WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

ANTALYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/46
KARAR NO : 2024/88
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 07/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye genelinde eczanelere ilaç dağıtım ve satışı ile ilgili ticari faaliyet gösterdiğini, davalı eczacının aldığı ilaç bedellerini ödeyememesi neticesinde, Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün ... E., Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyaları ile davalıya karşı icra takibi yapıldığını, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. (Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün ... E.) sayılı icra dosyasında davalının, ... ili ... ilçesi ... Mh. ... ada ... parselde ... hisseli taşınmazına haciz konulmuştur. İlgili taşınmaz satışa çıkartılmış, alacağa mahsuben vekil eden şirket tarafından alınmış ve tapusu vekil eden şirkete geçtiğini, dava dışı ... –... tarafından, davalının borcuna mahsuben alınan ... ili ... ilçesi ... Mh. ... ada ... parselde ... hisseli taşınmazına talip olmuş ve .... bedel ile ... tarihinde bu taşınmazı vekil eden şirketten aldığını, dava dışı ... –... tarafından satış bedeli banka havalesi yoluyla ödendiğini, banka dekontuna ise, “...-...” şeklinde açıklama yapıldığını, vekil eden şirket tarafından, banka ödeme dekontundaki bu açıklama nedeniyle, davalıya ait icra dosyalarına ödeme yapıldığı şeklinde yorumlanarak, sehven davalıya ait üç (3) icra dosyasına da haricen tahsil nedeniyle kapanması talimatı verildiğini, ve bu üç(3) dosyanın kapatıldığını, yapılan ödemenin taşınmazın alımına ilişkin olduğunu, davalının borcuna karşılık herhangi bir ödeme yapılmadığı daha sonra anlaşıldığını, bu durumun dava dışı ... –... tarafından da ... tarihinde bir dilekçe ile vekil eden şirket genel müdürlüğüne bildirildiğini, taraflarınca Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına ... ve ... tarihlerinde dosyanın yeniden işleme alınmasına ilişkin taleplerinin İcra Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, icra müdürlüğünün işlemi icra mahkemesi'ne şikayet edilmişse de, Antalya ... icra hukuk mahkemesi'nin ... K. sayılı ve Antalya B.A.M. ...H.D.'nin ... tarihli ilamları ile taleplerinin reddedildiğini, gerekçe olarak ise, açıklamada hata- yanılma nedeniyle taraflarınca yapılan beyanın dar yetkili icra mahkemeleri tarafından incelenemeyeceğinin belirtildiğini, davalı veya üçüncü bir kişi tarafından, icra borçlarına mahsuben herhangi bir ödeme yapılmadığını, beyan ederek; Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasına konu(... tanzim tarihli,... vadeli .... miktarlı senet) ana para alacağı ....'nin, senet vade tarihi olan ... tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İlgili dosyalar uyaptan istenmiştir.
Dava, alacak davasından ibarettir.
Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce eczacıların hukuki statüsüne değinmek faydalı olacaktır.
Sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve tıbbi yardımın sağlanmasında eczacının önemli bir yeri vardır. Eczacılık 24.12.1953 tarihinde yürürlüğe giren 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’un 1 inci maddesinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre, “Eczacılık; eczane, ecza deposu, ecza dolabı, galenik, tıbbi ve ispençiyari mevat ve müstahzarat laboratuarı veya imalathanesi gibi müesseseler açmak ve işletmek veya tıbbi veya ispençiyari müstahzarat izhar veya imal etmek veyahut bu kabil resmi veya hususi müesseselerde mesul müdürlük yapmaktır”. Ancak burada bir tanım yapmak yerine, eczacıların çalışabilecekleri yerler sayılmıştır. Daha sonra 17.05.2012 tarihinde kabul edilen 6308 sayılı Kanun ile 6197 sayılı Kanun’un birinci maddesi değiştirilmiş ve bugünkü hâlini almıştır. Buna göre “Eczacılık, hastalıkların teşhis ve tedavisi ile hastalıklardan korunmada kullanılan tabii ve sentetik kaynaklı ilaç hammaddelerinden değişik farmasötik tipte ilaçların hazırlanması hastaya sunulması; ilacın analizlerinin yapılması, farmasötik etkisinin devamlılığı, emniyeti, etkinliği ve maliyeti bakımından gözetimi; ilaçla ilgili standardizasyon ve kalite güvenliğinin sağlanması ve ilaç kullanımına bağlı sorunlar hakkında hastaların bilgilendirilmesi ve çıkan sorunların bildiriminin yapılmasına ilişkin faaliyetleri yürüten sağlık hizmetidir”.
Eczacılar ve Eczaneler Kanunu, eczane açmak, devralmak veya satın almak hakkını ilke olarak eczacılara tanımıştır (6197 sayılı Kanun md. 5, 11). Anılan Kanun hükümleri toplum sağlığı ve kamu düzeni ile doğrudan ilgili hükümlerdir. Dolayısıyla kamu düzeniyle ilgili bu hükümlere uyulması gerekir. Söz konusu düzenlemedeki eczane işletmekten kasıt, eczanenin eczacı tarafından ve kural olarak kendi adına işletilmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 12/1 inci maddesinde bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişinin tacir olacağı belirtilmektedir. Bu hükme göre eczaneler ticari işletme sayılırsa, eczacılar da tacir olarak nitelendirilebilir. Bu yüzden üzerinde durulması gereken konu, eczanenin bir ticari işletme sayılıp sayılmayacağıdır.
Türk Ticaret Kanunu’nda ticari işletmenin ne olduğu tanımlanmıştır. Buna göre, “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir” (TTK md. 11/1). Kanunda yer alan tanımdan hareketle bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gelir sağlamayı hedeflemesi gerekir. İkinci olarak, devamlı olarak iktisadi faaliyette bulunma amacı olmalıdır. Üçüncü olarak işletmenin hem iç ilişkide hem de dış ilişkide, başka bir ticari işletmeye bağlı olmaksızın faaliyetini yürütüyor olması gereklidir. Son olarak, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmalıdır. TTK'nın 15 inci maddesinde esnaf; “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin 2 inci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla TTK’da ticari işletme ve esnaf işletmesi arasındaki sınırın, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak bir kararname ile gösterileceği belirtilmiştir (TTK md. 11/1). Bununla birlikte 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10 uncu maddesi hükmü gereğince, Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemeler uygulanmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Kanun incelendiğinde eczaneler, gelir sağlamayı hedefleyen, devamlı olarak ticari faaliyette bulunma amacıyla açılan, diğer ticari işletmelerden bağımsız bir şekilde faaliyette bulunulan işletmelerdir. Yine eczaneler, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşmaktadırlar. Çünkü eczanelerde eczacıların ekonomik faaliyeti sermayeden fazla bedeni çalışmasına dayanmaz. Burada sermaye daha öndedir. Yine işlerin hacmi, başka bir ifade ile kazancı bakımında esnaf faaliyetini aşan bir ölçüye sahiptir. Dolayısıyla eczaneler ticari işletmelerdir. Eczanelerin ticari işletme olduğu hem doktrinde hem de uygulamada kabul edilmektedir.
Eczaneler ticari işletme olduğu için, eczaneyi işleten eczacılar da, yukarıda ifade edildiği üzere, TTK md. 12/1 hükmü gereğince “tacir” olmaktadır. Tacir sıfatı, kanun koyucunun bir ticari işletmenin işletilmesi olgusuna bağladığı bir sonuçtur. Buna göre eczacılar gerçek kişi tacirdir. (Yargıtay HGK, 2022/(13)3-666 E, 2023/546 K; KORKMAZ, Y., Türk Hukukunda Eczacıların
Hukukî Statüsü ve Sorumluluğu, Sağlık Hukuku ve Politikası Dergisi, 1(1), 25-52)
Bu belirlemeden sonra, dosyaya dönüldüğünde; Mahkememizce davacı tanığı dinlenmiştir.
Mahkememizce, taraflar tacir olduğundan; tarafların ticari defterlerinin incelenmesine dair ara karar kurulmuştur.
HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Usul hükümleri derhal uygulanırlılık ilkesine tabidir.
Davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan raporda özetle; Davacı şirketin inceleme için sunduğu ticari defterlerinin açılış onaylarının zamanında ve usule uygun şekilde mevcut olduğu, yevmiye defterinin kapanış onayına ilişkin olarak; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kapanış tasdiki ile ilgili hükümlerinin gereği usule uygun olarak yerine getirildiği bu doğrultuda defter ve defter kayıtlarının kesin delil vasfına haiz olduğu; taraflar arasında meydana gelen ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının, davalıdan belirli bir dönem (2013/Mart) alışları ile ilgili ... vadeli ... TL tutarlı senet aldığı, ilgili ayda gerçekleşen alımlardan iadelere/mahsuplara ilişkin bedellerinin indirildiği, davacının ticari defterlerindeki muhasebe kayıtlarına göre taraflar arasından meydana gelen ticari ilişkiden kaynaklı davacının, davalıdan ... TL alacaklı olduğunun tespit edildiği hususu belirtilmiştir.
Davalı, kendisine çıkartılan ihtaratlı tebligata rağmen ticari defter ibraz etmemiştir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, davalının ticari defter ibraz etmemesi hususları göz önüne alınarak, davacı ticari defterlerinin lehine delil kabiliyeti de olması düşünülerek; davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; ....-TL nin 17/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 353,07 TL maktu peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 1.059,18 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda 532,97 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 3.480,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili Sn. Av. ...'in yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır