T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/861
KARAR NO : 2024/121
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 27/08/2018
KARAR TARİHİ : 23/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunduğu ... tarihli dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında akdedilen ... ve ... tarihli genel kredi sözleşmelerine istanaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların ise kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, açılan ve kullandırılan kredinin geri ödenmemesi nedeniyle kredi hesabının kat edilerek, asıl borçlu ile birlikte davalı kefillere Beşiktaş ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine müteselsil kefiller hakkında Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile alacağın tahsilinin talep edildiğini, davaya konu icra takibinde davalıların borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini beyanla davalıların Antalya ...İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları haksız itirazlarının iptali ile takibin kaldığı yerden takip taleplerindeki esaslar dahilinde devamına, alacağın %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin de davalılardan tahsiline karar verilesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Beşiktaş ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya bizzat tebliğ edilmediğni, temerrüdün gerçekleşmediğini, davalı tarafından davacı bankaya ... tarihli Antalya ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek davaya konu krediyi kullanan ... Ltd. Şti. ile olan ortaklığının sona erdiğine ve hisselerinin devredildiğine , kefillikten rücu edildiğine dair bildirim yapıldığını, davalının davacı bankaya takipte talep edilen tutarda borcu olmadığının da yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, bankaya yapılan ödemelerin banka kayıtlarından görülebileceğini, davacı tarafından uygulanan faiz oranınında usulüne uygun olmadığını beyanla davanın reddine, kötüniyetle alacak iddiasında bulunan davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Beşiktaş ...Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya bizzat tebliğ edilmediğini, temerrüdün gerçekleşmediğini, davalının davacı bankaya takipte talep edilen tutarda borcu olmadığının bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, bankaya yapılan ödemelerin banka kayıtlarından görülebileceğini, uygulanan faiz oranının usulüne uygun olmadığını beyanla davanın reddine, kötüniyetle alacak iddiasında bulunan davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
... Genel Müdürlüğü'ne taraflar arasında imzalanan ... tarihli kredi sözleşmesi, hesap özeti, hesap bildirim cetvelleri, tebliğ şerhli hesap kat ihtarnamesi ile varsa borçlu ve kefili tarafından yapılan kısmi ödemelere ilişkin belgelerin onaylı suretlerin istenmesi için müzekkere yazılarak, gelen yazı cevabı ve ekleri dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizin ... K sayılı karar ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacı banka tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Antalya BAM ... Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile "...Somut olayda, davacı taraf davalıların kefil olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin davalı bankadan kullandığı ... tarihli genel kredi sözleşmelerine takibe dayanak kılarak Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Davalılar, kefaletlerinin geçersizliğini ikinci cevap dilekçeleri ile savunmuşlar, ancak mahkemece ... tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) yürürlükte olduğu gözetilerek davalıların kefaletlerinin geçerliliğine ilişkin değerlendirmenin kefalet tarihinin de belirtilmediği dikkate alınarak yapılmadığı anlaşılmış ise de, istinafa gelen tarafın davacı taraf olduğu aleyhe bozma yasağı gözetilerek bu husus sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.
Diğer taraftan, 19/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesindeki davalıların kefaletine yönelik olarak da geçersizlik savunmalarının bulunduğu, bu kefalette davalıların evli olduğunun belirtilmesine rağmen eş rızasına ilişkin bir belge bulunmadığı, ancak davalıların asıl borçlu şirketin ortağı yada yönetici olduğuna dair herhangi bir belgenin dosya arasına celp edilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi de hatalı olmuş ise de, istinafa gelen tarafın davacı taraf olduğu aleyhe bozma yasağı gözetilerek bu husus da sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.
Kabule göre de, TBK'nın 599. maddesinde düzenlenen kefaletten dönme hükmünün uygulanabilirliği, asıl borcun sona ermesi ve davalı alacaklı tarafın kabulüne bağlı kılındığı gözetilmeyerek, İlk Derece Mahkemesince davalı ...'un Antalya ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin bu tarihten sonra kullanacağı hiçbir krediden sorumlu olmayacağı beyanına üstünlük tanınarak asıl borçlu şirkete davacı bankanın, davalının kefil olduğunun krediden başka yeniden başka bir kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıp kullandırmadığı bu nedenle davalının kefalet ile sorumluluğunun bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin yanılgılı bilirkişi raporuna itibar edilerek bu davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş olup, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, takibe konu borcun kaynağının davalıların kefil olduğu hangi genel kredi sözleşmesi gereğince asıl borçlu şirkete tahsis edilen kredilerden kaynaklandığı ve davalıların kefaletleri gereğince varsa takip tarihi itibariyle sorumlu oldukları miktarın yargı denetimine elverişli bir şekilde gerektiğinde banka kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek bilimsel verilere uygun bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olmuş olup, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine..." karar verilmiş, dava dosyası Mahkememizin 2022/861 Esas sırasına kaydedildikten sonra Mahkememizde yeniden yapılan yargılamada: Dosya 31/03/2023 tarihli oturum 2 nolu ara karar gereği bankacı bilirkişiye tevdi ile BAM kararı doğrultusunda takibe konu borcun kaynağının davalıların kefil olduğu hangi genel kredi sözleşmesi olduğunun tespitinden sonra davalıların kefaletleri gereğince takip tarihi itibariyle sorumlu oldukları miktar hususunda yeniden mahkeme ve yargı denetimine elverişli rapor tanzimine karar verilmiş, bankacı bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 13/08/2023 tarihli raporda özetle; "...Dava dışı şirkete davalı banka tarafından açılan ve kullandırılan ... kat tarihi itibariyle borçlu cari hesap, kredili mevduat hesabı ve ticari kart kredisi hesaplarından doğan banka alacağının davalı kefiller ... ve ...'un kefalet limiti içerisinde bulunması nedeniyle, adı geçen davalı kefillerin banka alacağının tamamından ve kendi temerrüdünden sorumluluğu doğmaktadır.
Her birinin ayrı ayrı olmak üzere ve tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla, ... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunan davalı kefillerin kefalet sorumlulukları aşağıdaki tabloda hesaplanmaktadır:
Tablo özetlendiğinde dava dışı şirketin kullandığı kredilerden doğan davalı kefillerin takip tarihi itibariyle sorumlulukları:
... Asıl alacak
... İşlemiş akdi ve temerrüt faizleri
... Gider Vergisi
... İhtar masrafı olmak üzere toplam ... TL. bulunmaktadır.
Takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarının borçlu cari hesap kredisinden doğan ... TL. kısmı %35,25; kredili mevduat ve ticari kart kredisinden ... TL. Kısmı %30,24 oranında temerrüt faizine ve faizler üzerinden %5 oranında gider vergisine tabi olmaktadır.
Tarafımızca yapılan hesaplama ile davacı bankanın faiz talebi arasındaki fark, yukarıda faizlere ilişkin özel bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere borçlu cari hesap kredisinde kredinin fiili akdi faizinin temerrüt faizine baz olarak alınmaması yanı sıra, kredili mevduat hesabı ve ticari kart kredisinde TC Merkez Bankasınca yapılan sınırlamanın ve 5464 sayılı yasanın 26.maddesinin dikkate alınmayarak tüm alacağa sözleşme kaynaklı temerrüt faizi işletip talep etmesinden ileri gelmektedir." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dosya rapor tanzim eden bilirkişiye tevdi ile; itirazları karşılar mahiyette rapor alınmasına, özellikle davacı vekilinin istinaf mahkemesinin kaldırma kararı öncesi, gerekçeli kararda asıl alacağın ... TL'lik kısmı için %36,36 oranında faiz işletilmesine karar verildiği, bu oranın altında faiz oranı belirlenmesinin mümkün olmadığı itirazı da dikkate alınarak %36,36 oranı uygulanmak suretiyle de alternatifli olarak ek rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 02/02/2024 tarihli ek raporda özetle; "...Tablo özetlendiğinde, .borçlu cari hesap kredisinden doğan alacak kısmına %36,36 temerrüt faizi uygulanması halinde dava dışı şirketin kullandığı kredilerden doğan davalı kefillerin takip tarihi itibariyle sorumlulukları:
... Asıl alacak
... İşlemış akdi ve temerrüt faizleri
... Gider Vergisi
... İhtar masrafı olmak üzere toplam ... TL. bulunmaktadır.
Bu halde, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarının borçlu cari hesap kredisinden doğan ... TL. kısmı %36,36; kredili mevduat ve ticari kart kredisinden ... TL. kısmı %30,24 oranında temerrüt faizine ve faizler üzerinden %5 oranında gider vergisine tabi olmaktadır." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, dava dışı şirket ile davacı banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunan davalılar hakkında ödenmeyen kredi borcunun tahsili istemi ile yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra alacaklı banka tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık; davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile takip tarihi itibari ile borçlu olup olmadıkları ve borç miktarına ilişkindir.
İİK. 67/1. Maddesinde: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Davalıların kefaletlerinin geçerli olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede ;
Somut olayda, davacı taraf davalıların kefil olduğu dava dışı ... Ltd. Şti'nin davalı bankadan kullandığı ... tarihli genel kredi sözleşmelerine takibe dayanak kılarak Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin başlatıldığı, kredi sözleşmesinin 818 sayılı Kanun döneminde düzenlendiği anlaşılmaktadır.
19/11/2013 tarihli genel kredi sözleşmesi itibariyle celp edilen Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından ...'un ... tarihleri arasında dava dışı şirketin ortağı olduğu, ...'ın da 01/06/2010 tarihinden itibaren davalı şirketin ortağı olduğu, bu sebeple kefalete ilişkin yasal koşulların bulunduğu anlaşılmıştır.
TBK'nın 599. maddesinde düzenlenen kefaletten dönme hükmünün uygulanabilirliği, asıl borcun sona ermesi ve davalı alacaklı tarafın kabulüne bağlı kılındığı davalı ...'un Antalya ... Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kefaletinin sona ermesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla kefalete ilişkin yasal koşulların davalılar yönünden mevcut olduğunun kabulü gerekmiştir.
Eldeki dava dosyasında istinaf/yasa yoluna davacı tarafça başvurulmuş, davalı ... vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmiş ise de; istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar harcı verilen sürede yatırılmaması sebebiyle davalılar yönünden istinaf edilmemiş sayılmasına karar verildiği, istinaf incelemesinin davacının talebi ile sınırlı olarak yapıldığı görülmüştür.
Taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hükmün temyiz eden tarafın aleyhine bozulamayacağını ifade eden aleyhe bozma yasağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/4 üncü maddesinde açıkça hükme bağlanmış ise de hukuk yargılaması yönünden bu hususa ilişkin açık bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmün temyiz edenin aleyhine bozulması hâlinde, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar verilmiş olacağı, bu durumun hâkimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceği ilkesine aykırı düşeceği (6100 sayılı Kanun md. 25 ve 26) ve usulî kazanılmış hakların zedeleneceği yaklaşımı ile aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olacağı, kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağından, hüküm bakımından ise aleyhe hüküm verme yasağından bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli ve 2022/11-277 Esas, 2023/408 Karar; 29.11.2022 tarihli ve 2021/13-431 Esas, 2022/1614 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/06/2023 tarih, 2021/11-918 Esas, 2023/630 Karar sayılı ilamında; "... her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; bozma kararlarının aksine Bölge Adliye Mahkemelerine İlk Derece Mahkemelerinin kararlarını kaldırıp tamamen yeniden hüküm verme yetkisi verildiği, bu yetkinin kullanılmasının dava dosyasında bulunan delillerin tamamının değerlendirilmesiyle olacağından ve istinaf mahkemesinin dosyadaki delillerin bir kısmını hiç değerlendirmeden yeniden esas hakkında hüküm kurmasının istinaf sistemiyle de bağdaşmayacağı, bu sebeple İlk Derece Mahkemesinin kararını istinafa taşıyanın lehine usuli müktesep hak oluşturmayacağı belirtilmiş ise de; hukukumuzda kabul edilen dar anlamda istinaf sistemine uygun olarak 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince istinaf incelemesi, davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleriyle sınırlı olarak gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak nazara alınmaksızın davacının dönme hakkının haklı nedenlere dayandığından bahisle verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesine uygun bir karar olduğu söylenemez.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen dönme hakkına ilişkin hukuki sebebe dayalı davacı taleplerinin reddine ilişkin gerekçe yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi gereğince davalı tarafça ileri sürülen istinaf sebepleri çerçevesinde yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlara aykırı şekilde davacının sözleşmeden dönme hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü taleplerin kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya aykırıdır..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Mahkememizce verilen önceki kararda alacağa %36,36 ve %30,24 oranlarında temerrüt faizi uygulanmasına karar verildiği, istinaf kararından sonra alınan bilirkişi raporunda faiz oranının %35,25 ve %30,24 olarak belirtildiği, ancak aleyhe bozma yasağı kapsamında Mahkememizce yapılan değerlendirmede istinaf yasa yoluna başvuranın davacı taraf olduğu dikkate alınarak mahkememizce önceki verilen faiz oranları ile bağlı kalınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın talep ettiği icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede: Yargıtay 19. H.D.nin 27/02/2013 gün ve 2013/10 E. 2013/1630 K. sayılı emsal içtihatında ''...alacağın, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu gözetildiğinde, sözleşme hükümlerine göre her aşamada hesap edilebilir, likit bir alacak olarak kabulünün gerekçesine ve borçlunun itirazında haksız bulunmasına göre, 2004 sayılı kanunun ilgili maddesi doğrultusunda itirazın iptaline karar verilen, harcı yatırılarak dava konusu edilen bölüm üzerinden alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekir...'' şeklinde belirtildiği üzere hükmolunan alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Buna göre Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında borçlu davalılardan ... ve ...’un itirazlarının ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi, ... TL gider vergisi, ... TL ihtar masrafı olmak üzere toplam ... TL üzerinden İPTALİNE,
Takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarının borçlu cari hesap kredisinden doğan ... TL’lik kısmı yönünden %36,36 kredili mevduat ve ticari kart kredisinden doğan ... TL’lik kısmı yönünden %30,24 oranında temerrüt faizi ve faizler üzerinden %5 oranında gider vergisi uygulanmasına,
Hükmolunan alacağın %20’si oranında hesaplanan ... TL icra inkar tazminatının davalılar ... ve ...’dan müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davalı ... ve ... yönünden davacının fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
3-Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalıların tazminat taleplerinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan davetiye, müzekkere gideri ve bilirkişi giderinden ibaret olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı üzerinden hesaplanan ... TL'sinin davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiyesinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6- Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul oranınca hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red oranınca hesaplanan ... TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/02/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!