WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

ANTALYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1
KARAR NO : 2024/228
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 30/12/2016
KARAR TARİHİ : 12/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 6360 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle Antalya İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin sona erdiğini ve iç suyu ve kanalizasyon hizmetlerinin davacı kuruma devredildiğini, dava dışı işçinin Manavgat Çevre Koruma Turizm Alt Yapı Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği'nin alt işvereni olan davalı şirkette çalıştığını, davalı şirket işçisinin işçi alacaklarına ilişkin olarak Manavgat İş Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasıyla açılan dava sonucunda verilen hüküm gereği, Manavgat ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına, davacı tarafından 30.245,38 TL ödeme yapıldığını, 2.988,18 TL'nin davalının emanet alacağından tahsil edildiğini ve kalan tutarın 27.257,20 TL olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki Şartnameler doğrultusunda çalışan personelin her türlü sorumluluğunun davalı şirkete ait olduğunu, ödenen miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketlerden tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki hizmet alımı sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçi ...'ın kıdem ve saireden ibaret işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenmesi nedeniyle rücu alacağına ilişkindir.
Dava dışı işçi ...'ın özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir.
Bilirkişi ... 14.05.2018 tarihli raporunda sonuç olarak;
"1- Dava dışı işçiye 12/04/2016 tarihinde 30.245,38 TL toplam ödeme yapıldığı ve davacı tarafından davalı ... Ltd. Şti emanet alacağından 2.988,18 TL'nin tahsil edilmesi neticesinde, kalan 27.257,20 TL üzerinden davanın açıldığı,
2- Davacı tarafından, dava dışı işçiye yapılan 12/04/2016 tarihli kalan 27.257,20 TL ödeme nedeniyle, alt işverenlerin dönemlerine isabet eden tutarların;
1.255,84 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
3.651,59 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
1.140,97 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
307,78 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
3.380,23 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
2.113,25 TL dava dışı ... Ltd. Şti,
859,51 TL davalı ... Ltd. Şti,
14.548,03 TL davacı ...'ın olduğu hesaplanmıştır.
3- Manavgat İş Mahkemesi ... E. ... K. dosyası Yargıtay'da olduğundan, Kararın Yargıtay tarafından bozularak işçilik ücretlerinde değişiklik olması halinde, alt işverenlerin dönemlerine isabet eden tutarların değişebileceği,
4- Dosya kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmenin eki niteliğindeki Genel Şartnameler bulunmamakla birlikte, daha önce mahkemenizde ve diğer mahkemelerde bilirkişilik yapılan, davacı ile davalılar arasında aynı kapsamdaki rücuen alacak dava dosyalarında görülen Genel Şartname Hükümlerine göre değerlendirme yapılmıştır. Sayın mahkemenin takdiri halinde, davacı belediyeden, işçinin çalışma süresi dahilindeki Genel Şartnamelerin talep edilebileceği" sonuç ve kanaatine varmıştır.
Uyuşmazlık; davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen kıdem, ihbar, yıllık izin, UBGT ve ücret alacağından alt işveren olan davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ve 26/04/2022 tarihli kararında belirtildiği gibi; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. " şeklindedir.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.(Yargıtay 6.HD. 23/12/2021 tarih, 2021/1394 E, 2021/2540 K.)
Eldeki dava dosyasında yapılan inceleme neticesinde; Taraflar arasında imzalanmış olan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğindeki şartnamelerde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel şartnamenin 6. Bölümüne göre belirleneceği kararlaştırılmış olup, yüklenicinin bunlara uymakla yükümlü olduğunun düzenlendiği görülmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen Personel çalıştırmaya dayalı hizmet alım sözleşmeleri düzenlenmiş olup, Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş kararlarının 4857 Sayılı İş Kanunu'nda 6552 Sayılı yasa ile hizmet alım sözleşmesi ile çalıştırılan işçiye tazminat ve alacaklarının idarece ödeneceği yönünden getirilen değişikliğin işçiyi koruma amaçlı olduğu, emredici nitelikte olmadığı bu hükmün aksi yönünde tarafların her zaman sözleşme düzenleyebilecekleri, nitekim taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile şartnamenin 38. maddesi ile yüklenicinin çalıştırdığı işçinin kıdem tazminatı gibi işçilik haklarından sorumluluğunda mevzuat ve genel şartnameye işaret edildiği anlaşılmıştır. Teknik şartnameler ve Genel şartnamede ihale makamının denetim ve kontrol sorumluluğu dışında bir sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Böylece davalının dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olmak üzere ödeme yapan idareye karşı sorumlu olduğu, bilirkişi raporu ile davalının dava dışı işçiye çalıştırdığı döneme ilişkin sorumlu olduğu tutarın hesaplandığı, işbu raporun hükme esas alınabilir nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu, ayrıca temerrüt gerekmediğinden ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1.434,88-TL kıdem tazminatı, 586,99-TL yıllık izin, 416,68-TL Ulusal Bayram Genel Tatil ücreti ve bunlara isabet eden 1.409,14-TL faiz ve yargılama gideri olmak üzere 3.847,69-TL’den davacı tarafça tahsil edilen 2.988,18-TL’nin mahsubu ile bakiye 859,51-TL’nin ödeme tarihi 12/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Dava açılışta peşin ve başvuru harcı alınmadığından 29,20 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 456,80 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA
3-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi giderinden ibaret toplam 1.200,00TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı gözetilerek 37,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye giderin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 859,51 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili Av. ...'un yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.12/03/2024

Katip ...
e-imza

Hakim ...
e-imza