WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/618 Esas
KARAR NO : 2024/112

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/12/2019
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/02/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin davalı şirketten faturaya bağlı 265.705,24 TL alacağını almadığı için borçlu şirket hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlu şirkete ait menkul malların haczedildiğini, borçlu şirket tarafından ödeme emrinin iptali yönünde dava açılmış olduğunu, bu davanın iki kere Yargıtay'a gidip geldiğini sonuç olarak Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada taraflarına borçlu şirkete yeniden ödeme emri tebliğine karar verildiğini, yeniden gönderilen ödeme emrine borçlu şirket tarafından borcu bulunmadıkları yönünde itirazda bulunularak takibin durmasına neden olduklarının, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ederek icra takibinin durmasına ve müvekkili şirketin mağduriyetine neden olduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamını, faturaların ödeme tarihi olan 10.04.2016 tarihinden itibaren ticari faize hükmedilmesini, kötü niyetli davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın itirazın iptali davalarında öngörülen bir yıllık süre içinde açılmadığından zamanaşımı nedeni ile reddine, mütemerrit kılınmadan işletilen faiz yönünden tam veya kısmi olarak reddini, zamanaşımı nedenleri ile davanın reddi halinde alacak miktarı üzerinden vekalet ücreti takdirini, alacağın reddedilen kısmı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının ve dava masraflarının ise lehlerine tahmilini, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizin 23/10/2020 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ,lamı ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi 25/06/2021 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "davacı vekili tarafından 31.12.2019 tarihinde dava açılmış, dava açılmadan önce 30.12.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş ve tarafların uzlaşmadığına dair 09.01.2020 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. Davacı vekilince 09.01.2020 tarihili anlaşmaya varılamadığına ilişkin son arabuluculuk tutanağı mahkemeye sunulmuştur. Elde ki dosyada mahkemece davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından Mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekirken tekrar davacıdan arabuluculuk Yasası gereklerini "anlaşmazlık tutanağının getirilmesi" istemek Yasa'nın düzenlemesindeki amaca uygun düşmeyeceği, somut olayda HMK'nin 115/3. Maddesi de gözönüne alındığında, dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
-Yargılama sırasında ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına göre davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin bildirilmesi sebebi ile davacı tarafa davalı şirketin ihyasına ilişkin dava açmak üzere kesin süre verilmiş, Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin ihyasına karar verildiği ve iş bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
-Davalı vekilinin yargılama sırasında davalı şirketin tek ortağının vefat ettiğini, bu nedenle verilen ihya kararının kesinleştirilmesinin hukuken geçersiz olduğunu beyan etmesi üzerine yapılan araştırmada davalı şirket ortaklarından ...'in vefat ettiği, ticaret sicil kayıtlarına göre Müteveffa ...'in şirkette çoğunluk pay sahibi olduğu, her ne kadar TTK 596. Maddesi gereğince limited şirketlerde ortağın ölümü halinde mirasçılara payların kendiliğinden intikal ettiğinin kabulü gerekse de ortak ... mirasçılarının Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile mirası reddettikleri görüldüğünden, davacı vekiline TMK 427/4 maddesi gereğince davalı şirkete kayyum atanması hususunun dava açmak ve bu hususta dava açıldığına ilişkin evrakları mahkememize ibraz etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, karar verilmiş, Bakırköy .... Sulh hukuk mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası ile davalı şirkete kayyum atanmasına karar verildiği görülmüş, bu aşamadan sonra tebligat şirket kayyumuna çıkartılarak taraf teşkili sağlanmıştır.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda tarafların iddia ve savunmaların nazara alındığında çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/5. Maddesinde;" (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir.
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 18/12/2022 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2006-2007 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının takdirinin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, davalı taraf vekili 18.11.2022 tarihli beyan dilekçesi ile, şirketin ticari defterleri
kendilerinde olmadığından katılamayacaklarını, diğer yandan davalı şirket yetkilisinin vefat etmiş olması karşısında şirkete kayyum atanması adına gerekli işlemlerin yapılmasını talep ettikleri,
davalı tarafın 21.11.2022 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtları veya belgeleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki takdirin sayın mahkemenize bırakıldığı, HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. davacı tarafın davalı tarafa düzenlendiği ve takibe konu ettiği cari hesap ekstresine
ait 2006 yılında 23 adet ve KDV dâhil 619.188,95 TL tutarlı faturanın olduğu, Faturaların açıklama kısmına mal-hizmet, miktar ve birim fiyatı bilgilerinin belirtildiği, faturaların teslim eden ile teslim alan kısmı durumlarının yukarıdaki tabloda ayrıntılı olarak irdelendiği, iş bu faturaların davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davalı tarafın iş bu faturalara itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın 2006 yılında davalı tarafa düzenlediği ve takibe konu ettiği cari
hesaba ait 23 adet KDV dâhil 619.188,95 TL – (KDV hariç 573.322,00 TL) tutarlı faturanın olduğu, 2006 yılında BA FORMU ile davalı tarafın davacı tarafa ait 25 adet KDV hariç 573.322,00 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, karşılaştırma ekranında davacı tarafında BS FORMU ile 25 adet KDV hariç 573.322,00 TL tutarlı faturayı beyan ettiği, Takibe konu cari hesaba ait 2006 yılı tüm faturaların taraflarca karşılıklı olarak BS-BA FORMU ile beyan edildiği, davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresinde, 2006 yılı: davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 10.04.2006 tarihli 30.486,24 TL (B) tutarlı fatura kayıt işlemi ile başladığı, 16.08.2006 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 290.116,48 TL alacaklı olduğu, 30.12.2006 tarihli 265.705,24 TL tutarlı alacağın şüpheli ticari alacaklar hesabına virman yapıldığı, 30.12.2006 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 265.705,24 TL alacaklı olduğu, 2007 yılı: 01.01.2007-31.12.2007 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 265.705,24 TL
alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalı taraftan takip tarihi itibariyle 265.705,24 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne/düşürüldüğüne dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin bulunmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık ticari faizi talep edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Yukarıda yer verilen içtihatlarda da belirtildiği üzere davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Alınan raporda da yer verildiği üzere davalı tarafından
2006 yılında BA FORMU ile davalı tarafın davacı tarafa ait 25 adet KDV hariç
573.322,00 TL tutarlı faturaya ilişkin bildirim yapıldığı, iş bu faturalar içerisinde davacı tarafın takibe konu ettiği faturalarında yer aldığı görülmektedir.
-Bu kapsamda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla sabit olduğu, davacı tarafın dava konusu ettiği fatura ve cari hesap yönünden edimlerini yerine getirdiğini vergi dairesi kayıtları ile ispat ettiği Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu olan ve vergi dairesi kayıtlarıyla sabit olan 265.705,24 TL borcu ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın iptali ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve vergi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 53.141,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 18.150,32-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.180,09-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.970,23- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.180,09-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 44,40-TL başvurma harcı, 1.250,00-TL bilirkişi ücreti ve 269,00 tebligat ve posta masrafı olmak üzere 1.563,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 41.855,79- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.09/02/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır