WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

ANTALYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/526
KARAR NO : 2024/282
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/08/2023
KARAR TARİHİ : 03/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin ... tarih ... nolu, 323.644,15 TL ve ... tarih ... nolu 62.851,75 TL tutarlı kaynaklı bakiye 245.505,95 TL bakiye alacaktan kaynaklı olarak Antalya ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, Davalının takibe itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, Davalının borcu bulunduğu halde takibe itiraz ettiğini, Davalının ... tarih ... veya ... tarih ... nolu faturalarda belirtilen fırınlarının birisinin sıkıntı olduğunu iddia etmekte ise sıkıntının davalıdan veya sattığı kişinin hatasından kaynaklandığını, Kurulum işlemlerinin yetkili servise yaptırılmadığını, Zorunlu dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ... no ile anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, Davalının itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi talebiyle mahkemenize başvuru zorunluluğu doğduğunu, Davalının Antalya ... İcra Dairesinin ... E. sayılı icra takibine itirazının 245.505,95 TL yönünden iptalini, Davalının, 245.505,95 TL’nin %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini,Takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuka ve hakkaniyete aykırı, soyut, mesnetsiz ve çelişkili olduğundan Müvekkiline yöneltilen işbu davanın reddi gerektiğini, Davacı tarafından yapılan tüm iddialar haksız, hukuka aykırı, soyut ve tutarsız olduğunu, Müvekkilinin, ... tarihli ... nolu 136.842,04 TL bedelli faturada belirtilen ürünleri ve ekte yer alan diğer ürünleri davacıdan satın alarak dava dışı üçüncü kişilere sattığını, Ancak bahse konu faturalarda belirtilen ürünlerin ayıplı çıktığını, dava dışı üçüncü kişiler tarafından bedeller ödenmeden iade edildiğini, Müvekkili tarafından bahse konu faturalardaki ürünlerin ayıplı olduğundan dolayı kullanılamadığının bildirildiğini, Davacı tarafından onarım yapılacağı veyahut iade alınıp yenisi ile değiştirileceği belirtildiğini, Aradan uzun bir zaman geçmiĢ ve ürünlerin onarımı yapılmadığı gibi iade de alınmadığını, Müvekkil birçok kez Davacı ile iletiĢime geçmeye çalıĢsa da herhangi bir sonuç alamadığını, Davacı tarafça her ne kadar dava dilekçesinde "fırınların kurulum işlemlerinin yetkili serviste yaptırılmadığı, sorunların kaynağının Müvekkili veya fırınların satıldığı dava dışı üçüncü kişilerden kaynaklandığı" iddia edilse de ayıpların çözümü hususunda Müvekkili tarafından yetkili servislerle temasa geçildiğini, Müvekkilitarafından üretici firmaya gönderilen bildirimde fırının kullanılmaya başlamasıyla birlikte 180 derecede çalışan fırının 250 dereceye kendi kendine çıktığını, bu nedenle ... servisi ... servisi ile irtibat kurulduğunu, servisin müdahalesine rağmen sorunun çözülemediğini, servis müdahalesi esnasında fırının vidalarında ve taban taşlarında çatlamaların meydana geldiğini, probleminçözümü mümkün olmadığından dolayı fırının ayıplı sayılarak müvekkiline iade edildiğini, Müvekkilinin fırını iade aldıktan sonra ... servisi ile iletişime geçtiğini, servisin keşif yaptığını ve parça değişimi yapılmasının gerekli olduğunu beyan ettiklerini ancak buna ilişkin hiçbir onarımın gerçekleştirilmediğini bildirildiğini, iş bu bildirimle ayıplı malın üretici tarafından müvekkili nezdinden iade alınması ihtar edildiğini, ancak üretici firmanın fırını iade alacağını söylemesine rağmen iade almadığını, müvekkilinin her iletişime geçtiğinde çeşitli bahanelerle geçiştirildiğini, Müvekkilinin, yukarıda izah edilen ihtara binaen üretici firmaya bir bildiri maili gönderdiğini, bu mailde dava dışı fırının satışı yapılan kişi tarafından; ayıbın Üretimden Kaynaklı Olduğu, bu nedenle "Garanti Belgesi Yönetmeliği'nin 5. ve 6. Maddelerinde" belirtildiği üzere fırının garanti kapsamında olduğu, bu nedenle fırının Müvekkiline iade edildiği ifade edildiğini, iş bu iadeden kaynaklı, Müvekkili tarafından üretici firmaya iade işlemi başlatmak istediği ifade edildiğini, Buna istinaden üretici tarafından verilen cevapla; "ürün tamir bakım onarımı için teknik servisin inceleme yaptığını, değişecek malzemelerin bildirildiği, değişecek ürünlerin ücrete tabi olduğu için değişimin kabul edilmediği" Müvekkiline mail yolu ile bildirildiğini, Müvekkilinin davacıdan satın aldığı ve doğrudan dava dışı üçüncü kişilere sevk ettirdiği ürünlerin tekrardan Müvekkiline iade edildiğini, Ürünler üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamayan Müvekkilinin defalarca davacıdan ürünleri iade almasını talep etse de davacının hiçbir Ģekilde geri dönüş sağlamadığını, Ürünlerin halen Müvekkilinin iş yerinde bulunduğunu, Taraflar arasındaki cari hesap farklılığının bu husustan kaynaklandığını, Davacının ürünlerinin iade alması gerekirken ayıplı ve kullanılamayan ürünleri iade almayıp alacağı varmış gibi kötü niyetli biçimde başlattığı icra takibinin ve buna istinaden açılan işbu davanın reddedilmesi gerektiğini, izah edilen tüm nedenlerce, davacı yanın haksız ve açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olan, kötü niyetli itirazın iptali davasının reddine ve takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, Davacının ayıplı ürünleri müvekkiline sattığını, Müvekkilinin ürünlere hiç temas etmeden tamamen davacının ticari itibarına güvenerek ürünleri dava dışı üçüncü kişilere satarak sevkini sağladığını, Ürünlerin ayıplı olduğu ortaya çıktığında satılan ürünlerin bedel ödenmeden müvekkiline iade edildiğini, Müvekkilinin ürünlerin iade alması adına davacıyla iletişime geçmişse de herhangi bir sonuç alamadığını, Tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini etmiştir.
Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.
Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar)
Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; davaya konu icra dosyası, iş bu dosya ile uyaptan ilişkilendirilmiştir.
Somutlaştırma yükü kapsamında, mahkememizce ara karar ile, Taraf vekillerine aralarındaki ticari ilişkinin niteliği de daha net belirtilerek takip konusu faturalar ve ayıplı olup olmadığı tartışmalı olan mallara dayanan faturalar yönünden takip miktarı ile bağlantısı bakımından açıklama yapmaları için süre verilmiştir. Taraflar ara karar gereği beyanda bulunmuşlardır ve davalı vekili, takip eden duruşmada da takip konusu faturalarla ilgili her hangi bir borcun söz konusu olmadığını, cari hesaptan kaynaklı davacının iddia ettiği alacağın bahsettikleri ve ayıp iddiasında bulundukları faturalarla ilgili olduğunu beyan etmiştir.
Dosyaya bakıldığında; dava dilekçesinde açıkça, ... tarih ... nolu 323.644,15 TL, ... tarih ... nolu 62.851,75 TL faturalardan kaynaklı bakiye 245.505,95 TL bakiye alacaktan kaynaklı olarak Antalya ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını beyan etmiştir. Davalı ise cevap dilekçesinde, bu hususu teyit etmiş ancak devamında müvekkilinin ... tarihli ... nolu 136.842,04 TL bedelli faturada belirtilen ürünleri ve dilekçe ekinde de yer alan diğer ürünleri davacıdan satın alarak dava dışı üçüncü kişilere sattığını, ancak bahse konu faturalarda belirtilen ürünlerin ayıplı çıktığını, dava dışı üçüncü kişiler tarafından bedeller ödenmeden iade edildiğini, müvekkil tarafından bahse konu faturalardaki ürünlerin ayıplı olduğundan dolayı kullanılamadığının bildirildiğini, davacı tarafından onarım yapılacağı veyahut iade alınıp yenisi ile değiştirileceğinin belirtildiğini, aradan uzun bir zaman geçmiş ve ürünlerin onarımı yapılmadığı gibi iade de alınmadığını beyan etmiştir.
Mahkememizce deliller toplanmış ve taraf ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.
HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir.
Taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 30/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre;
Çiğli Vergi Dairesi Müdürlüğü ... Vergi Kimlik Numarasında kayıtlı davacı ...’in vekilinin dosya kapsamına ibraz etmiş olduğu flash bellek içerisinde mevcut ... yılları ticari defterleri kapsamında yapılan tetkik ve incelemelerde Davacı şirketin ... yılı ticari defter kayıtlarını ... Seri No lu Elektronik Defter Tutma Genel Tebliğ uyarınca elektronik ortamda (e-Defter) tuttuğu, bu hususla ilgili Mali Mühür, E imza, Berat ve Elektronik Sisteme sahip olduğu; Davacı tarafın ... yılı ticari defterlerinin TTK’na göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı şirketin ticari defter kayıtlarında Davalıya ait carinin muavin kaydını ... hesap kodundan takip ettiği, rapordaki tabloda yer alan muavin kaydından da görüleceği üzere Davacının ... yılı ticari defter kayıtlarına göre Davacının, Davalıdan takip tarihi itibariyle 243.702,08 TL alacaklı olduğu gözüktüğü, Bu alacak tutarının takip konusu faturalarında yer aldığı cari hesap içerisinden bakiye kalan tutar olduğu, Davacı tarafça eldeki davada takibin 245.505,95 TL yönünden itirazın iptali ile takibin devamı talep edildiği,
Davalı tarafın ticari defter kayıtlarına göre; Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü ... vergi kimlik numarasında kayıtlı davalı şirket ... yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, Davalı tarafın ... yılı ticari defterlerinin TTK’na göre usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafın ticari defter kayıtlarında Davalıya ait carinin muavin kaydını ... hesap kodundan takip ettiği, rapordaki tabloda yer alan muavin kaydından da görüleceği üzere Davalının ... yılı ticari defter kayıtlarına göre Davalının, Davacı tarafa takip tarihi itibariyle 243.704,94 TL borçlu olduğu gözüktüğü, bu borç tutarının takip konusu faturalarında yer aldığı cari hesap içerisinden bakiye kalan tutar olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Yeniden rapor ve/veya ek rapor alınmasını gerektirir teknik bir itiraz mevcut değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.02.2020 tarih ve 2017/2076E., 2020/117 K. sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, temel olarak, itirazın iptali davalarında, alacaklı sadece takipte dayandığı belgelere dayanabilir. İş bu davalar, takiple sıkı sıkıya bağlı davalardır. Somut olayda, davacının, takip konusu ettiği faturalar, ... tarih ... nolu 323.644,15 TL, ... tarih ... nolu 62.851,75 TL faturalardır ve bunlardan kaynaklı bakiye 245.505,95 TL bakiye alacak dava konusu edilmiştir. Taraflar arasındaki genel cari hesap ilişkisinden kaynaklı bir takip yoktur. Davalı ise, bu faturalardan başkaca faturaya ve bahsettiği fatura konusu mala ilişkin ayıp iddiası gereği savunmada bulunmuştur. Dava konusu edilen faturalara, içeriğe, bedele ilişkin bir itiraz yoktur. Davalı ileri sürdüğü fatura ise dava konusu değildir. Genel cari hesap ilişkisindeki olası anlaşmazlık bedellerinin davalının ileri sürdüğü fatura kaynaklı olabileceği muhtemeldir ki takibin cari hesaba genel olarak dayanmaması, davalının bahsettiği faturanın dava ve takip konusu olmaması nedeniyle mahkememiz kabulü bu yöndedir. Bu nedenlerle, iddia edilen faturalardan kaynaklı davacının alacağının olduğu, varsa olası anlaşmazlığın davalının bahsettiği faturadan kaynaklı olabileceği ancak dava ve takip konusunun bu olmadığı, bilirkişi raporu içerik bölümünden de anlaşılmakla, takip ve dava konusu olmayan faturaya yönelik bir inceleme yapılmayarak, davalının ticari defterleri ile uyumlu olan tutar kadar, davacının davasını ispatladığı anlaşılmakla; Davanın kısmen kabulü ile; davalının Antalya ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 243.702,08.-TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine gelince;
Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir.
İcra inkar tazminatının şartları şunlardır:
a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir.
Dosyaya baktığımızda; anılan şartların var olduğu, alacağın likit olduğu kanaatiyle, davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davalının Antalya ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 243.702,08 TL asıl alacak üzerinden devamına,
2-Davacının inkar tazminatı talebinin kabulü ile; 48.740,41.-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan 269,85 ₺'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 2.864,45 ₺ peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 13.782,83 ₺'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (Toplam harç hesabı: 243.702,08*68,31/1000=16.647,28 TL - 2.864,45 TL = 13.782,83 TL)
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (3) ve (4) numaralı hüküm fıkraları ile mahsubuna karar verilen toplamda 3.134,30 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 3.060,25 ₺'nin, haklılık durumu gereği; 3.029,00 ₺'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 ₺'nin; haklılık durumu gereği, 3.088,00 ₺'sinin davalıdan alınarak, 32,00 ₺'sinin davacıdan hazineye gelir kaydına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 38.555,31 ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 1.803,87 ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ...'un yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/04/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır