WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

ANTALYA 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/236
KARAR NO : 2024/151
DAVA : Menfi tespit-İstirdat
DAVA TARİHİ : 26/08/2020
KARAR TARİHİ : 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi tespit- İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı tarafından sunulan ... havale tarihli dilekçesinde özetle; Davalı ...'nın ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile hakkında icra takibi başlattığını, kendisinin de bu senetlere karşılık ... adlı işyerine davalı ... adına ... çek verdiğini. ...' nın ... ' ya borcunun ... olduğunu, ... 'nın çeki aldıktan sonra ...' ya ... ödediğini, Davalının bu ... paranın ... sini kendi aldığını, Geri kalan ... sinin kendisine ödendiğini, Davalı dava konusu senetlere karşılık çek aldığını, Senetleri çekin karşılığı çıktığında iade edeceğini söylediğini, Fakat daha sonra çekin karşılığı çıktığında senetleri istediğinde senetleri yırtıp attığını söylediğini, fakat daha sonra senetleri takibe koyduğunu, kendisinin de senetleri yırtıp attığını söylediği için imzaya itiraz ettiğini ve senetlerin yırtılarak iptal edilmediğini, imzaların kendisine ait olduğunu tespit ettiği için davayı takip etmediğini. Kendisine iki kez hacze gelindiğini, kendisinin borcunun olmamasına rağmen işyerinden mal kalkmasın ticari itibarı zedelenmesin diye taahhüt vermek zorunda kaldığını. Kendisinin davalıya borçlu olmadığına dair kendi aralarında ve kendi rızalarıyla yapmış oldukları konuşma video konuşma kaydını da 6100 S.K m 199 .maddesi uyarınca dosyaya ibraz ettiklerini. ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile takibe konulan senetlere ilişkin davalıya borçlu olmadığımın tespitine, ...” nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Açılan davayı kabul etmediklerini ve davacının tüm iddialarını reddettiklerini, Davacı-Borçlu aleyhine müvekkil adına ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını ve davacının takip dayanağı evrak ve ödeme emrini aldıktan sonra dosyaya hiçbir itirazda bulunmadığını, dosyada davacı-borçlunun 2 defa taahhüt verdiğini, bu haciz evraklarında ve dahi dosyada davacı-borçlu hiçbir itirazda bulunmadığını, borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğunu ayrıca davacının borcu olduğunu kabul ettiği için icra dosyasına kısmi ödemede de bulunduğunu, Davacı-borçlunun açmış olduğu istirdat davasının yasal unsurları taşımadığını, İstirdat davası açılabilmesi için dosya borcunun tamamının ödenmiş olması gerektiğini, İcra dosyasının halen derdest olduğunu ve borçlunun borcunu ödememek için yada geç ödemek için kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını, Davacının borca karşılık çek verdiği iddiasının ve üçüncü bir şahsa ödeme yaptığı iddialarını da kabul etmediklerini, Müvekkil ve davacı arasında birçok alışveriş olduğunu, Verdiğini iddia ettiği çekin yada ödemelerin dava konusu icra dosyasındaki senede bağlı borçla bir alakasının olmadığını, Müvekkilin alacağı senede yani yazılı belgeye dayalı bir alacak olduğunu ve buna karşı ileri sürülen delillerin de yazılı belge ile ispatının gerektiğini, Dosyaya sunulan cari hesap ekstresi müvekkilin üçüncü şahısla arasındaki özel ilişki olduğunu ve orada yapılan yada yapılmayan ödemelerin davacı ile bir alakasının olmadığını, Ayrıca bu belgenin müvekkilin rızası dışında alınıp dosyaya sunulmasının suç olduğunu, delil değerinin de olmadığını, Müvekkile ait olduğu iddia edilen ses kaydını da kabul etmediklerini, açılan haksız mesnetsiz ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit ve istirdat talebinden ibarettir.
Menfi tespit davası, dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurmaya tabi değildir. İstirdat ise tabidir. Taleplerden birinin tabi olup, birinin olmaması durumunda hak arama özgürlüğü nedeniyle, davada başvurmanın zorunlu olmadığını kabul etmek adalet gereğidir. (Emsal; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.02.2020, E. 2019/3048, K. 2020/1093 sayılı ilamı)
... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası, dosyamız arasına alınmıştır.
Dava, ilk önce, ... Sulh Hukuk mahkemesinin ... esasında açılmış, mahkemece görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosya kendisine gelen ... Asliye hukuk mahkemesi, ... esas, ... karar sayısı ile ticaret mahkemesi yetkisi olmadığından dosyada görevsizlik kararı vermiştir.
Davacı ilk olarak, 11/08/2022 tarihli dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Mahkeme kararı ... tarihinde kesinleşmekle, usuli bir sorun yoktur. Bunun yanında zaten ... Asliye Hukuk mahkemesinin kararı gönderme niteliğinde olmakla da hukuki bir sorun yoktur.
Davacı asil, 14/06/2023 tarihli duruşmada; " Dava dilekçemizi tekrar ediyorum, 2018 yılında benim davalıya borcum vardı, ödeyemedim, sonra kendisi takip başlattı, benim elimde 4-5 aylık bir müşteri çeki vardı, ben bunu günü geldiğinde ...'ya ödeyim dedim, kendisi o kadar beklemeyelim, ... borcum var, ek olarak masa sandalye işi için malzeme alacağım dedi, ... ile görüşüp çekin üzerine elden vereceğini söyledi, davalı onunla görüşmüş, borcum benim ... TL idi, çek ... bedelli idi, ... bize ... para verdi, daha doğrusu yani bu para alınacak olan malzemelere sayıldı, ...'de nakit istedi, ben de ...'yi nakit verdim, çekin karşılığı çıktıktan sonra takibi durduralım, dedi, belge vermedi, çekin günü geldiğinde ise takibi durdurmadı ve bu nedenle davayı açtım, davamın kabulüne karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili, aynı duruşmada; "Cevap dilekçemizi tekrar ediyoruz, davacının beyanlarını kabul etmiyoruz, iddialarını yazılı belgeye dayandırması gerekmektedir, bahsetmiş olduğu ses kaydı ile ilgili müvekkilimin bir rızası yoktur, davanın reddine karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce davacının sunduğu flash bellek görüntüsü davalı tarafa da tebliğ edilmiş, davalı vekilinin beyanları alınmıştır.
Davalı vekili, 05/01/2024 tarihli dilekçesinde özetle; görüntüde bahsi geçen konuşmaların dava ile ilgisinin olmadığını, hangi şartlarda kayda alındığını bilmediklerini, davacının hangi alacağa ilişkin beyanlar olduğu dahi şüpheden uzak olmayan görüntü beyanlarına sığınmaya çalıştığını, davacının iddialarını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini beyan ederek, itirazlarını sunmuştur.
Önemle belirtmek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Özetle; İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
HMK m. 189/2 gereği; Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Somut olayda, miktar itibariyle, senetle ispat kuralı geçerlidir ve ispat külfeti davacıya aittir. Çünkü, senetlerdeki imzanın kendisine ait olduğu hususu dava dilekçesinde bizzat davacının beyanı ile ihtilaf dışı kalmıştır.
Senetle ispat kuralının istisnaları HMK da belirtilmiştir. Bunlardan birisi de "delil başlangıcı" dır.
Delil başlangıcı, HMK da ispat hukukuna ait genel hükümlerde düzenlenmiş bir kurumdur.
HMK m. 202:
“(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. “hükmünü içermektedir.
Kanun maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, delil başlangıcının bulunduğu durumlarda, tanık dinlenebilir.
Dava dilekçesi ekindeki mesaj kayıtları davalı tarafça dava ile ilgisi yönünde inkar edilmekte daha doğrusu dava konusu ile ilgisinin olmadığı ileri sürülmektedir.
Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.
Bu genel açıklamalar ışığında, davacının sunduğu flash bellek'in delil başlangıcı vasfı olup olmadığının irdelenmesi gerekir.
Öncelikle, başlı başına flash bellekteki görüntülerin hukuka aykırı olup omadığına bakıldığında, izlenen görüntülerdeki kişilerin davanın tarafları olduğu konusunda bir ihtilaf yoktur. Rızaya dayalı görüntülerin çekildiği anlaşılmakla, hukuka aykırılık unsuru kabule göre yoktur.
Görüntü içeriğinin irdelenmesinde ise, öncelikle belirtmek gerekir ki; görüntüde bahsedilen icra dosyası iş bu dava konusu ile aynı değildir, numarası farklıdır. Konuşmaların bu dosya ile bağlantılı borca ilişkin olduğu konusunda da şüpheden uzak kesin bir içerik yoktur. Bu haliyle, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge vasfı da kabule göre yoktur. Bu nedenle, iddia tanıkla ispat edilemez.
Davacı, asil, yemin deliline dayanmıştır.
İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK).
Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar)
Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir.
HMK m. 226 gereği; Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. Somut olayda da, dava konusuna ilişkin, davalıyı/temsilcisini ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak iddialar (TCK m. 156) mevcuttur. Bu nedenle, davacıya yemin delili kullandırılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının iddiasını usulünce ispat edemediği anlaşılmakla; ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/ Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça yatırılan 25,00 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 162,46 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 265,14 TL (427,60- 162,46= 265,14) harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... ₺ (TL) vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
8-Kararın, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavvcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 216 gereği ve Yargıtay 1. HD'nin 2016/12476 E, 2019/2779 K sayılı emsal ilamı gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
9-Dosya içindeki icra dosyasının mahalline iadesine,
10-Dosyadaki ihtiyati tedbir kararı (menfi tespite dayanan/İİK m. 72/4) kanunen kalktığından (YHGK; 2017/12-376 E, 2019/279 K), bu konuda icra dairesine yazı yazılmasına,
Dair, davacının yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/03/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır