T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/252
KARAR NO : 2024/229
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/03/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davalının haksız rekabet içeren eylemleri nedeniyle zarara uğramış olup, Davalının ,Haksız Rekabet oluşturan davranışları ve eylemleri nedeniyle haksız rekabet oluşturan fiillerinin ve tekrarlarının önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, ref'i ve tecavüzün giderilmesi ve bundan kaynaklanan maddi, manevi zararlarının ve yoksun kalınan kazançtan doğan zararlarının giderilmesi amacıyla ... tarihinde Antalya Arabuluculuk Bürosuna başvuruda bulunulduğunu, taraflar “arasında ... numaralı arabuluculuk dosyasından yapılan görüşme sonucu "Anlaşamama son tutanağı” düzenlendiğini ve taraflarca imza altına alındığını, davalının Mersin ... Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ile arasında yapmış olduğu ... tarihli Üretim ve Pazarlama Hakkı sözleşmesinde ... muz çeşidinin inhisari lisans hakkı edinmiş olmasını kullanarak tüm muz üreticileri üzerinde baskı kurmaya ve tekel oluşturmaya çalıştığını, Ülkemizde muz üretim alanlarının bulunduğu Muğla, Antalya, Mersin, Adana ve Hatay sahil bandında Mart-Nisan ayları İlkbahar dönemi muz fidanı dikim zamanıdır. Davalı ... ... A.Ş. firması özellikle bu dönemlerde 5042 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygun olmayan haksız tespitler yapmaktadır. Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-a.1'e göre “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet olarak kabul edildiğini, davalı tarafından Müvekkili hakkında yersiz ve haksız iddialarla davalar açıldığını ve bu davalarda müvekkilinin “...” olarak nitelendirdiğini, davalının kendisi dışında muz üretimi “yapan üreticilerin tamamını “ “ olarak gördüğünü, davalının Müvekkil Şirket hakkında mesnetsiz ve gerçek dışı sebeplerle başvurular yaptığını ve Müvekkilinin mağdur olmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilin sektörde hem maddi hem manevi olarak zararlara uğramasına ve haysiyetini küçük düşücü kelimelerle mahcup ve mağdur olmasına sebep olduğunu, davalının Antalya ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasının 07.04.2021 tarihli beyan dilekçesinde Müvekkil hakkında müteaddit defalar “... “ tabirini kullandığını, bununla da yetinmeyip Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Konseyi ve Antalya Borsasının 5-10 Nisan 2021 tarihleri arasında birlikte düzenlediği ... Çalıştayında Sektörde bulunan birçok kişinin önünde ve aleni olarak chat kısmında Müvekkil ile Davacının karşılıklı konuşması esnasında Davalı yanında çalışan ...'in Müvekkili hakkında “...”tabirini kullandığını, Müvekkilin domates tohumu satması nedeniyle bu yersiz ithamla açıkça Müvekkili kastettiği aleni olarak anlaşıldığını, davacının ülkemizde sebze türlerinde çeşit geliştirme çalışmaları yapabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yetkilendirildiğini, Mersin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.iş sayıl dosyasında alınan bilirkişi raporunda tüm ... adı altında satılan çeşitler ... olup, tek satıcısı ... fidedir şeklinde içeriğe sahip ilanların asılı bulunduğunu, davalı şirketin tamamen kötü niyetli olduğunu, davalının kendi internet sitesinde de yayınladığı muz çeşidi listesinde bilerek "..." adını kullandığını, üreticiler ve çiftçiler üzerinde yanlış algı meydana getirip haksız rekabet oluşturduğunu, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasında tespit ve ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu ve bu şekilde müvekkilinden muz fidanı alan diğer çiftçilerin de bu durumu duyacaklarını bildiğinden müvekkilini zarara uğrattığını, davalının filleri haksız rekabet oluşturduğundan davalının haksız rekabet oluşturan fiillerinin ve tekrarının önlenmesini, durdurulmasını ve ref'ini, müvekkilinin imha etmek zorunda kaldığı muz fidanlarından dolayı maddi olarak zarara uğradığını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... TL maddi, müvekkili taragfından ... Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesine ödenen 2.832,00 TL, Çukurova Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğüne ödenen 33.530,00 TL, yoksun kaldığı kazan kaybı için 20.000,00 TL ve ... TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunun açık olmadığını, davalı şirketin eski çalışanı ...'in 5-10 Nisan 2021 tarihinde yapılan... Çalıştayındaki beyanında hiç kimseyi hedef almadan genel geçer bir ifade ile biz sadece ... fidan üretimi ile mücadele ediyoruz dediğini, davacının davalı şirket yetkilisi ...'ın aynı çalıştayda müvekkilinin kendisine sektörle sorular sormasına sinirlenmiş ve soruların akabinde müvekkilini kastederek İsrail'den getirdiği domates tohumlarını yerli tohum diyerek satıyor diyerek müvekkili hakkında yersiz ve ağır ithamlarda bulunduğunu, davacıların şu veya bu malları gibi hiçbir niteleme ve tanımlama yapılmadığını, ticari işlerinin yanlış ve yanıltıcı olduğunu söylenmediğini iş ürünleri ve ürün fiyatlarının hiçbir açıklamayla kötülenmediğini, sadece ... çeşidi olduğunu, ... ve ... diye ayrı bir muz çeşidi bulunmadığını, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu uyarınca ticarete konu edilebilecek çeşitlerin tescilli olmak zorunda olduğunu, nitekim tescilli çeşitler listesinde ... ibaresini içeren başka bir çeşit olmadığını, dolayısıyla ... diye bir çeşidin ticaretinin yapılmasının kanunen mümkün olmadığını, yegane tescilli ... çeşidi davalının hak sahibi olduğu ... olduğunu, davalı tarafça davacı aleyhinde delil tespiti yapılmadığını, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... D.iş sayılı dosyasında fidan üretim izni olmaksızın muz fidanı ürettiği duyumu alınan ... Tarım Firması aleyhinde delil tespiti yaptırıldığını, bu tespti üzerine davacının tespit olunan fidanların ... firmasına değil kendilerine ait olduğunu, bu alanı kiraladıklarını ileri sürerek dosyaya müdahil olduklarını, bunun üzerine kendileri aleyhinde delil tespiti için Serik ... Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespit başvurusunun davacı tarafın davalı asli vekilinin tespit mahallinde bulunmamasından kaynaklı olarak mahkemeyi yanlış yönlendirmesi ve taraf sıfatını haiz olan kuruma ... Enstitüsü'ne analize göndermesi nedeniyle tespitten feragat edilmesiyle sonuçlandığını, davalının ... başta olmak üzere kendi adına tescilli muz fidanı çeşitlerini üretip pazarlarken davacının kendi adına ticaret izni bulunan tescilli bir muz çeşidi dahi olmadığını, davacılardan ... ile ...'ın diğer davalı ... Ltd. Şti'nin ortakları, hatta belge de yöneticileri oldukları varsayımından hareketle aktif dava ehliyeti bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dacılardan ... ve ...'ın davalı müvekkili ile rakip olmadığını müvekkilinin gerçek kişi davacılar arasında tedarik eden müşteri ilişkisi de bulunmadığını, davacılar tarafından imha edildiği bildirilen muz fidanlarının imhasının müvekkili ile bir ilgisinin olmadığını, müvekkilinin davacılara karşı ticari itibarini düşürücü, kişilik haklarını yok edici hiçbir zaman hiçbir şekilde sözlü, yazılı veya görsel hiçbir beyanları olmadığını belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Öncelikle davalı taraf zamanaşımı itirazına bulunmuş olduğundan zamanaşımı ilk itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir. TTK'nın 60.maddesi kapsamında zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Anılan maddeye göre 56. madde de yazılı davalar, davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde bunların doğumundan itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki haksız rekabet fiili aynı zamanda TCK gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi olan cezayı gerektiren bir fiil niteliğinde ise, bu süre hukuk davaları içinde geçerli olur. Madde metninden, zamanaşımı süresinin zarar görenin, fail ve zararı öğrendiği andan itibaren işlemeye başlayacağı, bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi gerektiği, sadece birinin öğrenilmesinin zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli olmadığı, haksız fiil devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeye başlamadığı anlaşılmakla, dava dilekçesinde davalının, muz çeşidine yönelik, yanlış ve yanıltıcı söz ve davranışları nedeniyle haksız rekabetinin devam ettiği iddia edildiğinden davalının zamanaşımı itirazının reddi gerekmiş, davanın esas yönünden incelemesine geçilmiştir.
Mahkememizce tarafların gösterdiği tüm deliller toplanmak suretiyle mahkememiz dosyası Ziraat Mühendisi, Mali müşavir ve Marka ve Patent bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 10.11.2023 tarihli raporlarında özetle;
"-09.05.2022 Tarihinde “...” isimli Muz çeşidinin inhisari (tek yetkili) olarak ... yılına kadar ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasına verildiği,
-Mersin Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden ve Çukurova Üniversitesinden gelen analiz sonuçları ile toplanan Muzların ... Muz çeşidine ait olmadığını gözlemlendiği,
-Davacıların İnhisari yetkili olduğu “...” cinsi Muz ile “...” cinsi muzun genetiğinin farklı olduğu,
-Davacıların üretim ve satışını yaptığı “...” cinsi Muzların, Davalı ... A.Ş. firmasının “...” çeşidi muz'un 6967 Sayılı SMK Kanunu Madde 30/1 Maddesine göre iltibas ve iktibas yaratmadığı,
-Davacı Firmanın 2021 yılı için Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne verdiği beyanname ile üretilecek fidan kadar sertifika ve etiket satın alındığı, satılmayan ve fidan özelliğini kaybederek imha edilmesi gereken fidanlardan kaynaklı Toplam Maddi Zararın ...-TL olabileceği,
-Davacının dava konusu olaydan kaynaklı müşteri portföyünde ve cirosunda meydana gelen azalmadan kaynaklı olası net kazanç kaybının ise ... TL olabileceği," sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile davalı tarafın itirazları ayrıca raporun mahkememizce denetime açık ve anlaşılır görülmemesinden dolayı dosyamıza rapor sunan bilirkişi heyetine nitelikli hesaplamalar bilirkişisi de eklenmek suretiyle yeniden rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler 16.02.2024 tarihli raporlarında özetle;
"1. Teorik olarak davacıya karşı "...” tabirinin haksız rekabet teşkil edebileceği, biz sadece ... fidan üretimi ile mücadele ediyoruz” tabirinin ise haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının net olarak ... üreticisi tabirini kullandığının anlaşılmadığı, mahkemeye beyan dilekçesinde kullanıldığının kabulünde ise sadece taraflar arasında kalıp kalmadığı, muz fidesi almak isteyen müşterilere yansımış olup olmadığına göre değerlendirilmesi gerektiği,
2. ... muz çeşidinin ... muz çeşidine de kapsadığı yönündeki açıklamaların gerçek dışı veya yanıltıcı olup olmadığı veya ... ile ... muz çeşidinin karıştırılmasına yol açan bir. haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususunun, ancak “... muz çeşidinin ... markası dışında üretilmesi, satılması, çoğaltılması veya başka yerlerden satın alınması 5042 sayılı Kanuna aykırıdır ve suçtur” beyanının, tescilli ... muz çeşidini lisans hakkı kapsamında koruma amaçlı bir beyan mı yoksa lisans hakkı kapsamı dışında zirai açıdan ıslahçı hakkı kapsamına girmeyen üretimi ve ticareti serbest ... diye bir muz çeşidini de lisans hakkı kapsamındaki ... muz çeşidi içine dahil etmeye çalışmak anlamında gerçek dışı ve yanıltıcı bir beyan mıdır sorusuna, gerçek dışı ve 3. kişileri yanıltacak niteliktedir denildiği takdirde haksız rekabet sayılabileceği, bu kapsamda davalının tescilli bir ıslahçı hakkının inhisari lisansının verdiği hakları kullanma hakkı bulunmakla birlikte sınırı aşıp aşmadığı ve dosyada yer alan iki zıt rapordan da net bir şeyin söylenemeyeceği,
3. TTK m. 56/1-(d) uyarınca tazminat talep edildiğinde davalının kusurunun ve oluşan zararın davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği ve şayet bu şartlara göre haksız rekabetin bulunduğu ve zararın doğduğu ispatlanmışsa, bu tazminat kapsamına kar kaybı şeklinde müspet zararların da girdiği, kar kaybı hesabının davacının ticari defter kayıtlarına göre net kar kaybına göre hesaplama yapıldığı, bunun tespitinin mümkün olmaması halinde davalı tarafın haksız rekabete göre elde ettiği net karı üzerinden de hesaplama yapılabildiği, kar kaybı talep edilmişse, menfi zarar kalemleri içinde kalan kar elde edilen faaliyetlere yönelik masrafların talep edilemeyeceği,
4. Davacının kar kaybı olarak talep ettiği 2021 yılı bakımından 2020 yılına göre %343 oranında artış gösterdiğinden, 2021 yılında bu oranın üzerinde daha fazla oranda kar elde edileceği somut kaçırılan fırsat örnekleriyle birlikte davacının ispat etti; gösteren delillere rastlanmadığı,
5. Davacının imha edilen ... adet muz fidesinin davalının davranışları sonucuna bağlı olarak yapıldığının mevcut dosya kapsamında net olarak anlaşılamadığı, davalı taraf uygulamalarına bağlı olarak yapıldığının kabulü ihtimalinde de bu muz fideleri için ödenen tutarların kar kaybı içine dahil edilemeyeceği ve toplam gelir tutarından net kar kaybı hesabının ...-TL üzerinden 9 70 maliyet düşüldüğünde ( ...-TL) ...-TL müspet zarar hesaplandığı,
6. Davacının TTK m. 56/1-(e) de düzenlenen ve TBK m. 58'e atıf yaptığı manevi tazminat talebi, ancak haksız rekabet fiilinin işlendiğinin kabulüne ve ilgili madde şartlarının oluşup oluştuğunun mahkemece belirlenmesi gerektiği
7. Diğer hususlarda kök raporda yapılan değerlendirmelerdeki görüş ve kanaatimizde bir değişiklik olmadığı sonuç ve kanaatine varılmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarının incelenmesi neticesinde;
TTK. 54. maddesi haksız rekabeti genel olarak tanımlamış, TTK. 55 maddesinde ise, özel haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Bir eylemin haksız rekabet hukuku yönünden öncelikle özel düzenleme niteliğinde olan TTK. 55. maddede sayılan özel düzenlemeyi ihlal edip etmediği belirlenmeli, bu düzenlemeleri ihlal etmediğinin belirlenmesi üzerine, genel hüküm niteliğindeki TTK. 54/2 kapsamında kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar neticesinde; haksız rekabet iddiasına dayalı açılan tazminat davası, özünde bir haksız fiil davası olup, zarar ile fiil arasında nedensellik bağı yanında maddi tazminat talep edilebilmesi için mütecavizin kusurunun varlığı da zorunludur.
Bu nedenle davalının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olduğunun da ortaya konulması gerekmektedir. Kusur, kasıt biçiminde olabileceği gibi ihmal biçiminde de olabilir. İhmal halinde de, gösterilecek özenin derecesi objektif kriterler yanında, mütecavizin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi gerekir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı, İstanbul, 2018, s.774).
Öte yandan, 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun 14. Maddesinde hak sahibinin yetkileri belirlenmiş, 58. maddesinde; Hak sahibinin izni olmaksızın, korunan çeşidi üreten, satan, dağıtan veya başka şekilde piyasaya süren veya bu amaçlar için ihraç ve ithal eden veya ticarî amaçla elinde bulunduran veya kullanan kişi, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Korunan çeşidi herhangi bir şekilde kullanmakta olan kişi, hak sahibinin hakkın varlığından ve tecavüzden kendisini haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını talep etmesi halinde veya kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi halinde, sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu belirlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar kapsamında tüm dosya kapsamının İncelenmesi neticesinde; Davacı taraf, davalının ... muz çeşidi üzerinden 5042 sayılı Kanunu kötüniyetle dolanarak muz üreticileri birliğine, üreticilere ihtarname ile, internet adreslerinde yayın yaparak, ilanlar vererek ve ... muz dergisinde ... muz çeşidinin ... muz çeşidini de kapsadığı yönünde paylaşımlar yaparak ... ile ... muz çeşidinin karıştırılmasına sebep olduğunu ayrıca toplantılarda ... beyanında bulunmak suretiyle haksız rekabet yapıldığını iddia etmektedir. Davacının Tarım ve Orman Bakanlığı Sertifikalı Üretim Materyali 2020-2021 yılları raporlarına göre, ... muz çeşitleri için üretim sertifikası aldığı, ayrıca Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyelerinin raporunda davacının gönderdiği numunelerin üretim sertifikası olanlara ait olmadığı gibi ... çeşidine de ait olmadığının tespit edildiği, Antalya BAM ... HD’nin ... T. Ve ... K sayılı ilamında Akdeniz Üniversitesi Tohumculuk ve Tarımsal Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi adına verilen raporda incelenen numunelerin ... çeşidi ile uyumlu olduğunun belirlendiğine ilişkin rapor alındığı görülmüştür. ... tarihli üretim ve pazarlama hakkı sözleşmesi gereği davalının inhisari nitelikte lisans hakkının bulunduğu, ... çeşidi için 5042 sayılı Kanunun 14. Maddesinde yer alan hakları kullanabileceği, dava dilekçesinde ve davacı iddialarında geçen beyanların tescilli muz çeşidinin yasa gereği verdiği hakların kullanılması şeklinde olduğu,
hak arama özürlüğü içinde kalabileceği haksız fiil niteliğinde unsurları taşımadığı kanaatine varılmıştır. Öte yandan kötüleme/ inciltici beyanlara ilişkin iddialar yönünden ise, bu beyanların doğrudan davacıya karşı açıkça ... muz üretici şeklinde olmadığı ve ... fidan
üretimi ile mücadele ediyoruz beyanının kullanıldığı görülmektedir. Doğrudan ... beyanının kötüleme niteliğindeki bir açıklamanın haksız rekabet olabilmesi ve rekabeti olumsuz etkileyebilmesi için
müşteriler tarafından fark edilebilir ve algılanabilir olması gerekmektedir. Ancak dinlenen davacı tanıklarından ... ve ... beyanlarından doğrudan davacıyı hedef alan kötüleme ve beyanların olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer davacı taraf çalışanları olan tanık beyanları ise dikkate alınmamıştır. Ve ayrıca alınan bilirkişi raporları ile davacı tarafın aşamalarda kar kaybı ve zararının da doğmadığı görülmüştür. Açıklanan tüm gerekçelerle davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar davacı taraf Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın bu dosya yönünden bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de; bahsi geçen dosyanın doğrudan dosyamız ile ilgili olmadığı, dosyada alınan bilirkişi raporunun eldeki dava dosyamızın tek dayanağı olmadığı değerlendirmesiyle; davacıların bekletici mesele taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Diğer gerçek kişi davacılar yönünden; Uyuşmazlığın irdelenmesinde öncelikle dava hakkı, dava ehliyeti ve taraf sıfatı kavramları üzerinde durulmalıdır.
Medeni hukukta olduğu gibi medeni usul hukukunda da ehliyet büyük önem taşır.Konunun temeli, “hak” ve “dava hakkı” kavramlarına dayalıdır. Bireylerin bir hakkın inkâr veya ihlali durumunda yargı gücüne başvurarak haklarının etkin bir şekilde korunmasını istemek konusunda sahip oldukları yetkiye “dava hakkı” denilmektedir. Bir kimsenin bu korumayı yargı gücünden belli bir hasma karşı fiilen talep etmesi davadır (Postacıoğlu/Altay: Medeni Usul Hukuk Dersleri, 7.b., İstanbul 2015, s. 181).
Doktrinde davada taraf kavramını açıklamaya yönelik olarak maddi taraf kuramı, şekli taraf kuramı ve işlevsel taraf kuramı başlıkları altında toplanabilecek üç farklı yaklaşım bulunmaktadır. İşlevsel taraf kuramı yalnızca mal varlığı davaları bakımından tarafın belirlenmesine yönelik çözüm sunmakta iken, taraf olmayı maddi anlamda hakkın ayrılmaz parçası olarak gören maddi taraf kuramının aksine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) davada taraf tayininde, kimin kime karşı hukuki koruma istediğinin belirlenmesinde dava dilekçesinin esas alınmasını öngören şekli taraf kuramını esas aldığı münferit düzenlemelerinden (iradî taraf değişikliği: m.124; dava ve cevap dilekçelerinin içerikleri: m.119/1-b, c ve 129/1-b, c; kesin hükmün davanın tarafları açısından bağlayıcı olması: m. 303 gibi) açıkça anlaşılmaktadır.
HMK’nun 50. maddesinde taraf ehliyeti “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir.” şeklinde açıklanmıştır. Davada taraf ehliyetinden maksat bir davada davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyetidir. Bu kavram medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukuku alanındaki uzantısını oluşturur (Tanrıver, S.: Medeni Usul Hukuku, c.I, Ankara 2016, s. 485).
HMK’nun 53. maddesinde “talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi” olarak tanımlanan dava takip yetkisi ise hukukumuzda davanın taraflarının tayininde şekli taraf kuramının kabul edilmesinin sonucu olarak taraf ve taraf sıfatı kavramlarının birbirlerinden ayrılmasının sonucu olarak varlık kazanmıştır.
Kişinin taraf ehliyetinin bulunması, taraf olarak yer aldığı davasını yürütebilmesi için tek başına yeterli değildir; kişinin dava ehliyetine de sahip olması gerekir.Dava ehliyeti ise bir kişinin bizzat yahut tayin edeceği temsilcisi aracılığı ile dava açabilmesi, davayla ilgili usul işlemleri yapabilmesi ve kendisine karşı dava açılması hâlinde de hakkını koruyucu beyanlarda bulunabilme yani savunma yapabilme ehliyeti olarak tanımlanabilir (Tanrıver, s. 496).
Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, dava konusu kılınan subjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkindir (Tanrıver, s.512). Başka bir tanıma göre sıfat, belirli ve somut bir davada husumeti yöneltebilmek olanağını sağlayan hukuki bir durum olup, statüye mensup olmayı ifade eden bir niteliktir. Belirli bir hak üzerinde dava hakkını sağlayan statü, o hakka sahip olmak olabileceği gibi temsil kuralları uyarınca o hakta tasarruf yetkisi de olabilir (Postacıoğlu/Altay, s. 196).
Dava, bizzat hak sahibi tarafından açıldığı zaman hak sahibi olmak durumu ile sıfat kavramları örtüşmekte ise de; dava, hak sahibinden başka bir kişi tarafından açıldığında sıfat kavramı bütün özerkliği ve özelliği ile meydana çıkmaktadır. İleri sürülen hakkın veya hukuki durumun söz konusu davayı açmak yetkisini verip vermediği keyfiyeti sıfat kavramına karşılık gelir.
Haksız rekabet davalarında kimlerin davacı olabileceğinin kanunla düzenlendiği, buna göre, müşterileri, kredisi, meslek itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin dava açabileceği yani ekonomik çıkarları yönünden zarara uğrayan ya da zarar görme tehlikesine maruz kalan kimselerin davacı olabileceği görülmektedir. Tüzel kişilerde doğrudan zarara uğraması söz konusu olmayan ortakların ve yönetim kurulu üyelerinin şahsen dava açma hakkının bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta davacıların, davacı şirket ortağı olmaktan başka, örneğin eser sahipliğinden kaynaklanan bir hakları olduğu da ileri sürülmediğinden, davacı ortakların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine
reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın ... Ltd. Şti. yönünden REDDİNE
2-Davacılar ... ve ... yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
3-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan, peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştikten sonra istek halinde davacılara İADESİNE,
4-Davalı tarafından yapılan 144,00 TL yargılama giderinin davacılardan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davalı haksız rekabetin tespiti ve men'i davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden 1.560,00.-TL'nin davacılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 10-Artan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacılara İADESİNE,
Dair, davacı vekilleri Av. ... ile Av. ... ve davalı vekilleri Av. ... ve Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12.03.2024
Katip ... Hakim ...
e-imza e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!