T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/173 Esas
KARAR NO : 2023/453
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 08/03/2023
KARAR TARİHİ : 07/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ... tarihinde müvekkili ile ... sözleşmesi adı altında ekteki sözleşmeyi imzaladığını, franchising bedeli adı altında müvekkilinden ... TL aldığını, ..., ... ve başkaca ... adı altında da haricen ... TL ücret aldığını, müvekkilinin bu ödemeyi ekteki dekonttan görüleceği üzere franchising alan davacı müvekkili ile franchising veren davalı yan arasında ...tarihinde akdedilen "... Sözleşmesi" ile maddi bir bedel karşılığı "..." markası ve ismi kullanılmak suretiyle Franchising tesis edildiğini, davacı müvekkilinin de bu sözleşmeye uygun bir şekilde icrai faaliyetlerine başladığını ancak elinde olmayan ve salt davalı yanın kusurundan kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi devam ettiremediğini, sözleşmenin çekilmez hale gelmesi nedeniyle ... tarih ... yevmiye numarasıyla ... Noterliği aracılığıyla muhatap davalıya ihtarname çekilerek sözleşmenin haklı nedenlerle olağanüstü olarak feshedildiğini, franchise veren davalı yanın franchise verdiği işletmelere yenilikçi teknik olarak adlandırdığı ve franchise alanların da sözleşme imzalamasında en önemli faktör olan yasaklı "..." (...) tekniğinin eğitim ve uygulamalarını bizzat yürüttüğünü, bahsi geçen bu tekniğin müşterilerce en çok talep gören işlem olup elde edilen ciro ve kazancın neredeyse tamamının bu işlemden kazanıldığını, ancak bu yöntemin "..." ve Resmi Gazetede yayımlanan "..." hükümlerince yasaklandığını, davalı her ne kadar taraflarına göndermiş olduğu ihtarnameye cevap olarak ... tekniğiyle ilgilerinin olmadığını, yalnızca isim hakkının satıldığını belirtmişse de firmanın isminin dahi tekniğin ismi olan ... olduğunu, tüketici açısından da işveren açısından da pazarlanan ve satılan şeyin açıkça ortada olduğunu, davalı yan firma kurucusunun da eğitimlerde yalnızca ... öğretmekte, bu tekniği pazarlamakta, bu tekniği satmakta olduğunu, müvekkiline ... onay formunu dahi davalı firmanın kurucusunun bizzat gönderdiğini, davalı firmanın instagram hesabından paylaştığı reklam amaçlı gönderilerin neredeyse tamamının ... alakalı olduğunu, davalı firma kurucusunun bu tekniği anlattığını, bu tekniği uygulamak isteyenlerin Franchising alabileceğine dair paylaşımlarının birden fazla olduğunu, davalının bu teknikle bir ilgilisi olmadığını belirtmesinin açıkça borçtan kurtulmaya yönelik, gerçekle örtüşmeyen bir beyan olduğunu, müvekkilinin işletmesine gelen Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü denetmenlerince müvekkiline bu tekniğin uygulanmasının yasak olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin de franchise veren davalı firmaya bu durumu sorduğunu, davalı firma tarafından bu husus ikrar edilerek yapacak bir şeylerinin olmadığının davacı müvekkile iletildiğini, davalı yan yetkili kişilerince gönderilen mesajlarda "Cihaz ve ürün yakalanmadığı sürece sorun olmaz, yakalanırsanız da ılımlı yaklaşıp bilmiyordum şeklinde konuştuğumuzda uyarıp yapmayın diyorlar", "... Göstermediğiniz sürece sorun yok bize de çok fazla denetimden geliyorlar.." demek suretiyle ve dosyaya sunulu diğer mesajlarında ... yasaklı olduğunu ve işletmelerde kullanıldığının ikrar edildiğini, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve sözleşmenin imzalanmasının en önemli faktörü olan ... nedeniyle sözleşme TBK 27/1 hükmü uyarınca baştan itibaren geçersiz olup karşı yanın kusuru nedeniyle sonlanan sözleşmenin kesin hükümsüzlükle sonuçlanması gerektiğini beyan ederek sözleşme gereği davalıya ... (...) TL olarak ödenen isim hakkı bedelinin arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... yürürlük tarihli ... sözleşmesinin haklı nedenle feshi için sunulan gerekçelerin hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davacının ihtarnamesine karşın kendilerince de ihtarname çekilmesine rağmen bu davanın açıldığını, taraflar arasında imzalanan "... Sözleşmesi" nde davacı yana tahsis edilen unsurun müvekkilinin markası olan “...” ismini kullanarak ticaret yapabilmek ve bu marka adı altında iş görebilmek olup, salt bir uygulama/işlem tahsisi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkiline ait ve davacı yanda da franchise hakkı bulunan “...” isimli markanın yaptığı onlarca farklı işlem bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere bir uygulamayı yapamama iddiasının sözleşmenin esaslı unsurlarına bir aykırılık yahut borcun ifasının imkansızlığı gibi bir duruma neden olamayacağının tartışmasız olduğunu, ... markasının herhangi bir güzellik işlemi tahsisini yapması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkili tarafından ... ismi verilen işlemin yasal bir işlem olduğunu, "..." diye bir uygulama literatürde var olmamakla birlikte bu işlemin adının müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından deyim yerindeyse "uydurulmuş" bir isim olduğunu, müvekkili tarafından "..." diye adlandırılan işlemin aslında ... (...) işleminden ibaret olup her güzellik salonunun bu uygulamayı gerçekleştirdiğini, davacı yanın ... sözleşmesini haksız ve kötüniyetli olarak erken feshettiğini, davacının basiretli bir tacir olup ... sözleşmesinin hükümlerini bilmemesinin kendisinden beklenemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; ... sözleşmesinin feshine dayanarak ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı hususunda araştırma yapılmak üzere İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Karşıyaka Vergi Dairesine müzekkere yazılmış, gelen müzekkere cevapları dosya arasına alınmıştır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 11. Maddesinde; “Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'', 12. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 15.maddesinde de; “İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11'inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır" düzenlemesi bulunmaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararına göre; Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
21 Temmuz 2007 gün ve 26589 s. Resmi Gazete'de yayınlanan, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1/b maddesi ile de, "213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları..." kararlaştırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davalı yanın tacir kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve işletmesinin esnaf boyutunda olduğu, davanın taraflar arasında yapılan ... sözleşmesinin feshinden kaynaklı sözleşme nedeniyle ödenen isim hakkı bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu, davacı taraf tacir olsa dahi davalı yanın tacir olmadığı, uyuşmazlığın mutlak ticari davalardan da olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince çözümlenmesi gereken davalardan olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,
Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,
İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine,
4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize sunulmak üzere herhangi bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurulmak suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/09/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!