T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/306
KARAR NO : 2024/130
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/07/2019
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davacının davalı tarafından üretilen tohumların Türkiye sınırları içerisinde satışı konusunda yetkilendirildiğini, sözleşmenin 15.maddesine göre sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, sözleşmenin bitiminden 3 ay öncesine kadar feshi ihbar şartı konulduğunu, sözleşmenin imzalanmasından önce yapılan tüm sözleşmelerin sona erdirildiğini, sözleşmenin 14. Maddesinde sözleşmeye aykırılık hallerinde tarafların birbirlerini yazılı olarak uyaracağı, uyarıya rağmen aykırılığa devam edilmesi halinde fesih hakkının doğacağını, sözleşmeye aykırı davranan tarafın menfi ve müspet tüm zararlarının tazmininden sorumlu olacağının düzenlendiğini, sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık 21 ay sonra ... tarihinde ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiğini, feshin oldukça erken bir fesih olduğunu, davalının ihtarnamede sözleşme hükümlerinin ihlalinden söz ettiğini ancak bunun kabulünün mümkün olmadığını, davalının haksız gerekçeler üretmeye çalıştığını, sözleşmenin feshinden önce yazılı uyarıda bulunması gerekirken sözlü uyarıda dahi bulunmadığını, yazılı uyarı yapılmadan sözleşmenin feshedilmesinin sözleşmeye aykırı olduğunu, ihtarnamede belirtilen sözleşmenin 9.4 ve 9.5 maddelerinin ihlaline ilişkin beyanlara katılmanın mümkün olmadığı, davacının toplam ciro üzerinden 420'yi aşan nispette borcu bulunmadığı gibi ödenmeyen çekinin de bulunmadığını bu nedenle sözleşmenin bu hükümlerine aykırılığın söz konusu olmadığını, davalının sözleşme devam ederken başka bir firma ile anlaştığı için fesih sebepleri oluşturmaya çalıştığını, feshin haksız olduğunu, davalı şirketin 2005 yılında kurulduğunu ARGE çalışmalarının yaklaşık 7 yıl sürdüğünü, davacı sayesinde neredeyse sıfır olan tohum satışını fesih tarihinde 9000 pakete kadar çıkardığını, davacının davalıya itibar kazandırmışken sözleşmeyi feshetmesinde haksız olduğunu, ayrıca sözleşmenin 5 yıl devam edeceği inancıyla davacının fuar katılım sözleşmeleri yaptığını, reklam ajansları ile sözleşmeler imzaladığını, 2016 yılı içinde 2017 yılı için firmalardan ürün siparişleri alındığını, ancak ürünler teslim edilemediği için zarara uğradığını, ... tarihinde davalıya avans niteliğinde ... tarihinden başlayan avans niteliğinde ... TL toplam tutarlı sıralı senetler verdiğini, senetlerin fesih nedeniyle ödenmediğini, ... tarihli cevabi ihtarnamelerinde sözleşmenin haksız feshedilmeye galışıldığını, sipariş alınan tohumların teslimini, teslim edilmeyecek ise senetlerin iadesini talep ettiklerini, davalının ürün teslim etmediği gibi senetleri de iade etmediğini, sözleşmenin haksız feshinden dolayı kar mahrumiyetine uğradığını, davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığından uğranılan fiili zarar ve yoksun kalınan karın tahsili gerektiğini, davacının aktifinin azaldığı, pasifinin çoğaldığı bunun da filli zarar olduğunu, sözleşmenin ifa edileceğine güvenerek 3.kişiler ile yapılan sözleşmelerden dolayı ödenen tazminat ve cezai şartlardan dolayı zarara uğradığını bunun da fiili zarar içerisine girdiğini, davalının davacı tarafından sağlanan müşteri çevresi ile çalışmaya devam ettiğini, davacının İzmir ve Mersin gibi değişik illerde dağıtım yaptığını, markayı tanıttığını, müşterilerini arttırdığını, bu nedenle denkleştirme tazminatı koşullarının oluştuğunu, ayrıca davacının ticari ,itibarı zedelendiğinden manevi tazminat talepleri bulunduğu, beyanlarıyla haksız feshin tespitine, haksız fesih nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 TL müspet zarar, 1.000 TL denkleştirme tazminatı, 50.000 TL manevi tazminatın haksız fesih tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aşamalardaki cevap dilekçesinde (ilk tebligat arabuluculuk tutanağındaki adrese yapılmış, sonra da TK m. 35 gereği aynı adrese yapılmıştır. Oysaki Ticaret sicil adresi bu adres değildir) özetle; davacının iddiasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, akdedilmiş bulunan sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından sözleşmenin 9.4 ve 9.5 maddelerinin ihlal edildiğini ve bu ihlaller müvekkil şirketin uyarılarına rağmen giderilmediğini, bu madde hükümlerine göre davacı şirketin sözleşmenin fesih tarihi olan ... tarihi itibari ile yapılan toplam ciro üzerinden (senede bağlı-açık hesap) müvekkile %20’yi aşan nispette ödenmemiş borcu bulunduğunu, yine müvekkile ödeme amacı ile ciro edilmiş olan çeklerden bir kısmının da bankaca müvekkile ödenmediğini ve karşılıksız bulunduğu çek arkasına şerh edildiğini, davacının müvekkile toplamda yaklaşık ... TL borcu bulunduğunu, bu çerçevede akdedilmiş bulunan Distribütörlük Sözleşmesine davacı tarafın uygun hareket etmemesi ve sözleşmenin açıkça ihlal edilmiş olması nedeni ile sözleşme haklı nedenlerle feshedildiğini, davacı tarafça borçlarından hiç söz edilmemekte ve tamamen kötü niyetli olarak alacak talebinde bulunulduğunu, takasa da dayandıklarını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, zarar/tazminat (maddi ve manevi) talebinden ibarettir.
Söylemek gerekir ki; Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.02.2023 tarih, 2021/(15)6-874 E., 2023/118 K. sayılı ilamı)
Denkleştirme tazminatına bakıldığında ise;
Denkleştirme talebi Türk hukukunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 122. maddesinde düzenlenmektedir. İlgili hükmün birinci fıkrası uyarınca, “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a)Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir”. Acenteler için düzenlenen bu hüküm, pek çok sözleşme kapsamında da uygulama alanı bulabilmektedir. TTK’nın 122. maddesinde düzenlenen bu talep, doktrinde, şart ve unsurlarından yola çıkılarak benzer şekillerde tanımlanmaktadır. Buna göre,“denkleştirme talebi, acente veya tek satıcı gibi bağımsız tacir yardımcılarının devamlılık gösteren sözleşme ilişkilerine bağlı olarak, temsilciliğini veya dağıtımını yaptığı ürün nedeniyle kurduğu müşteri çevresini, sözleşmenin sona ermesi yüzünden kaybetmesi sonucunda uğradığı zarar ile müvekkilin veya üreticinin aynı müşteri çevresinden sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanmaya devam etmesi nedeniyle elde ettiği kazancın denkleştirilmesi için ileri sürülen taleptir” (Bkz; SARIÖZ BÜYÜKALP, A. İpek, Denkleştirme Talebinin Hukuki Niteliği Ve Kanunlar İhtilafı Hukuku Bağlamında Değerlendirilmesi, DOI: https://doi.org/10.33717/deuhfd.642024 )
Dosyaya dönüldüğünde; taraf delilleri ve aşamalardaki bilirkişiler tarafından istenen eksiklikler toplanmıştır. Mahkememizce aşamalarda dosyanın bir mali müşavir bir tohumculuk konusunda uzman ziraat mühendisi ve bir borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşacak heyete tevdi ile, davacının davalıya distribitörlük sözleşmesi 9.madde 5.bend kapsamında borcu olup olmadığı sözleşmenin haksız fesh edildiği iddiası mahkememizce kabul gördüğü takdirde, haksız fesih nedeniyle davacının talep edebileceği müspet zarar ve denkleştirme alacağı miktarının belirlenmesi konusunda tarafların tüm ihtar ve itirazlarını karşılar mahiyette rapor düzenlenmesi istenmiştir.
23/06/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacının ibraz edilen 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait yevmiye defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu ve sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ait defteri kebir ve envanter defterlerinin ise ibraz edilmediği, Davacının ibraz edilen yevmiye defter kayıtlarına göre ... tarihi itibari ile davacının davalıya ... fazla ödemesinin olduğu, davacının müşteri çeki ve nakit dışında davalıya direkt olarak kendi çekini vermediği sadece kendi adına senet verdiği, vermiş olduğu borç senetleri toplamının ... olduğu ve fazla ödemelerin bu senetlerden kaynaklandığı, bu senetlerin vadesinin Mart 2017 ile Ekim 2017 tarihleri arasında olduğu görülmüş olup, senetlerin ödenip ödenmediğinin yevmiye defterlerinden tespit edilemediği, ancak davacının cevabi ihtarnamesinde borç senetlerinin iadesini talep etmesinden senetlerin ödenmemiş olduğunun değerlendirilebileceği, davacının ticari defter kayıtlarında tek tohum alışının davalıdan olmadığı, ... ... isimli firmalardan da tohum alımı yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 9.5 maddesinde “Teminatına ve ödemelerdeki istikrarına doğru orantılı olarak belirlenen kredi limitlerini geçen Distribütörlerin sevkiyatı durdurulur. Distribütör ün 6 aylık vadeler sonunda üreticiye toplam ciroda 4620 den fazla borcu bulunması halinde (kıymetli evraka bağlı ödemeler tahsil edilmedikçe ödenmemiş sayılır.) Üretici bu halde siparişleri reddetmek ve fesih etmek hakkına sahiptir.” hükümlerine yer verildiği görülmüş olup davalının davacıya sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği ... tarihi itibari ile toplam cironun ... olduğu cironun %20'sinin ise ... olduğu bu tarih itibari ile davacı tarafından davalıya verilmiş ancak vadesi ... tarihinden ileri olan çeklerin tutarının ise ... olduğu cari hesaplar üzerinden tespit edilmiş olup ... tarihli ihtarnamede belirtilen “bugün itibariyle yapılan toplam ciro üzerinden (senede bağlı-açık hesap) 7620'yi aşan nispette ödenmemiş borcunun bulunduğu ' bildiriminin doğru olduğu, davacının yıllar itibari ile elde ettiği karlılık durumunun 2015 yılında ... 55TL net kar elde ettiği,
2016 yılında ... net kar elde ettiği,
2017 yılında ... net kar elde ettiği şeklinde olduğu ancak bu karlılıklar içerisinde başka firmalardan alınan tohumların satışından elde edilen karlılığında bulunduğu, dosya kapsamında feshe ilişkin ... tarihli ihtarname dışında yazılı bir uyarı veya bildirime rastlanmadığı, sözleşmenin feshinde davalının haklı olup olmadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, sözleşmenin haksız feshinin kabulü halinde; menfi zarar kapsamında sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların ... TL hesaplandığı, TTK.122.maddesindeki denkleştirme tazminatına ilişkin koşulların kümülatif olduğu, davalının yeni müşteri çevresinin yaratıldığını ve bu müşteriler sebebiyle üreticinin önemli menfaatler elde ettiğini ispat yükünün davacı distribütör üzerinde olduğu, bu konuda dosya kapsamında bir veri bulunmadığı, sözleşmenin haksız feshinin kabulü halinde, müspet zarar kapsamında kar kaybı açısından; davacının aynı veya benzer bir işi yapabilmesi için gerekli makul sürenin bir yıl olduğu belirlenmiş ise de davacı tarafından sunulan yevmiye defter kayıtlarında davacıdan alınan tohumların ve diğer firmalardan alınan tohumların çeşit ve isimleri belirtilmeden hesapların tutulduğu bu nedenle davacının genel olarak faaliyet karlılığı tespit edilebilir olsa da bu karlılık içerisinde başka firmalardan alınan tohumların satışından elde edilen karlılığın da yer almasından ötürü, davalıdan alınan tohumlardan elde edilen karlılık oranının tespitinin davacının yevmiye defterleri ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden tespit edilemediği hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmış, itirazların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır.
22/02/2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Davalının ihtar çektiği ... itibari ile davalıca düzenlenen fatura toplamının ... olduğu tespit edilmiş ... itibari ile toplam cironun %20’sinin ... olduğu hesaplanmış davacının verdiği çeklerin vadesi incelendiğinde ise ... itibari ile davacının verdiği ancak henüz ödemesi yapılmamış çekler toplamın ... olduğu tespit edildiğinden ... tarihli ihtarnamede belirtilen ‘bugün itibariyle yapılan toplam ciro üzerinden (senede bağlı-açık hesap) %20’yi aşan nispette ödenmemiş borcunun bulunduğu’ bildiriminin doğru olduğu tespitimizde bir isabetsizlik olmadığı,
... itibari ile toplam düzenlenen fatura toplamı ... TL ;
... tarihi itibari ile toplam cironun %20'si ... TL ;
... tarihi itibari ile vadesi henüz gelmemiş/ödemesi yapılmamış çek toplamı ... TL;
Davacı vekili tarafından sunulan satış faturalarının incelenmesi neticesinde 2015 yılında davacının elde ettiği net kar içerisinde davalıdan almış olduğu tohumlardan elde ettiği net karlılığın ... TL olduğu, 2016 yılında ise davacının elde ettiği net kar içerisinde davalıdan almış olduğu tohumlardan elde ettiği net karlılığın ... olduğu tespit edilmiş olup 2017 yılında ise ... tarihinde sözleşme fesih olduğundan davacının satışlarının çok az olduğu 2017 yılında net karlılığın da düştüğü,
Sözleşmenin başlangıcı olan 2015 yılında davacı yanın davalıdan aldığı tohumları tanıttığı ve satışlarını 2016 yılında artırdığı ve bu yıl içerisinde davalıdan aldığı tohumlardan elde ettiği karlılığın toplam net kar içerisinde oranının %69 olduğu, sayın mahkemece davalının sözleşmeyi haksız fesih ettiği kanaatine varılacak olunursa davacının satışlarının en yoğun olduğu dönemde davalıdan aldığı tohumların satışından elde ettiği karlılık olan ...‘nin yeni bir iş yaratılması için gereken 1 yıllık süre içerisinde davacının kar kaybı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu hususları belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce 15/04/2021 tarihli duruşma ara kararında; dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile, davalı şirket defter kayıtları ve ... Esas sayılı dosyada aldırılan bilirkişi raporuda incelenerek davacı vekilinin itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
29/07/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök ve ek rapordaki tespitlerin yerinde olduğu tekrar belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Mahkememizce itirazlar göz önüne alınarak, 07/10/2021 tarihli celsede; Dosyanın İstanbul Bilirkişi Bölge Kurulu listesinden resen seçilecek bir kar-zarar hesabı konusunda uzman mali müşavir bilirkişi, bir tohumculuk konusunda uzman ziraat mühendisi bilirkişi ve bir borçlar mevzuatında uzman nitelikle uzman bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
14/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; bilirkişiler bazı eksik bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılmasını talep etmişlerdir. Eksikliklerin giderildiğinden bahisle her ne kadar mahkememizce tekrar talimat yazılmış ise de 06/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda, eksikliklerin tamamlanmamış olduğunun bildirildiği görülmüştür.
08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; yapılan hesaplamalar gereği; Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde, davacının davalıya feshe ilişkin ihbarnamenin gönderildiği ... tarihi itibariyle, davacı defterlerinde 16.886,65 TL, davalı defterlerinde ise ... TL olarak görülmekte olup, bu durumda toplam ciro tutarı olan ... TL’nin % 20 si ... TL olarak hesaplanan tutarın oldukça altında kaldığından, bu kapsamda sözleşmenin haklı fesih koşullarının oluşmadığı;
her iki tarafa ait defterlerden elde edilen veriler doğrultusunda davacı tarafından davalıdan talep edilebilecek, menfi - müspet zararın (kar kaybının) ... TL ve denkleştirme tazminatı tutarının ise ... TL olmak üzere toplam davacı alacağının ... TL olduğu belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
Bu hususlar doğrultusunda, 08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporun, hükme ve denetime elverişli, anlaşılır ve dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkeme hüküm vermeye elverişli rapora dayanarak uyuşmazlığı sona erdirebilir ve hatta Mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., E: 2010/19-27 K: 2010/50 T: 03/02/2010)
Davacı vekili, taleplerini ıslah etmiştir ve ıslah dilekçesi HMK m. 177/2 gereği davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde müspet zarar ile denkleştirme tazminatının istendiği görülmektedir. Bu talep, ıslah dilekçesinde de beyandan anlaşılmaktadır. Davacı vekili, müspet zarar kalemini ıslah ettiğinde, hükme esas alınan 08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporundaki müspet ve menfi zarar hesabı toplamını esas almıştır. Talepten fazlaya veya başkasına karar verilemez.
Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, 08/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitler göz önünde tutularak;
Taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde, davacının davalıya feshe ilişkin ihbarnamenin gönderildiği ... tarihi itibariyle, davacı defterlerinde 16.886,65 TL, davalı defterlerinde ise ... TL olarak görülmekte olup, bu durumda toplam ciro tutarı olan ... TL’nin % 20 si ... TL olarak hesaplanan tutarın oldukça altında kaldığından, bu kapsamda sözleşmenin haklı fesih koşullarının oluşmadığı;
her iki tarafa ait defterlerden elde edilen veriler doğrultusunda davacı tarafından davalıdan talep edilebilecek, menfi zararın (kar kaybının) ... TL ve denkleştirme tazminatı tutarının ise ... TL olduğu anlaşılmakla; Davanın kısmen kabulü ile; davacının olumlu zarar talebinin kısmen kabulü ile; ... TL olumlu zararın 19/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının denkleştirme tazminatı talebinin kabulü ile; ... TL denkleştirme tazminatının 19/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı taraf manevi tazminat talebinde de bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki ; Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir. (HGK 22/01/2016 tarih, 2014/4-213 E., 2016/70 K. sayılı kararı). (HGK 01.02.2012 tarih, 2011/4-687 E. 2012/26 K.) Tüzel kişi kurumsal kültürünün bir parçası olarak sosyal sorumluluk üstlenmiş ise onur ve saygınlığın "sosyal itibar" ve "ticari itibar" yönleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Somut dosyada ise, iddianın ileri sürülüşü, uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak, davacının, manevi zararına dayanak kişilik haklarının ihlal edilmediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşlımakla; davacının manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM/Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davacının olumlu zarar talebinin KISMEN KABULÜ İLE; ... TL olumlu zararın ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının denkleştirme tazminatı talebinin KABULÜ İLE; ... TL denkleştirme tazminatının ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 44,40 ₺ başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 956,34 ₺ peşin harcın ve aşamalarda yatan 4.529,63 ₺ ıslah harcı toplamı 5.485,97 ₺ harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli 2.582,98 ₺ 'nin (8.068,95 ₺ - 5.485,97 ₺ = 2.582,98 ₺) davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıdaki (4) ve (5) numaralı hüküm fıkraları ile mahsup edilen toplamda 5.530,37 ₺ harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı 5.645,00 ₺'nin, haklılık durumu gereği; 3.556,00 ₺'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı maddi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... ₺ vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı, davacının maddi tazminat talebi yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden hesap edilen, 17.900,00 ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davalı, davacının manevi tazminat talebin yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden (AAÜT m. 10/4); 17.900,00 ₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine,
13- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 1.320,00 ₺'nin, haklılık durumu gereği, 830,00 ₺'sinin davalıdan, 490,00 ₺'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!