amaçları ile de bağdaşmaz bir durum ortaya çıkaracaktır.
-Buna göre taraflar arasındaki araç satışından kaynaklı uyuşmazlıkta satış konusu araçtaki değer kaybı ve davacının seçimlik hakkı doğrultusunda bedel indirimi yönünden davalının haksızlığı olgusunun verilen hüküm ile birlikte artık tartışılamaz hâle geldiği, davacı tarafın kesinleşen mahkeme dosyasında belirlenen miktar üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğundan iş bu ek davayla fazlaya ilişkin miktarı talep etmesinin mümkün olduğu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, bu nedenle davacının dava dilekçesindeki ek dava niteliğindeki 57.000,00 TL'lik talebinin yerinde olduğu kanaatine varıldığından, temerrüt tarihi olan arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Her ne kadar davacı vekilinin Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediği ve bu nedenle yeniden rapor alınması hususunda ısrar ettikleri şeklinde talepleri, yine davalı tarafın ayıba ilişkin savunmaları mevcut ise de mevcut ise de kesin hüküm bulunan bir konuda mahkememizce ayıbın, değer kaybının varlığı ve/veya miktarın doğruluğunun yeniden araştırma ve inceleme konusu yapılması hukuken mümkün olmadığından tarafların bu yöndeki talep ve iddiaları yerinde görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile
-Sabit olan 57.000,00 TL değer kaybı bedelinin 21/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.893,67-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 973,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.920,25- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 973,42-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 96,50-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 276,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında, davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/01/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır