WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

ANTALYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/60
KARAR NO : 2024/60
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/01/2023
KARAR TARİHİ : 24/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile, dava dışı müflis ... A.Ş. arasında ürün alım satımı sebebiyle ticari ilişki bulunmakta olup, müflis ... A.Ş. şirketinin 20.01.2010 tarihi itibariyle müvekkil şirkete ... TL borç bakiyesi bulunmakta olduğunu, daha sonra müflis ... A.Ş. hakkında 15.09.2010 tarihinde İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı kararı ile iflas kararı verilmiş olup, bu iflas kararı 17.12.2010 tarihinde kesinleşmiş, İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... Sayılı dosyası ile iflas işlemleri başladığını, bunun üzerine müvekkil şirket ise 04.11.2010 tarihinde alacağını 9.sıra ile iflas masasına yazdırdığını ve yasal girişimlerini başlattığını, akabinde dava dışı müflis şirket ile huzurdaki davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunun tespit edildiğini, bu şirketler arasındaki ekonomik ve ticari bağımlılık ile kader birliğinin çeşitli mahkeme kararları ile de hükme bağlandığını, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... K. sayılı gerekçeli kararda tüm yargısal aşamalar ve tespitler yer almakta olup, müvekkil şirketin TMK m.154/2ye göre (alacaklı iflas masasına başvurmuşsa) zamanaşımının kesildiği, TBK m.155e göre, kesilen zamanaşımının diğer borçlular yönünden de kesileceği TBK m.157ye göre, kesilen zamanaşımı sebebiyle alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren zamanaşımının yeniden başlayacağı, dava konusu alacak için zamanaşımının gerçekleşmediği sonuç ve kanaatine ulaşılmış, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasının Yargıtay ... Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek kesinleştiği, Antalya ... İş Mahkemesinin ... sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay ... HDnin ... sayılı kararıyla taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi dışında ortaklık ilişkisi bulunduğu belirlendiği, aynı belirlemenin Antalya İş Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden verilen kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi tarafından ... sayılı kararı ile yapıldığı, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı kararı ile de taraflar arasındaki organik bağın varlığının kabulüne karar verildiği ve bu kararın da istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği gerekçeleri ile davacının davasının kabul edildiği ve huzurdaki davalı şirketlerin müvekkil şirketin yukarıda zikredilen alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, davacı müvekkil açısından kabul edilen kararın, davalılar tarafından istinaf edilmiş ancak kesinleşme beklenmeksizin davalılar tarafından icra takibine konu dosya borcu Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına 04.11.2022 tarihinde tüm ferileriyle birlikte yatırıldığını, ne var ki 20.01.2010 tarihi itibariyle ... TL tutarındaki bu alacağın, müflis ... A.Ş.nin iflas tarihi olan 15.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile hükme alınmış olup, adı geçen karar müvekkil şirketin uğradığı zararı karşılamaktan çok uzak olduğunu, ülkede uzun süredir yaşanmakta olan ağır ekonomik şartlar, çok uzun süren yargı süreci, alacağın bu denli geç ödenmesi durumunda aradan geçen sürede paranın değerinde oluşan bariz ve hissedilir aşınma, temerrüt faiziyle giderilemeyecek bir aşkın zarar oluşumuna yol açtığını, ayrıca zamanında ödenmeyen alacağın bu süre zarfında tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânının da engellendiğinin açık olduğunu, TBK 122 nin kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahip olduğunu, para borcunun geç ödenmesi sebebiyle mülkiyet hakkından sayılan alacak hakkı haksızlığa uğratılmakta ve uzun süren ödememe hali nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybeden para, alacaklının temerrüt faiziyle giderilemeyen munzam zararını oluşturduğu, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda Yargıtayın da, munzam zararın ayrıca ispatlanması gerektiği yönündeki katı yorum nedeniyle, kamunun yararı ile zarar görenin mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin zarar gören aleyhine bozulduğunu değerlendirmiş ve munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçtiğini belirttiğini beyan ederek; Müvekkil şirketin munzam zarar talep ettiğimiz alacağı ile ilgili, 20.01.2010 temerrüt tarihinden 04.11.2022 tahsil tarihine kadar geçen süredeki enflasyon verilerini gösterir TEFE TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevduat faiz oranları, döviz kurları, devlet tahvil faiz oranları, işçi ücretleri ve diğer yatırım araçları ile ilgili getiri bilgilerinin resmi kurumlardan sorularak munzam zarar hesabının bilirkişi vasıtasıyla tespitini, bilirkişi tarafından tespit edilecek miktara artırma hakkımız saklı kalmak üzere HMK. 107. Maddesi kapsamında şimdilik 10.000-TL belirsiz alacağın, faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı def-inde bulunduklarını, davanın haksız olduğunu, davacının munzam zararı olduğunu kabul etmemekle birlikte eğer var olduğu bir an için kabul edilse dahi ifasını ancak sözleşmenin karşı tarafı ... talep edebileceğini, oluştuğu iddia olunan munzam zararın müvekkil şirketlerden tahsilini talep etmenin hukuki dayanağı da bulunmadığını, munzam zararın oluşmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, munzam zarar tazmini talebinden ibarettir.
Davalının zaman aşımı def-inde bulunduğu görülmektedir.
Zamanaşımının kesilmesine ilişkin olarak TBK. madde 154/2 ye göre (alacaklı iflas masasına başvurmuşsa) ; Davacı ... Ltd.Şti.'nin 04.11.2010 tarihinde alacağını iflas Masasına 9.sırada yazdırdığı, bu maddeye istinaden zamanaşımının kesildiği, TBK madde 155'e göre, kesilen zamanaşımının, müteselsil diğer borçlulardan da kesileceği, TBK madde 157'e göre, Zamanaşımı iflas masasına başvurma sebebiyle kesilmişse, iflasa ilişkin hükümlere göre alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, ... A.Ş. ile davalılar arasında organik bağ olduğu (T.C. Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi ile TBK 157 madde gereği iflas masasına başvuru ile kesilen zamanaşımının, iflasa ilişkin alacağın yeniden istenmesi imkanının doğumundan itibaren yeniden başlayabileceği, bu itibarla dava konusu alacak için (aciz vesikası başvurusundan itibaren 10 yıllık) zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla, davalının zaman aşımı def-i yerinde bulunmamıştır.
Mahkememizce dosyada, bir borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı ... İcra ve İflas Mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ..., bir nitelikli hesaplama uzmanı ...den oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.
12/06/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; TBK m. 122 kapsamında borçlunun temerrüde düşmüş olması, temerrüt faizini aşan tutarda bir zararın doğmuş olması, borçlunun kusurlu bulunması ve borçlunun temerrüdü ile doğan munzam zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması şartlarının arandığı munzam zarar için, davalının 15.09.2010 tarihinde temerrüde düştüğü, zarar ile temerrüt arasında illiyet bağının bulunduğu,
Davacının temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zararı için, paranın alım gücü kaybının HMK m. 187/II uyarınca maruf hallerden sayılarak soyut delil olarak mahkemece yeterli kabul edilecek olursa, davalı alacaklı zararını ispatlamış sayılacağı, Soyut zararın ispat edildiğinin kabulüne göre Yargıtay içtihatlarında uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre 15.09.2010 tarihindeki ...-TL’ye uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre 25.01.2023 tarihine göre tüfe/üfe, döviz, altın ve asgari ücret açısından ...-TL bulunduğu, bu tutardan ödenmiş bulunan tutarın çıkarılması sonucu bulunun tutarın munzam zararı gösterdiği ve bu tutara % 20 aralığındaki hakkaniyet indiriminin uygulanabileceği,
mahkemece somut zarar yöntemi kabul edilecek olursa, bu durumda davacının maruz kaldığı dosyaya sunulan icra dosyalarında munzam zarara konu alacak için ödenen temerrüt faizinden fazla ödenen faiz, dosya masrafı, avukatlık ücreti gibi hususların dikkate alınabileceği, ancak dosya kapsamına alınan bu dosyaların dava dosyası içerisinde kapak hesapları mevcut olmadığından UYAP sisteminde de tarafımızca yapılan incelemelerde bir kısım evraklar tarafımızca görüntülenemediğinden bu aşamada bu hususta bir belirleme ve hesaplama yapılamadığı, bahse konu dosyaların ilgili yerlerden kapak hesaplarının dosya kapsamına kazandırılması halinde gerekli tespit ve hesaplamaların yapılabileceği belirtilmiştir.
Bilirkişi heyet raporu taraflara tebliğ edilmiştir ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bir kısım belgeler sunulduğu ve itirazların değerlendirilmesi için celse arası dosya ek rapor düzenlenmesi amacıyla (bilirkişi raporu üst yazısındaki havale ile) tekrar bilirkişilere tevdi edilmiştir.
07/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök rapordaki tespitlerin geçerliliğini koruduğu, Davalı tarafın başta zamanaşımı olmak üzere itirazlarının Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... K sayılı ilamında değerlendirildiği için kök raporda ayrıca yer verilmediği, ayrıca munzam zarar bakımından zamanaşımı hususunun asıl alacak ve temerrüt faizinin tahsilinden itibaren zamanaşımı süresince istenebileceğinden diğer itiraz sebepleriyle birlikte hukuki değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu, Davacı tarafın itiraz ekinde sunduğu ödeme makbuzuna göre, şayet mahkeme denkleştirici adalet ilkesine göre soyut zarar yöntemini kabul edecek ise, hesaplamanın ...-...= ...-TL munzam zarar hesaplandığı,Bu zarar kaleminden kök raporda belirttiğimiz gibi yaklaşık % 20 hakkaniyet indirimi yapılacak olursa bu durumda hesaplamanın, ...=...-TL ve bu tutarın indirimiyle (...-...-TL)=...-TL hesaplandığı, Mahkemece şayet somut zarar yöntemi kabul edilecek olursa, davacı tarafın esas numaralarını verdiği her bir icra dosyasındaki vekalet ücreti, harçlar ve yargılama giderlerinin ancak somut zarar kabul edilebileceği bildirilmiştir.
Bilirkişi heyet raporu taraflara tebliğ edilmiştir
Dava, munzam zarar talebinden ibarettir.
Munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da kabul edildiği üzere, davacının ispatla yükümlü olduğu zarar, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Daha açık bir anlatımla, alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi sebebiyle uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını ispatla yükümlüdür. Bu bağlamda zarardan anlaşılması lazım gelen; davacının bu paranın ödenmemesi sebebiyle mahrum kalınan kar ya da varsayılan gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. O halde davacı-alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak kesin ve net bir biçimde kanıtlamalıdır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin, alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını; alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark nedeniyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını; borçludan alacağını zamanında tahsil edeceğine güvenerek üçüncü kişilere karşı bir takım yükümlülükler altına girip, borçlunun borcunu geç ödemesi yüzünden bu üçüncü kişilere karşı edimini yerine getiremediği için cezai şart ya da vergi cezası ödediğini, mallarının haczedildiğini veya yüksek faizli kredi almak zorunda kaldığını; kanıtlamak durumundadır. Yoksa soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik konjöktürel olgular Borçlar Yasasının 105.maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez.
Öte yandan, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar ( enflasyon, yüksek faiz, döviz kur farkı, paranın değerindeki düşüş vb. gibi olgular ) Borçlar Yasasının 105.maddesindeki munzam zararın kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluk gerçek zarar olarak gösterilemez. Ülkedeki enflasyon oranı zararın miktarının gerçekçi bir biçimde saptanabilmesi için ölçü olarak kullanılabilir ise de somut olgulara dayanmaksızın salt zararın varlığını ispat etmek için kullanılamaz.(Emsal; Yargıtay 11. HD, 2021/6204 E, 2023/1610 K; 2019/101 E, 2022/7803 K; 2020/7117 E, 2022/6705 K; Yargıtay HGK, 2021/11-938 E, 2022/401 K)
Bu açıklamalar ışığında söylemek gerekir ki, davacı munzam zarar iddiasını somut delillerle ispatlamalıdır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, paranın değer kaybı, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Davacının bu iddiaları mahkememizce kabul görmemiştir. Ayrıca, davacı tarafın esas numaralarını verdiği her bir icra dosyasındaki vekalet ücreti, harçlar ve yargılama giderlerinin munzam zarar talebi kapsamında talep edilemeyeceği de mahkememiz kabulündedir. Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, talep içeriği dikkate alındığına, genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, paranın değer kaybı, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmeyeceğinden, başkaca da delil dosyada mevcut olmadığından, ispatlanamayan davanın reddi gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 247,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.200,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden; 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
10-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..24/01/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır