T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/387
KARAR NO : 2024/139
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2023
KARAR TARİHİ : 05/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı araca ... tarihinde davalı sigorta nezdinde sigortalı olan aracın sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arkadan çarparak hasara neden olduğunu, davalı şirket tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu ve müvekkilinin aracında değer kaybının meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine usulüne uygun olarak müracaat edildiğini, müvekkiline 3.602,54 TL ödeme yapıldığını, ancak hasar kaydının bile 7.996,00 TL olduğunu ve araçta oluşan değer kaybının çok daha fazla olduğunu belirterek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile şimdilik 1.000,00 TL değer kaybının kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işlemiş reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, sigortalı araç sürücüsünün bir kusuru bulunmadığını, davacının maliki olduğu ... plaklaı araç sürücüsü ...'in yeşil ışık yanmasına rağmen bir anda durması sebebi ile kazanın meydana geldiğini, yeşil ışık yandığı esnada yola bir anda çıkıp yaya geçidini kullanmaya çalışan dava dışı yayanın da bir kusuru bulunduğunu, davacının aracında oluşan değer kaybına istinaden 3.602,54 TL değer kaybının da ödendiğini, müvekkilinin sigorta şirketi olduğunu kazanın tarafı olmadığını, faiz sorumluluğunun başlayabilmesi için temerrüde düşmesi gerektiğini ve temerrüte düştüğü tarihten itibaren faiz sorumluluğu başlayacağını, belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle haksız fiile dayalı araç değer kaybı istemine ilişkindir.
Davanın niteliği gereği sigorta şirketi hasar dosyası, araç tescil ve kazaya ilişkin emniyet kayıtları celbedilmiş ve bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mahkememizce mahallinde bir eksper ve bir trafik bilirkişisi eşliğinde keşif yapılmış, Bilirkişi heyeti 23.10.2023 tarihli raporunda sonuç olarak; "dosyanın tetkiki, maddi hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının incelenesi, kazaya ait fotoğrafların incelenmesi ve kaza yerinde yapılan inceleme, yapılan teknik çalışma ile;
A)... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın bu kazanın oluşumunda tüm nedenle ve unsurlar bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde;
-Önünde seyir halinde olan aracı güvenli ve yeterli bir mesafeden takip etmesi gerekirken buna dikkate etmediği,
-... plakalı otomobilin arka kısmına çarptığı,
B)... plakalı otomobil sürücüsü ...'in bu kazanın oluşumunda tüm nedenler ve unsurlar bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde, kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kabahatinin olmadığı,
Davaya konu ... plakalı araçta oluşan değer kaybı bedelinin 5.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketince ödenmiş olan 3.602,54 TL'nin mahsubu sonrası bakiye değer kaybı bedelinin 1.397,46 TL olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Uyuşmazlık; ... tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ile birlikte ... plakalı araçta değer kaybının bulunup bulunmadığı ve varsa değer kaybı bedelinin tespitine ilişkindir.
Öncelikle davalının yetki ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.
6098 sayılı BK.'nın 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Somut davada; kaza tarihinin ... olduğu, dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı görülmekle; zamanaşımı itirazının yerinde görülmemiştir.
Davalı tarafın yetki itirazının değerlendirilmesinde; 6100 sayılı HMK'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava konusu trafik kazasının ...'de meydana geldiği, davacının yerleşim yerinin Antalya olduğu görülmekle davalının yetki itirazının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında araç sürücüsü hakkında 6098 sayılı TBK'nın 49 vd maddeleri, araç işleteni hakkında ise aynı Yasa ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, kişilerin sorumluluk şartlarının ve tazminatın muhtevasını belirlemek amacıyla uygulanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur", aynı yasanın 85/1 maddesinde, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı" aynı yasanın 85/son maddesinde ise, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; kaza tespit tutanağı, mahkememizce alınan kusur ve değer kaybına ilişkin bilirkişi raporu ile tüm deliler hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde; maddi hasarlı trafik kazasının, dava dışı sürücü ...'ın tamamen kusurlu ve trafik kurallarına aykırı hakereti nedeniyle oluştuğu, benimsenen kusur raporunun dosya kapsamına, dosyadaki mevcut delillere, kazanın gerçekleşme biçimine ve oluşa uygun olduğu kanaatine varılarak hükme esas alınmıştır.
Davacı 07/12/2023 tarihli dilekçesi ile davasının değerini 1.397,46 TL olarak arttırarak harcını yatırmıştır.
Değer kaybı yönünden;
Yargıtay Kapatılan 17 Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre, davacının aracında oluşan değer kaybının, aracın marka ve modeli, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği vs. gibi hususları gözetip, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki hasarsız 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki fark şeklinde hesaplanması gerekmektedir. Hükme esas alınan 23/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda değer kaybı 5.000,00-TL olarak belirlenmiş olmakla sigorta şirketi tarafından da dava açılmadan önce 07/04/2023 tarihinde 3.602,54 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından 1.397,46-TL üzerinden değer kaybı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Faiz başlangıcına yönelik
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuruda bulunulmuş, sigorta şirketinin ... tarihinde ödeme yaptığı görülmekle ... tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir.
Buna göre, açılan kısmi dava için de, yukarıda anlatılan ilke ve yasal düzenlemeler gereğince; Davacının dava dilekçesinde her ne kadar reeskont avans talebinde bulunmuş ise de, kazaya karışan her iki aracın hususi nitelikte olduğu görülmekle; davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz belirlenmesi gerekmiş ve davanın kabulüne karar verilerek dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE, değer kaybı olarak 1.397,46- TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 186,90-TL (ıslah harcı ile birlikte) harcın mahsubu ile bakiye 240,70-TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacının yapmış olduğu bilirkişi ücreti, posta ve müzekkere ücretinden ibaret 3.659,25 TL yargılama gideri, 1.912,35 TL keşif harcı, 385,40 TL ilk dava gideri ve 7,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.964,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.397,46TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere tarafların göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya taraflara İADESİNE,
Dair, davacı vekili Av. ... ile e- duruşma talep eden davalı vekili Av. ...'nın yüzüne karşı verilen karar miktar itibariyle KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!