T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/291
KARAR NO : 2024/17
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2017
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı karşı davalı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, dikilmiş hazır 18910 parça ürünü(elbise-konfeksiyon) davalıya taşbaskı yapılması için teslim ettiğini, Davalının yaptığı taşbaskıda phthalates (kanserojen) maddesinin olduğunun yapılan testlerde ortaya çıktığını, durumun derhal davalıya bildirildiğini fakat sonuç alınamayınca bu sefer Bakırköy .... Noterliği 01/11/2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile sözleşmeden dönüldüğü ve zararın ödenmesinin talep edildiğini fakat davalının olumlu cevap vermediğini, Davalının ağır kusurlu olduğunu, çünkü taş baskıda insan sağlığına zararlı kanserojen madde kullandığını, bunu bilerek kullandığını, ayrıca davalının kötü niyetle hareket ettiğini, yaptığı işte kaliteli malzeme kullanmayıp uygun olmayan insan sağlığına zararlı malzeme kullandığını, bundan dolayı ihbar süresine bağlı olmadan zarardan sorumlu olduğunu, ancak müvekkilinin süresinde hemen derhal durumu davalıya ihbar ettiğini ve dönme iradesini beyan ettiğini, davalının ayıplı iş yapmış olmasından dolayı söz konusu ürünlerin ihraç edilemediğini, ayrıca iç piyasada satılmasının da mümkün olmadığını, çünkü insan sağlığına zararlı madde içerdiğini, ayrıca tadilatının da mümkün olmadığını, yapılan iş ile ilgili müvekkilinin kabule zorlanmasının hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin Borçlar Kanunu 475/1 maddesine göre sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, bunu davalıya bildirdiğini, dava konusu 18.910 adet elbise kullanılmaz ve satışı mümkün olmadığından bu ürünler için kullanılan 49.000,00-TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedeli zararlarının mevcut olduğunu, ürünlerde talep halinde davalıya iade edebileceklerini, müvekkili tarafça ihtarlarına rağmen zararları ödenmemiş olduğundan dolayı iş bu davayı açma gereğinin hasıl olduğunu, belirterek, müvekkili tarafça fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydı ile, sözleşmeden dönme taleplerinin kabulü ile dava konusu 18910 adet elbise kullanılmaz ve satışı mümkün olmadığından bu ürünler için kullanılan 49.000,00-TL kumaş bedeli ve 9.000,00-TL parça baskı bedeli olmak üzere toplam 58.000,00-TL zararlarının davalının ihtar tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte müvekkili tarafa ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA; Davalı karşı davacı vekili tarafından sunulan cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, fason işçilik yapan bir tekstil atölyesi olduğunu, dava konusu taş baskı hakkında, davacı-karşı davalı firmanın müvekkili firmaya verdiği numuneye göre, atölyece tedarik edilen malzeme ile “şahit numune” hazırlandığını ve davalı firmanın onayına sunulduğunu, bu numunelerin yalnızca davacı-karşı davalı şirket için ve şahit numuneye göre hazırlanan ürünler olduğunu, şahit numune için gerekli olan hammadde, aksesuar ve malzemenin ithalatçı firmalardan tedarik edildiğini, müvekkili firmanın, tedarik ettiği malzemeyle hazırladığı şahit numunenin, davalı firma yetkilisi ... tarafından onaylanması ile şahit numuneye göre seri üretime geçildiğini, müvekkili firmanın, kullandığı malzemenin %1 oranında kanserojen madde içerdiğini bilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı-karşı davalı firma tarafından, sipariş tarihine kadar, müvekkili firmaya, hangi maddelerin kullanılmayacağı ile ilgili bir uyarı veya bildirim de yapılmadığını, şahit numunenin onaylanmasından önce test yapılmasının tamamen davacı-karşı davalı firma sorumluluğunda olan bir sorumluluk olduğunu, davacı-karşı davalının, dava konusu ürünler ile ilgili test yapacak ise bunu şahit numuneye onay vermeden ve seri üretime başlanılmadan önce yapıp bitirmiş olması gerektiğini, aksi halde test yapmanın bir amacının kalmayacağını, çünkü test geldiğinde üretimin bitmiş ve ürünlerin teslim edilmiş olduğunu, müvekkili firmanın örnek taşbaskıları hazırlayarak davacı-karşı davalı tarafa sunduğunu, müvekkili firmanın hazırladığı hazırlamış olduğu örnek taşbaskıların ve fiyatın onaylanması üzerine seri üretime geçildiğini, aksi takdirde sipariş teklifinde belirtilen özellikler üzerinden alıcının onayını almadan seri üretime geçilmesinin hayatın olağan akışına da aykırı bir durum olduğunu, ayrıca davacı-karşı davalı firma tarafından onaylanmış şahit numune olduğunu, müvekkili firma tarafından hazırlanan taşbaskı ve nakış numunelerinin, üretimden önce davacı firmanın yetkilisine teslim edildiğini ve 2 gün sonra fiyat ve ürün onayı ile seri üretime geçildiğini, eğer davacı firma, ürünleri teste yani laboratuvara göndermemişse test sonuçlarını almadan ürün onayını vererek seri üretimi başlatmaması gerekiyor olduğunu, davacı firmanın ilk ürün gönderme tarihinin 26.09.2017 ve son gönderdiği ürünün ise 10.10.2017 tarihi olduğunu, hiçbir tacirin, ilerde alınıp, alınmayacağı belli olmayan ürün için hammadde ve malzeme alarak seri üretime geçmeyeceğini, davacı-karşı davalının, sunulan şahit numuneye göre üretime onay verdikten sonra, ürünleri kabul etmeyerek asıl kusurlu taraf olduğunu, bu sebeple müvekkili firmadan kumaş ve parça baskı bedeli talep edebilmenin yasal koşullarının bulunmadığı gibi anlaşılan ve onaylanan fiyat üzerinden müvekkiline olan borcunu ödemesinin gerektiğini, müvekkili firmanın kötü niyetle hareket edildiği iddiasının maddi dayanağının bulunmadığını, daha önce aynı veya benzer malzemelerden işler teslim edilmesine rağmen bugüne kadar bir sorun yaşamadığını, sözleşme ifa edildikten sonra, sözleşmeden caymanın belli şekle ve süreye bağlandığını, o malın alıcısı olan kişinin “satıcının ayıba karşı tefekkül” hükümlerinden yararlanabilmesi için mutlaka TTK’nın 25. ve Bk’nın 198 md hükümlerinde açık ve gizli ayıplar için öngörülen yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, ihbara konu malın son kısmını 18.10.2017 tarihinde muhatap firma yetkilisine teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, malın teslim tarihinden itibaren 13 gün sonra malın ayıplı çıktığını belirttiğini, ancak 26.10.2017 tarihine kadar müvekkili firmaya usulüne uygun biçimde ayıp ihbarında bulunmadığını, ayrıca ihbarın yapıldığı tarihte üretimin, tamamen firma yetkilisinin onayı ile başladığını ve bittiğini, belirterek, müvekkili tarafça izah edildiği üzere, davacı-karşı davalı tarafından açılan davanın, süresinde onaylanan şahit numuneye göre uygun imal edilip teslim edilen ürünlerle ilgili müvekkili firmanın bir kusuru söz konusu olmaması nedeniyle maddi ve yasal dayanağı bulunmaması nedeniyle reddine, süresinde karşı davalı firmanın yetkilisi tarafından onaylanan şahit numuneye uygun imal edilip teslim edilen ürünlerle ilgili müvekkili firmaya üretim aşamasında ve yasal sürede bir ayıp ihbarının yapılmaması nedeniyle müvekkilinin eser sözleşmesinden doğan 51.321,74 TL alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren reeskont avans faizi, vekalet ücreti ve yargılama gideri birlikte davacı-karşı davalı firmadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA VE KARŞI DAVAYA CEVAP:Davacı karşı davalı vekili dilekçesinde özetle; Öncelikle “şahit numune”nin şekli anlamda bir inceleme için gönderilen bir numune olduğunu, yani rengi, görüntüsü, ölçüsü v.s. nin kontrolü için verilen bir numune olduğunu, şahit numunenin laboratuvara gönderilmeyeceğini, şahit numuneye onay vermeyle davalarının bir ilgisinin bulunmadığını, ayrıca şahit numuneye onay verildiğinin de gerçek olmadığını, ihraç edilecek ürünün kanserojen madde içermesinin kontrolü açısından üretimin bir aşamasında bir numune alınarak laboratuvara verildiğini, bunun şahit numune olmadığını, bu ürünün banttan alındığını, bazen de ihracattan hemen önce yapıldığını, bazen ürün devam derken bazen üretim bitince alınıp laboratuvara, bazen de ilk çıkan işte numunenin alınarak laboratuvara verildiğini, bunun mantığının da davacı şahit numune ile üretimde kullandığı maddelerin farklı olmasını önlemek olduğunu, çünkü üretimde şahit numuneden farklı madde kullanılabileceğini, bunu bilmenin mümkün olmadığını, eğer daha önce bir firmayla çalışılmış ise firmaya güveniliyorsa şahit numunenin de laboratuvara gönderilebileceğini, laboratuvar sonuçlarını almanın üretimin bir parçası olmadığını, yani laboratuvar sonucuna göre üretime geçilmeyeceğini, üretilen maldan numune alınarak laboratuvara gönderileceğini, davalının üretimde insan sağlığına zararlı madde kullanamayacağını, insan sağlığına zararlı madde kullanılamaz diye davacıya talimat verilmesine de gerek olmadığını, ayrıca davacı müvekkilinin ihracatçı firma olduğunu ve daha önceki yapmış olduğu işlerde de kanserojen madde içerip içermediğine ilişkin olarak laboratuvara numune gönderdiğini ve temiz çıkmasından sonra ihracatın yapıldığını bildiğini, aslolanın insan sağlığına zarar veren madde kullanmamak olduğunu, ama davalının daha önceki işlerden müvekkilinin insan sağlığına zararlı madde içerip içermediğini tespiti açısından numune alıp laboratuvara gönderdiğini bildiğini, zaten davalının insan sağlığına zararlı madde kullanmayacağını sözlü olarak taahhüt ettiklerinden kendileri ile çalışıldığını, insan sağlığına zararlı madde içeren üretimin ayıplı üretim olduğunu, ayıplı üretimin yapılmaması için ayrıca bir talimata da gerek olmadığını, davalıya ayıp ihbarının derhal yapıldığını, ihbar tarihinin ayıp ihbar tarihi olmadığını, ihbarın daha önce yapıldığını zararın giderilmesi için çeşitli görüşmeler yapıldığını sonuç alınamayınca noterden ihtar çekildiğini, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını tanıkla ispatlayacaklarını, müvekkilinin Borçlar Kanunu 475/1 maddesine göre sözleşmeden dönme hakkını kullanmış olduğundan karşı davacının sözleşmenin bedelini istemesinin mümkün olmadığını, mallarda insan sağlığına zararlı maddeler kullanıldığı için satılmasının, ihracının mümkün olmadığını, ayrıca üretilen ürünlerde siparişi verilen firmanın modellerinin kullanılacağını, o ürünlerin iç piyasaya veya başka yere satılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin işi kabule zorlanmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, ayrıca davalının karşı davada belirttiği alacak miktarını da kabul etmediklerini, eğer iş ayıplı olmasa idi bile davalıya belirtilen kadar rakam ödenmeyeceğini, daha düşük fiyata anlaşıldığını, belirterek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan, ayıplı üretim nedeniyle iş sahibinin uğradığı zararın yükleniciden tahsili istemine ilişkindir.
Karşı dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan, iş bedelinin iş sahibinden tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının davacı için fason olarak ürettiği dava konusu 18910 parça ürünün kansorejen madde içerip içermediği, bu yönüyle ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliği, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıbın giderebilecek nitelikte olup olmadığı, giderebilecek ise ürün bedelinde indirim yapılması gerekip gerekmediği, ayıp üretim söz konusu ise tarafların kusur durumları, sonuç itibariyle davacının ayıplı ürünler nedeniyle kumaş bedeli ve parça başı bedeli talep edip edemeyeceği , karşı davacının fason üretim bedeli karşılığı düzenlediği fatura bedelini talep edip edemeyeceği hususlarındadır.
Davacı Tanığı ... Mahkemece alınan beyanında; kendisinin davacı şirkette müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, kendilerinin şirket olarak davalı taraf kumaşlar üzerine taş baskı yaptırmak üzere 18.000 küsür civarında ürün gönderdiklerini, davalı tarafça baskı işlemine başlandığını, işlem sırasında imalattan örnek ürün alıp kimyasal ve fizik testler yaptırdıklarını, yaklaşık 3.000-4.000 civarında ürünün baskısı yapılmışken kendilerinin test sonuçlarına göre kimyasal test sonucunun olumsuz olduğunu, kullanılan malzemenin kanserojen madde içerdiğini fark ettiklerini, baskının durdurulması için kendisinin bizzat ve şirket çalışan ... davalı ile görüştüklerini, davalının buna rağmen üretime devam ederek ürünlerin baskısını bitirdiklerini, davalı ile görüştüklerinde kendisinin yeniden 18.000 civarında ürünün baskısını yapacağını kabul ettiğini, fakat 2 - 3 gün sonra yeniden yapmayacağını beyan ettiklerini beyan etmiş, davacı/karşı davalı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; test sonuçlarını aldığımızda aynı saatte davalıyı arayarak durumu bildirdiklerini, üretimin durmasını istediklerini, söz konusu kimyasal ve fiziksel testi şirket olarak kendileri yaptırdıklarını, fakat ücretini müşterinin ödediğini, test sonuçlarının da müşteriye gittiğini, müşteri dediği yurt dışındaki üretilen ürünleri satın alan şirket olduğunu, test sonuçları olumsuz çıkarsa bedeli kendilerine yansıtıldığını beyan etmiş, davalı/karşı davacı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya tanık; test raporlarının çıkış tarihini tam olarak hatırlamadığını, test raporları kağıda dökülmeden olumlu-olumsuz sonucu yurt dışındaki müşterinin Türkiye'deki ajansı olan ... mail olarak gönderildiğini, onlar da kendilerine hemen dönüş yaptıklarını, bunun üzerine baskının durudurulmasını talep ettiklerini beyan etmiş, beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Davacı Tanığı ... duruşmada alınan beyanında; kendisinin davacı şirkette genel koordinatör olarak çalıştığını, ortaklığının olmadığını, davalıya 18.000 civarında davacı şirketçe taş baskı yapılmak üzere ürün teslim edildiğini, davalı önce numune ürün yaptığını, bunun ürün üzerinde davacı şirketçe müşteri ile de görüşülüp inceleme yapılıp onay verildiğini, sonra üretime geçildiğini, üretimden numune alınıp Bağımsız Test Kuruluşuna fiziksel kimyasal inceleme yapıldığını, yaklaşık 3.000- 5.000 civarı ürünün baskısı bitmişken baskıda kullanılan malzemede kansorejen malzeme olduğu tespit edildiğini, bağımsız test kuruluşu sonucu müşteriye maille bildirildiğini, müşterinin de kendilerine durumu bildirince anında davalıya arayıp işin durdurulmasını talep ettiklerini, davalı buna rağmen baskıya devam edip tüm ürünleri bitirdiğini, daha sonra kendisinin bizzat görüşmediğini, fakat şirket yetkilileri davalı ile görüştüklerini, kendisinin de bizzat şahit olduğunu, davalının ilk başta kansorejen madde kullanmadığını iddia ettiğini, fakat test sonuçlarını gösterince kabul etmiş olduğunu, bu sorunun nasıl giderileceği konuşulduğunu, bir iki başka malzemelerle düzeltilmesine ilişkin denemede yapıldığını, fakat bir sonuç alınamayacağından durumun ortada kaldığını beyan etmiş, beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Davacı Tanığı ...'ın duruşmada alınan beyanında; kendisinin davacı ... Tekstil'in Baskı Nakış Sorumlusu Olarak Çalıştığını, Şu Anda Başka Bir Yerde Çalıştığını, ... Tekstil'in Tedarikçi Olarak Davalı ...'a fason üretim yaptırdığı 18.000 civarında kumaş üzerinde baskı ve yapıştırma el işi ürün vardığını, ürünlerin davalıya teslimini kendisinin yaptığını, önce davalı tarafça numune üretim yapıldığını, numunenin kendilerine gönderildiğini, ... Tekstil adına kendisinin ürünün kontrolünü yaptığını, kendilerinin bu ürünleri satacağı müşteriye numuneyi gönderdiklerini, numunenin onayı geldiğini, bunun üzerine ... Tekstilin müşteri temsilcisi ... bey, davalı tarafa üretimin yapılması konusunda talimat verdiğini, hatta davalı tarafa bu konudaki bilgiyi de bizzat kendisinin verdiğini, davalı tarafın da üretim hazırlığına girdiğini, davalı tarafın imalata başladığını, kendisinin de imalat sürecine takipçi olarak katıldığını, yaklaşık 1.500 ürün haricinde diğer ürünlerin tamamının imalatı bittiğini, sonra ... Bey kendisini arayarak ürünlerde sorun çıktığını söylediğini, bu arada imalatı yapılan ürünlerin imalatı bittikçe peyderpey davacıya teslim edildiğini, ... Bey teslim edilen ürünler üzerinde yapılan inceleme sonucu sorun olduğunu bildirdiğini, ürünlerdeki sorunun da PVC Patalight yani kanserojen madde olduğunu söylediğini, bu arada kalan 1.500 ürün de üretilip davacıya teslim edildiğini, ... Bey'in kendisine bilgi verdiğinde kendisinin ürünler de kanserojen madde çıktığını davalıya derhal bildirdiğini, tüm ürünlerin üretilip teslim edilmesinin 2 haftayı bulduğunu, 2 haftanın sonuna doğru da kanserojen madde tespiti yapıldığını davalıya bildirdiğini beyan etmiş, davalı/karşı davacının talebi üzerine sorulan soruya tanık; ... Tekstilde çalışan ... Bey'in kendisine test sonucunda davalının ürünlerde kullandığı taşlarda kanserojen madde çıktığını söylediklerini beyan etmiş, beyanını imzası ile tasdik etmiştir.
Dosyanın, mahkememizden verilen 31/10/2019 tarih ve ... Esas ... karar sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kaldırılma ilamı doğrultusunda yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce alınan 05/07/2023 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda özetle;
Dava konusu ürün order no ... dir. Davacı tarafından 26.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 2.200 adet, 28.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 12.440 adet ve 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 4.270 adet olmak üzere toplam 18.910 adet ürün parçasına taş baskı işlemi yapılmak üzere davalıya sevk edilmiştir. Davalı tarafından taş baskı işlemi yapılan kumaş parçaları davacıya baskı işlemi yapıldıkça teslim edilmiştir. Baskı işlemi tamamlanınca davalı 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu faturayı kesmiştir.
Davalı tarafından 26.09.2017 tarihinde teslim alınan kumaş parçalarına baskı işlemi yapılırken baskı yapılan kumaşlardan alınan numune... ve Denetim A.Ş.'ne 27.09.2017 tarihinde test yapılması için teslim edilmiştir. 11.10.2017 tarihinde çıkan ... nolu test raporu sonucuna göre; davalının taş baskı yaptığı kısımlarda %0,1 kabul limitinin üzerinde insan sağlığına zararlı madde olan fitalat içerdiği tespit edildiğinden fitalat testinden kalmıştır. Tanık ifadelerinden davacının ayıbı öğrenince davalıya şifahen ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bakırköy ....Noterliği'nin 01.11.2017 tarihli ... nolu ihtarnamesiyle baskı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu davacı tarafından davalıya yazılı olarak ihtar edilmiştir.
Davacının davalıya son teslim ettiği kumaş parçaları 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle teslim ettiği 4.270 adet kumaş parçasıdır. Davacının 4.270 adet ürün için ayıp ihbarını süresinde yaptığı anlaşılmaktadır.
Davacı dava konusu 18.910 adet ürüne ait kumaş parçalarına ... irsaliyeli faturasına göre dava konusu ürünlerin baskı işlemi için davacı KDV dahil 18.910 x 0,45 x 1,18 = 10.041,21 TL ödeme yapmıştır.
Davacının dosyaya sunduğu faturalara göre; dava konusu ... order nolu ürünlerin kumaşı... Tic.Ltd.Şti ve ... Tekstil firmalarına 0,85 TL/kg birim fiyattan ördürülmüştür. ... Tekstil’in 18.09.2017 tarihli ... nolu faturasına göre 533 kg polyviskon süprem kumaş için 471,17 TL ödemiştir. ... San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin 18.09.2017 tarihli ... nolu, 25.09.2017 tarihli ... ve 11.10.2017 tarihli ... nolu faturalarına göre 4.165 kg polyviskon süprem kumaş için 4.165 x 0,85 x 1,04 = 3.681,86 TL ödemiştir. Davacı toplam 533 + 4.165 = 4.698 kg kumaş ördürmüştür. Ürün ağırlığı: 4.698 / 18.910 = 0,248 kg/adet. Örülen kumaş miktarından 18.910 adet ... order nolu ürünün üretilebileceği kanaatine varılmıştır.
Davacı ördürdüğü kumaşlarda kullanacağı ipliği ... Tic.Ltd.Şti.’den 5,80 USD/kg (≈20,00 TL/kg) birim fiyattan almıştır. 4.698 kg kumaşın imalatı için gerekli iplik maliyeti (%5 fire dahil) = 4.698 x 1,05 x 20,00 x 1,08 = 106.550,64 TL’ dir.
Davacı ördürdüğü kumaşları ....ve Tic.Ltd.Şti’nde 2,10 TL/kg birim fiyata yıkama, ram, silikon ve sanfor işlemi yaptırmıştır. Davacının 4.698 kg kumaşın terbiyesi için ödediği tutar: 4.698 x 2,10 x 1,18 = 11.641,64 TL.
Dava konusu ürünlerin imalatında kullanılan kumaşların kesim işlemi piyasada 0,50 TL/adet birim fiyattan yapılabilir. Kesim maliyeti: 18.910 x 0,50 x 1,04 = 9.833,20 TL.
Dava konusu 18.910 adet ürünün imalat maliyeti: iplik + örme + terbiye + baskı + kesim = 106.550,64 + 471,17 + 3.681,86 + 11.641,64 + 10.041,21 + 9.833,20 = 142.219,72 TL.
Davacının ayıp ihbarını süresinde yaptığı 4.270 adet ürün için zararı: 4.270 adet x 142.219,72 TL / 18.910 adet = 32.114,13 TL olarak hesaplanmıştır.
İncelenen 18.910 adet ürüne ait kumaş parçaları insan sağlığına zararlı kanserojen fitalat maddesi içerdiğinden piyasada değerlendirilmesi mümkün değildir. Tamirle de düzeltilemez. Bu durumda davacının zararı üretim maliyeti olan 142.219,72 TL’ dir. Ancak davacı ayıp ihbarını süresinde yapmış olduğu 4.270 adet ürün için oluşan 32.114,13 TL zararını davalıdan talep edebilir.
Davalı karşı davasında, 18.910 adet ürüne yapmış olduğu taş baskı işlemi için düzenlemiş olduğu 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu fatura bedelini talep etmektedir. Davalı alacağından davacının 4.270 adet ürün için oluşan 32.114,13 TL zararının mahsubu sonrasında 51.321,74 - 32.114,13 = 19.207,61 TL davalı davacıdan alacaklı hale gelmektedir.
Somut olaydaki iddia, savunma, vakıa ve sunulan belgeler, Mahkemenin tarafımıza tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde;
Davacının davalıya son teslim ettiği kumaş parçalarının 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle teslim ettiği 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası olduğu, davacının 4.270 adet ürün için ayıp ihbarını süresinde yaptığının anlaşıldığı, davacının ayıp ihbarını süresinde yaptığı 4.270 adet ürün için 32.114,13 TL zararının oluştuğu, davalının karşı davasında, 18.910 adet ürüne yapmış olduğu taş baskı işlemi için düzenlemiş olduğu 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu fatura bedelini talep ettiği, davalı alacağından davacının 4.270 adet ürün için oluşan 32.114,13 TL zararının mahsubu sonrasında 51.321,74 - 32.114,13 = 19.207,61 TL davalının davacıdan alacaklı hale geldiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce alınan 20/12/2023 tarihli Bilirkişi 2. Ek Raporunda özetle;
Dava konusu ürün order no ... dir. Davacı tarafından; 26.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 2.200 adet, 28.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 12.440 adet ve 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle 4.270 adet olmak üzere toplam 18.910 adet ürüne ait kumaş parçası, taş baskı işlemi yapılmak üzere davalıya sevk edilmiştir. Davalı tarafından taş baskı işlemi yapılan kumaş parçaları davacıya baskı işlemi yapıldıkça peyderpey teslim edilmiştir. Baskı işlemi tamamlanınca davalı 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu faturayı kesmiştir. Davalı tarafından 26.09.2017 tarihinde teslim alınan kumaş parçalarına baskı işlemi yapılırken baskı yapılan kumaşlardan alınan numune ... ve Denetim A.Ş.'ne 27.09.2017 tarihinde test yapılması için teslim edilmiştir. 11.10.2017 tarihinde çıkan ... nolu test raporu sonucuna göre; davalının taş baskı yaptığı kısımlarda %0,1 kabul limitinin üzerinde insan sağlığına zararlı madde olan fitalat içerdiği tespit edildiğinden fitalat testinden kalmıştır. Tanık ifadelerinden davacının ayıbı öğrenince davalıya şifahen ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bakırköy ....Noterliği'nin 01.11.2017 tarihli ... nolu ihtarnamesiyle baskı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu davacı tarafından davalıya yazılı olarak ihtar edilmiştir.
Davacı Tanığı ... duruşmada alınan beyanında; “kendisinin davacı ... Tekstil'in baskı nakış sorumlusu olarak çalıştığını, şu anda başka bir yerde çalıştığını, ... Tekstil'in tedarikçi olarak davalı ...'a fason üretim yaptırdığı 18.000 civarında kumaş üzerinde baskı ve yapıştırma el işi ürün verdiğini, ürünlerin davalıya teslimini kendisinin yaptığını, önce davalı tarafça numune üretim yapıldığını, numunenin kendilerine gönderildiğini, ... Tekstil adına kendisinin ürünün kontrolünü yaptığını, kendilerinin bu ürünleri satacağı müşteriye numuneyi gönderdiklerini, numunenin onayı geldiğini, bunun üzerine ... Tekstilin müşteri temsilcisi ... beyin davalı tarafa üretimin yapılması konusunda talimat verdiğini, hatta davalı tarafa bu konudaki bilgiyi de bizzat kendisinin verdiğini, davalı tarafın da üretim hazırlığına girdiğini, davalı tarafın imalata başladığını, kendisinin de imalat sürecine takipçi olarak katıldığını, yaklaşık 1.500 adet ürün haricinde diğer ürünlerin tamamının imalatı bittiğini, sonra ... beyin kendisini arayarak ürünlerde sorun çıktığını söylediğini, bu arada imalatı yapılan ürünlerin imalatı bittikçe peyderpey davacıya teslim edildiğini, ... beyin teslim edilen ürünler üzerinde yapılan inceleme sonucu sorun olduğunu bildirdiğini, ürünlerdeki sorunun da PVC Patalight yani kanserojen madde olduğunu söylediğini, bu arada kalan 1.500 ürün de üretilip davacıya teslim edildiğini, ... Bey'in kendisine bilgi verdiğinde kendisinin ürünlerde kanserojen madde çıktığını davalıya derhal bildirdiğini, tüm ürünlerin üretilip teslim edilmesinin 2 haftayı bulduğunu, 2 haftanın sonuna doğru da kanserojen madde tespiti yapıldığını davalıya bildirdiğini” beyan etmiştir.
Davacı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; ihraç edilecek ürünün kanserojen madde içermesinin kontrolü açısından üretimin bir aşamasında bir numune alınarak laboratuvara verildiğini beyan etmiştir. Davacı Tanığı ...’ın ifadesine göre, davacı tarafından sadece 1.500 adet kumaş parçasına davalı tarafından taş baskı yapılmadan davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu beyan etmiştir.
Davacı tarafından davalıya teslim edilen kumaş parçalarına taş baskı işlemi yapıldıkça peyderpey davacıya teslim edilmiştir. Davacı tarafından davalıya 26.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle teslim edilen 2.200 adet ve 28.09.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle teslim edilen 12.440 adet olmak üzere toplam 2.200 + 12.440 =) 14.640 adet kumaş parçasının taş baskı işlemi tamamlanmıştır. Taş baskı yapıldıkça peyderpey davacıya teslimat yapıldığından bu ürünlerin de davacıya tesliminin yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacının 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet kumaş parçasının taş baskı işlemi yapılırken, 11.10.2017 tarihli test raporu çıktığından taş baskı nedeniyle ürünlerin ayıplı hale geldiği anlaşılmış ve 1.500 adet ürünün baskısı yapılmadan davalıya ayıp ihbarında bulunulmuştur. Davalı 1.500 adet ürünün baskısını ayıplı olduğunu öğrendikten sonra yapmıştır. Ancak davacı 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen (4.270 – 1.500 =) 2.770 adetinin taş baskı işlemi yeni yapılmış olduğundan ayıp ihbarını süresinde yapmıştır. Davalı da taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde ayrıca 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olmuştur. Davacı davalıya en son 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle teslim ettiği 4.270 adet kumaş parçalarının davalının yaptığı taş baskı işlemi sonucu ayıplı hale gelmesi nedeniyle uğradığı zararını davalıdan talep edebilir.
Kök raporumuzda dava konusu 18.910 adet ürünün iplik + örme + terbiye + baskı + kesim imalat maliyetinin 142.219,72 TL olduğu hesaplanmıştır. Yapılan maliyet hesabı, 18.910 adet ürünün ön + arka + kol vs tüm parçalarının maliyetidir. Davalının taş baskı yapmış olduğu ürünün sadece bir parçasıdır. Davacı dava dilekçesinde 49.000,00 TL kumaş bedeli ve 9.000,00 TL parça baskı bedeli olmak üzere toplam (49.000 + 9.000 =) 58.000,00 TL zararının oluştuğunu beyan etmiş ve bu zararının tahsilini talep etmiştir. Davacının talebi olan 58.000,00 TL’nin 18.910 adet ürünün taş baskı nedeniyle ayıplı hale gelen kumaş parçaları için kadri maruf olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının ayıp ihbarını süresinde yaptığı 2.770 adet kumaş parçası ve davalının yaptığı taş baskı işleminin ayıplı olduğunu bildiği halde ayıplı halde, taş baskı işlemine devam ederek ayıplı olmasına sebep olduğu 1.500 adet kumaş parçası olmak üzere toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının zararı: 4.270 adet x 58.000 TL / 18.910 adet = 13.096,77 TL olarak hesaplanmıştır.
İncelenen 18.910 adet ürüne ait kumaş parçaları insan sağlığına zararlı kanserojen fitalat maddesi içerdiğinden piyasada değerlendirilmesi mümkün değildir. Tamirle de düzeltilemez. Bu durumda davacının zararı üretim maliyeti olan 58.000,00 TL’ dir. Ancak davacı ayıp ihbarını süresinde yapmış olduğu 4.270 adet ürün için oluşan 13.096,77 TL zararını davalıdan talep edebilir. Davalı karşı davasında, 18.910 adet ürüne yapmış olduğu taş baskı işlemi için düzenlemiş olduğu 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu fatura bedelini talep etmektedir. Davalı alacağından davacının 4.270 adet ürün için oluşan 13.096,77 TL zararının mahsubu sonrasında davalı davacıdan 51.321,74 – 13.096,77 = 38.224,97 TL alacaklı hale gelmektedir.
Davacının 10.10.2017 tarihli 121991 nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, davalının karşı davasında, 18.910 adet ürüne yapmış olduğu taş baskı işlemi için düzenlemiş olduğu 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu fatura bedelini talep ettiği, davalı alacağından davacının 4.270 adet ürün için oluşan 13.096,77 TL zararının mahsubu sonrasında davalının davacıdan 51.321,74 – 13.096,77 = 38.224,97 TL alacaklı hale geldiği şeklinde rapor düzenlemişleridr.
Tüm dosya kapsamı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kaldırılma ilamı hep birlikte değerlendirilmesinde ;
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı yüklenici, davalı ise taşerondur.
Taraflar arasında davacı yanca üretilen tekstil ürünlerine davalı tarafça taşbaskı yapılması konulu eser sözleşmesi akdedildiği hususu tarafların kabulündedir.
Yanlar arasında sözleşmenin içeriğine, bedeline ve davalı ... taşbaskısı yapılan ürünlerin davacı yana teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; teslim edilen ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıplı üretim söz konusu ise tarafların kusur durumlarının tespiti noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/02/1979 gün 1977/11-393 E., 1979/80 K. Sayılı kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında esasları ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere; eser sözleşmesi iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. Eser sözleşmesinde iş sahibinin asli borcu TBK'nın 470.maddesi çerçevesinde meydana getirilen eser karşılığında bir miktar pararın ödenmesi, yüklenicinin borcu ise eseri zamanında ve ayıpsız olarak imal ve teslim etmektir.
Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemiş veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.
Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlamak yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir.
Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.
TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır. Bu külfetlerin yerine getirilmemesi iş sahibinin yükleniciye karşı sorumluluğunu gerektirmemekte, sadece ayıplı eser teslimi dolayısıyla sahip olduğu haklardan yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır.
TBK'nın 477/1. maddesi gereğince gizli ayıplar açısından ise, ayıbın varlığı zaman aşımı süresi içerisinde vakit geçirilmeksizin yükleniciye bildirilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafça eser sözleşmesinin varlığı ve işin teslim alındığı kabul edilmekle birlikte, yapılan işlerin bir kısmının ayıplı ifa edildiği ve davalıdan bu yönden alacak doğduğu ileri sürülmüştür.
Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli hertürlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.
Asıl dava yönünden ; davalıya taş baskı yapılması için davacı ... gönderilen yaklaşık 18.910 adet ürünün taş baskı yapılarak davacıya parti parti teslim edildiği, son teslimat tarihinin 18/10/2017 olduğu, bu durumun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı yanca son teslimatı yapılacak ürünlerden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken üretim aşamasında alınan numune kumaşın 27/09/2017 tarihinde laboratuvara gönderildiği, TÜVRheinland tarafından hazırlanan 27/09/2017 tarihli raporda ürünlerde kanserojen madde bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun davacı yanca yurt dışı müşteriye iletildiği, müşteri tarafından ürün üretiminin durdurulması yönünde talimat verilmesi üzerine son teslimat ürünlerinden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken laboratuvar sonucunun davalıya önce şifahen bildirildiği, sonrasında Bakırköy .... Noterliği'nden keşide edilen 01/11/2017 tarihli ihtarname ile tüm ürünlerdeki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsilinin talep edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sırasında laboratuvara gönderilen 6 parça kumaş üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda taş baskı sırasında kullanılan taşta kanserojen madde olduğunun tespit edildiği, bu itibarla davacı yanca ürünlerdeki ayıp iddiasının ispatlandığı, ancak sadece son teslimattaki ürünlerdeki gizli ayıbın makul süre içinde davalı yana bildirildiği, buna karşın son teslimattan önceki ürünlerdeki ayıp ihbarı için makul sürenin aşıldığı bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kaldırılma ilamı doğrultusun da dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre davacının 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu, tespit edilmiş olup dosyada alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacı tarafın davalı taraftan 13.096,77 TL zarar bedeli talep edebileceği anlaşılmakla asıl dava yönünden; asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 13.096,77 TL'nin dava tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Karşı dava yönünden ;davalı karşı davacının karşı davasında, 18.910 adet ürüne yapmış olduğu taş baskı işlemi için düzenlemiş olduğu 51.321,74 TL tutarındaki 18.10.2017 tarihli ... nolu fatura bedelini talep ettiği,davalıya taş baskı yapılması için davacı ... gönderilen yaklaşık 18.910 adet ürünün taş baskı yapılarak davacıya parti parti teslim edildiği, son teslimat tarihinin 18/10/2017 olduğu, bu durumun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı ... son teslimatı yapılacak ürünlerden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken üretim aşamasında alınan numune kumaşın 27/09/2017 tarihinde laboratuvara gönderildiği, ... tarafından hazırlanan 27/09/2017 tarihli raporda ürünlerde kanserojen madde bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun davacı yanca yurt dışı müşteriye iletildiği, müşteri tarafından ürün üretiminin durdurulması yönünde talimat verilmesi üzerine son teslimat ürünlerinden 3.000-4.000 tanesinin baskısı yapılmışken laboratuvar sonucunun davalıya önce şifahen bildirildiği, sonrasında Bakırköy .... Noterliği'nden keşide edilen 01/11/2017 tarihli ihtarname ile tüm ürünlerdeki ayıp nedeniyle uğranılan zararın tahsilinin talep edildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sırasında laboratuvara gönderilen 6 parça kumaş üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda taş baskı sırasında kullanılan taşta kanserojen madde olduğunun tespit edildiği, bu itibarla davacı yanca ürünlerdeki ayıp iddiasının ispatlandığı, ancak sadece son teslimattaki ürünlerdeki gizli ayıbın makul süre içinde davalı yana bildirildiği, buna karşın son teslimattan önceki ürünlerdeki ayıp ihbarı için makul sürenin aşıldığı bu kapsamda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 22/02/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kaldırılma ilamı ilamı doğrultusun da dosyada bulunan sevk irsaliyelerinden yola çıkılarak ayıp ihbarı süresinde yapıldığı ispatlanan, son teslimat ile teslimi yapılan kumaşların sayısının tespiti ve tespit edilen kumaş miktarı üzerinden davacı yanın zararının belirlenmesi konusunda alınan bilirkişi raporuna göre davacının 10.10.2017 tarihli ... nolu irsaliyeyle davalıya teslim etmiş olduğu 4.270 adet üründen 2.770 adetinin taş baskı işlemi yapıldıktan hemen sonra, süresinde, davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalının yapılan taş baskı işleminin ayıplı olduğunu öğrendiği halde, kalan 1.500 adet ürüne de taş baskı yaparak ayıplı hale gelmesine sebep olduğu, ayıplı toplam 4.270 adet ürüne ait kumaş parçası için davacının 13.096,77 TL zararının oluştuğu , bu kapsamda davalı /karşı davacının, davacı/ karşı davalıdan 38.224,97 TL alacağı olduğu tespit edilmiş olup dosyada alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davalı /karşı davacı taraf davacı/ karşı davalı taraftan 38.224,97 TL alacağını talep edebileceği anlaşılmakla karşı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 38.224,97 TL'nin karşı dava tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kaar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-ASIL DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 13.096,77 TL'nin dava tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gereken 894,64-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 990,50-TL'nin mahsubu ile bakiye 95,86 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Dava ilk açılış harç gideri olan 1.026,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan müzekkere, tebligat, keşif harcı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.157,80-TL'den kabul-red oranına göre hesaplanan 938,83-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 13.096,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1-KARŞI DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 38.224,97 TL'nin karşı dava tarihi olan 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alınması gereken 2.611,14-TL harçtan, davacı tarafından yatırılan 14,50 TL peşin harç ile 862,00 TL tamamlama harcı toplamı 876,50 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 1.734,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Dava ilk açılış harç gideri olarak 14,50 TL peşin harç ile 862,00 TL tamamlama harcı toplamı 876,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan müzekkere ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 44,00-TL'den kabul-red oranına göre hesaplanan 34,06-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 13.096,77-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!