T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/143
KARAR NO : 2024/126
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/03/2018
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine mahkememizde yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Manavgat ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile Manavgat İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ...Karar sayılı ilamına istinaden ödenen işçi alacağının yarısının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının açılan bu takibe süresi içerisinde itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, davalının borçlu yetkiye, borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğini belirterek Manavgat ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki yetkiye, borca, işlemiş faize ve fer'ilerine yönelik itirazın iptali ve açmış olduğu davadaki davalı şirketten alacak miktarı olan 3983,53TL yönünden takibin devamını, haksız, kötüniyetli ve alacağı geciktirmeye yönelik itiraz nedeniyle davalı şirketler aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin duvalı borçlulara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediklerini, Müflis ... Şti.'nin (Antalya Kurumlar VD. ...) Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Tarih ve ... Esas sayılı dosyasından iflasına karar veril iğini, Müflis şirket hakkındaki iflas kararının kesinleşmemiş olması ve buna bağlı olarak 2. alacaklılar toplantısının yapılmamış olmasından dolayı, İİK. 194 MD. gereğince iş bu davanın 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya kadar bekletilmesini ve yargılamanın durdurulmasını talep ettiklerini, Davacı ... tarafından, Manavgat İş Mahkemesi' nin ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen karar kapsamında, Manavgat ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemeden dolayı, Müflis şirket hakkında Manavgat ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine karşı itiraz edildiğini, İtirazın İptali yönüyle işbu davanın açılmış olduğunu, İcra takibi ... yılında yapıldığını, işbu davanın ise yaklaşık 3 sene sonra açılmış olduğunu, icra takibine itiraza yönelik işbu davanın, icra takibinin son işlem tarihinden 1 yıllık süre içerisinde açılması gerekmekte olduğunu, davanın Usulden Reddinin gerektiğini, Manavgat İş Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen karar kapsamında, ödemelerin neye ve hangi miktarda olduğu belli olmadan, Rücuen icra takibine başvurulmasının da usul ve mevzuatlara aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereği itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ... tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile Davalının Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile iflasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu kararın Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile iflas dosyasının açıldığı anlaşılmakla Yargılama sırasında davalının iflası sebebiyle eldeki dava kayıt kabul davasına dönüşmüş olup sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası şeklinde Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine ve Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna şeklinde görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiştir.
6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
Hakimler ve Savcılar Kurulu 1.Dairesi tarafından 05/04/2018 tarih ve 30382 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren 03/04/2018 tarih ve 538 sayılı karar ile 28/02/2018 tarihli 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. Maddesi ile "2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin ikinci fıkrasının, “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki belirleme yetkisi kapsamında iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemesini, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki hafta içinde belirler.” hükmü uyarınca, iflâs ve konkordato konusunda uzman asliye ticaret mahkemelerinin belirlenmesi hususu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesince görüşülerek; 28/02/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesi uyarınca; 1) İflâs yoluyla adi takipten doğan; a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde) b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 156. Madde) 2) Kambiyo senetlerine mahsus iflâs yoluyla takipten doğan; a) İflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 173. Madde) b) İtirazın kaldırılması ve iflâs davası (İcra ve İflâs Kanunu 174. Madde) 3) Doğrudan doğruya; a) Alacaklı tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 177. Madde) b) Borçlu tarafından talep edilen iflâs davaları (İcra ve İflâs Kanunu 178. Madde) c) Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı davaları (İcra ve İflâs Kanunu 179. Madde) 4) İflâs tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik davalar (İflâs tarihinden önce açılıp yargılama sırasında kayıt kabul davasına dönüşen alacak davaları hariç olmak üzere kayıt kabul ve kayıt terkin davaları) (İcra ve İflâs Kanunu 235. Madde) 5) Takasa itiraz davaları (İcra ve İflâs Kanunu 201. Madde) 6) İflâsın kaldırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 182. Madde) 7) İflâsın kapanması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 254. Madde) 8) İtibarın yerine gelmesi talebi (İcra ve İflâs Kanunu 313 ve 314. Maddeleri) 9) Adi konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 285 ilâ 308/h Maddeleri) 10) İflâstan sonra konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309. Madde) 11) Malvarlığının terki suretiyle konkordatodan kaynaklanan talepler (İcra ve İflâs Kanunu 309/a ilâ 309/l Maddeleri) 12) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması talepleri (İcra ve İflâs Kanunu 309/m ilâ 309/ü Maddeleri) Hususlarından kaynaklanan davalara; 1- Üç ve daha az asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye ticaret mahkemesinin, 2- Üçten fazla asliye ticaret mahkemesi bulunan yerlerde ise 1, 2 ve 3 numaralı asliye ticaret mahkemelerinin, İhtisas mahkemesi olarak belirlenmesine, 7101 sayılı Kanun’un 46. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa eklenen geçici 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kapsamda görülmekte olan davalar bakımından iflâsın ertelenmesi ve konkordato talepleri hakkında talep tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanmasına, mahkemelerin derdest dava dosyalarının bu karara dayanarak anılan mahkemelere gönderemeyeceğine, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren açılacak davaların ise anılan mahkemelere tevzi edilmesine" karar verilerek Ticaret Mahkemeleri arasında iş bölümünün düzenlendiği görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ...-... E. ... K. Sayılı kararında iflastan önce doğan alacaklara ilişkin iflastan sonra açılan davalarda temel ilişkiye göre görevli mahkemenin değil kayıt kabul davasına bakmaya yetkili ticaret mahkemesinin görevli olduğunu şu ifadelerle hüküm altına almıştır: " Davalı müflis şirket yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri mi ticaret mahkemeleri mi olduğuna ilişkin uyuşmazlık bakımından;
Öncelikle konuya ilişkin kavram ve müesseselerin açıklanmasında yarar vardır.
..Buradan hareketle, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplasından on gün sonra devam olunabilir” hükmünü içerir. İflastan sonra, müflis aleyhine masaya giren mal ve haklara ilişkin bir dava açılamaz. Masadan bir hak iddiasında olanlar, alacaklarını veya haklarını İİK’nın 219/2. maddesi gereğince masadan isterler (masaya yazdırırlar).
İİK’nın 235. maddesi ise; “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302 nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar. Bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile görülür. Ancak, itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” Hükmünü içermektedir.
Belirtilen bu hükümler ışığında, iflastan önce dava konusu yapılmış olan alacaklar hakkında, iflas idaresi kabul veya ret şeklinde bir karar veremez. Bu davalara, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam edilebileceğinden (İİK m.194/1), dava konusu alacağın kabul veya reddi kararı da ikinci alacaklılar toplantısında verilecektir. Bu nedenle iflas idaresi dava konusu yapılmış alacaklar hakkında kabul veya ret şeklinde karar vermeden, bu alacakları çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirmekle yetinir. Buna karşılık, iflâstan sonra müflise karşı alacak davası açılması hâlinde, bu davaya iflâs idaresine karşı, sıra cetveline itiraz (kayıt-kabul) davası (İİK m.235/2) olarak devam edilmesi gerekir. Ancak bunun için alacaklının alacağını iflâs masasına yazdırmış ve iflâs idaresinin alacağın reddine karar vermiş olması gerekir (Kuru,B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2004, s.1124).
İİK’nın 235/1.maddesi ise “Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesine dava açmaya mecburdurlar” hükmünü içermekte olup, buna göre sıra cetveline itiraz davası için yetkili ve görevli mahkeme, iflasa karar verilen yerdeki (İİK m.154/3) ticaret mahkemesidir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, davalı ... A.Ş.’nin dava tarihinden (...) önce iflasına karar verildiği (...) ve iflas masasının oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı müflis şirkete karşı açılan dava İİK’nın 235. maddesi gereğince “kayıt-kabul (sıra cetveline itiraz) davası” niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden, bu davalarda iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesi görevli oluğundan, yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına dair direnme karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, eldeki davaya tüketici taraf olduğundan davanın tüketici mahkemelerinde kayıt-kabul davası olarak görülmesi ve bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2021 tarih ve 2021/3014 esas, 2021/791 karar sayılı kararında; "Kural olarak, İİK 'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Diğer anlatımla, iflasın açılmasıyla dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir.
Somut olayda, müflis davalılar ... ve ... Şti.’nin iflas tasfiyesinin adi tasfiye yolu ile yapıldığı anlaşılmıştır. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK'nın m.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine aittir.
İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. (md. 194).
İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflâsın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. (md. 194/1)
İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da halen derdest bulunan (görülmekte olan) ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, (davacı olarak) müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı (davalı olarak) açılmış olan davalardır. Mesela alacak, taşınır mal veya taşınmaz mal davaları gibi..........
Bu durumda mahkemece, iflasına karar verilen davalı borçlular yönünden iflas idaresi oluştuğuna ve İİK'nın 226. maddesine göre adi tasfiyede iflas masasının kanuni mümessili iflas idaresi olduğuna göre, iflas idaresine tebligat yapılarak, münferiden ya da müştereken temsil durumuna göre iflas idare memuru ya da memurları veya varsa vekili huzuru ile davaya kayıt kabul davası olarak bakılması; iflas idaresince, kaydına karar verilen miktar yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü, varsa kabul edilmeyen kısım yönünden ayrıca kayıt kabul davası açılmamışsa alacağın iflas masasına karşı kayıt kabul davası olarak devam edilmesi, diğer davalılar yönünden de uyuşmazlığın esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken İİK'nın 194. maddesinin hukuk davalarının "durması"ndan sözettiği hususu gözardı edilerek iflas kararından sonra açılan davalar için uygulama yeri bulunan İİK'nın 235. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır." denilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun maddesi ile emsal içtihatlar doğrutusunda yapılan değerlendirmede; davalı borçlu ... Şti'nin ... tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, verilen kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Ancak eldeki davanın ... tarihinde açıldığı ve dava konusu takip tarihinin daha öncesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda eldeki davanın iflastan önce takibe başlanan ve iflastan önce açılan müflisden alacaklı olan davacı ... tarafından açılan itirazın iptali davası olup, yargılama sırasında davalının iflası nedeniyle kayıt kabul davasına dönüşen dava olduğundan; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaati ile mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek mahkememizce karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
4-Görevsizlik kararımız istinaf edilmeden kesinleştiğinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ile olumsuz görev uyuşmazlığı meydana geleceğinden dosyanın re'sen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 28/02/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!