T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/554
KARAR NO : 2024/264
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 18/08/2023
KARAR TARİHİ : 29/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... arasında ..nın hazırlık kampına dair hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında alacağın ... Fatura Nolu ... tarihli ... EUR bedelindeki fatura uyarınca olup davalı karşı tarafın borcu bulunduğunu, borçlusu olduğu toplam ... EUR'u ödemeyen ... hakkında Antalya Genel İcra Dairesi .../... Esas sayılı dosyası ile davalı yana icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve söz konusu takip dosyasının durdurulduğunu, bu hususa ilişkin ticari dava uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabulucuya başvurulduğunu, yapılan müzakereler sonucunda tarafların anlaşmaya varamadığını ileri sürerek, Antalya Genel İcra Dairesi .../... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hüküm kurulmasına, vekalet ücreti ile yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında akdedilmiş sözleşmede yer alan yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacı ... ile davalı ... arasında akdedilmiş hizmet sözleşmesinde uyuşmazlık durumunda yetkili mahkemeler ve icra dairelerinin Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleri olarak belirlendiğini, davalı ... tacir sıfatını haiz olmayıp yürürlükteki Borçlar Kanunu uyarınca "dernek" statüsünde olduğunu, davacı her ne kadar yürürlükteki Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sıfatına haiz de olsa, davalının mevzuat kapsamında tacir sıfatında olmaması sebebiyle sözleşmede yer almakta olan yetki kaydının geçersiz olduğunu, bu kapsamda; iş bu davanın da konusu olan sözleşme ile Antalya Genel İcra Dairesi nezdinde başlatılan icra takibi ile huzurdaki davanın davalının yerleşim yeri olan ... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde görülmesi gerektiğini, huzurda görülmekte olan itirazın iptali davasının görevsiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi ticari sözleşme niteliğinde olmayıp görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, davalı ..., davacı ile arasına akdedilen sözleşme sonrası mücbir ve ekonomik sebeplerden dolayı ifa imkansızlığına düştüğünü, sözleşme bedelini bu sebepler ile ifa edemediğini, davalı davacı ile aralarında otel konaklama hizmet sözleşmesinin akdedilmesinden sonra ülkemizde yaşanan ekonomik koşullar ve enflasyon sebebi ile ifa imkansızlığına düştüğünü, sözleşmenin akdedildiği tarihte mevcut olan ve sözleşmenin akdedildiği Euro kuru ile Antalya Genel İcra Dairesi nezdinde başlatılan ve itirazlarına konu olan dosyada yapılan takibin tarihinde olan kur arasında epey bir fark olduğunu, bu sebeple üstünden takip yapılan tutara karşı, davalının içinde bulunduğu ödeme güçlüğü nedeniyle itiraz etmek zorunluluğu doğduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi döviz endeksli olarak düzenlendiğini, yürürlükte mevzuat uyarınca döviz endeksli sözleşme yapma yasağına takıldığını, yürürlükteki mevzuat uyarınca, belirli sözleşmelerde döviz endeksli düzenlenme yasağı öngörüldüğünü, bu kapsamda, huzurdaki davaya konu sözleşme de döviz endeksli olup taraflar arasında münakid sözleşmenin geçersiz olarak kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesinde temerrüt halinde faiz uygulanacağı ve buna istinaden KDV +vade farkı faturası düzenleneceği yer aldığını, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ticari bir işe ilişkin olmayıp düzenlenen bu faturanın geçersiz olduğunu, davacı tarafından Antalya Genel İcra Dairesi nezdinde başlatılmış icra takibine ilişkin itirazımızın iptaline yönelik olan iş bu dava haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edildiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Mahkememizce tensip ara karar gereği davalının tacir olup olmadığı hususunda ... Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, gelen yazı cevaplarından davalının tacir olmadığı, potansiyel mükellef olup vergi kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.
...'ye müzekkere yazılarak gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet sözleşmesi kapsamında ödenmeyen bakiye cari hesap alacağına ilişkin yapılan ilamsız takipte itirazın üzerine takibin durmasından sonra alacaklı davacı tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalının görev itirazında bulunduğu görülmüştür.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. TTK 16. Maddesinde: Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılacağı düzenlenmiştir.
Tüm açıklamalardan sonra dosya kapsamının incelenmesi neticesinde; icra takibine konu alacak davacı şirketin davalı ... verdiği hizmet karşılığında fatura bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davalı ... derneğinin dernek vasfında olup, ticari işletme kaydının bulunmadığı, bu hale göre 6102 sayılı TTK'nin 12/1. maddesine göre tacir olarak kabulü mümkün değildir. Bu na göre dava da her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklık olmadığından nispi ticari dava niteliği de bulunmaktadır. (Aynı yönde, Yargıtay 20. HD'nin 29/09/2015, 2015/4359 E., 2015/7925 K.; Yargıtay 13. HD'nin 03/10/2016, 2015/25604 E., 2016/17650 K.; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. HD. 2021/1153 E. 2021/1368 K; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD, 2018/1496E, 2020/1412 K; Antalya BAM 11. HD'nin 27/05/2022, 2022/1195 E., 2022/865 K.; İstanbul BAM 18. HD'nin 20/06/2018, 2018/1731 E., 2018/1059 K. tarih ve sayılı kararları).
Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve tanımlar doğrultusunda olayda; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacının Limited şirket olduğu ve tacir sıfatını taşıdığı sabit ise de, davalının tacir olmadığı dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır.
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1- Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Dava dosyasının süresi içinde görevli mahkemeye aktarılması durumunda, harç ve yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair; davacı vekili duruşma salonunda, davalı vekili e duruşma yoluyla yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/03/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!