T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/36
KARAR NO : 2024/45
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 16/01/2023
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; Kaza tarihinde davalı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile kayıtlı bulunan sigortalı ... adına kayıtlı olan ve sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı minibüs ile ... plaka sayılı aracın ...tarihinde Antalya İli, Kepez İlçesi sınırları içerisinde karıştıkları kazada ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunan davacı...'ın yaralandığını, olayla ilgili olarak Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinde kamu davası açılmış ve ...'in mahkumiyetine karar verildiğini, kaza sonucu, düzenlenmiş olan kaza tespit tutanağında ... plaka sayılı minibüs sürücüsü davalı ...'in KTK 53/b maddesinde bulunan ‘’sola dönüş kurallarına uymaması’ nedeniyle asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün ise "kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmaması" sebebiyle tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, ceza mahkemesince alınan bilirkişi kusur raporunda; ...’inasli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, sürekli iş göremezlik,geçici iş göremezlik, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminata yönelik olarak Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında görülen davada aldırılan ATK kusur raporunda davalı ...'İN %75 oranda, diğer araç sücüsünün ise %25 oranda kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin bu kaza nedeniyle yaralanmasına bağlı olarak yüzünde sabit iz meydana geldiğini, ceza dosyasında alınan raporda yüzdeki izin kalıcı ve sabit iz niteliğinde olduğunun belirtildiğini, davacının Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinden almış olduğu 23.05.2016 tarihli raporda davacı müvekkilin yüzündeki sabit izin %5’lik maluliyet oluşturduğunun belirlendiğini, sürekli iş göremezlik,geçici iş göremezlik ,tedavi gideri tazminatına ve manevi tazminata ilişkin olarak Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan davada ATK’dan alınan maluliyet raporlarında davacının yüzünde kalıcı iz olduğu tespit edildiğini ancak yüzdeki izin çalışma gücünde kayba neden olmadığının değerlendirildiğini, müvekkilin kaza nedeniyle yüzünde kalıcı iz meydana geldiğini, müvekkil 1997 doğumlu genç bir kız olup yüzündeki sabit iz ekonomik geleceğini sarstığını, müvekkil her ne kadar dış görünüşü ile para kazanan birisi olmasa da Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24/04/2017 tarihli 2014/22584 E. , 2017/4410 sayılı kararından da belirtildiği gibi, vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar BK m. 46/I'de "iktisaden mahrum kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zararlar" şeklinde ifade edildiğini, bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabileceğini, bu tür zararların çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlar olduğunu, ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlar olduğunu ve bu zararların çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana geldiğini, vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kaldığını, çalışmakta olan bir kimse yüzündeki izler sebebi ile işini korumakta zorlanabilmekte ve meslekte ilerleme konusunda dezavanatjlı durumda kaldığını beyan ederek; ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminatın 100,00 TL’sinin davalı gerçek kişiler yönünden kaza tarihinden davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi(araç ticari araç olduğundan) ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline(belirsiz alacak davası) karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; görülmekte olan işbu dava ile tarafları, konusu ve talepleri aynı olmak üzere daha önce 27/02/2020 tarihinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... E. Nolu dava açıldığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının eksik evrak ile başvurduğu açık olduğundan usulüne uygun bir başvuru olmadığını, zaman aşımı def-inde bulunduklarını, açılan davanın haksız olduğunu, ceza dosyası akıbetinin sorulması gerektiğini, hatır ve müterafık kusur indiriminin yapılması gerektiğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, ... ve ... cevap dilekçesi sunmamış ve dava dilekçesindeki tüm vakıaları inkar etmiş sayılmıştır.
Dava, haksız fiile (trafik kazasına) dayanan, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi tazminat talebinden ibarettir.
Dava haksız fiile dayanmakla; TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır.
Mahkememizce, davacı asilde duruşmada görümüştür.
Davalı zaman aşımı def-inde bulunmuştur.
Kaza tarihi, ...'tür. Dava tarihi ise, 16/01/2023'tür.
6098 sayılı BK.'nın 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Bunun yanında, 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır.Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Somut davada, ceza kovuşturmasının da söz konusu olduğu anlaşılmakla, atılı suç bakımından ceza kanununun öngördüğü uzamış zaman aşımı söz konusudur. Ancak, bu hamiyle de ilk bakışta zaman aşımının dolduğu izlenimi olsa da pandemi nedeniyle yargılama sürecinde bir süre kanuni sürelerin durmasına karar verildiğinden, bu haliyle dosyamızda zaman aşımı süresi dolmamıştır. İtiraz yerinde değildir.
Davaclı sigorta şirketin kendilerine eksik evrakla başvurulduğunu iddia ederek, usulsüz başvuru nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya içinde başvuruya ilişkin e posta çıktısı mevcuttur. Zira, davalı sigorta şirketi de kendilerine hiç başvurulmadığını değil, eksik evrakla başvurulduğunu ileri sürmektedir. Davalı tarafın usulüne uygun arabuculuk yapılmadığı itirazları, davacı tarafça bir başvurunun yapılmış olması, bunun sigorta şirketince de esasen kabul edilmiş olması, hak arama hürriyeti, mahkeme erişim hakkının gerektiğinden fazla kısıtlanmamasının gerekmesi karşısında yerinde bulunmamıştır.(Emsal olarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi., 2017/645 E., 2017/464 K.)
Dosyaya bakıldığında; Antalya ... Asliye hukuk mahkemesinde aynı olaya ilişkin (... esas), ...'ın, ... ve ...'ya karşı açtığı, geçici ve sürekli iş gücü kaybına, estetik ameliyatı / tedavi giderine, manevi tazminata ilişkin dava açtığı, yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Asliye Hukuk mahkemesi dosyasında aldırılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 31/12/2020 tarihli, ... sayılı kusur raporunda özetle; Davalı ...’in %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu, davalı ...’nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, Asliye Hukuk mahkemesinin iş bu dosyasını kastdederek, derdestlik itirazında bulunmuştur.
Derdestlik konusuna gelince, derdestlik, Türk Hukukunda mülga HUMK. 187. maddesinin 4. fıkrasında ve 194. maddelerinde “derdest-i rüyet” olarak ifade edilmiştir. Derdest kelimesi farsça dilinden gelmekte olup, “görülmekte olan incelenen" anlamına gelmektedir(YILMAZ,Ejder., Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınevi)Rüyet kelimesi ise Arapça kökenli olup, Türkçede “görme” anlamına gelmektedi. HUMK ‘nda iki farklı dilden benzer sözcükler bir araya getirilerek yeni bir terim oluşturulması yoluna gidilmiştir. Bugün farklı hukuk sistemlerinde derdestliği ifade etmek için Roma Hukuku kaynaklı “lis pendis” veya “lis alibi pendis” terimleri kullanılmaktadır. Mülga kanun zamanında, derdestlik itirazı da hukuki yarar eksikliğinin, somut ve özel planda bir düzenleniş biçimi olduğuna göre, onun da temelinde yatan bu düşünceye uygun bir işlev görmesinin sağlamabilmesi için ilk itiraz olmaktan çıkartılıp; dava şartına ilişkin usuli bir itiraza dönüştürülmesinde kaçınılmaz bir zorunluluk mevcut olduğu yönünde öğretide, mülga kanun zamanında bir görüş hakimdi. 6100 sayılı HMK da "derdestlik" kelimesi, kelime olarak geçmemektedir. Kanunda "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" ibaresi yer almaktadır. 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-ı maddesi gereği "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" hususunun dava şartı olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, talep sonuçlarının farklı olması göz önüne alındığında, bu dava şartı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya dönüldüğünde;
TBK m. 54'e göre; Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına almıştır (Benzer yönde; HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı, HGK nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491 esas,2013/74 karar sayılı ilamları)
Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyasına bakıldığında, aynı olayın ceza davası konusu olduğu, katılanın iş bu davanın davacısı..., sanığın ... olduğu, sanığın aracı kullanan olduğu, iş bu davanın davalısı olan ...'in ise araç sahibi olduğu, atılı suçun "Taksirle Bir Kişiyi Yaralamak" olduğu; yargılama sonunda Sanık ...'in katılan...'ı taksirle yaralamak suçundan sabit olan eylemine uyan TCK.nun 89/1 maddesi gereğince; sonuç olarak 3.000,00.-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 14/09/2015 tarihinde kesinleştiği, ceza dosya içinde bulunan .. tarihli "Trafik Kazası Tespit Tutanağında"; ... plaka sayılı araç sürücüsü sanık ...'in "sola dönüş kurallarına riayet etmemek" kuralını ihlal ettiğinden asli, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın ise "araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken azaltmak" kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun bildirildiği; Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 14/11/2014 tarih, ... sayılı raporunda; mağdur...'ın basit tıbbi müdühale ile giderilemeyecek, hayati tehlike yaratmayacak şekilde yaralandığının bildirildiği; Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 09/07/2015 tarih, ... sayılı raporunda; kişide yüz bölgesinde tespit edilen iyileşmiş yara izinin yüzde sabit iz niteliğinde olduğunun bildirildiği; 28/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda; ... plaka sayılı araç sürücüsü sanık ...'in asli, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın tali kusurlu olduklarının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Tazminat yargılaması hususunun ceza yargılaması ile ilişkisi de 6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre;
"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."
Ayrıca; aynı ilke hukuk uygulamasında yenleşmiş olmakla; T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz. Ancak, maddi olgunun tespitine ilişkin, ceza mahkemesi tespiti hukuk mahkemesini bağlar.
Söylemek gerekir ki; 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Yargıtay 17. HD., 2019/2909 E,2020/7805 K.)
Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." (T.C. Anayasa m. 141/son, HMK m. 30) Her ne kadar ceza dosyasındaki kusur raporu tek başına kusur oranı bakımından bağlamayacak ise de destek değerlendirme unsuru olarak ve asliye hukuk mahkemesi dosyası ile birlikte değerlendirme yapıldığında, kusur oranının belirlenmesinin de teknik yönü bulunmadığı kabul edildiğinde, olayın oluşuna ilişkin raporlardaki tespitlere katılınarak, olayda davalı aracın % 75 kusurlu olduğu mahkememizin kabulündedir.
Yargıtay 4. HD'nin 2021/9671 E, 2021/2136 K sayılı emsal ilamında da açıkça belirtildiği üzere; Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal/Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562).
Mahkememizce talep ve davacının mesleği gereği, çalışma ekonomi uzmanı, insan kaynakları uzmanı, aktüerya/tıp uzmanından oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir.
04/07/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; yüzdeki sabit eser niteliğinde izlerin davacı...'ın genç bir kız olarak iyi bir evlilik yapma şansının olumsuz etkilemesi, işe girişte ve aynı işte çalışsa dahi işini korumakta kaza öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalacağı, diğer bir ifade ile % 7 oranında ekonomik geleceğinin sarsıldığı kanaatiyle zararı ..(TL) olarak hesaplanmıştır. Davalı taraf % 75 kusuruna isabet eden kısım 391.764,34 TL olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Davacı vekili, talep artırım dilekçesi vermiş olup, bu dilekçe davalılara tebliğ edilmiştir.
Talep artırım dilekçesine bakıldığında, talebin ... TL olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Ek rapor veya yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.
Bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere, kusura isabet eden talep edilebilecek miktar 391.764,34 TL'dir.
Burada önemle belirtmek gerekir ki; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD'nin 2018/1905 E, 2019/449 K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Hatır taşıması, zarar görenin ücret mukabili taşınmadığı bir taşıma türüdür. Bir olayda hatır taşımasının varlığının kabul edilebilmesi için taşımanın ücretsiz olması yeterli olmayıp, taşıma işinin ailevi bir yükümlülüğün icrası kapsamında da gerçekleştirilmemesi gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre hatır taşımacılığı varsa hükmedilen maddi tazminattan %20 nispetinde, manevi tazminat yönünden ise takdir edilecek oranda makul bir miktar indirim yapılması gerekir.(Yargıtay 17. HD. 01/12/2016 gün, 2014/21879 Esas ve 2016/11087 Karar) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51/1. maddesinde hakimin tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 52/1. maddesinde ise zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında yahut artmasında etkili olmuş ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlenmiştir. Zarar görenin müterafik kusurunun olması durumunda yerleşik yargısal uygulamalara göre tazminat miktarından %20 oranında indirim uygulanması gerekir. Müterafik kusur indirimi sebebiyle yapılabilecek azami indirim oranı %20'dir. Birden fazla müterafik kusur oluşturan davranış bulunsa bile indirim oranı %20'yi aşamaz (17. Hukuk Dairesi 2014/21303- 2017/4354) Ayrıca, müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması için davalının bu hususu savunma olarak ileri sürülmesi şart değildir. Dosya kapsamında hal ve şartlara göre tazminattan indirim yapılmasını gerektirir. Müterafik kusurun belirlenmesi halinde usulünce tenkis yapılması gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2018 tarih, 2015/9251 - 2018/3894 E.K. Sayılı içtihadı).
TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceği de nazara alınarak (Yargıtay 17. H.D.nin 2019/3781 E. 2020/2098 K., Yargıtay 17. H.D.nin 2016/2975 E.2018/11904 K., Yargıtay 17. H.D. Nin 2016/287 E.2018/10887 K.)
Somut olaya bakıldığında; Asliye Hukuk mahkemesinde alınan ATK kusur raporunda da belirtildiği üzere, davacının emniyet kemeri takmadığı anlaşılmaktadır. Bu husus müterafık kusur teşkil etmektedir. Bu nedenle, kusura isabet eden 391.764,34 TL üzerinden % 20 müterafık kusur indirimi yapılmıştır. Hatır taşımacılığına bakıldığında ise; Davacı, davalıların aracında değil, kazaya karışan diğer araçta (...’nın aracında) bulunmaktadır. Hatır taşımacılığı indirimi yapılmasını gerektiren bir durumun olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, yukarıdaki açıklamalar ışığında, Davanın kısmen kabulü ile; bilirkişi raporunda hesap edilen miktar üzerinden %20 müterafık kusur indirimi de yapılarak; 313.411,47 TL tazminatın (ekonomik geleceğin sarsılması) davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi 12/11/2014 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden 22/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki; Dosyaya baktığımızda; davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı gerektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.)Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında, olay tarihinden faiz yürütülmelidir(fur semper in moro). Mahkememizce davalı asiller yönünden faiz başlangıcı kaza tarihi olarak belirlenmiştir. 2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Somut olayda, e posta yoluyla, 09/12/2022 tarihinde sigorta şirketine başvurulduğu anlaşılmakla, 8 iş günü sonrası 22/12/2022 dir ve sigorta şirketi yönünden bu tarih faiz başlangıcı olarak kabul edilmiştir
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; bilirkişi raporunda hesap edilen miktar üzerinden %20 müterafık kusur indirimi de yapılarak; 313.411,47 TL tazminatın (ekonomik geleceğin sarsılması) davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi ... tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden 22/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harç ve aşamalarda yatan 1.606,00 TL tamamlama harcı toplamı 1.785,90 TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 19.623,23 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda 1.965,80 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 5.164,50 TL'nin haklılık oranı gereği (ve müterafık kusur indirimi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri hükmedilmeyecek olması dikkate alınarak) 3.875,00 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin masrafı kaleminin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 3.200,00 TL'nin, haklılık oranı gereği (ve müterafık kusur indirimi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri hükmedilmeyecek olması dikkate alınarak) 2.400,00 TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla) hazineye gelir kaydına, bakiye kalan 800,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 49.011,72 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına,
9-Davalı ... ve davalı ... ... ŞİRKETİ kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden (müterafık kusur indirimi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri hükmedilmeyecek olması dikkate alınarak) 20.894,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve davalı ... ... ŞİRKETİ'ne eşit miktarda verilmesine,
10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
11-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127)
Dair, davacı vekili Sn. Av. ... ve davalı vekili Sn. Av. ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/01/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!