T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/772
KARAR NO : 2024/232
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/11/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkil aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, müvekkil şirketin yetkilisi takip konusu edilen senetleri düzenlemediğini, davalı ...' a da borcunun olmadığını, bu sebeple müvekkil şirket yetkilisi yanılarak şahsı adına ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında imzaya itiraz ettiğini ancak bu itirazın husumetten reddedildiğini, müvekkil şirket yetkilisinin bu sırada ayrıca takipte alacaklı görünen ...'ı kıymetli evrakta sahtecilik ve dolandırıcılıktan şikayet ettiğini, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma numaralı dosyasında ... tarihli imzaya ilişkin rapor alındığını ve müvekkil adına atılı imzaların şirket yetkilisi ...' a ait olmadığı, müvekkilin asıl imzalarının model alınarak sahte olarak atıldığının tespit edildiğini, Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../.. esaslı dosyasında alacaklı ... hakkında dava açıldığını fakat delil yetersizliği nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraat ettiğini, ancak her şekilde Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasındaki senetler üzerindeki imzaların müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığının ortaya çıktığını, müvekkil şirket yetkilisinin, takibe konu senetler üzerindeki imzalar kendisine ait olmadığı tespit edildiğinden ve davalı ...' a hiçbir borcu da olmadığından, taraflar yönünden masraf oluşmaması için ve ayrıca alacaklı görünen ...'ın takibe devam etmeyeceği, takibe devam etmesinin bariz kötü niyet ve suç oluşturacağını kendisini avukat ile temsil ettirdiğinden bilebilecek durumda olduğunu düşünerek şimdiye kadar menfi tespit davası açma gereği duymadığını, buna rağmen Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... esas sayılı dosyasında ... tarihli ekli haciz tutanağından görüleceği üzere müvekkil şirkete ait mallar haciz ve muhafaza altına alındığını, takip şekli olarak devam etse de takibe konu senetler üzerindeki imzaların müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığının net olduğunu, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, anlatılan nedenlerle Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün .../... esaslı dosyada müvekkilin borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit davamızın kabulü)ile takibin iptalini, haksız ve kötü niyetle takip yapan ve anıldığı üzere takibe kötü niyetle devam ederek haciz ve muhafaza işlemi yapan, müvekkili zarara uğratan davalının alacağın %20’sinden aşağı olmayacak tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
Dava, menfi tespit talebinden ibarettir.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında tetkik merciinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini, menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler, T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.03.2010 gün ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 gün ve 2011/13-576 E. 2011/747 K sayılı kararında da vurgulanmıştır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012)
Bu genel açıklamalar ışığında, dosyaya dönüldüğünde; dava dilekçesinde geçen dosyalar uyap üzerinden istenmiştir.
Davalı, ilk duruşmaya katılmış ve özetle; davacı vekilinin dediği gibi, ceza dosyasında tüm delillerin, incelemelerin olduğunu beyan etmiştir.
Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasına bakıldığında, davanın, ... tarafından açıldığı, mahkemece de takipte taraf olmayan kişi tarafından dava açılamayacağından husumetten ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili de dava dilekçesinde bu durumu belirtmiş ve icra dosyasının sehven şirket yetkilisi tarafından açıldığından reddedildiğini belirtmiştir.
Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... esas sayılı dosyasına bakıldığında da katılanın, davacı şirket yetkilisi ... olduğu, sanığın ise iş bu davanın davalısı ... olduğu, atılı suçun, "Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb.Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik" olduğu, yargılamanın, iş bu davaya dayanak icra dosyasına konu 2 adet ... TL'lik senedin (Emanet eşya makbuzundan da dava konusu senetlerin yargılama konusu olduğu anlaşılmaktadır) Antalya Genel İcra Dairesinde icra takibine konu edilmesi suretiyle üzerine atılı evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiğine yönelik olduğu, yapılan yargılama sonunda özetle; Her ne kadar sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından müsnet suçlardan CMK 223/2-e bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verildiği, hükme karşı istinaf başvurusunun Antalya BAM ... CD'nin .../... E, .../... K sayılı ilamı ile esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
Antalya ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .../... E, .../... K sayılı ilamının beraat gerekçesi açıklanırken, "Her ne kadar müşteki, sanığın bu savunmasını kabul etmemiş ...'nin kurulması ve ...'e destek başvurusunda bulunulmasıyla ilgili sanığın herhangi bir ilgisi bulunmadığını, masrafların hepsini kendisinin yaptığını, sanığa bu amaçla herhangi bir senet vermediğini beyan etmiş ve suça konu senetler üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ... Müdürlüğünün ... tarihli raporunda da senedin ön yüzünde bulunan keşideci imzasının müştekinin elinden çıkmadığı, hakiki imzalarının model alınmak suretiyle adına sahte olarak atıldığı tespit edilmiş ise de" şeklinde tespitte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Beraat kararının gerekçesi, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığıdır.
6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre;
"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."
Ayrıca; aynı ilke hukuk uygulamasında yerleşmiş olmakla; T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 tarihli, 1971/T-406 E. ve 1975/1 K; 23.1.1985 tarihli, 1983/10-372 E. ve 1985/21 K.; 27.04.2011 tarihli, 2011/17-50 E. ve 2011/231 K.; 03.04.2013 tarihli, 2012/19-873 E.,2013/433 K. sayılı kararları).
Somut olayda da, iş bu davaya dayanak icra müdürlüğü dosyasında takip konusu edilen senetlerdeki imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, kesinleşmiş ceza mahkemesinin gerekçesinde tespit edildiğinden ve bu husus hukuk mahkemesinde kesin delil olduğundan, Anayasa m. 141 de göz önüne alınarak, ilk celse, davacının, adı geçen icra dosyasındaki senetler yönünden/icra dosyasından davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 esas, 2010/154 karar, 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 esas 2011/747 karar ve 20.03.2013 tarihli ve 2012/19-778 esas, 2013/250 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut davada, davacının haklılığı anlaşıldığından, bu şart mevcuttur. Hüküm gereği, takibin haksız olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında, davalı, kambiyo senedi olan bonoyu alırken imzayı düzenleyenin kendi imzasını atıp atmadığı kontrol etmeli, kendi huzurunda kıymetli evrakı düzenlettirmelidir. Bu haliyle, davalının kötü niyetli olarak takip yaptığı görülmektedir. Anılan kanuni şartların var olduğunun kabulü ile, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; davacının, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası bakımından BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile; hükmolunan miktarın % 20 si üzerinden hesaplanan ... TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 269,85 ₺'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... ₺ peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... ₺'nin (Alınması gereken toplam harç=...*68,31/1000=... ₺) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda 2.912,54 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat ücreti gideri toplamı 131,50 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; sarf kararı yazılacak zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,
Dair, davacı vekili ... ve davalı ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!