WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1205 Esas
KARAR NO : 2024/633

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/12/2023
KARAR TARİHİ : 07/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/06/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; takibe konu alacağın müvekkili ile davalı arasında gercekleşen ticari alım-satım ilişkisinde kavnaklı alacak olduğunun görüleceğini, borçlu tarafından likit alacaklara yönelik yapılan itirazın haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili ile davalı arasında kimyasal madde satışından dolayı kurulan ticari iş ilişkisi mevcut olduğunu, ilişki çerçevesinde düzenlenen ve borç/alacak giriş ve çıkışlarını gösteren fatura ve cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere, davalı Borçlunun bu ilişkiden doğan söz konusu likit borcunu ödememesi ve kendisine yasal ihtar da gönderilmiş olmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı borçlunun ödemekle yükümlü olduğu ve fakat ödemediği borcunun tahsili amacı ile Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, davalının bilgisi dahilindekiborçlarını sırf ödememek ve takibi sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edildiğini, iş bu davanın ikame edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, likit ve borca takibi geri bıraktırma kastıyla ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı Borçlunun İİK 68. Maddesi gereğince %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri değil, Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davaya konu talep zaman aşımına uğradığından zaman aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, kesin yetki kuralı bulunup bulunmadığı gibi hususlar dava şartlarından olduğundan bu hususların da ayrıca Mahkeme tarafından resen araştırılmasını ve usule aykırılığın tespiti halinde, dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, esas yönünden ise 29.04.2022 tarihinde ... Sitesi'nde maddi ve manevi bir yıkıma sebep olan bir patlama gerçekleştiğini, müvekkili şirketin tüm ekipmanları ve fabrikasının bu elim kaza sonucu kullanılamayacak hale gelmiş olduğunu ve müvekkili şirket yetkilisinin 7 ay gibi bir süre tutuklu olarak yargılandığını ve yargılama İstanbul Anadolu .... Ağır Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile devam edildiğini, müvekkilinin bu tarihten sonra tüm ticari hayatının sekteye uğradığını, davacının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlattığı davaya mesnet icra takibinin dayanağı ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklı bir alacak olmadığını, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacağın sebebinin de sunulan delillerden anlaşılamadığını, ayrıca icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olan borçludan icra takibinde geçmiş günler faizinin istenemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle dava şartı noksanlığından ötürü usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 556.710,31 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarında ticari alım satım ilişkisi olduğu, bu ilişki kapsamında teslim edilen ve karşılığında kesinlen faturalar nedeniyle cari hesap borcunun mevcut olduğu ve iş borcun ödenmediği hususlarına dayanmaktadır.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/05/2024 tarihli raporda özetle; dava konusunun, Davacının 16.10.2023 Tarihinde 556.710,31 TL Cari Hesap
(16.10.2023) alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile
takibin durduğu, davacının talebi ile huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, tarafların Ticari defter ve belgelerinin incelemesi yapılmış olup, 2021-2022-
2023 yıllarına ait Ticari defterlerinin incelendiği, davacının defterlerinin açılış
kapanış onaylarını zamanında ve usulünce yaptırdığı, defterlerinin açılış ve
kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehinde delil niteliği taşıdığı, davacının kayıtlarında takip tarihi itibariyle 556.710,31 TL davalının davacıya
(takip tutarı kadar) borçlu olduğu, davalının Ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 556.710,31 TL
davacının davalıdan (takip tutarı kadar) alacaklı olduğu, başka
bir değişle davalını davalıya 556.710,31 TL tutarında borçlu olduğu, tarafların BA-BS bildirimleri birbirleri ile uyumlu alım satım bildirimleri
usulünce yapılmış olup alım satım faturaları konusunda birbirlerini teyit eder
nitelikte oldukları görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut 556.710,31 TL cari hesap alacağı yönünden davalı tarafın dava ve takip tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
-Bunun yanında her iki tarafın vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında, davacı tarafın cari hesabına dayanak olan faturaların her iki tarafça ba-bs formlarıyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak fatura ve cari hesaptan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Yine davalı tarafın ileri sürdüğü davalı şirketin iş yerinde patlama gerçekleştiği ve bu nedenle ticari hayatının sekteye uğradığı yönündeki iddialar bu hususta davacı alacaklıya atfedilebilecek bir kusur olarak kabul edilemeyeceğinden bu yöndeki iddia ve talepler yerinde görülmemiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu cari hesap borcunu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı tarafın takip talebinin incelenmesinde; takip çıkış miktarına yıllık %31,75 oranında değişen oranlarda ticari faiz talep edildiği görülmektedir. Davalı takip borçlusunun faizle ilişkin itirazı bulunduğu ve takip tarihindeki ticari faiz oranı nazara alındığında, takip talebindeki yıllık %31,75 faiz oranının yasaya ve usule uygun olmadığı, takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden takibin devamı gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Reddine karar verilen kısım takibin ferisi niteliğinde olduğundan bu hususta davacı tarafın aleyhine ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Küçükçekmece icra müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 556.710,31 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 111.342,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 38.028,88-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.723,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 31.305,20- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.723,68-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 65,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 6.334,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 83.939,44- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/06/2024

Katip ....
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır