WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

BAKIRKÖY 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/636 Esas
KARAR NO : 2024/257

DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/09/2020
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Büyükçekmece .... Noterliği'nin 02.05.2017 tarih ve .... yevmiye no ile onaylı "463/3 Marina Elektrik İşleri Malzeme ve İşçilik Sözleşmesi (MEİMİS)" (Ek-2) ile Büyükçekmece ..... Noterliği'nin 16.05.2017 tarih ve ..... yevmiye no ile onaylı "AG Elektrik Alt Yapı İşleri Sözleşmesi (AGEAYİS)" imzalanmış olduğunu, öncelikle MEİMİS'in "9- Teknik Teşkilat, Personel ve İşçiler" başlıklı "9.1-" maddesi; "TAŞERON, işin başından sonuna kadar ve iş programındaki çalışma sürelerinde işin yapılması için gereken her türlü alet, edevat, avadanlıklardan temini kendisine ait olanları iş yerinde hazır bulundurmak, temini işverene ait olanların işveren tarafından hazır bulundurulması için gerekli talep ve uyarıyı işi aksatmayacak şekilde zamanında yapmak zorundadır" hükmüne haiz olup, müvekkili davacı yüklenici tarafından sağlanan tüm malzemelerin davalı şirket şantiyesinde/işyerinde depolanacağının açıkça kararlaştırılmış olduğunu, öte ... MEİMİS Sorumluluk listesi bölümünden de görüleceği üzere İnşaat All Risk Sigortası, 3. Kişi Mali Mesuliyet Sigortası ve saha güvenliği sorumluluklarının davalı ... Yapı A.Ş.'nin yükümlülüğünde olduğunu, nitekim hırsızlık olayları sebebiyle şantiye güvenlik önlemlerinin artırılmasının dahi müvekkili şirket tarafından davalıdan talep edilmiş olduğunu, sözleşme uyarınca yapılan iş sırasında davalının sorumluluk alanında olan olaylar nedeniyle müvekkili şirketin maddi zarara uğramış olduğunu, müvekkili şirketin bu zararların tazmini için de davalı şirketten talepte bulunmuş, ancak bugüne kadar bu zararın da tazmin edilmemiş olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin, tüm zararlarının aynen yahut cari fiyat üzerinden giderilmesi için 01.06.2020 tarihinde davalıya e-posta yoluyla bildirimde bulunmuş, hiçbir giderimde bulunulmaması üzerine öncelikle arabuluculuğa başvurma ve sonuç alınamaması sebebiyle işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyanla; davanın kabulüne, kısmi dava olarak açılan davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı sorumluluğunda bulunan şantiyede, müvekkiline ait malzemelerin çalınması sebebiyle uğranılan zararın şimdilik 396.913,11 TL'sinin bildirim tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacının talep ve iddialarını kabul etmeseler de davacının iddialarını hırsızlık vakıasına dayandırmış ve temelde haksız fiilden kaynaklı tazminat davası ikame etmiş olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarının Türk Borçlar Kanunu m. 72 uyarınca 2 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde 08.08.2017 tarihli, 21.09.2017 tarihli ve 16.02.2018 tarihli üç adet tutanak tuttuğunu beyan etmiş, böylece iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının haksız fiili en geç bu tarihlerde öğrenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki böyle bir fiilin failinin müvekkili olmadığı gibi müvekkiline atfedilecek bir kusur da bulunmadığını, davacı şirketin sözleşme ve ekli şartnameler ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, şantiye alanı 1.184.000 m2 olduğunu, bu kadar büyük bir alanı salt güvenlik hizmeti alarak korumanın mümkün olmadığını, davacı şirketin de bu durumun bilincinde olduğunu, bu nedenle müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin eki olan şantiye talimatnamesinin 16. Maddesinin ‘Taşeron kendi bölgesinden sorumlu olduğu gibi, tüm şantiyenin genel emniyeti için İŞVEREN tarafından kurulmuş bulunan bekçi ve emniyet sistemine kayıtsız şartsız uyacaktır.’ hükmüne amir olduğunu, davacının basiretli davranma yükümlülüğü uyarınca böyle bir hüküm bulunmasa dahi bu kadar büyük bir şantiyede gerekli güvenlik ve emniyet önlemlerini almakla yükümlü olduğunu, davacının bu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından öncelikle şantiye sahasına getirdiği malzemelerin adedi ve niteliği hakkında müvekkilini bilgilendirmekle yükümlü olduğunu, fakat bu yükümlülüğün yerine getirilmemiş olduğunu, davacının çalındığını iddia ettiği ürünlerin müvekkili şirkete teslim edilmemiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının çalındığı iddia edilen malzemelerin müvekkiline teslim edildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığını, öncelikli olarak davacının bu malzemeleri müvekkiline teslim ettiği hususunu yazılı delille ispatlaması gerektiğini, salt sözleşmede malzeme ve teçhizatın şantiye sahasına getirilmesinin kararlaştırılmasının, söz konusu malzeme ve teçhizatların müvekkiline teslim edildiğini veya davacı tarafından şantiye sahasına getirildiğini kanıtlamadığını, bu noktada davacının tacir sıfatı da dikkate alındığında basiretli tacir gibi davranmayıp yükümlülüklerini ihlal eden davacının zarara katlanması gerekirken zararın müvekkilinden tazmin edilmesi talebinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davaya konu edilen kabloların şantiyenin hangi bölümüne teslim edildiğini net bir şekilde açıklamamış olduğunu, müvekkiline bununla alakalı olarak teslim tesellüm tutanağı da bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde böyle bir delile dayanmamış sadece kendisi tarafından tutulan tutanaklara dayanmış olduğunu, anılan tutanakların müvekkilini bağlamadığını, davanın basit yargılama usulüne tabi oluşu da göz önüne alındığında, davacının dava dilekçesinde bildirmiş olduğu delillerin haricinde başka bir delili bildirmesine ve sunmasına, bu konudaki iddia ve savunmanın genişletilmesine yahut değiştirilmesine muvafakatleri bulunmadığını, sözleşme kapsamında davacı tarafından şantiye sahasında bulundurulacağı kararlaştırılan teçhizatlar arasında niteliği itibariyle çalındığı iddia edilen malzemeler bulunmadığını, davacının müvekkili ile aralarında yapmış olduğu sözleşme ve şartnameler uyarınca; “işin başından sonuna kadar ve iş programındaki çalışma süresinde işin yapılması için gereken her türlü alet edevat ve avadanlıklardan temini kendisine ait olanları işyerinde bulundurmak” ile yükümlü olduğunu, bu kapsamda çalınan kabloları da sözleşme gereği işyerine getirdiğini iddia ederek çalınan kablo bedellerini talep etmiş olduğunu, öncelikle sözleşme kapsamında davacının işyerinde bulundurmakla yükümlü olduğu alet, edevat ve avadanlık sözcüklerinin neleri kapsadığını lafzi ve mesleki anlamının tespit edilmesi gerektiğini, sözleşmede şantiye sahasında bulunması kararlaştırılan alet edevat ve avadanlık, genel olarak bir işin yapılmasını sağlayan ve bir kere kullanmakla tükenmeyen, sarf malzemelerini işleyen, monte eden veya birleştiren aletler olduğunu, görüleceği üzere sözleşme ve şartnamelerde, bir kere kullanmakla tükenmeyen ne kadar kullanılırsa kullanılsın davacının mülkiyetinden çıkmayan malzemelerden bahsedilmekte olduğunu, davacının çalıştığı sahaya veya bölüme monte edilen, artık kullanılmakla mülkiyetinin davacıdan çıktığı, kullanıldığı yapının bütünleyici parçası veya eklentisi haline gelen sarf malzemelerinden bahsedilmediğini, taraflar arasında bütün sarf malzemelerinin (somut olayda elektrik kablolarının) şantiyeye yığılması gibi bir anlaşma da bulunmadığını, kaldı ki böyle bir anlaşma bulunsa dahi davacının bu malzemeleri bir teslim tesellüm tutanağı ile müvekkiline teslim etmesi gerektiğini, bu gerekliliğin basiretli davranma yükümlülüğünün bir sonucu olduğunu, sözleşme ile alet edevat ve avadanlığın şantiye sahasında bulundurma zorunluluğunun, işin devamını sağlamak amacı ile getirilmiş olduğunu, her çeşit sarf malzeme sorumluluğunun TAŞERON’a ani davacıya ait olduğunu, taraf iradelerinin mefhumu muhalifinden TBK uyarınca yapılan bir sorumsuzluk anlaşması yapıldığının ortaya çıkmakta olduğunu, buna göre sarf malzemelerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, buna uygun olarak şantiye talimatnamesinin 17. maddesi ile ‘Taşeron kendisine ait konteyner, iş makinası malzeme vb. kontrol muhafaza ve güvenliğinden sorumludur.’ hükmü getirilerek tüm sorumluluğun taşeron olan davacıya ait olduğu hususunun tacir olan taraflar arasında kararlaştırılmış olduğunu, davacı tarafın sözleşmeye aykırı bir şekilde sigorta poliçesi düzenlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın sözleşme ile şantiye sahasında bulundurulan malzemelerin all risk sigortası kapsamına alınması gerektiğini ancak müvekkili tarafından sözleşmeye aykırı şekilde sigorta poliçesi hazırlandığından zararın hemen tazmin edilmediği ve bu nedenle de zararın her geçen gün arttığını ileri sürmüş olduğunu, ancak müvekkili şirket tarafından şantiye ile alakalı olarak sözleşmeye uygun bir şekilde sigorta yaptırılmış olduğunu, bu nedenle davacının iddialarını kabul etmiyor olduklarını, All Risk Sigortasının davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmeye uygun olarak yapılmış olduğunu beyanla; davanın reddine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı şirkete ait şantiyede tutanak altına alınan hızsızlık olaylarına ilişkin davalı tarafın sorumluğunun bulunup bulunmadığı, meydana gelen zararın miktarı, davacı ve davalı tarafların aralarında yer alan sözleşme gereği üzerlerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerinde getirip getirmedikleri, çalınan malların davalı taraf teslim edilip edilmediği, meydana gelen zarar sebebi ile davalı tarafın tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı ile bulunması halinde hangi miktarda sorumlu olması hususlarındadır.
Mahkememizin 06/07/2021 tarihli celsesinde davacı tanığı ....'nın hazır bulunduğu, tanığın; ben 2017-2018 yılları arasında davacı şirkette şantiye teknikeri olarak çalıştım. İnşaat yapılan yer davalı şirkete aittir. Davacı ile davalı arasında davacı tarafa ait malzemelerin nerede duracağı, nereye bırakılacağı öncesinde belirlenmişti. Biz de bu belirlenen yerleri davacı şirkete ait malzemeleri bıraktık teslim ettik. 2017 Eylül Ayında olan hırsızlık olayında akşam saat 19:30 sularında beni arayarak konteynırın kapısı açık olduğu ve hırsızlık olduğunu tahmin ettiklerini söylediler. Ben de patronum ....'i aradım. Biz ... Beyle ve polislerle birlikte hırsızlı olayını olduğu yere giderek incelemeler yaptık. Aynı zamanda konteynırda bulunan hasarlar tespit edildi. Bu olay haricinde de farklı zamanlarda farklı hırsızlık olayları tespit edildi. 18/09/2017 tarihli sevk irsaliyesinde yer alan imza bana aittir. Sevk irsaliyesinde geçen malları biz davalı şirkete teslim ettik. " şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "18/09/2017 tarihli sevk irsaliyesinde geçen ürünlerin tamamı davalı şirkete teslim edilmiştir. Her gün giden malzemeler için teslim tesellüm belgesi düzenlenmezdi. Davalı şirket de buna benzer herhangi bir belge düzenlemezdi." şeklinde beyanda bulunduğu, yine davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "biz malzemeleri öncesinde belirlenen yerleri inşaat alanı içerisinde bırakıyorduk. Aynı zamanda davalı şirket şantiyesinde yalnızca davacı şirkete ait malların değil diğer şirketlere ait malların çalındığını da duydum. Aynı zamanda şantiye alanında güvenlik kameraları vardı." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 06/07/2021 tarihli celsesinde davacı tanığı ...'in hazır bulunduğu, tanığın; " ben davacı şirkette 2014 yılından bu ... elektrik ustası olarak çalışırım. Biz davalı firmaya ürün teslim ederdik. Ben 2017 Eylül Ayında davalı şirkete teslim ettiğimiz malların sonraki gün çalındığını duydum. Davalı şirkete ait inşaat sahasına giriş çıkışlarda herhangi bir kontrol yapılmıyordu. Giriş çıkışlar serbestti." şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "16/02/2018 tarihli tutanak yer lan imza bana aittir. Olay günü biz şantiye sahasında çalışırken başka çalışanların davacı şirkete ait olduğunu tahmin ettiğimiz ürünleri parçalara ayırarak kendi çantalarına koyuyorlardı. Biz davalı şirkete ürün getirdiğimiz zaman ayriyeten ürünleri teslim ettiğimize ilişkin herhangi bir tutanak düzenlemezdi bizden imza alınmazdı." şeklinde beyanda bulunduğu, yine davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "aynı zamanda davacı firma da bizden teslim tesellüme ilişkin herhangi bir belge talep etmezdi. Buna ilişkin herhangi bir belge düzenlemezdi. Davalı firmaya ait inşaat sahasında herhangi bir duvar bulunmamaktadır. Yalnızca tel örgü vardı. Davalı şirkete ait inşaat sahasında güvenlik kamerasına ilişkin herhangi bir görgüm bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 06/07/2021 tarihli celsesinde davacı tanığı ....'in hazır bulunduğu, tanığın; "ben davacı şirkette 2010 yılından bu ... elektrik ustası olarak çalışırım. Ben 2017 Ağustos ayında davacı şirkete ait kabloları davalı şirketin deposuna bıraktım. Sonrasında davalı şirket çalışanları beni arayarak kabloları benim geri alıp almadığımı sordular. Ben de almadığımı söyledim. Sonrasında tutanak tutuldu. 08/08/2017 tarihli tutanaktaki imza bana aittir. Aynı zamanda 2017 Eylül ve 2018 şubat aylarında gerçekleşen hırsızlı olaylarında da biz davacı şirkete ait kabloları davalı şirketin şantiye sahasına bırakırdık." şeklinde beyanda bulunduğu, davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "tarafıma okunan 08/08/2017 tarihli ve 16/02/2018 tarihli tutanaklarda imzası bulunan şahıslar arasında davalı şirket çalışanları bulunmaktadır. Biz davalı şirkete ürün teslim ederken herhangi bir teslim tesellüm belgesi imzalamıyorduk. Davalı şirket şantiye sahasının hangi firma tarafından güvenlik hizmetinin verildiğini bilmiyorum. Güvenliği davacı ve davalı şirket tarafından sağlanıp sağlanmadığını bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, yine davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "biz davalı firmadan herhangi bir ürün alırken ürünleri aldığımıza dair davalı firma teslim tesellüm belgesi düzenlemedik. Davalı şirketin şantiye sahasında ve deposunun girişinde güvenlik vardı. Giriş çıkışları güvenlikler kontrol ediyordu." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 14/12/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ....'ın hazır bulunduğu, tanığın; "ben 2016 yılından bu ... davalı firmada idari işler ve kamp amiri olarak çalışıyorum, davacı firma kullanmakta olduğu malzemeleri şirketimize ait şantiye alanına bırakıyordu, davacı firmaya ait ürünlerin bir kısmı çalınmış bizim de bundan davacı firmanın çalışanlarının söylemesi üzerine haberimiz oldu, normal şartlarda biz bu durumlarda sorumluluk kabul etmediğimizi davacı firmaya iletmiştik, çalışmış olduğumuz sahada yalnızca davacı firma değil bir çok taşeron bulunmaktadır, bizim hiç birine karşı çalınan mallardan dolayı sorumluluğumuz bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "olan hırsızlık olaylarından sonra davacı firma herhangi bir önlem almamıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, yine davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "davacı şirketin kullandığı konteynırların bizimle herhangi bir alakası yoktur, konteynırlar tamamen taşeron firmaların kendi çalışmaları için kullandıkları, bazen de malzemelerini bıraktıkları yerlerdir, gösterilen tutanaklardaki imzalar bana aittir, gösterilen tutanaklar hırsızlık olayına ilişkindir, tutanakta geçen malzemelerin tarafımıza teslimi gibi bir durum söz konusu değildir" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 14/12/2021 tarihli celsesinde davalı tanığı ....'in hazır bulunduğu, tanığın; "ben davalı firmada yaklaşık 6 yıldır proje müdürü olarak çalışıyorum, bizim çalıştığımız şantiye büyük bir alanı kapsamaktadır, davacı firmaya ait ürünlerin 2 kez çalındığını biliyorum, bunlardan biri şantiye içerisinde diğeri ise kendi depolarında gerçekleşmiştir, hırsızlık olayına ilişkin bilgim sadece çalışanların anlatımından ibarettir, bizim davacı firma ile onlara ait ürünlerin korunması, saklanması gibi bir anlaşmamız yoktur, şantiyeye getirilen inşaat malzemeleri tamamen taşeron şirketlerin kendi sorumluluğu altındadır" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "yaşanan hırsızlık olaylarından sonra davacı firma tarafından herhangi bir önlem alınmamıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, yine davacı vekilinin talebi üzerine tanığa soruldu: "olan hırsızlık olaylarından biri davalı şirketin deposunda gerçekleşmiştir, depo firmamıza ait şantiye içerisinde yer almaktadır, davalı firmanın yapılan işe ilişkin inşaat all risk sigortası yapıldığına ilişkin herhangi bir sigorta yaptırıp yaptırılmadığına ilişkin bilgim bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı.
Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacı şirkete ait şantiyede tutanak altına alınan hızsızlık olaylarına ilişkin davalı tarafın sorumluğunun bulunup bulunmadığı, meydana gelen zararın miktarı, davacı ve davalı tarafların aralarında yer alan sözleşme gereği üzerlerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerinde getirip getirmedikleri, çalınan malların davalı taraf teslim edilip edilmediği, meydana gelen zarar sebebi ile davalı tarafın tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı ile bulunması halinde hangi miktarda sorumlu olması hususlarının tespiti için dosya üzerinden GÜNSÜZ bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Elektrik Elektronik Mühendisi bilirkişi ..., Güvenlik Uzmanı bilirkişi .... ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişi .... 29/09/2022 tarihli raporlarında özetle; dosya kapsamı kül halinde incelenip irdelendiğinde; davacı firma ile davalı
firma arasında akdedilen 02.05.2017 tarihli sözleşmenin içeriğine bakıldığında; 463/3
Marina Elektrik İşleri Malzeme ve işçilik hizmetlerine dayalı olduğunun, sözleşmenin tamamı
incelendiğinde davacı ... malzemelerinin davalı ... muhafaza altında tutulacağına
dair her hangi bir ibare bulunmadığının gözlenmiş olduğunu, dava konusu hırsızlık olayının oluş biçimi ile ilgili yapılan incelemelerde; .... Mahallesi ... Caddesi No: 4 sayılı yerde kain davalı
.... Yapı A.Ş. firmasına ait inşaat şantiye alanında, 19.09.2017 günü saat 18:00
sıralarında bahsi geçen şantiyede davacı firma (.... San.
ve Tic. Ltd. Şti çalışanlarının sahada olmadığı sırada, faili meçhul kişi/kişilerce
şantiye sahasına girdikleri ve şantiye sahasında bulunan davacı ... ait olduğu
beyan edilen konteynır kapısını kırdıkları, yine davacı ... beyanına göre,
konteynır içinde ve dışında bulunan 12 adet asansör panoları, 8 adet sayaç panoları, 3x1,5 ... beşbin metre kablo, 3X2,5 ... onbin metre, 4X1,5
... dörtbin metre, 5X2,5 ... üçbin metre, 5x6 ... bin metre, 3x16+10 ... ikibin beşyüz metre, 2x208+08JE-H (ST)H beşbin metre, 4x1,5
LIHCH dörtbin beşyüz metre, 8x1,5 LIHCH üçbin metre elektrik kablosu çalındığının anlaşılmış olduğunu, esasen taraflar arasında akdedilen sözleşme incelendiğinde, taşeron
firma olan davacının malzemelerinin koruma altına alınacağı hakkında her hangi
bir ibare bulunmamakla birlikte; davalı ... ait inşaat şantiye alanının giriş -
çıkışlarının kontrolü ve sahada bulunan tüm taşeronlara ait malzeme, ekipmanların
korunması, gözetilmesi amacıyla şantiye sahasında bir takım güvenlik önlemlerinin
alınması sorumluluğunun davalı ... Yapı A.Ş.ye ait olması gerektiğinin
değerlendirilmekte olduğunu zira, Şantiye sahasını çevreleyen yüksek duvar olmadığının, sadece tel
örgüler ile şantiye alanın çevrili olduğunun, dosya kapsamındaki belge ve bilgilerden
anlaşılmakta olduğunu, devasa bir inşaat şantiye alanın korunması bakımından mutlak
özel güvenlik şirketlerinden hizmet satın alınması veyahut davalı ... kendi bünyesinde 5188 sayılı özel güvenlik yasası ve uygulanmasına ilişkin yönetmelik
kapsamında kendi bünyesinde özel güvenlik personeli istihdam etmesi
gerektiğini, yine dosya kapsamı incelendiğinde, özel güvenlik personelleri ile
şantiye sahasının giriş-çıkış kontrollerinin yapıldığına dair her hangi bir belge de
bulunmadığını, davalı ... tarafından özel güvenlik şirketlerinden hizmet satın
alınması durumunda, özel güvenlik personelinin zafiyetinden dolayı oluşan
sorumluluğun, fiziki tedbir bakımından (şantiye çevresinin yüksek duvarlarla
kapatılması, giriş/çıkış kapılarının sınırlandırılması, şantiye alanının aydın latılması
ve güvenlik kamera sistemiyle de 7/24 sahanın denetlenmesi) davalının
sorumluluğunda olacağının değerlendirilmekle birlikte;
mahkememizde derdest olan işbu tazminat davasında her hangi
bir güvenlik şirketinden hizmet alındığına dair bilgi ve belge ile davalı ...
dışında da başkaca her hangi bir kişi veya şirkete dava açılmadığının anlaşılmakta olduğunu, bu tür muhtemel olaylarda kusur dağılımında davacı ..., davalı ... ve güvenlik
şirketinin eksiklik ve aksaklıkları tespit edilip kusur dağılımı yoluna
gidilebilecekken, açılan davanın tamamen davalı ... açılmış olup, güvenlikle ilgili
her hangi bir bilginin dosya kapsamına sunulmadığının saptanmış olduğunu, bu durumda davacı ... bizatihi kollukta alınan ifadesinde; FM
kişilerin şantiye sahasına girdikleri ve şantiye sahasında bulunan konteynır
kapısını kırdıkları konteynır içinde ve dışında bulunan elektrik kablolarının
çalındığını” beyanı irdelendiğinde konteynır dışında da açıkta sahada bir takım
kabloların bulunduğunun anlaşılmakta olduğunu, esasen davacının şantiye sahasında açıkta bu tür ürünleri
bulundurmaması, kapalı ve kilit altında muhafaza etmesi beklendiğini, davacının her ne kadar bir kısım kabloları kapalı ve kilitli konteynır içinde
muhafaza altına aldığı, bir kısmının ise açıkta kaldığı değerlendirildiğinde,
davacının basiretli bir tacir gibi davranarak, tüm ürünlerini kapalı ve kilitli bir
alanda (depo) muhafazası beklendiğini, davalı ... ise; Şantiye alanın güvenliğinin en üst düzeyde
sağlanması bakımından gerek personel ile gerekse elektronik ve fiziki sistemler ile
koruma ve muhafazası bakımından tedbir almasının beklendiğini, hırsızlık olayı tüm
yönleriyle birlikte ele alındığında; davacı ve davalının basiretli bir tacir gibi
davranmadıkları üzerlerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine
getirmedikleri değerlendirilmiş olup, davacı ... kendisine ait çok yüksek
miktardaki emtianın korunması bakımından yükümlülüklerini tam olarak yerine
getirmediği anlaşılmakla; olayın oluş biçimi de dikkate alındığında % 35 kusuru ve
sorumluluğu olduğunu,
davacı ... ise; yukarıda açıklanın hususlarda yeterli dikkat ve özeni
göstermediği, her ne kadar taşeron firmalarla yaptığı sözleşmede taşeron
firmaların ürün ve ekipmanlarının kendileri tarafından korunacağı yönünde her
hangi bir madde bulunmamış ise de, şantiyenin giriş/çıkışından başlayan ve tüm
sahayı kapsayan şekilde fiziki, elektronik ve personel marifeti ile 7/24 esasına göre
tedbir alması gerektiğinin değerlendirilmekte olduğunu, bu durumda davalı ... hırsızlık olayının oluşmasında %65 oranında kusuru ve sorumluluğunun bulunduğu kanaati
hasıl olduğunu, davacı vekilince dava dilekçesinde hırsızlık eylemlerinin 08.08.2017 – 21.09.2017
– 16.02.2018 tarihleri ile ilişkilendirilmiş olduğunu, davacı vekilinin 13.11.2020 kayıt tarihli dilekçe ekinde, irsaliyeler sunulmuş olduğunu, irsaliyelerin 03.07.2017 -06.07.2017 – 18.09.2017 – 19.09.2017 tarihli olduğunu, 08.08.2017 tarihli hırsızlık eylemine konu edilen 4x16 mm2 ... kablonun, 03.07.2017 -06.07.2017 tarihli irsaliyelerde yer almadığını, davacı vekilince bu
irsaliyeler malzemelerin sevk edildiğine dair belge olarak gösterildiğinden, irsaliye
kayıtlarında yer almayan kablo bedelinin davacı tarafça talep edilemeyeceği görüş ve
kanaatine varılmış olduğunu, taraflarınca yapılan fiyat değerlendirmelerinde 2017 kablo fiyat listeleri üzerinden piyasa iskonto oranı uygulanarak birim fiyatlara ulaşılmış olduğunu, davacı talebinin piyasa rayiçlerine göre yüksek bulunduğunu, davacı tarafça talep edilebilecek toplam tutarın 222.253,20 TL olarak hesap edilmiş olduğunu SONUÇ OLARAK; çalındığı iddia edilen kabloların, taraflar arasındaki iş konusu ile örtüşmekte olup
şantiye sahasında bulunabilecek malzemeler olduğunu, şayet mahkememizce davalının
sorumlu olduğuna dair karar verilir ise yukarıda yapılan teknik değerlendirmeler
doğrultusunda, davacı tarafça talep edilebilecek toplam tutarın 222.253,20 TL. olarak hesap
edilmiş olduğunu, çalındığı iddia edilen emtiların davalı tarafça teslim alındığına dair belge
görülememiş olduğunu, tanık beyanlarında da tutanak düzenlenmemiş olduğunun belirtilmiş olduğunu, hırsızlık olayının
oluşmasında davalı ... %65 oranında, davacı ... ise %35 oranında kusur atfedilmiş olduğunu, davacı tarafın 222.253,20 TL. x 0,65 = 144.464,58 TL. talebinin olabileceğinin değerlendirilmiş olduğunu, takdir tamamen mahkememize ait olmak üzere, davacının dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin davalı ... talep edebileceğini bildirmişlerdir.
Dosyanın tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda ve taraflar arasındaki MEİMİS sözleşmesi ve sözleşme ekinde yer alan sorumluluk listesi vs... irdelenerek ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup, kök rapor sunan bilirkişi heyeti 26/03/2023 tarihli ek raporlarında özetle; taraf vekillerinin itirazları değerlendirilmiş olup, sunulmuş yeni belge de bulunmadığından kök rapordaki kanaatlerinin aynen devam ettiğini bildirmişlerdir.
Dosyanın, mahkememiz ara kararında da açıkça belirtildiği üzere taraflar arasındaki MEİMİS sözleşmesi ve sözleşme ekinde yer alan sorumluluk listesi ve tarafların beyan ve itirazları ayrı ayrı irdelenerek ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş olup, kök ve ek rapor sunan bilirkişi heyeti 09/10/2023 tarihli 2.ek raporlarında özetle; mahkememizce alınan ara karar gereğince “MEİMİS sözleşmesi
ve sözleşme ekinde yer alan sorumluluk listesi” bakımından değerlendirme
yapılması istenilmiş ise de; esasen bahse konu sözleşmenin bilirkişi heyetinde yer
alan bilirkişi ....’ın irdelemesi ve değerlendirme yapması gerektiği
kendisine e-mail yoluyla ve whatsapp uygulamasından bilgilendirme yapılmasına
ve ayrıca cep telefonundan aranmasına rağmen her hangi bir dönüş
yapılmadığından ve kendisine ulaşılamadığından bu hususta teknik heyetlerince her hangi bir değerlendirme yapılamamış ise de, olayın oluş biçimi detaylı bir
şekilde incelenip irdelendiğinden Kök ve 1. Ek raporladında olayın oluş biçimi
dikkate alınmış, zarar bedeli, kusur ve kusur oranlarında her hangi bir değişikliğe
gidilmemiş olduğunu, takdir tamamen mahkememize ait olmak üzere davacının dava dışı
sigortalısına yaptığı ödemenin davalı ... talep edebileceğini bildirmişlerdir.
Dava, davalı tarafa ait şantiyede gerçekleşen hırsızlık olayında davacıya ait bir kısım malların çalınması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında davalıya ait inşaatta elektrik ve alt yapı işlerinin davacı tarafından üstlenildiği eser sözleşmesi olduğu sabit olup uyuşmazlık davalıya ait şantiyede gerçekleşen hırsızlık olaylarına dayandığından haksız fiili hükümleri uyarınca çözümlenmelidir. Buna göre BK m.49'da yer alan kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür hükmü uyarınca olayın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarını irdelenmesi gerekmektedir.
Olayların oluş şekli, duruşmada dinlenilen tanıklar ve bilirkişi raporunda da yapılan tespitler uyarınca davalı ... ait inşaat şantiye alanının giriş -çıkışlarının kontrolü ve sahada bulunan tüm taşeronlara ait malzeme, ekipmanların
korunması, gözetilmesi amacıyla şantiye sahasında bir takım güvenlik önlemlerinin
alınması sorumluluğunun davalı ... Yapı A.Ş.ye ait olması, dosya arasında yer alan kayıtlar uyarınca Şantiye sahasını çevreleyen yüksek duvar olmaması, şantiye alanının sadece tel
örgüler çevrili olması, cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere davalıya ait inşaat sahasının devasa büyüklükte olması ve bu inşaat şantiye alanın korunması bakımından mutlak
özel güvenlik şirketlerinden hizmet satın alınması gerektiği veyahut davalı ... kendi bünyesinde 5188 sayılı özel güvenlik yasası ve uygulanmasına ilişkin yönetmelik
kapsamında kendi bünyesinde özel güvenlik personeli istihdam etmesi
gerektiği, yine dosya kapsamı incelendiğinde, özel güvenlik personelleri ile
şantiye sahasının giriş-çıkış kontrollerinin yapıldığına dair her hangi bir belge
bulunmadığı, davalı ... tarafından özel güvenlik şirketlerinden hizmet satın
alınması durumunda, özel güvenlik personelinin zafiyetinden dolayı oluşan
sorumluluğun, fiziki tedbir bakımından (şantiye çevresinin yüksek duvarlarla
kapatılması, giriş/çıkış kapılarının sınırlandırılması, şantiye alanının aydınlatılması
ve güvenlik kamera sistemiyle de 7/24 sahanın denetlenmesi) davalının
sorumluluğunda olması gerektiği, özel bir şirketten güvenlik hizmeti alındığına dair
her hangi bir bilginin dosya kapsamına sunulmamış olması, davacı ... kollukta alınan ifadesinde; FM
kişilerin şantiye sahasına girdikleri ve şantiye sahasında bulunan konteynır
kapısını kırdıkları konteynır içinde ve dışında bulunan elektrik kablolarının
çalındığını” beyanı uyarınca konteynır dışında da açıkta sahada bir takım
kabloların bulunduğunun anlaşıldığı, esasen davacının şantiye sahasında açıkta bu tür ürünleri
bulundurmaması, kapalı ve kilit altında muhafaza etmesi beklendiği, davacının her ne kadar bir kısım kabloları kapalı ve kilitli konteynır içinde
muhafaza altına aldığı, bir kısmının ise açıkta kaldığı değerlendirildiğinde,
davacının basiretli bir tacir gibi davranarak, tüm ürünlerini kapalı ve kilitli bir
alanda (depo) muhafazası beklendiği, davalı taraftan ise; şantiye alanın güvenliğinin en üst düzeyde
sağlanması bakımından gerek personel ile gerekse elektronik ve fiziki sistemler ile
koruma ve muhafazası bakımından tedbir almasının beklendiği, hırsızlık olayı tüm
yönleriyle birlikte ele alındığında; davacı ve davalının basiretli bir tacir gibi
davranmadıkları üzerlerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak yerine
getirmedikleri, davacı yönünden kendisine ait çok yüksek
miktardaki emtianın korunması bakımından yükümlülüklerini tam olarak yerine
getirmediği anlaşılmakla; olayın oluş biçimi de dikkate alındığında % 35 kusuru ve
sorumluluğu olduğu,
davacı ... ise; yukarıda açıklanın hususlarda yeterli dikkat ve özeni
göstermediği, şantiyenin giriş/çıkışından başlayan ve tüm
sahayı kapsayan şekilde fiziki, elektronik ve personel marifeti ile 7/24 esasına göre
tedbir alması gerektiği, bu durumda davalı ... hırsızlık olayının oluşmasında %65 oranında kusuru ve sorumlu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı vekilince aralarında yer alan 463/3 Marina Elektrik İşleri Malzeme ve İşçilik Sözleşmesi sözleşmesinde yer alan hükümler uyarınca tüm sorumluluğun davalı tarafta olduğunu iddiası ile itirazda bulunmuş ise de, sözleşme hükümlerinde açıkça bu ifadenin yer almadığı görülmekle hakkaniyet ilkesi gereği kusur oranları davacı taraf için % 35, davalı taraf için % 65 şeklinde belirlenmiştir.
Zarar miktarının tespiti açısından ise, davacı vekilince sunulan irsaliye ve tutanakların karşılaştırılması sonucu irsaliyelerde ve tutanaklar belirtilen emtialar yönünden ise teknik bilirkişi tarafından 222.253,20 TL kıymet takdir edilmiştir.
Dava dilekçesinde bildirim tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de bildirim yapıldığına için açık bir delil sunulmadığından ve talebin haksız fiili dayalı olması hususları nazara alınarak son olay tarihi olan 16/02/2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenler zarar miktarı ve kanaat getirilen davalı tarafın kusur oranı (% 65) dikkate alınarak davaşı tarafın meydana gelen zararın 144.464,58 TL'sinden sorumlu olduğu sonucuna varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1- 144.464,58 TL'nin 16/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2- Alınması gereken 9.868,38 TL harçtan peşin alınan 6.778,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.090,09 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden 480,48 TL'nin davalıdan 839,52 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 6.832,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 1.985,85-TL yargılama giderinden kabul oranı (%36,40) ret oranı (%63,60) dikkate alınarak hesaplanan 722,85-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafça sarf edilen 100,00 TL yargılama giderinden ret oranı (%63,60) dikkate alınarak hesaplanan 63,60-TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 23.114,33 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 39.867,28 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
9-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (e-duruşma ortamında) ihbar olunan tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/03/2024

Katip ...
¸

Hakim .....
¸