T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/330 Esas
KARAR NO : 2024/231
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 05/04/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi'nin olaya karışan ve müvekkillerinin murisi ...'un ölümüne sebebiyet veren ... plaka nolu ... marka 2003 model .... kamyonun sürücüsü ... olduğunu, 04.10.2011tarihinde davalılardan ...' in sevk ve idaresindeki ... plaka nolu ... marka 2003 model .... ile Çatalca ....'ndan .... Köyü istikametine doğru hızlı olarak seyir halindeyken müvekkillerinin murisi müteveffa ...'un yönetimindeki halk arasında .... diye tabir edilen aracı ile ve trafikte normal en sağ şeritten seyir eden aracına arkadan çarpması neticesinde müteveffa ...'un kullandığı aracı yoldan sağ tarafta bulunan 4 metre derinliğindeki menfez çukuruna atarak düşürmek sureti ile sürücü ...'un ve araçta yanında bulunan kardeşi .....'un vefatlarına neden olduğunu, davalı ... hakkında başlatılan soruşturma neticesinde Silivri Ağır Ceza Mahkemesi ... E. ...K sayılı dosyayla kovuşturma yapılmış ve sanığın taksirle adam öldürme suçundan yargılanmış olduğunu, bilirkişi raporunda sanığın tali derecede kusurlu olduğunun belirtilmiş, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmış olduğunu, ancak iş bu ceza davasındaki sunulan bilirkişi raporunun aleyhlerine olan kısımlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, davalı ... hakkında Silivri Ağır Ceza Mahkemesi'nin .... E. .... K. sayılı dosyasından sanığın taksirle iki kişinin ölümüne neden olma suçundan 28.03.2012 tarihinde cezalandırılmasına karar verilmiş, 10.04.2014 tarihinde verilen 18.200 TL adli para cezası ve 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınması kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiş olduğunu, ayrıca iş bu dilekçe ekinde sunmuş oldukları bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere sanık ...” in kazanın olduğu sırada, geceleyin far ışığında hızını görüş durumuna yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadan tehlike arz edecek şekilde bir hızla seyir halinde olduğunun tespit edilmiş olduğunu, her ne kadar bilirkişi raporunda sanığın tali derecede kusurlu olduğu söylenmiş ise de, üzerine atılı suçu işlediğine karar verilmiş ve cezasının kesinleşmiş olduğunu, iş bu ceza davasındaki sunulan bilirkişi raporunun aleyhlerine olan kısımlarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, iş bu tazminat davasında yeniden keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, olay tarihinde müteveffanın eşi ...'un 13 yaşındaki kız çocuğu ile bir başına kalmış, ...'un ve çocuğunun kocasından gelen 650 TL ölüm aylığından başka geçim kaynakları bulunmadığını, ...'un okul çağında olup öğrenci olduğunu, ...'un eşinin ...'un ise babasının desteğinden yoksun kalmış olduklarını, dul kalan ...'un bir yerde çalışmayıp geliri olmayan bir ev hanımı olduğunu, trafik kazasında ölen 02.01.1968 doğumlu ...'un, çocuklarından iki tanesi evli olmak üzere evli ve üç çocuk babası olup, ....' nda çalışırken kum ocağının kapanması üzerine emeklilik süresinin dolmamış olması nedeniyle emekli olamamış olduğunu, .... Köyü'nde odun keserek günlük en az 200 TL kazanç ile ailesini geçindirmeye devam etmiş olduğunu, onun ölümüyle, herhangi bir sosyal güvencesi bulunmayan ve ev hanımı olan 43 yaşındaki eşi ... ile 14 yaşındaki kızı ...'un hayatları boyunca sahip oldukları yegane destekten yoksun kalacak olduklarını, ... ve çocuğunun kocasından gelen 650 TL dul aylığından başka geçim kaynağı bulunmadığını, ayrıca müvekkilleri ..., ... ve ... adına düzenlenmiş ve ekte yer alan fakirlik kağıtlarını sunuyor olduklarını, müvekkillerinin, bu ölümle tarifi imkansız acı ve ızdıraba maruz kalmış olduklarını, murisin ölümüyle, eşi ve kızlarının, hem murisin manevi varlığından hem de sağladığı maddi imkanlardan yoksun kalmış olduklarını, davalılardan ...'in ölümlü kazaya sebebiyet veren aracın sahibi ve işleteni olması sebebiyle diğer davalı ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketinini araç sürücüsü ile birlikte müteselsilen ve kusursuz olarak sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin ise sorumlu olduğu limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, murisin ölümüyle, eşi ... ve küçük kızı ...'un onun desteğinden yoksun kalmış olduklarını, ...'un ölümünden sonra davalıların hiç bir şekilde müvekkilleri ile iletişime geçmemiş, onların zararlarını giderecek herhangi bir ödemede bulunmamış olduklarını, davalılar ..., ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi, .... Sigorta A.Ş. den olan, murisin ölümden önce müvekkillerinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşama düzeyinin devamını sağlayacak olan, diğer bir ifadeyle bakım giderleri olan destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze giderlerini içerir maddi tazminat miktarı taleplerinin, fazlaya ilişkin tüm haklarını saklı tutarak davacı ... için 1.000 TL , davacı küçük ... için 1.000TL. davacı ... için 1.000TL ve davacı ... için 1.000 TL şeklinde olduğunu, murisin ölümüyle, eşi ..., kızları ... , ... ve küçük kızı ...'un onun desteğinden yoksun kalmış olduklarını, davacı küçük ...'un henüz çok küçük yaşta babasının desteğinden yoksun kalmış olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kız çocukları açısından babanın kız çocuğuna vereceği desteğin (25) yaşına kadar olan süreç olduğunu, (25) yaşından sonraki süreçte kız çocuğunun evleneceği varsayımıyla hareket edilmekte olduğunu, yine müvekkili ...'un kızı ...'un da yüksek öğrenim dönemleri sırasında babasının desteğinden yoksun kalacağını, belkide maddi açıdan destek alamadığı için öğrenim hayatının duracağını, bundan dolayı ... ile ilgili destek tazminatına ilişkin karar verilirken yüksek öğrenim tahsili sırasındaki destek miktarının da hesaba katılması gerektiğini, davacının Borçlar Kanunu m.45/1'e dayanarak cenaze kaldırma ve defin giderleri isteme hakkı bulunduğunu, olağan giderlerin hesaplatılarak hüküm altına alınmasını istiyor olduklarını, mahkemece BK.42/2 uyarınca ve Yargıtay kararları doğrultusunda, uzman bilirkişiler aracılığıyla "gelenek ve göreneklere, dinsel zorunluluklara göre" yapılması olağan giderlerin hesaplatılarak hüküm altına alınmasını istiyor olduklarını, şimdilik fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere harca esas:1000 TL talep ediyor olduklarını, murisin ölümüyle müvekkillerinin hayatlarının sonuna kadar eş ve babalarının manevi desteğinden yoksun kalacak olduklarını, bu nedenle derin bir acı ve elem duyduklarını, ...' un ölümünden sonra davalıların müvekkillerinin maddi zararlarını karşılamadıkları gibi, kendilerini hiç arayıp sormamış, zor günlerinde onlara manevi destekte bulunmamış olduklarını, TBK m. 56 dikkate alındığında, davalılar ... ve ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi'nden olan manevi tazminat miktarına ilişkin taleplerinin, davacı ... için 100.000 TL, davacı küçük ... için 100.000 TL, davacı ... için 20.000 TL ve davacı ... için 20.000 TL şeklinde olduğunu, "Ölüm halinde manevi tazminat talep etmek ölünün ailesine münhasırdır." müvekkilerinin ...'a yakınlıkları eş ve evlat şeklinde birinci dereceden olup manevi tazminat isteme hakkına sahip olduklarını, Borçlar Kanunu madde 56'da hükmü ve benzeri şekilde kanun koyucu tarafından korunan haklar göz önüne alındığında müvekkillerine manevi tazminat verilmesinin elzem olduğunu, kaza yapan ve sürücüsü davalı ... olan ... plaka nolu .... marka 2003 model yılı .... model kamyonun, 04.10.2011 kaza tarihi itibariyle 08.06.2011-08.06.2012 arası geçerli ... poliçe no.lu Trafik (ZMSS) Sigortası, davalı ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi tarafından yapıldığından, adı geçen sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş. 'den de sorumluluk sınırı içerisinde maddi tazminat istenmiş olduğunu, ... Sigorta A.Ş.'den sorumluluk sınırı içerisinde talep edilen maddi tazminat hesaplaması yapılırken Yargıtay'ın da benimsemiş olduğu PMF-1931 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, alacak taleplerinin karşılıksız kalmaması ve teminat altına alınması için öncelikle; davalılardan ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi'ne ait olan ve olaya karışan ... plaka sayılı .... marka kamyonun üçüncü şahıslara devrinin engellenmesi bakımından trafik kayıtları üzerine ve diğer bütün taşınmaz, araç ve diğer haklarına İHTİYATİ TEDBİR konulması zorunluluğu da öngörülmüş olduğunu beyanla; trafik kazasında eş ve babalarını yitiren davacıların, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi(destekten yoksun kalma) tazminatının, işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizle birlikte davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline, 240.000 TL manevi tazminatın, olay tarihi 04.10.2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline, sahibi olduğu bütün taşınmaz, araç ve diğer hak ve alacaklarının üzerine İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, işleten ... İnş. Gıda Tem. Day. Tük. Tic. Limited Şirketi ve sürücü ... adına kayıtlı araçlar ile kazayı yapan ... plaka nolu ... marka 2003 model ... kamyon, taşınır ve taşınmaz malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın vekili vasıtasıyla müvekkili şirkete sulhen başvuruda bulunmuş, yapılan inceleme sonucunda vekilin banka hesabına 16.05.2012 tarihinde 8.981,80 TL ödeme yapılmış olduğunu, davacı tarafın yapılan ödemeyi az bularak Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı bilirkişiden 13/05/2013 tarihli aktüer bilirkişi raporu almış, rapor doğrultusunda İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından müvekkili şirkete ödeme emri gönderilmiş olduğunu, müvekkili şirketin 14.426,00 TL asıl alacak üzerinden toplamda 16.520,72 TL'yi 21/06/2013 tarihinde icra dosyasına banka havalesi ile yatırarak dosya borcunu sona erdirmiş olduğunu, davacı tarafın almış olduğu ödemeyi az bulması sebebiyle 2 yıl içinde dava açmak zorunda olduğunu, ilk ödeme 16/05/2012 tarihinde yapılmış olup, huzurdaki davanın 12/02/2015 tarihinde, 2 yıllık yasal süre dolduktan sonra açılmış olup, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı ... yönünden davanın reddi gerektiğini, dava konusu trafik kazasının 06.10.2011 tarihinde meydana gelmiş olduğunu, davacılardan ...'nin 11.11.2009 tarihinde (trafik kazasından önce) evlenmiş olup, desteklik kaybı söz konusu olmadığını, bu davacı yönünden davanın reddi gerektiğini, davacılardan ...'nin 07.02.2012 tarihinde evlenmiş olup, destekten yoksunluğunun 06.10.2011 ile 07.02.2012 tarihleri arasında olan 4 aylık süre için geçerli olduğunu, en fazla 4 aylık süre için tazminat hesaplaması yapılabileceğini, cenaze giderlerinin sadece defin giderlerinden ibaret olduğunu, İstanbul ilinde cenaze işlemleri ilgili belediyelerce ücretsiz bir hizmet verilmekte olup, bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Poliçesi) Genel Şartlarının A.3.e maddesi gereğince “Manevi Tazminat” taleplerinin poliçe teminatlarına dâhil olmadığını, . Teminat dışı olan bu talebin müvekkili şirket yönünden reddi gerektiğini, müşterek müteselsil olarak hüküm kurulmaması gerektiğini, Yargıtay ....HD.'nin 09.06.2003 tarih ve Esas: ..., Karar: ... sayılı kararı gereğince, “Müşterek Müteselsil” talebin reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin, poliçe limiti dâhilinde, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında maddi asıl ve buna tekabül eden yargı giderleri ile sorumlu olduğunu, “Destekten Yoksunluk Tazminatının” poliçe limiti dâhilinde olan kısmı ile poliçe limitini aşan kısmı yönünden ve ayrıca “MANEVİ TAZMİNAT” yönünden, sorumluluğun ve bu kısımlara ilişkin harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti sorumluluklarının ayrılarak belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden temerrütün 16.05.2012 tarihi olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 16.05.2012 tarihinde ödeme yapılmış olup, temerrütün bu tarihte gerçekleşmiş olduğunu, bu tarihten önceki faiz taleplerinin reddi gerektiğini, 06.10.2011 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde; .... numaralı 08.06.2011 - 08.06.2012 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Poliçesi) ile sigortalı bulunmakta olup, mezkur poliçedeki, araç hasarı/sürekli sakatlık/ölüm hali (destekten yoksunluk) tazminatı teminat limitinin 200.000,00-TL olduğunu, davacı tarafa yapılan ödemeler sonrasında bakiye 176.592,20-TL teminat kalmış olduğunu, kusur durumunun tayini için dosyanın ihtisas kurulları olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine veya ... Üniversitesi Trafik Kürsüsüne gönderilmesi gerektiğini, müteveffa ...'un kazancının resmi belgeler ile ispatlanması gerektiğini, kişi eğer işçi ise Sosyal Güvenlik Kurumu'nda kaydı, serbest çalışıyor ise Vergi Dairesi'nde kaydı bulunması gerektiğini, eğer kazancı belgelendirilemiyor ise asgari ücret üzerinden tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, varsayımlar ile hesaplama yapılamayacağını, müvekkili şirketin, davacı tarafa davadan önce ödemeler yapmış olduğunu, yapılacak olan hesap bilirkişi incelemesinde; kusur durumuna göre tazminat hesabı çıkarıldıktan sonra, yapılmış olan ödemelerin faiz güncellenmesi ve çıkan tazminat miktarından mahsubunun yasal zorunluluk olduğunu beyanla; davanın zamanaşımı yönünden reddine, davacı taraf kendisinin yaptırmış olduğu aktüer hesabı doğrultusunda tüm tazminat miktarını almış olup, yapılan ödeme ile davanın reddine karar verilmesini, ... , babasının vefatından önce evlenmiş olup, destekten yoksunluğu mevcut olmayıp, bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesini, cenaze giderleri sadece defin masraflarına ilişkin olup, İstanbul ilinde belediyelerce bu hizmet ücretsiz verildiğinden, ekli Yargıtay kararı doğrultusunda bu talebin reddine karar verilmesini, manevi tazminat talepleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi (Trafik Poliçesi) teminatına dâhil olmadığından, hukuki dayanağı olmayan bu talebin müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini, Yargıtay ....HD.nin 09.06.2003 tarih ve Esas: ..., Karar: ... sayılı kararı gereğince, “Müşterek Müteselsil” talebin reddine, “Destekten Yoksunluk Tazminatının” poliçe limiti dâhilinde olan kısmı ile poliçe limitini aşan kısmı yönünden ve ayrıca “MANEVİ TAZMİNAT” yönünden, sorumluluğun ve bu kısımlara ilişkin harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti sorumluluklarının ayrılarak belirlenmesini, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 16.05.2012 tarihinde ödeme yapılmış olup, temerrütün bu tarihte gerçekleşmiş olduğunu, bu tarihten önceki faiz taleplerinin reddine karar verilmesini, sorumluluklarınnı, sigortalılarının kusuru oranında ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, yapılan ödeme sonrasında bakiye teminat limitlerinin 176.592,20-TL kaldığını, kusur durumunun tayini için dosyanın ihtisas kurulları olan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine veya .... Üniversitesi Trafik Kürsüsüne gönderilmesine karar verilmesini, müteveffa ...'un yaşadığı dönemde elde ettiği kazancın resmi belgeler ile tespit edilmesini, tespit edilemez ise asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasına karar verilmesini, dosya kusur incelemesinden döndükten sonra; yapılacak olan hesap bilirkişi incelemesinde; kusur durumuna göre tazminat hesabı çıkarıldıktan sonra, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihinden bilirkişi hesap tarihine kadar faiz güncellenmesi ile çıkan tazminat miktarından mahsubuna karar verilmesini, müvekkili şirket dava açılmasına keyfi ve haksız olarak sebep olmadığından, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına, vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ......Ltd. Şti. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği hususları kabul etmiyor olduklarını, öncelikli olarak ceza davasındaki kusur durumuna ilişkin bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporları ile Ceza Mahkemesince yapılan kusur tespitini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'in olay tarihinde Karayolları Yönetmeliğinde belirtilen hız sınırları içersisinde saatte yaklaşık 50-55 km hızla seyretmekte olduğunu, takograf ölçümünün de bunu göstermekte olduğunu, ayrıca müteveffa ...'un seyir halinde bulunduğu ve patpat diye tarif edilen aracın, trafiğe çıkması yasak olan bir araç olduğunu, kazadan sadece iki gün önce yani 04.10.2011 tarihinde Jandarma Trafik Görevlilerince düzenlenen tebliğ-tebellüğ belgesi başlıklı yazıda müteveffanın kullandığı aracın hiçbir şekilde trafiğe çıkamayacağı şeklinde uyarı yazısı da mevcut olduğunu, buna rağmen hem trafiğe çıkma yasağı olan hem de üzerinde hiçbir ikaz lambası olmayan ve pat pat diye tabir edilen araçla trafiğe çıkan müteveffanın kendi ağır kusurlu hareketi ile kazanın oluşmasına sebebiyet vermiş olduğunu, burada müvekkiline izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığından müvekkilinin tazminattan sorumlu olmasının da söz konusu olmadığını, her ne kadar Adli Tıp Raporunda “Sanık idaresindeki kamyonla geceleyin far ışığında hızın görüş durumuna yol ve trafik şartlarına göre ayarlamadan tehlike arz edecek hızla seyretmiş” denilmişse de araçtaki takografda kalibrasyon hatası olsa dahi müvekkilinin maksimum hızının saatte 82 km olacağının anlaşılmakta olduğunu, kaldı ki takograf kayıtlarının aracın hızını 50-55 km olarak belirtmiş olduğunu, ceza mahkemesinde takograf kayıtları yerine olaydan sonra karanlıkta tutulan kaza tespit tutanağının, olay yerinde keşif yapılmaksızın karara dayanak olan raporlara altlık olmasının hukuka aykırı olduğunu, diğer deyişle, çalışır durumdaki takograf kayıtları dikkate alınması ve müvekkilinin kusurunun olmadığının tespiti gerektiğini, yasal hız sınırlarının dışında, aşırı süratli arâç kullandığına ilişkin, dosya kapsamında herhangi bir kanıt bulunmadığını, hatta, araca ait takograf cihazının incelenmesinde, yasal hız sınırları içerisinde araç kullandığının anlaşılmakta olduğunu, ancak kaza tespit tutanağında ise hız sınırlarına uymadığı ve bunun ceza mahkemesinin kararında dikkate alındığından kusura ilişkin yeni rapor aldırılması gerektiğini, bu durumda dahi müvekkilinin kullandığı araç (kamyonet) izin verilen hız sınırının aşılmadığının anlaşılacak olduğunu, (İzin verilen 88 km/saat) takograf çıktıları üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin ceza mahkemesinde belirttiği “arkasından gelen bir araç olduğu” ve “fren izlerinin bu araca ait olabileceği” ve yine “karşıdan uzunlarını yakarak gelen aracı gördüğünü, selektör yaparak uyardığını”, “yolun yokuş olduğu” önündeki beyanları da dikkate alınmamış olduğunu, ancak söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunu yol ve trafik durumuna göre müvekkilinin hızının saatte kaç kilometre olması gerektiğinin kesin olarak açıklanmamış ve fren izlerinin müvekkilinin arkasından gelen araca ait olabileceğinin göz önüne alınmadan ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu rapor düzenlenmiş ve Ceza Mahkemesince eksik ve hatalı rapora dayalı olarak hüküm oluşturulmuş olduğunu, ceza dava dosyası dikkate alınacak olursa öncelikli olarak davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza hakiminin kusur tespitinin hukuk hakimini bağlamayacak olması nedeniyle kusur oranlarını belirtir şekilde kusur durumuna ilişkin yeniden denetime elverişli rapor aldırılmasını talep ediyor olduklarını, müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracı hızlı sürmüş olma ihtimalinde daha düşük hızla seyretmiş olsaydı dahi yolun karanlık olması ve müteveffanın kullandığı araçta da herhangi bir uyarıcı ışığın bulunmadığı göz önüne alındığında dahi bu kazanın meydana geleceğinin kaçınılmaz olduğunu, müteveffanın aşırı kusurlu davranışları kazanın oluşumu ile müvekkilinin hareketi arasındaki illiyet bağını koparmış olduğunu, bir kaçınılmazlık hali mevcut olduğunu, müteveffanın söz konusu araçla trafiğe çıkarak hem kendi güvenliğini hem de trafikte seyreden diğer araç, sürücü ve yolcuların güvenliği tehlikeye atmış olduğunu, çünkü kanaatlerince söz konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, bu sebeple müvekkiline tali kusur yüklenmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, bu doğrultuda ceza dava dosyası içinde yer alan ve soruşturma aşamasında aldırılan 17/10/2011 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin hız sınırlarını aşmadığı bilimsel verilere dayalı olarak belirlenmiş ve kusuru olmadığının ifade edilmiş olduğunu, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının hukuk hakimini bağlamadığını, davacılar vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı yanın odun keserek günlük en az 200 TL kazandığına yer verilmiş olduğunu, ne var ki davacıların bu iddiasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, odun keserek geçimini sağlayan bir kişinin aylık kazancının 6000 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davacıların bu kazanç miktarını kesin olarak ispatlamasının da zorunlu olduğunu, ayrıca müteveffanın odun kesme ile iştigal etmesi durumunda söz konusu işin mevsimlik bir iş olduğu ve tüm yıl boyunca her gün yerine getirilmesinin imkansız olduğunun da göz önüne alınması gerektiğini, müteveffanın kazanç miktarının kesin olarak ispatlanamaması halinde kazancın asgari ücret olduğunun kabulü gerektiğini, davacılardan ... ve ... 'nin dava tarihi itibari ile evli olup, müteveffanın kendilerine bir desteği olup olmadığının ispatlanması gerektiğini, davacılardan ... ve ... 'nin evli olduklarının ve eşleri ile birlikte yaşadıklarının kabulü ile bu tarihten itibaren müteveffanın desteğinin olmayacağı, bakım yükümlülüklerini eşleri ile birlikte kendilerinin üstleneceğini, ayrıca davacılar vekilince davacılardan ... için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken 25 yaşına kadarki süreç için hesaplanması talebinde bulunulmuş olduğunu, ne varki kız çocuklarının ancak 22 yaşına kadar destekten yoksun kalma tazminatı ödenebileceği ancak yükseköğrenim görüyorlarsa desteğin 25 yaşına kadar devam edeceğinin belirlenmiş olduğunu, davacılardan ... henüz lise çağında olup, yüksek öğrenime devam edip etmeyeceğinin de belli olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacılar tarafından istenilen manevi tazminat tutarının çok fahiş olduğunu, tazminat tutarı belirlenirken bir tarafta aşırı zenginleşmeye ve diğer tarafta aşırı fakirleşmeye yol açmaması gerektiğini ve kusurla orantılı olması gerektiğini, ayrıca ölüm nedeniyle davacıların elde ettiği bir yarar varsa bunun da tazminattan düşülmesi gerekeceğini, dava dosyasından anlaşıldığı kadarı ile davacı tarafın aylık 650 TL dul aylığı almakta olduğunu, eğer davacı yanın başkaca edindiği yardım v.s. varsa bunların da araştırılıp tazminat tutarından düşülmesi gerekeceğini, davacı tarafından dava dilekçesinde ifade edilen hususları kabul etmemekle birlikte, bir an için kaza ile müvekkilinin hukuksal durumu arasında bir bağın mevcut görülmesi durumunda müvekkiline ait ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası mevcut olup, maddi zararlardan sorumluluğun ilgili sigorta şirketine ait olduğunu, bu nedenle davanın ... plakalı araca ait Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası poliçesi kapsamında ilgili sigorta şirketine davanın ihbarını talep ediyor olduklarını, fyrıca davacı yanca talep edilen tazminatlar için olay tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin de hukuka uygun olmadığını, çünkü bu hususta müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş olduğunu, davacı tarafça delil listesinde beliritilen İstanbul ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... sayılı dosyasından ve yokluklarında aldırılan bilirkişi raporunu da kabul etmiyor olduklarını beyanla; davacı tarafından haksız olarak açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın mahkememize Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Görevsiz mahkeme Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce dosya taraflara izafe edilecek kusur oranının belirlenmesi bakımından Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi bilirkişi heyeti 14/04/2016 tarihli raporlarında davalı sürücü ..., idaresindeki araç ile gece vakti aydınlatması mevcut olmayan meskun mahal sınırları dışındaki yolda seyrini sürdürürken görüş alanını kontrol altında bulundurmamış, önünde kendisiyle aynı istikamette ve aynı şeritte seyretmekte olan arka ışık donanımı mevcut olmayan patpat diye tabir edilen aracın fark ettiğinde kazayı önlemeye yönelik olarak fren tatbik etmiş ise de hızını far ışığı altındaki görüş durumuna göre ayarlamamasından mütevellit önlem almakta geciktiğini, olayda, dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı hareketleriyle tali kusurlu olduğunu; davacıların yakını müteveffa sürücü ..., trafiğe, arka ışık donanımı bulunmayan patpat diye tabir edilen araçla geceleyin meskun mahal sınırları dışındaki yolda trafiğe çıkıp arkadan gelen vasıta sürücülerinin seyir durumunu ve kendi can emniyetini tehlikeye düşürdüğü için olayda, asli kusurlu olduğunu, davalı sürücü ...'in %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu, davacıların yakını müteveffa sürücü ...'un, kendi ölümü ile ilgili olarak %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğunu rapor etmiştir.
Görevsiz mahkeme Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce dosya tazminat miktarının belirlenmesi bakımından bilirkişiye tevdii edilmiş; bilirkişi Aktüerya Bilirkişisi Hesap Uzmanı bilirkişi .... 15/02/2017 tarihli raporunda 06/10/2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat eden ...'un ölümü nedeniyle zorunlu trafik sigorta kapsamında ve maddi tazminat bedeli olarak 16/05/2012 ve 21/06/2013 tarihlerinde ödenen paranın güncel değeri düşüldüğünde davacıların mevcut maddi tazminat hakkının davacı eş ... için 4.557,36.-TL, davacı kızı ... için 703,76.-TL, davacı kızı ... için 18,94.-TL olarak hesaplandığını, davacı kızı ... 'nin maddi tazminat hakkının bulunmadığını, cenaze ve defin giderleri olarak 600,00.-TL ödenmesi gerektiğini rapor etmiştir.
Bilirkişi raporuna itiraz üzerine dosya rapor tanzim etmek üzere görevsiz mahkeme Çatalca ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bilirkişiye tevdii edilmiş; bilirkişi .... 22/01/2018 havale tarihli raporunda davacıların nihai ve gerçek zararının Eş ... için 46.010,10.-TL, kızı ... için 55,07, kızı ... için 1.796,18.-TL olduğunu, mahsup edilecek 34.506,18.-TL miktardan sonra gerçek zarar tutarının 13.355,17.-TL olduğunu rapor etmiştir.
Davacı vekili görevsiz mahkeme Çatalca.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....Esas (Bozma öncesi: ... Esas) sayılı dosyasının 06/06/2018 tarihli oturumunda davacı ... için tazminat miktarını 11.503,92.-TL, ... için 1.796,18.-TL, ... için 55,07.-TL olarak belirsiz alacak taleplerini arttırdıklarını, dosyada adli müzaharet kararı olduğundan harç yatırmadıklarını beyan etmiştir.
Mahkememizce dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yapılarak dosyanın aktüerya bilirkişisi ....'a tevdine karar verilmiş olup, Tazminat Hesap Uzmanı bilirkişi ... 08/11/2023 tarihli raporunda özetle;
02.01.1968 doğumlu olan müteveffanın 06.10.2011 vefat tarihi itibariyle (43) yıl (9) ay (4) günlük olup (44)
yaşında kabul edilerek, PMF-1931 yaşama tablosuna göre muhtemel bakiye ömrünün (26) yıl ve muhtemelen (70)
yaşına kadar yaşayacak olduğunu, Yargıtayın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına göre aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edilmekte olduğunu, bu itibarla müteveffanın (44-60) yaşları arasındaki bakiye aktif dönemi (16) yıl ve (60-70) yaşları arasındaki pasif dönemi (10) yıl olduğunu, müteveffa davacı ...’nin kazadan önce ve 11.11.2009 tarihinde evlendiği tespit edildiğinden
müteveffa davacı ... nin destekten yoksun kalma maddi zarar şartlarının oluşmadığını, bu nedenle
müteveffa davacı ... yönünden destekten yoksun kalma maddi zarar hesabına yer olmadığı
kanaatine varılmış olduğunu, müteveffa davacı ... ’nin 07.02.2012 tarihinde evlendiği tespit edildiğinden davacı ... Uç
Demirci’nin destek süresi 06.10.2011 kaza tarihi ile 07.02.2012 evlenme tarihi arasında geçen (4) ay =
(0,33) yıl olarak belirlenmiş olduğunu, dosyadaki nüfus kayıt örneğinden müteveffanın annesi ....’un kaza tarihinde hayatta olduğunun, ancak
kazadan (4,83) yıl sonra 06.08.2016 tarihinde vefat ettiğinin görülmüş olduğunu, müteveffa yaşasaydı dava dışı
annesine de destek olacağından dava dışı müteveffa anneye (4,83) yıl süre ile destek payı ayrılacak olduğunu, müteveffanın kaza tarihindeki ücretlerine ilişkin SGK Hizmet Cetveli ve ücret bordrosu bulunmadığını, bu nedenle evli-çocuklu çalışanlar için uygulanan net asgari ücretler hesaba esas alınacak olduğunu, ... ve ... yönünden 06/10/2011-06/10/2018 arasındaki (7) yıllık işlemiş aktif devredeki net kazançlar toplamının 92.210,53 TL olduğunu, 06.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek devre sonuna kadar geçecek süre için Yargıtay 9., 10., 17. ve 21. Hukuk Dairelerinin bu konudaki Yerleşmiş içtihatlarında belirtilen hususlar da nazara alınarak ortalama yıllık
kazanç esasına göre değil, her yıl için ayrı-ayrı %10 Artış ve yine her yıl için ayrı ayrı %10 iskontolama esasına
göre değerlendirme ve hesaplama yapılacak olduğunu, müteveffanın işleyecek aktif devre başındaki hesaba esas net aylık ücreti 1.656,40 TL ve hesaba esas aylık
net işleyecek pasif devre kazancı 1.450,91 TL olduğuna göre müteveffanın;
işleyecek aktif devre hesabına esas yıllık net kazancının = 1.656,40 TL x 12 Ay = 19.876,80 TL olduğunu, işleyecek pasif devre hesabına esas yıllık net kazancının = 1.450,91 TL x 12 Ay = 17.410,92 TL olduğunu,
... yönünden (4) yıllık işleyecek aktif devre kazançlarının peşin değerinin 79.507,20 TL, ... yönünden (9) yıllık işleyecek aktif devre kazançlarının peşin değeri 178.891,20 TL olduğunu, ... yönünden (10) yıllık işleyecek pasif devredeki kazançların peşin değeri 174.109,20 TL olduğunu,
somut olayda müteveffa %80 oranında kusurlu olduğundan hesaplanan maddi zarar tutarından %80
oranında kusur tenzili yapılacak olduğunu, hak sahibi eş BAM’nin bozma ilamı öncesinde hükme esas alınan rapor tarihi itibarı ile (49) yaşında olup,
AYİM tarafından yapılan araştırmada (49) yaşında dul bir kadın için yeniden evlenme şansı %2 olarak
belirlenmiş olduğunu, buna göre davacı eş yönünden hesaplanan maddi zarar tutarından %2 oranında yeniden
evlenme şansı indirimi yapılacak olduğunu, SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 17.07.2017 tarihli müzekkere cevabında davacı hak
sahiplerine ... tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığının belirtilmekte olduğunu, bununla birlikte; Somut
olay iş kazası olmadığından iş kazası sigortasından davacı hak sahiplerine rücuya tabi gelir bağlanabilmesinin
mümkün görülmediğini, ayrıca; HGK.31.01.1986 E.1985/9-853- K.1986/67 ve HGK.28.11.1979 E.1977/4-
1110-K.1979/1395 kararlarında; “ölüm sigortasından bağlanan aylıklar için Kurum’un rücu hakkı
bulunmadığından, işverenin veya üçüncü kişinin iki kez ödemede bulunması gibi bir durum söz konusu olmayacağını, bu nedenle, ölüm sigortasından eş ve çocuklara bağlanan dul ve yetim aylıkları ile ana ve babaya bağlanan aylıklar,
tazminattan indirilemez” denilmekte olduğunu, ayrıca bağlanan gelirin tahsis kodundan da rücuya tabi olmadığının görülmediğini, bu durumda rücuya tabi ödemeler hususunda indirime yer bulunmadığını, tarafların ikrar ve beyanları ile ödeme makbuzundan davalı sigorta şirketi tarafından 16.05.2012 tarihinde
ZMSS poliçesinden 8.981,80 TL ve 13.05.2013 tarihinde İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı
dosyasına 14.426,00 TL asıl alacak ödemesi yapıldığının anlaşıldığını, bununla birlikte; her bir hak sahibine
yapılan asıl alacak ödeme tutarları ile ilgili bilgi ve belge bulunmadığını, bu durumda; her bir hak sahibine
yapılan maddi tazminat ödemesi tutarı garameten tespit edilecek ve ödeme tarihinden BAM’nin bozma ilamı öncesinde hükme esas alınan rapor tarihi olan 22.01.2018 tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte
güncellenerek hesaplanan maddi zarar tutarlarından tenzil edilecek olduğunu,
tarafların ikrar ve beyanları ile ödeme makbuzundan davalı sigorta şirketi tarafından 16.05.2012 tarihinde
ZMSS poliçesinden 8.981,80 TL ve 13.05.2013 tarihinde İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı
dosyasına 14.426,00 TL asıl alacak ödemesi yapıldığının anlaşılmakta olduğunu, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 30.04.2013 tarih ve ... Esas, ... K. Sayılı kararı ile
11.10.2012 tarih ve ... Esas, ... K. sayılı kararında ve bu husustaki yerleşik içtihatlarında
"Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan
ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak
hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine
en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı
tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir" denilerek hüküm kurulmuş olduğunu, ödeme tarihinde aktif dönemdeki net ücret 798,69 TL ve pasif dönem net ücret 699,61 TL olduğunu, 13.05.2013 ödeme tarihi itibarı ile işlemiş dönem (1,6) yıl, işleyecek dönem ... yönünden (14,4) yıl, ...
yönünden (9,4) yıl olduğunu, pasif dönem ise ... yönünden (10) olduğunu, ... yönünden 06/10/2011-13/05/2013 arasındaki (0,33) yıllık işlemiş
aktif dönemdeki net kazançları toplamının 2.772,89 TL olduğunu, ... ve ... yönünden 06/10/2011-13/05/2013 arasındaki (1,6) yıllık işlemiş
aktif devredeki kazançlar toplamının 14.366,57 TL olduğunu, ... plakalı aracın 08.06.2011-08.06.2012 vadeli ve ölüm halinde 200.000,00 TL teminatlı ZMSS (Trafik) poliçesiyle davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olduğunu, davacılara ZMSS poliçesinden toplam 23.407,8 TL
ödeme yapıldığından ZMSS poliçesinin bakiye teminat limitinin 176.592,20 TL olduğunu, davacıların güncel verilere
göre maddi zararları toplamı 11.640,09 TL olup 176.592,20 TL tutarındaki ZMSS bakiye teminat limitinin
altında kalmakta olduğunu, davalı sigorta şirketine gerekli belgelerle birlikte 28.03.2012 tarihinde başvuru yapıldığının görülmüş olduğunu, buna
göre; davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt başlangıcının 28.03.2012 tarihinin (8) iş günü sonrası olan
09.04.2012 tarihi olduğunun kanaatine varılmış olduğunu, davalı sürücü ve işleten yönünden ise temerrüt başlangıcının haksız fiilin başlangıcı olan 06.10.2011 kaza tarihi olduğunu, dava dilekçesinde yasal faiz nev’inden faiz talep
edildiğinden talep ile bağlı kalınarak yasal faiz olduğu kanaatine varılmış olduğunu SONUÇ OLARAK; ödeme tarihindeki verilere göre yapılan incelemede, davacı ...’a yapılan ödemenin yeterli olduğunu, davacı ... ve ...’a davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiğini,
mahkememizce davacı ...’a yapılan ödemenin yeterli olmadığının kabulü halinde ve o takdirde
davacı ...’un güncel verilere göre nihai ve gerçek maddi zararının 10.128,25 TL olduğunu, davacı ...’un nihai ve gerçek maddi zararının 1.491,66 TL olduğunu, davacı ...’un nihai ve gerçek maddi zararının 20,18 TL olduğunu, cenaze ve defin giderlerine ilişkin dosyada belge bulunmamakla birlikte; kaza tarihi itibarı ile 1.000,00 TL
cenaze ve defin giderinin kadri maruf olduğunu, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 09.04.2012 tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 06.10.2011 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğunu bildirmiştir.
Mahkememizin 28/03/2023 tarihli celsesine davacıların taraf mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları görüldsüğünden taraflarca takip edilmeyen davanın HMK' nun 150. maddesi gereğince davanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacılar ..., ... ve ... yönünden; 6100 sayılı HMK'nın 150.maddesinde davanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 ay içerisinde yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek esas kaydının kapatılacağı düzenlenmiştir. Mahkememizin bu dosyası işlemden kaldırıldığı 28/03/2023 tarihinden itibaren yasal süre olan 3 ay içerisinde yenilenmediğinden 28/06/2023 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı ... yönünden ise, davacı asilin ibraz etmiş olduğu yenileme dilekçesi uyarınca yargılamaya devam olunduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa dava öncesinde ödemeler yapıldığı, dosya arasında bulunan dosya kapsamına ve içtihatlara uygun aktüerya bilirkişi raporunda yapılan hesaplama ile tespit edildiği üzere davacı tarafa yapılan ödemelerin yeterli olduğu, cenaze ve defin gideri olarak 1.000,00 TL'nin kadri marufunda olduğu tespit edilmiştir. Buna göre davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, cenaze ve defin gideri talebinin kabulü ile 1.000,00 TL cenaze ve defin giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 09.04.2012 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden 06.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
Davacı ... tarafından manevi tazminat talebinde bulunulduğu görülmekle, 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para miktarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Bu kriterlere göre somut olay, kusur durumları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi nazara alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminatın 06.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A)Davacılar ..., ... ve ... yönünden;
Davanın HMK m.150 uyarınca 28/06/2023 tarihi itibari ile AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
B)Davacı ... Yönünden
Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
-Destekten yoksun kalma tazminatı talebinin REDDİNE,
-Cenaze ve defin gideri talebinin KABULÜ İLE 1.000,00 TL cenaze ve defin giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 09.04.2012 tarihinden, diğer davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden 06.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 35.000,00 TL manevi tazminatın 06.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
MADDİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
1-Alınması gereken 427,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
2-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 12.355,17 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ YÖNÜNDEN;
3-Alınması gereken 2.390,85 TL harcın davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti. 'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti. kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE,
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
5-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 4.617,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%14,31) ret oranı (%85,69) dikkate alınarak hesaplanan 660,69 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen, 3.956,31 TL'nin davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Davacılar ... ve ... tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair davacı asil ... ve ... ile davalı ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, (davalı ... ve ... vekiline e-duruşma ortamında) diğer davalı sigorta şirketinin yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/03/2024
Katip ..
¸
Hakim ....
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!