T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO : 2023/614
KARAR NO : 2024/289
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...'in işletmecisi olduğunu, davalı ...'ın ... seri numaralı, ... belge numaralı, ...'ne göre sahibi olduğunu, adına kayıtlı .../... ... numaralı ...-... müvekkili ile "..." yaparak, teknesi için marina bağlama hizmetlerinden yararlanmakta olup, hala da davalıya ait teknenin marinada bağlı bulunduğunu, davalı borçlunun müvekkili ile yaptığı ... Sözleşmesi hükümlerine göre ödemesi gerekli ... tarihi ile ... tarihleri arası ... günlük 2.423,00.-EURO bağlama sözleşmesine istinaden düzenlenen bağlama ücretine ilişkin ... tarih ve ... numaralı, detayları faturada belirtilen bağlama ücreti ve damga vergisi toplamından ibaret 2.423,00.-EURO karşılığı toplam 43.699,53.-TL. bedelli fatura'yı ödememesinden dolayı hakkında ...-Antalya İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 43.699,53.-TL. Fatura bedeli ile 1.753,67.-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 45.453,20.-TL üzerinden faturaya dayalı ilamsız takip yolu ile icra takibine girişildiğini, davalı borçlunun yetkiye, takibe, borca tüm fer'ileri ile birlikte süresinde itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiğini, ... İcra Müdürlüğünün ... tarihli karar tensip tutanağı ile yetkiye ve borca itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verdiğini, davalı borçlunun yetkiye, takibe ve borca tüm fer'ileri ile itirazı tamamen hukuki mesnetten yoksun, zaman kazanmaya yönelik, kötü niyetli ve haksız olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki ve görev yönünden itirazda bulunduklarını, Davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği alacağının Euro cinsinden olduğunu belirttiğini ancak davaya konu faturada ki miktara hangi tarihteki kur üzerinden ve kurun miktarı yönünden bir açıklama yapmaksızın fatura tanzim ederek TL olarak takibe geçtiğini, ayrıca bağlama sözleşmesi olarak dosyaya sunulan sözleşmede vade hususunda herhangi bir özel zaman dilimi belirlenmemiş olmakla, ...-... tarihleri arasında sözleşmede belirlendiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber bu durumda davalının ücret ödeme hususunda ... tarihine kadar süresi bulunduğunu, ayrıca iddia edilen alacağın davacı tarafça ... tarihinde faturalandırılmış olduğu da göz önüne alındığında henüz alacağın vadesi gelmeden tamamen davacı tarafın keyfi belirlemesi uyarınca faturalandırılarak takibe konu edildiğini, temerrüt faizine hükmedilmesi de mümkün olmadığını, Davacı tarafın davalı müvekkile herhangi bir ihtar yada ödeme talebinde bulunmadığını ve yazılı ihtarda çekmediğini, buna rağmen fatura tarihi itibariyle faiz talebinde bulunması mümkün olmadığını, paranın ödendiği tarihe kadar ancak 2 günlük temerrüt faizi işleyebileceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar)
Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; davaya konu icra dosyası, iş bu dosya ile uyaptan ilişkilendirilmiştir.
Davalı yetki itirazında bulunmuştur.
İcra takibi ... icra dairesinde yapılmıştır.
Bu aşamada, icra dairelerinin yetkisini düzenleyen mevzuatın açıklanması gerekmektedir. Bilindiği üzere icra takiplerinde yetki belirlemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 50. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) hükümlerine göre yapılmaktadır. Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı HMK)’nın 447.maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca; mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK’na yapılan yollamalar, 6100 Sayılı HMK’nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.
Davalının yerleşim yeri ...'dır. Davacının ise .../...'dır.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun 07/07/2021 gün ve 608 s. kararı ile, "Antalya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı çevresinin Antalya ili mülki sınırları ( Alanya ve Manavgat Ağır Ceza Mahkemeleri yargı çevreleri hariç) olarak belirlenmesine ve iş bu kararın 01.09.2021 tarihinden itibaren uygulanmasına" karar verilmiştir.
Bunun yanında, Taraflar arasındaki akdi ilişki davalı tarafça inkar edilmemektedir.
İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre;
“Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır;
1- Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,
2- Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,
3- Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir.
Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.
Yukarıdaki hükümlerden anlaşılacağı üzere, para alacaklarına ilişkin davalar, alacaklının yerleşim yerinde de görülebilir.
Anlatılan hususlar bir arada düşünüldüğünde, mahkememizin davada yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Davalı görev itirazında bulunmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşme, marina işletmecisine belli bir ücret karşılığında teknenin muhafaza ve gözetimi yükümlülüğünü de getirmesi itibariyle hukuken TBK'nın 561 vd. maddeleri hükümlerine tabi olan bir saklama (vedia) sözleşmesi olarak nitelendirilebilecektir (Yargıtay 11. HD'nin 27/06/2014 tarihli 2013/5115 E. 2014/12279 K; İstanbul BAM 14. HD, 2020/1144 E, 2023/962 K; Antalya BAM 6. HD, 2017/628 E, 2017/650 K; 2019/192 E, 2019/1409 K).Taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen yat bağlama sözleşmesi bir nevi vedia sözleşmesi olup, kira sözleşmesi olarak kabul edilemez. Adı geçen teknenin 6102 sayılı TTK'nın 931.maddesindeki (mülga TTK m. 816) tanıma uygun olarak gemi olarak kabul edileceği, TTK'nın 1320. maddesindeki (mülga TTK. M.1235) düzenlemeye göre liman paralarından kaynaklanan alacağın sahibine gemi alacağı hakkı vereceği dikkate alındığında, ihtilafın çözümünde Türk Ticaret Kanununun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.(Antalya BAM 11. HD, 2017/1227 E, 2017/1384 K; 2017/2187 E, 2018/1117 K)
Yine, bakıldığında, önceki dönemde, ilimizde Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Antalya Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Komisyon Başkanlığı aracılığı ile ihtisas sıfatı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu'na görüş sorulması üzerine, Kurul tarafından gönderilen 03.04.2020 tarih 61434595-266/24161 sayılı yazıda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere sadece İstanbul ve İzmir'de ihtisas mahkemesi belirlendiği, Antalya'da herhangi bir ihtisas mahkemesi belirlenmediğinden Antalya Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında eşit olarak tevzi edilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Bir başka deyişle, iş bu türden dava ile ilgili olarak özel bir ihtisas belirmesi de ilimizde yoktur.
Anlatılan nedenlerle, mahkememizin davada görevli olduğu anlaşılmıştır. (Her ne kadar duruşma tutanaklarında bu sıfat yazmamış ise de yazılması unutulna sıfat belirgin olduğundan, bu konudaki Yargıtay uygulaması da düşünülerek, gerekçe başlığında bu husus yazılmıştır; Emsal kıyasen; Yargıtay HGK, 2012/19-643 E, 2013/256 K)
Mahkememizce, deliller toplanmış, sözleşme dosya arasına alınmıştır.
Dosya kapsamında yer alan ... başlıklı sözleşmeye göre taraflar arasında Davalıya ait ...-... isimli teknenin Davacı şirket tarafından işletilen ... ...-... tarihleri arası 365 gün süre için 2400 Euro Bağlama Bedeli ve 23 Euro Kontrat Pulu ödemesi olmak üzere topla 2413 Euro bedelden bağlanma hizmeti verilmesi amacıyla sözleşme düzenlendiği, sözleşme kapsanma göre Davacı tarafça Davalı adına ... tarihli ... seri nolu 18,0353 TL kur üzerinden 2.423 Euro karşılığı toplam 43.69,53 TL tutarında e-Arşiv fatura düzenlendiği ve bu faturada yer alan tutarın tahsili amacıyla Davacı tarafça Davalı aleyhine ... tarihinde ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 43.699,53 TL Asıl Alacak ve 1.753,67 TL işlemiş Faiz olmak üzere takip tarihi itibariyle ... 45.453,20 TL üzerinden icra takibine girişildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında akdedilen ... ekinde yer alan ve Davalı imzasına havi ...Şti. İşletme Yönetmeliğinin “Fiyatlandırma ve Ödeme” başlıklı 12. Maddesinde; “Marina Hizmetlerinden yararlanmak için servis ücretlerinin ödemesi peşin olarak yapılmalıdır. Tüm Marina hizmetleri Euro para cinsi üzerindendir ve TL karşılığı ödeme günündeki TCMB döviz alış kuruna göre belirlenir. Bağlama ücretlerinin peĢin olarak yapılmaması durumunda ... bağlama süresi için günlük süre üzerinden tahakkuk yapma hakkını saklı tutar” hükmü yer almakta olup, sözleşme kapsamına göre sözleşmede yer alan bedelin peşin ödeneceği belirlendiği görülmektedir. Davacı tarafça Davalı adına düzenlenen ... tarihli ... seri nolu e-arşiv faturanın davalıya tebliğ tarihi ... tarihi olmaktadır.
Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, ticari defter incelemesi de yaptırılmış olup, 29/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dava konusu ... simli teknenin Bağlama Kütüğü Ruhsatına göre ... TC Kimlik numaralı Davalı ... adına kayıtlı olduğu, teknenin Özel Tekne olduğu, Tescil Boyunun ...,... / ...,... / ...,... olduğu, ... Tonunun ...,... / ...,... olduğu, İnşaa Yerinin ... İnşaa yılının ... olduğu, İnşaa Malzemesinin Fiber olduğu, Makine Gücünün ... olduğu, ekli resimlerde görüleceği üzere teknenin halen ... bağlı olduğunun tespit edildiği; Teknenin Davacı şirkete ait limanda günlük bağlama ücretinin 25 Euro olduğu, ancak yıllık bağlamada bu bedelin günlük 6,58 Euro bedele düştüğü ve yıllık bağlama bedelinin bu şekilde 6,58 Euro * 365 gün = 2.400 Euro bedele isabet ettiği; davacı ticari defter, muavin kaydından da görüleceği üzere Davacının ... yılı ticari defter kayıtlarına göre Davacının Davalıdan ... Fatura tarihi itibariyle 2.423 Euro karşılığı 43.699,53 TL asıl alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmış, ek rapor veya yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi; ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Sadece faturanın tebliği temerrüde neden olmaz. Taraflarca ifa zamanının belirli bir zaman dilimi olarak tayin edildiği hallerde, “belirli vade” söz konusudur. Kesin vade belirli vadenin bir türüdür. Bütün kesin vadeler aslında aynı zamanda belirli vadedir, ancak her belirli vade, kesin vade niteliğinde olmayabilir. Borcun belirli bir vadede veya belirli bir süre içinde ifa edilmesinin ve bu tarihten ya da sürenin dolmasından sonra yapılacak ifanın mutlak surette kabul edilmeyeceğinin kesin olarak kararlaştırıldığı vade türüne “kesin vade” adı verilir. Somut olayda, kabule göre, kesin ve/veya belirli vade söz konusu olmadığından, takipte talep edilen faizin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve bilirkişi raporundaki sözleşmeye uygun hesaplama dikkate alınarak, Davanın kısmen kabulü ile; davalının, ... icra dairesinin ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile; takibin, 43.699,53 TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;
Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir.
İcra inkar tazminatının şartları şunlardır:
a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı,
b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı,
c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı,
d)Talep olmalı,
e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir.
Dosyaya baktığımızda; anılan şartların var olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle, davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE; takibin, 43.699,53 TL asıl alacak üzerinden devamına,
2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; 8.739,90 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 269,85 ₺ başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 269,85 ₺ peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 2.715,26 ₺'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (toplam alınması gereken harç=2.985,11 TL)
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda 539,70 ₺ harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 3.360,50 ₺'nin, haklılık durumu gereği; 3.225,00 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 ₺'nin; haklılık durumu gereği, 2.995,00 ₺'sinin davalıdan, 125,00 ₺'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 17.900,00 ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 1.753,67 ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,
Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ...'nin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!