T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/164 Esas
KARAR NO : 2024/345
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/02/2020
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 28.06.2019 tarihinde sahibi ...... olan ve ........ idaresindeki ........ plakalı aracın, D100 Karayolu ........ (Beylikdüzü) mevkiinde iken dava dışı ........ idaresindeki araca çarpmış olup bu çarpma neticesinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, işbu kazada davacı ......'in yaralanmış olduğunu, bu kaza ile ilgili ceza davasının devam etmekte olduğunu, kaza sonrası davalı ........ aleyhinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...... Haz. No'lu dosyası ile soruşturma başlatılmış ve neticesinde Bakırköy ...... Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmış olduğunu ( ...... Esas ), işbu dosyanın yargılamasının halen devam etmekte olduğunu, kaza sonrasında hazırlanan Kaza Tespit Tutanağından da anlaşılacağı üzere davalı ........'in tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, trafik kazasında yaralanan davacı çocuk ....... 'in 23.03.2008 doğumlu olup, davaya konu kaza neticesinde sağ bacağına platin takılmış olduğunu, kaza sonrasında ameliyat olmuş ve halen tedavi görmekte olduğunu, davaya konu kaza neticesinde müvekkilinin beden gücü kayıp oranının Adli tıp Kurumu raporları ile belirlenebilecek olduğunu, iş bu davanın 6100 sayılı yeni Hukuk Yargılama Yasası'nın 107.maddesine göre “belirsiz alacak davası”olarak açılmış bulunmakla, davacının yaşına, aktif ve pasif dönem yaşam süresine, beden gücü kayıp oranına, yargılama sırasında toplanacak delillere, mahkemece yapılacak incelemelere ve tazminat hukuku alanında uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenecek maddi tazminat tutarlarının hüküm altına alınmasını talep ediyor olduklarını, kalıcı sakatlığın yarattığı ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar ile davacının bir genç kız oluşu, halen öğrenci olup davaya konu kazanın okul hayatını da olumsuz etkilediği ve davalının kusur durumu da gözetilerek müvekkili lehine 50.000 TL manevi tazminat bedelinin hüküm altına alınmasını talep ediyor olduklarını, kazaya karışan aracın davalı sigorta nezdinde ...... poliçe no'lu Trafik Sigortası Poliçesi sigortalı olduğunu, sigorta şirketine 29.07.2019 tarihinde başvuru yapılmış olup, zarar taleplerinin iletilmiş ve karşılanması istenmiş olduğunu, ancak davalının bu taleplerini karşılamamış olup bu nedenle iş bu davayı açma mecburiyeti doğmuş olduğunu, müvekkillerinden ....... ev hanımı olup, hiçbir gelir ve desteğe sahip olmadığını, ....... 'in ise evde çalışan tek birey olup, maaşının evi geçindirmeye dahi yetmediğini, ayrıca ....... 'in hali hazırda 05.09.2019 tarihinde başka bir trafik kazasına maruz kalmış olup halen bu kaza nedeniyle Şanlurfa'da yatarak tedavi görmekte olduğunu, bu kazaya ilişkin evrakların da ekte sunulmuş olduğunu, dolayısıyla müvekkillerinin yargılama masraflarını karşılayacak durumu olmadığını, bu nedenle, öncelikle, müvekkilleri yararına adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkillerinin alacaklarını teminat altına alabilmek amacıyla davaya konu kazada kullanılan araç olan ........ plakalı aracın trafik kaydına ve davalılardan ........'in taşınmaz mallarına tedbir konulması zorunluluğu mevcut olduğunu, aksi takdirde müvekkillerinin hak ve alacaklarının tahsil edilememesi kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle söz konusu aracın trafik kaydına ve davalıların taşınmaz malları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; Adli Yardım taleplerinin kabulüne, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ........ plakalı aracın trafik kaydına tedbir konulmasına, ayrıca davalılardan ........ ve ...... adına kayıtlı taşınmazlar üzerine dava değeri kadar ihtiyati tedbir konulmasına, 5.000 TL ( fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik) sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesine, 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ...... 'den alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... Sigorta A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu iş bu davada mahkememizin yetkisiz olup, işbu huzurdaki davanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere öncelikle davacının, trafik kazasından kaynaklanan gerçek kalıcı maluliyet oranının tespiti bakımından karayolları motorlu araçlar zorunlu sorumluluk (trafik) sigortası genel şartlar ve ekine uygun engelli sağlık kurulu raporunun dosyaya kazandırılması gerektiğini, davacının yaşının tespitinin mahkememiz tarafından yapılması, bu anlamda davacının 18 yaşını doldurmamış olması halinde, yine 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazete ile yayımlanan “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” usul ve esaslarına uygun alınmış olan maluliyet oranının dosyaya kazandırılmasını talep ediyor olduklarını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerine uygun maluliyet oranını gösterir raporun dosyaya kazandırılması ve söz konusu raporun yönetmeliğie uygun şekilde tanzim edilip edilmediği hakkında HMK m. 266 vd anlamında uzman bilirkişiler tarafından inceleme yapılmasını talep ediyor olduklarını, davayı kabul manasında olmamak üzere davacının talebine konu geçici işgöremezlik tazminatı ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ve diğer tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında Sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tedavi giderleri açısından 6111 sayılı kanun’un 59. maddesi ile değiştirilen Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi gereğince sigorta şirketlerinin sorumluluğu sona ermiş olup, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın bu masrafların SGK tarafından karşılanacağının hükme bağlanmış olduğunu, tedavi ve bakım giderilerinin birlikte anıldığını, bakım giderinin maluliyeti karşılayan veya kompanse eden bir harcama olmadığını, bakım giderinin hasta veya yaralının tedavisi süresince ona sağlanan destek hizmetinin karşılığı olduğunu, hastalık veya yaralanma ile oluşan olumsuzlukların izale edilmesi /düzeltilmesi esnasında tedavi dönemi içerisinde yapılan rehebilitasyon yani yeniden kazanım eylemlerini kapsadığını, bu amaçla yapılan harcamaları ifade ettiğini, yoksa Maluliyet nedeniyle eksik kalan fonksiyonun bir başkası tarafından karşılanması veya malulün bizzat kendisine yapılan hizmetin Bakım Gideri olmadığını, bunun sadece maluliyet eksikliğinin ortaya çıkardığı eksikliğin giderilmesi olduğunu, bakım hizmetinin maluliyetten farklı olduğunu, Hazine Müsteşarlığı’nın 06.01.2010 tarihli ekli yazısı ve yine Hazine Müsteşarlığı’nın 05.01.2010 tarihli ekli sektör duyurusu kapsamında bakım giderlerinin tedavi gideri olarak kabul edilmesi ve bu giderlerin tedavi teminatına dahil edilmesi gerektiğinin açıklanmış olduğunu, buna göre, bakım giderleri de tedavi gideri sayılacağından, bu giderler bakmından da müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, trafik kazalarına bağlı olarak müvekkili şirket aleyhine açılmış olan tedavi masrafları tazminatı ile ilgili müvekkili şirketin yükümlülüğü sona ermekte olup, müvekkili şirketin taraf sıfatı da sona ermekte olduğunu, bu nedenle de “tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik ödeneği”ne ilişkin davanın müvekkili şirket adına reddine karar verilmesi gerektiğini, tedavi süresince gereken bakıcı giderinin tedavi gideri kapsamında olduğunun yargıtay içtihatları ile de kabul edilmekte olduğunu, “geçici iş göremezlik” tazminatı talepleri de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, davacı tarafın talebine konu tedavi teminatı kapsamında yer alan geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve sair tedavi masraflarından da SGK sorumlu olduğunu, işbu nedenle bu taleplerin reddi gerektiğini, dava konusu kazada karşı araç sürücüsü tam kusurlu olup, sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığından söz konusu davanın reddi gerektiğini, davacının aksi yöndeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu kazada müvekkili şirketin sigortalısının herhangi bir kusuru olmadığından müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte, müvekkili şirket sigortalısı olan sürücünün kusursuz olduğu aşikar ise de, mahkememizce aksi kanaatte olunması halinde kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, zira müvekkili şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kaza sırasında davacının emniyet kemeri vs. koruyucu ekipman kullanmadığının ifade tutanakları ile sabit olduğunu, davacının zararın artmasında müterafik kusuru bulunduğu gözetilerek hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere davacı tarafından resmi belge sunulmaması durumunda gelirin asgari ücret üzerinden esas alınması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere tazminat hesaplamasında TRH2010 tablosunun kullanılması ve teknik faizin 1,8 olarak esas alınması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, davacının yaşı, mesleği gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından sürekli sakatlık tazminatının hesaplanması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak, öncelikle söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini, davacının savcılık aşamasında sigortalı araç sürücüsüyle uzlaşıp uzlaşmadığının tespit edilerek, uzlaşmanın tespiti halinde CMK 253/19 gereğince davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğunu, trafik kazasında birden çok kişinin sorumluluğu söz konusu olabileceğini, bunların; işleten, sürücü, sigortacı, yaya veya 3. şahıs olduğunu, Karayolları Trafik Kanununun 88. maddesinde aynı zarardan sorumlu olan bu kişilerin müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiş olduğunu, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin ancak ve ancak GERÇEK ve DOĞRUDAN olan zarar kalemleri için teminat vermekte olduğunu, davacı tarafın taleplerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin söz konusu zarardan Poliçe Teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, kabul manasında olmamak üzere işbu dava tarihi öncesinde müvekkili şirkete yapılan başvuru usulsuz olduğundan geçersiz olduğunu, işbu nedenle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, işbu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise başvurunun müvekkili şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, kaldı ki hiçbir şekilde davayı kabul manasında olmamak üzere, aleyhlerine tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren, Yargıtay ....... H.D.'nin ...... E. ...... K. 11.04.2007 Tarihli kararında da belirtildiği üzere ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğunun ise ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini beyanla; haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ........ ve ........ vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkillerine yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, zira müvekkillerinden ........'in tutuklu olmasına rağmen, kendisine bizzat tebligat yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkili ........'e yapılan tebligatın, vasi tayin edildikten sonra vasiye yapılması gerektiğini, ayrıca davalılardan ........'e yapılan tebligatın da usulsüz olduğunu, bu nedenle tebligatların usulsüz olması nedeniyle açıkça itiraz ediyor olduklarını, ayrıca korona nedeniyle sürelerin durdurulduğunu ve bu nedenle 15.06.2020 tarihi itibariyle sürelerin uygulanması gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunuyor olduklarını, davacı tarafın halihazırda ve devamında talep edilmeyen alacakları bakımından zamanaşımı itirazında bulunuyor olduklarını, bu nedenle zamanaşımı def'i taleplerinin kabulünü talep ediyor olduklarını, davacı tarafın, arabuluculuk başvurusu yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, şayet usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusu yapılmamış ise, bu hususta dava ön şartı yerine gelmediğinden davanın reddini talep ediyor olduklarını, zira davalı müvekkillerinden ........, halen ceza infaz kurumunda bulunmakla, kendisine vasi atanmadan, yapılan arabuluculuk görüşmesinin usulsüz olduğu kanaatinde olduklarını, yine davalılardan ........'e usulüne uygun arabuluculuk toplantısına dair davetiye gönderilmediğinden yine bu davalı bakımından da dava ön şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini talep ediyor olduklarını, yine davacılar tarafının, Trafik Kanunu madde 97'ye göre Trafik Sigortası Şirketine usulüne uygun yazılı başvurusunun zorunlu olduğunu, bu hususta başvuru yapıldığına dair bir beyan olmamakla, delil kısmında da buna dayanılmamış olduğunu, işbu nedenle de davanın usulden reddini talep ediyor olduklarını, yaşanan olay da davacı müvekkili ........'in hiçbir etkisi ve kusuru bulunmadığını, bu bağlamda davalı ........'in başta manevi tazminat talebinden, daha sonra da maddi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığını, zira olayla hiçbir ilgisi olmayan davalı ........'in manevi tazminattan sorumlu olmadığının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, mevcut maddi zararlardan davalı ........'in doğrudan veya dolaylı hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle davalı ........'e yönelik hiçbir tazminat sorumluluğunu kabul etmiyor ve husumet itirazında bulunuyor olduklarını, yine müvekkili davalı ........'in de yaşanan olaydan dolayı hiçbir kusuru bulunmadığını, trafik kazası yaşandığı esnada, polis memuru tarafından doğruyu gösterir bir tutanak tutulmamış olup, olay yerinde keşif mahiyetinde fotoğraf da çekilmemiş olduğunu, bu hususta tutulan polis tutanağının, davacı asiller tarafından ceza yargılamasının yürütüldüğü mahkemede ve savcılık aşamasında önceye dayalı verilen ifadeler ile zaten çürütülmüş olduğunu, zira polis tutanağında her ne kadar müvekkili ...... 'un arkadan çarptığı beyan edilmiş ise de, davacılar tarafından da bu durumun defalarca kez yalanlanmış olduğunu, bu kapsamda trafik polisi tarafından tutulan tutanağın yok hükmünde olduğunu, davacıların sürekli veya geçici iş göremezlik ödeneği talebinin reddi gerektiğini, zira müvekkili ........'in sürücüsü olduğu araçta yaşanan kaza sebebiyle ....... 'nın yaralanmamış olduğunu, yaralanmanın asıl nedeninin, araçta çocuk pusetinin bulunmaması, emniyet kemerinin takılmaması ve 5 kişi azami kişi sayısının bulunması gereken araçta 7-8 kişinin taşınmasından kaynaklı olduğunu, bu açıdan zarar ile kusur arasındaki illiyet bağının ortadan kalkmış olduğunu, bahse konu kaza fotoğraflarına bakıldığında, işbu fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere bahse konu trafik kazasının küçük çaplı olup, hasar oranının da düşük olduğunu, kaldı ki yaralanmanın da müvekkilinin çarpmasıyla ortaya çıkmadığının kanaatinde olduklarını, kaza tarihinde davacı çocuğun araçta çocuk koltuğu ve emniyet aksesuarları takılı vaziyette seyahat etmesi gerekirken bu kurallara uyulmamış olması ve yine 5 kişilik araçta en az 7 kişinin bulunması nedeniyle, ayrıca bu duruma gerek davacı çocuğun gerekse de davacı ebevenynlerinin uymak zorunda oldukları bu kurala riayet etmemeleri nedeniyle, en az %50 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, zira fiil ehliyetine sahip olan davacıların bu durumu rahatlıkla sağlayabildiği gibi, trafik kuralları gereği sağlamalarının da zorunlu olduğunu, ancak bu kurala uyulmaması sebebiyle müterafik kusur indiriminin zaruri hale gelmiş olduğunu, ayrıca müvekkilinin aracında meydana gelen sorundan kaynaklı olarak denge kaybı yaşamasından sonra, davacılara müvekkilinin aracının çarpmış ve ardından firene basmadığından dolayı elektrik direğine çarpmış olduğunu, bu durumun da müvekkilinin şahsından kaynaklı olmadığını, bu sebeple müvekkili ........'in kusuru bulunmadığını, zira davacılar tarafının, sağ şeritte bulunmasına rağmen daha hızlı geldiğinden aracın çarpmış olduğunu, ayrıca davacı tarafın faiz talebine, faiz oranına ve faiz başlangıç tarihine karşı itiraz ediyor olduklarını, faiz başlangıcı için temerrüt gerekli olup, dava açılıncaya kadar talep edilen kısımlar için dava tarihinden, ıslah tarihinden itibaren ise ıslah edilen tutardan itibaren faiz uygulanması gerektiğini, bu bakımdan uygulanacak olan faizin de yasal faiz olup, davacının aksine taleplerinin reddi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul manasında olmamak üzere, tazminat hesaplamasının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere, zorunlu mali sorumluluk genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkça belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtilmiş olduğunu, hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı (TÜİK verileri) gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartları hükmü uyarınca da tazminat hesaplamasında kullanılması gereken yaşam tablosunun TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faizin %1,8 olarak düzenlenmiş olduğunu, işbu nedenle tazminat hesaplanmasında bu tablonun kullanılmasını ve teknik faizin 1,8 olarak esas alınmasını talep ediyor olduklarını, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini beyanla; fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın öncelikle dava şartı yokluğundan ve/veya usuli gerekçelerle reddine, mahkememiz aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; dava konusu trafik kazasında yolcu olarak bulunan davacının geçici iş göremezlik zararını bulunup bulunmadığı, kazaya karışan araç sürücülerinin kazadaki kusur durumları, dava konusu olayda hatır taşıması bulunup bulunmadığı, bu kapsamda tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği, davalının davacıya daha önce yaptığı ödeme bulunup bulunmadığı, ödeme yapılmış olması halinde davacının kalan zararının bulunup bulunmadığı, davacı tarafın kaza nedeniyle sürekli veya geçici iş göremezliğinin oluşup oluşmadığı, davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
Davacının ATK ...... İhtisas Kuruluna sevki ile olay nedeniyle davacıda geçici ve kalıcı maluliyet durumunun oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oranı ve tıbbi iyileşme süresinin tespiti ile rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, ATK İstanbul ....... Adli Tıp İhtisas Kurulu 23/02/2022-...... Karar ve ...... A.T.Nolu raporda özetle; ..... Hastanesinin 11/11/2021 tarihli raporda: “ 27 temmuz 2019 tarihinde ADTK sonrası sol femur şaft frk olan hasta tarafımızca opere olmuş ve 2020 yılında tarafımızca implantlar çıkarılmıştır, hastanın pasif aktif eklem normal, pnvm doğal, hasta tam yük veriyor, lateral ekstremîte uzunlukları aynı seviyede, hastanın yapılan muayenesinde hastanın kliniğinde acil ortopedik girişim düşündürecek bulgu olmayıp ve incelenen mevcut grafllerinde acil ortopedik girişim gerektirecek akut osseoz ve tendınoz patoloji düşünülmemiştir.” şeklinde belirtildiği, ...... Hastanesinin 21/11/2021 tarihli raporda: “13 yaş 7 aylık olan birey, 8. sınıfa devam etmekte, Okuma yazma mevcut; imla ve noktalama işaretlerinin kullanımında hatalar mevcut. Temel aritmetik işlemleri yapabilmekte, Toplama işlemi çıkarma işlemlerinde takılmalar mevcut, Çarpım tablosunu bilmemekte, Teste uyum ve iletişim mevcut, Performans IQ : 92 normal zeka düzeyinde olduğu görülmektedir. Sözel IQ : 94 normal zeka düzeyinde olduğu görülmektedir. Ortalama IQ : 93 normal zeka düzeyinde olduğu görülmektedir. Kaza da sonra psikiyatri başvurusu olmamış, anne ve çocuğa göre psikiyatrik mevcut bir sorunu yok, arkadaş-aile okul ilişkileri yerinde, ders başarısı iyi, okuldan gelen formlarda aktif bir sorun görünmüyor, ders başarısı sınıf düzeyinde, Sonuç: kaza ile ilişkili illiyet bağı kurulabilecek bir psikopatoloji düşünülmemiştir.” Şeklinde belirtildiği, ...... Hastanesinin 22/11/2021 tarihli raporda: “hasta değerlendirildi. 2019 yılında araç içi trafik kazası öyküsü sonrası femur kırığı nedeniyle tedavi almış, o dönem yatışında beyin bt:normal, beyin cerrahi girişim öyküsü yok. hastanın fizik muayenesinde bilinç açık, koopere oryante, kas gücü tonus normal, kraniyal sinir muayenesi normal, serebellar sistem muayenesi normal, dtr normoaktif, patolojik refleks yok, yüzeyel ve derin duyu muayenesi normal, konuşma akıcı ve cümle seviyesinde anlaşılır, nöbeti yok. antiepileptik kullanmıyor, beyin mr ve eeg önerildi. 22.11.21 beyin mrnormal hastanın çekilen uyanık eeg'de bilateral temporooksipitalde şüpheli diken aktiveler mevcuttur, klinik korelasyon öne klinik nöbet öyküsü yok” şeklinde belirtildiği, dosyaya ekli grafilerin incelemesinde; 11/11/2021 tarihli sol femur grafisinde diafizinde kaynamış kırık sekelleri izlendiği, 15/11/2021 tarihli kranial MR’da patoloji saptanmadığına göre; SONUÇ OLARAK; dava dosyasının tetkikinde kişiye ait olay tarihli tıbbi belgelerin ve grafilerin dosyada bulunmadığı ancak kişinin son durumunu belirtir mevcut tıbbi belgelerde olayda yalnızca femur kırığı yaralanması olduğundan bahsedildiği, dolayısıyla femur kırığı dışında herhangi bir yaralanması olduğunu belirtir olay tarihli tıbbi belgelerinin teminen gönderilmesi halinde yeniden rapor düzenlenebilecek olmakla birlikte mevcut belgelere göre yapılan değerlendirmede ...... kızı, 23/03/2008 doğumlu, ...... ’in 28/06/2019 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen femur kırığı yaralanmasının; 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, 20/02/2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre yapılan değerlendirmede; Travmaya bağlı gelişen yaralanmalarda esas olarak alınan cetvel, şekil ve tabloların tamamını söz konusu yönetmelik içermediği dolayısıyla aynı tarih ve sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında Yönetmelik kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu dolayısıyla; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
Meydana gelen kazada tarafların oransal olarak kusurlarının tespiti amacıyla ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne müzekkere yazılmasına karar verilmiş olup, ATK Trafik İhtisas Dairesi 01/03/2021 tarih ve ...... sayılı raporda özetle; 28.06.2019 günü saat 23:50 sıralarında sürücü ........'in sevk ve idaresinde bulunan ........ plaka sayılı otomobil ile D-100 karayolunu takiben Edirne istikametinden Avcılar istikametine doğru seyri sırasında Beylikdüzü ........ civarına geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracının ön kısımlarıyla, sağ şeridi takiben aynı yönde seyretmekte olan sürücü ........ idaresindeki ...... plakalı kamyonetin arka kısımlarına çarpması sonucu ölümlü yaralanmalı dava konusu olayın meydana gelmiş olduğunu, dosyada yer alan kaza tespit tutanağından; Olay mahallinde yolun 11m genişliğinde, asfaltın kaplama bölünmüş devlet karayolu olduğu, olay anında vaktin gece olduğu, mahalde aydınlatmanın mevcut olduğu, havanın açık ve mahalin meskûn olduğu anlaşılmış, kaza sonrası sanık sürücü ........'in 0.60 promil alkollü olduğunun tespit edilmiş olduğu, olay mahalli yoldaki azami hız limitinin 80 km/h olduğunun belirtilmiş olduğu, olay yerinde kazaya dair herhangi bir fren izi tespiti belirtilmemiş olduğu, olay mahallindeki çarpışma akabinde kamyonetin orta refüj aydınlatma direğine çarptığının belirtilmiş olduğunu, Daireleri tarafından hazırlanan 21/07/2020 tarihli raporda özetle: "Sürücü ........'in asli derecede kusurlu olduğunun, sürücü ........'in kusursuz olduğunun belirtilmiş olduğu, tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, olayın oluş şekli ve konumu incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiğinin anlaşılmış olduğu, mevcut bulgulara göre; sürücü ........'in sevk ve idaresinde bulunan araç ile aydınlatmanın bulunduğu mahalde seyri sırasında gerekli dikkat ve özeni yola vermesi, taşıt yolu içerisinde bulunan araçların seyir durumunu dikkate alarak seyrine müteyakkız şekilde devam etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sevk ve idare hatası sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aynı istikamete doğru seyir halinde olan aracın arka kısımlarına çarpmasıyla gerçekleşen kazada asli derecede kusurlu olduğu, sürücü ........'in idaresindeki kamyonet ile sağ şeridi takiben seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, gerisinden direksiyon hakimiyetini kaybederek gelen aracın sadmesine maruz kaldığı olayda atfı kabil bir kusuru bulunmadığı SONUÇ OLARAK: kazanın oluşumunda; sanık ........’in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, sürücü ........’ın kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Davacının talebi trafik kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 28.06.2019 tarihinde davalı ........'in işleteni olduğu ve ........ idaresindeki ........ plakalı aracın, D100 Karayolu ........ (Beylikdüzü) mevkiinde iken dava dışı ........ idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, ATK İstanbul ...... Adli Tıp İhtisas Kurulu 23/02/2022-...... Karar ve ...... A.T.Nolu raporu ile davacının kalıcı maluliyetinin mevcut olmadığı, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, yine ATK Trafik İhtisas Dairesi 01/03/2021 tarih ve ...... sayılı raporda davalı ........'in kazanın oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının vekilinin maluliyet raporuna itirazı nedeni ile dosyanın ATK üst Kuruluna sevkine karar verildiği ancak bilirkişi ücretinin davacı vekilince yatırılmamış olması nedeni ile ara kararın yerine getirilmediği, Mahkememizce yapılan ihtar doğrultusunda davacı taraf bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmıştır. Dosyada bulunan mevcut ATK raporları doğrultusunda davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığından kalıcı maluliyet talebi ve kaza tarihi itibari ile 18 yaşını doldurmamış olması nedeni ile geçici maluliyet talepleri ayrı ayrı reddedilmiştir.
Davacı taraf manevi tazminat talebinde bulunmuştur. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Mahkememizce tarafların kusur durumları, sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi gözetilerek manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ....... ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Maddi tazminat talebi yönünden geçici ve kalıcı maluliyet taleplerinin REDDİNE,
2-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar Umut ve ........'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa VERİLMESİNE,
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 187,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 239,75 TL eksik harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara VERİLMESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
5-Alınması gereken 1.024,65 TL harcın davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
6-Davacılar tarafından sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 242,25 TL'nin davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE,
7-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davacılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE,
8-Davalılar ........ ve ........ kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 15.000,00 TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE,
MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
9-Davacılar tarafından sarf edilen ATK fatura ücreti, tebligat ve posta masrafı 1.925,40 TL yargılama giderinden kabul oranı (%27,27) ret oranı (%72,73) dikkate alınarak hesaplanan 525,06 TL'nin davalılar ........ ve ........'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,
10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk görüşmesine katılmayan davalı ........'den alınarak hazineye gelir KAYDINA,
11-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,
Dair davacı vekilinin ve davalı ...... ile ....... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/04/2024
Katip ......
Hakim .....
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!