WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/27 Esas
KARAR NO : 2024/638

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/01/2023
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/08/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; borçlu ... ve yetkilisi olduğu ... ile müvekkil ... plastik Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. arasında sözlü olarak yüklenicinin ... ve ... olduğu, alıcı firmanın ise ... Plastik Sanayi İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Olduğu bir satış sözleşmesi akdedildiğini, ancak Borçlu davalıların müvekkilden sürekli para aldıkları halde herhangi bir üretim yapmadığını ve söz verdikleri tarihte dilekçe ekinde sunulan 10/06/2021 tarihli protokolden de anlaşılacağı gibi makine teslimatı yapmadığını, bunun karşılığında da müvekkil üzerine düşen kısmı büyük ölçüde ödediğini, sözleşmeden sonra da davalının para talepleri devam ettiğini, talep edilen tümparaların ödendiğini ancak ne kararlaştırılan tarihte ne de sonrasında makine teslim edilmediğini, çünkü makinenin hiçbir zaman yapılmadığını, bu sebeple davalı borçlular aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı taraflarca işbu icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini açıklanan nedenlerle davanın kabulünü itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından belirtilen protokollerin icra dosyasına ve dava dosyasına sunulmamış olup
müvekkillerin davacı tarafa bahsedilen protokollerden kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını,
öte yandan müvekkiller ile davalı ekstruder makinesinin (ambalaj çember makinesinin arka kısmı)
350.000,00-TL bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, satış bedelinin ödenmediğini, makineyi
teslim almadığını,
açıklanan sebeplerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı
olmamak üzere kötü niyet tazminatının hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin
karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında "alacak " istemine dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, banka kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış taraf delilleri toplanmıştır.
-Davalı tarafın makinaların teslim edilmemesine ilişkin bir itirazı bulunmadığı ve bu hususta taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 134.830,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının "alacak" olduğu, davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesinde; taraflarca varlığı ve imzaların inkar edilmediği 10/06/2021 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafça sözleşme kapsamında ödemeler yapılmasına rağmen sözleşmeye konu makinenin teslim edilmediği iddia edilmekte iken davalı tarafça sözleşmeye konu bedelin tamamının ödenmediği, davacı tarafça makinenin teslim alınmadığı, yapıldığı iddia edilen bir kısım ödemelerin de sözleşme ile ilgisinin bulunmadığının iddia edildiği görülmektedir.
-Taraflar arasındaki 10/06/2021 tarihli, satış sözleşmesi başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmenin taraflarının davalı ... ve davacı ... olduğu, davalı ...'in sözleşmede taraf olmadığı ve şirket yetkilisi sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığı, sözleşmede çek ile yapılan ödemeler ve daha sonra yapılacak ödemeler neticesinde toplam 350.000,00 TL bedel karşılığında ekstuter makinesinin davalı şirket tarafından davacı şirkete 31/08/2021 tarihlinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Tarafların beyan ve savunmaları nazara alındığında 10/06/2021 tarihli sözleşme kapsamında sözleşmeye konu makinenin davacı ... teslim edilmediği davalı tarafın da kabulündedir. Ancak davalı tarafça makinenin davacı ... tarafından teslim alınmadığı ve ödemelerin tam olarak yapılmadığı iddia edilmektedir.
-Bu noktada öncelikle Mahkememizce alıcının temerrüdü ve hukuki sonuçları üzerinde durulmasında yarar görülmektedir.
-Alacaklının borçları ve temerrüdü genel olarak TBK m. 106 vd. maddelerinde, özel olarak ise 232 ila 236. maddelerinde düzenlenmiştir.
-Alacaklının edimi kabul etmemesi, çoğunlukla sorumluluğuna yol açmamakla birlikte, bazen edimi kabul, alacaklı için bir borç da teşkil edebilmektedir. Alacaklı borçlu tarafından usulüne uygun yapılan ifa teklifini haklı bir nedene dayanmaksızın kabul etmez ise, alacaklı temerrüdü meydana gelir.
-Bu durumda ifa engeli, alıcının hareketsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda alıcı temerrüdünün borçlu ve alıcıya dönük iki şartı mevcuttur. Borçlu tarafından edimin ifaya uygun olarak arz edilmesi gereklidir. Zira ifa edime uygun değilse, alıcı buna kabule mecbur olmadığından temerrüt olgusu gerçekleşmez. Alıcı bakımından gereken şart ise, ifanın haklı bir nedene dayanılmaksızın reddedilmesi ya da ifa için hazırlık hareketlerinin yapılmasından kaçınılmasıdır.
-Satış sözleşmelerinde alıcının borcu, sözleşmede kararlaştırıldığı biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmaktır (TBK m. 232/I). Satılanın satış bedeli ödendikten sonra veya ödeme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşmesi halinde satıcı herhangi bir işlem gerekmeksizin sözleşmeden dönebilir (TBK m. 235/I).
-Türk Borçlar Kanunu'nun 107. Maddesinde ise alacaklı temerrüdü halinde uygulanacak hükümlere yer verilmiş, seçimlik haklardan tevdi hakkına yönelik olarak yapılan düzenlemede; "alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.
"hükümlerine yer verilmiştir.
-Mahkememiz dosyası taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında yapılan ödemelerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 17/09/2023 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2021 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunup
bulunmadığının takdirinin sayın mahkemeye bırakıldığı, 2022 yılına ait ticari defterler ve
kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu,
davalı tarafın 08.05.2023 defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin
bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtları veya belgeleri üzerinden inceleme
yapılamadığı, davacı tarafın ticari defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle davalı taraf ile ilgili
herhangi bir borç veya alacak bakiye durumunun olmadığı,
davalı tarafın dosya muhteviyatına ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, borcu olmadığını
ispat etmesi gerektiği,
davacı tarafından 10.06.2021 tarihli “Satış Sözleşmesine” istinaden davalı tarafa yaptığı
ödemelere ait 15 kalem ve 134.000,00 TL tutardan oluşan dosya muhteviyatına bir adet
listenin sunulduğu, iş bu ödeme listesinin 11 kalem ve 117.000,00 TL tutarlı olanının çek
ödemelerine, 4 kalem ve 17.000,00 TL olanının nakit ödemelere ait olduğunun beyan
edildiği,
8 kalem ve 99.500,00 TL çek ödemesine ait belge ve banka kayıtlarının dosya muhteviyatına
sunulduğu, iş bu ödemelere konu olan banka kayıtlarında çeklerin üzerinde davacı şirketin
ve/veya davacı şirket yetkilisinin davalı şirket ve/veya davalı şahıstan önce ciranta
konumda olduğu, çeklerin ödemelerinin banka kanallarıyla yapıldığı,
2 kalem ve 7.000,00 TL nakit ödemesine ait belge ve banka kayıtlarının dosya
muhteviyatına sunulduğu, iş bu ödemelere konu olan banka kayıtlarında açıklama kısmına
davalı şirketin bilgilerinin yazıldığı, nakit ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, davacı tarafın alacak talebi ile ilgili nihai kararın sayın mahkemeye bırakıldığı, davacı
tarafın haklı bulunması halinde dosya muhteviyatına sunulan tüm belge, bilgi ve banka
kayıtlardan takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak tutarının 10 kalem üzerinden
106.500,00 TL olarak hesaplandığı,
davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne/düşürüldüğüne dair dosya
muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın takip tarihinden önce
işlemiş faiz talebinin bulunmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep
edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Kök raporda yer alan eksiklerin giderilmesi amacıyla davacı vekiline delil listesi ve eklerinde sunmuş olduğu ...bank A.Ş. .... Şubesi, 14/06/2022 tarih, 5.000,00 TL bedel ve ...bank ... Şubesi 15/06/2021 tarih, 5.000,00 TL'lik ödemelere ilişkin dekontlarını ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, davaya konu edilen satış sözleşmesi ekinde yer aldığı belirtilen çek listesini ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ibraz edilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı tarafın sunduğu bilgi ve belgeler doğrultusunda banka kayıtları yeniden temin edilmiş, temin edilen kayıtlar doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi amacıyla dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 17/02/2024 tarihli ek raporda özetle; dosya mühteviyatına sünülan yeni belğelerde, ko k rapordaki sonücü değ iştirecek herhanği bir
müspet bilği veya dürümün bulunmadığı, tarafların itirazlarına ğelince, kök raporda davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının sunulmadığı, buna rağmen davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının detaylı olarak incelendiği, davacı tarafın
ticari defter kayıtlarında, takip tarihi itibariyle davalı taraf ile ilgili herhangi bir borç veya alacak
bakiye durumunun olmadığı, davalı tarafın borcı olmadı ını ispat etmesi gerektiğinin tespit
edildiği, kök raporun sadece ticari defter ve kayıtlar üzerinden değil dosya mühteviyatına sünülan tüm bilgi ve belgeler ile hep birlikte detaylı ve kapsamlı olarak değerlendirmelerin yapıldığı,
davacı tarafından 10.06.2021 tarihli “Satış Sözleşmesine” istinaden davalı tarafa yaptığı ödemelere
ait 15 kalem ve 134.000,00 TL tttardan olüşan dosya mühteviyatına bir adet listenin sunulduğu, bu ödeme listesinin 11 kalem ve 117.000,00 TL tutarlı olanının çek o demelerine, 4 kalem ve
17.000,00 TL olanının nakit o demelere ait olduğunun beyan edildiği, 8 kalem ve 99.500,00 TL çek o demesine ait belge ve banka kayıtlarının dosya muhteviyatına sunulduğu, iş bu ödemelere konu olan banka kayıtlarında çeklerin üzerinde davacı şirketin ve/veya
davacı şirket yetkilisinin davalı şirket ve/veya davalı şahıstan önce ciranta konumunda olduğu, çeklerin ödemelerinin banka kanallarıyla yapıldığı,
2 kalem ve 7.000,00 TL nakit o demesine ait belğe ve banka kayıtlarının dosya mühteviyatına sunulduğu, iş bu ödemelere konü olan banka kayıtlarında açıklama kısmına davalı şirketin
bilgilerinin yazıldığı, nakit ödemelerin banka kanalıyla yapıldığı, takip tarihi
itibariyle talep edebileceği alacak tutarının 10 kalem üzerinden 106.500,00 TL olarak hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi kök ve ek raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yapılan açıklamaların somut olaya uygulanmasında; davalı tarafça her ne kadar sözleşme kapsamında makinenin davacı tarafça teslim alınmadığı iddia edilmiş ise de davalı tarafın davacı tarafı kanunda belirtildiği şekilde temerrüde düşürmediği görülmektedir. Davalı tarafça alacaklı temerrüdünü ispata elverişli herhangi bir bilgi ya da belge ibraz edilmemiş, herhangi bir tevdi mahalli de talep edilmemiştir. Bu nedenle davalı ... bu yöndeki iddialarını ispat edemediği kanaatine varıldığından, bu hususa Mahkememizce iştirak edilmemiştir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki 10/06/2021 tarihli sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından davacı şirkete 1 adet ... MAKİNESİ'nin teslim edilmesi edimin yüklenildiği sabittir.
-Yine alınan bilirkişi raporları ve dosyada mevcut kayıtlar kapsamında davacı şirket tarafından davalı ... bu kapsamda 106.500,00 TL ödemenin yapıldığı görülmektedir. Her ne kadar davalı tarafça alacaklı temerrüdünden söz edilerek makinenin teslim alınmadığı iddia edilmiş ise de yukarıda yer verilen gerekçelerle davalı tarafın alacaklı temerrüdüne ilişkin iddiaları da yerinde değildir.
-Yine davacı tarafın fazlaya ilişkin ödeme iddialarını ispata elverişli yazılı bir belgenin de dosyaya ibraz edilmediği görülmektedir.
-Bu kapsamda taraflar arasındaki satış sözleşmesi kapsamında her iki tarafça edimlerin tam olarak yerine getirilmediği görülmektedir. Sözleşme tarihi, ifa tarihi vs hususlar nazara alındığında sözleşmenin devamında yarar kalmadığından davacı şirket tarafından sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme kapsamında geri istenebileceği Mahkememizce kabul edilmiştir. Bu nedenle davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile davacı şirket yönünden icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
-Davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise öncelikle husumet hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-Türk Hukuk Lûgatında kelime anlamı “bir şahıs veya bir şeyin hâli” olarak tanımlanan sıfat (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, Cilt I, s. 977), dava konusu subjektif hak olan dava hakkı ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka yöneliktir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan davacı sıfatı (aktif husumet), yani davacı olma yetkisi de o hakkın sahibine ait olacaktır. Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek kişi ise o hakka uymakla borçlu olan kişiye (davalı sıfatı, pasif husumet) ait olacaktır (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Ankara 2020, Cilt I, s. 332).
-Dava konusu hakkın esasına yönelik karar verilebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddî hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli, 2019/(17)4-854 E., 2022/200 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
-Bilindiği üzere borç ilişkisi alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki olup, hukukî işlemden doğabileceği gibi doğrudan doğruya kanundan da doğabilir. Hukukî işlemden doğan borç ilişkilerinin başlıca kaynağı sözleşmedir. Her sözleşme, taraflar arasında bir hukukî ilişki meydana getirir, bu ilişkiye “sözleşmeye dayalı=akdî ilişki” denir. Sözleşme; hukukî bir sonuç doğurmak üzere, iki veya daha ziyade kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuşmasını ifade eder.
-Davacı tarafından davaya konu edilen sözleşmede davalı ... taraf olmayıp, davalının sözleşmeyi şirket yetkilisi sıfatıyla imzaladığı görülmektedir. Bu kapsamda davacı tarafın öncelikli olarak iş bu davalı yönünden sözleşmenin varlığını ve/veya sözleşme ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
-Buna göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede dava konusu alacağa dayanak olan sözleşmede davalı ... taraf olmadığı gibi, sözleşme içeriğinde de ...'e yapılan bir atıf bulunmamaktadır. Dava konusu alacak yönünden davalı ...'dan sözleşme ilişkisi kapsamında istemde bulunulması mümkün olmadığından iş bu davalı yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından yapılan ödeme kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı ... tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin iş bu borçlu yönünden 106.500,00 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi üzerinden devamına,
- Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 21.300,00 TL icra inkar tazminatının davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.275,02-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.628,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.646,61- TL harcın davalı ...'nden tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.628,41-TL harcın davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 323,25-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.503,15-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%78,98) göre hesap edilen 4.346,85-TL'nin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen dava ve miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalı ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddine karar verilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine,
8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.200,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%78,98) göre hesap edilen 2.527,63-TL'sinin davalı ...'nden, 672,37-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalılar vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/06/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır