WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

ANTALYA 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/446 Esas
KARAR NO : 2024/224
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2014
KARAR TARİHİ : 21/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkil firmanın gübre ve tohum ticareti ile uğraşmakta olduğunu, müvekkilinin 2005 yılında ... ile anlaşarak firmanın ürettiği ..., ..., grubu ürünün Türkiye sınırlan içerisinde yetkili tek satıcısı ve distribütörü olduğunu, müvekkilinin mevzuat uyarınca ürün grubunun Türkiye’ye ithali ve pazarlanması için gerekli olan tescili kendi adına Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü bünyesinde gerçekleştirdiğini, 2005 yılında ürün grubunu Türkiye genelinde pazarlamaya başlayan müvekkili firmanın, şirketin 2011 yılının haziran ayında unvan ve el değiştirmesi ile birlikte ticari İlişkisini davalı ... ile devam ettirdiğini, hatta davalı firma şirketin unvan ve el değiştirmesine ilişkin olarak müvekkiline göndermiş olduğu deklarasyon ile müvekkilinin distribütörlüğünü (tek satıcılığım) teyit ettiğini, taraflar arasındaki işbirliği ve çalışma ilkesinin bir sonraki yıl (ve takip eden beş yıl) için Türkiye pazarına sunulacak ürün miktarı, içerisinde bulunulan yılda belirlenmekte ve müvekkilinin belirlenen bu hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürmekte olduğunu, davalının müvekkili tarafından kendilerine geçen siparişleri karşılamamaya başladığını, bunun üzerine müvekkilinin davalı firmaya ihtarname keşide ederek, siparişlerinin karşılanmasını, Türkiye coğrafyası sınırları içerisinde doğrudan ya da dolaylı başkasına mal satmamasını, başka kişi ya da firmalara bayilik, distribütörlük verilmemesini, sözleşmenin ifasını davalıdan istediğini, davalı firmaya keşide edilen ihtarnamenin ... kargo aracılığıyla davalı firma adresine fiziksel olarak ve mail adreslerine de elektronik ortamda gönderildiğini, ayrıca ihtarnamenin davalı firmanın Türkiye temsilcisine noter aracılığıyla tebliğ edildiğini, davalının kendilerine keşide edilen ihtarnameye kayıtsız kaldığını, cevap vermediği gibi siparişlerinin de karşılanmadığını, davalının ürünlerin tek satıcılık hakkını başka bir firmaya vererek, Türkiye coğrafyasında pazarlamaya başladığını yeni öğrendiklerini, müvekkilinin 2005 yılından başlayarak yaklaşık 10 yıllık bir süreçle, davalı firmanın ürünlerini Türkiye coğrafyasında, ciddi emek ve masraf harcayarak tanıttığını ve ürünler için pazar payı oluşturduğunu, müvekkilinin ürünlerin tanıtımı için broşürler bastırdığını, Türkiye genelindeki çiftçi ve bayilerle defalarca tanıtım toplantıları yaptığını, yemekler düzenlediğini, özel personel istihdam ettiğini, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde de tespit edilebileceği üzere, ürünlerin pazarlaması ile elde edilen satış cirosunun 2011 yılında ... Euro, 2012 yılında ... Eııro, 2013 yılında ... Euro olduğunun görüleceğini, Türkiye coğrafyasında müvekkilinin tam da ürünlerin pazarını oluşturmuşken, ticari ilişkinin davalı tarafından sonlandırılmasıyla müvekkilinin önündeki en az 10 yıllık süreçte edinecek olduğu kazançtan olduğunu ve davalının, müvekkilin oluşturduğu Türkiye pazarına hiçbir emek ve masraf yapmadan sahip olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik tek satıcılık sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak fesih edilmesinden ötürü ... TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yerinde olmadığını, davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman tek satıcılık ilişkisi olmadığı gibi somut olayda denkleştirme şartlarının da gerçekleşmediğini, davacı ile müvekkili arasında tek satıcılık ilişkisinin bulunmadığını ve hiçbir zaman olmadığını, davacının müvekkiline ait ürünleri satmış olmakla birlikte bunun hiçbir zaman tek satıcılık vasfında olmadığını, taraflar arasında böyle bir sözleşme de bulunmadığını, bu nedenle TTK'nın 122.maddesindeki denkleştirme hükmünün uygulanamayacağını, diğer taraftan davacının satıcılık sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini ve bu sebeple dahi TTK'nın 122/3 maddesi uyarınca davacının denkleştirme isteminde bulunamayacağını, müvekkilinin satıcılarından olan davacı tarafın hedeflenen rakamlara ulaşamadığını, Türkiye satışlarının istenilen düzeye çıkmadığını, davacının satışlarındaki azalma nedeniyle ticari zarara uğrayan müvekkilinin satıcılık sözleşmesini haklı olarak feshettiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Dosya içerisine; tarafların gösterdikleri deliller toplanmış, irsaliyeli faturalar, karşılıklı e-mail yazışmaları, ihtarname, kimyevi gübre tescil belgesi, SGK kayıtları dosyaya sunulmuş, bilirkişilerden ayrı ayrı rapor ve ek raporlar aldırılmıştır.
Dava; 6102 sayılı TTK'nın 121 ve 122.maddeleri uyarınca denkleştirme tazminatı istemiyle açılan dava niteliğindedir.
Taraflar arasında sözlü olarak akdedilen satıcılık sözleşmesinin varlığı, bu sözleşmenin davalı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği ihtilafsızdır.
Uyuşmazlık; sözlü olarak kurulan sözleşmenin hukuki niteliği, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğine haiz olup olmadığı, davalı tarafça sözleşmenin feshi nedeniyle davacının davalıdan denkleştirme tazminatı talep edip edemeyeceği hususlarına ilişkindir.
Davacı vekili dilekçelerinde, müvekkilinin 2005 yılından beri yabancı menşeyli davalı firmanın ürettiği ..., ... isimli gübreler ve yine ... grubu gübrelerin Türkiye sınırları içerisinde tek satıcılığını ve distribütörlüğünü yaptığını, davalı tarafça tek taraflı olarak sözleşme ilişkisinin yaklaşık 10 yıl devam ettikten sonra sonlandırıldığını ileri sürmekte, davalı vekili ise davacı ile arada satıcılık sözleşmesi bulunmakla birlikte, bunun tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olmadığını, olayda denkleştirme şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkilinin satıcılarından olan davacı tarafın hedeflenen rakamlara ulaşamadığını, Türkiye satışlarının istenilen düzeye çıkmadığını, satışlardaki azalma nedeniyle zarara uğrayan müvekkili tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini belirtmektedir.
Davacı tarafça delil olarak dosyaya sunulan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kimyevi Gübre Tescil Belgesine göre; ... markasıyla gübresi harmanlanmış tip ismi adı altında davacı şirket adına üretici ithalatçı lisansının tescil edildiği anlaşılmakta olup, yine davalı tarafça davacıya hitaben gönderilen bir kısım e mail yazışmalarında davacıdan sayın bayi distribütör şeklinde bahsedildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ... , ... ve ... tarafından düzenlenen 24/09/2016 tarihli rapora göre; (davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede) taraflar arasındaki ticari ilişkide sürekli olan bir çerçeve ilişki içerisinde olması, yapımcı mamullerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisarı olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermesi, satıcının bağımsız olarak kendi sermayesini koyarak sözleşme konusu malların satışının tüm rizikosunu üstlenmesi, satıcının kendisine ayrılan bölgede mevcut müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmeyip, yapımcının malların sürümünü arttıracak, geliştirecek ve hızlandıracak faaliyetlerde bulunması, satıcının mal satın alma yükümlülüğü altında olması, tek satıcı genel alım yükümlüğünü ancak çerçeve sözleşmesinde öngörüldüğü ölçüde sipariş vermediği takdirde ihlal edilebileceği, davalının da yeterli mal almadığını beyan ederek, haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş olması karşısında taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesine dayalı ticari ilişki olduğu kanaatine varıldığını, TTK'nın 122.maddesinde istenebilecek tazminatın koşullarının belirlendiğini, TTK'nın 122/2 maddesi gereği tek satıcının son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını bu tazminatın aşamayacağını, sözleşme ilişkisi daha kısa devam etmişse faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alındığını, davacının incelenen ticari defterlerine göre 2011,2012,2013 yıllarında davacı şirketin davalı şirketten mal alımı yaptığını, 2014 yılında ise ürün satın alınmadığının tespit edildiğini, davalı tarafın iddia ettiği alış kotası ile ilgili olarak dava dosyasına tevsik edici bir belge ibraz edilmediğini, 2011,2012, 2013 yıllarında alınan ürün miktar ve tutarlarının tabloda gösterildiğini, davacı şirketin 2013 yılına kadar net satış cirolarının bir önceki yıla göre yaklaşık ortalama %12 oranında artarak yükseldiğini, 2013 yılında ise bir önceki yıla göre net satış cirosunun %47 oranında düştüğünü, 2014 yılında da %29,71 oranında düştüğünün tespit edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin normal şekilde devam ettiği yıllardaki satılan mal maliyetleri/ net satışlar oranının aritmetik ortalamasının %68,37 olduğunu, yani davacının davalıdan aldığını iddia konusu olan ürünler üzerine %68,37 oranında brüt kâr ekleyerek müşterilerine sattığının anlaşıldığını, davalı şirketten 1 yılda ortalama toplam ....-TL tutarında mal satın aldığında ve bu ürünleri %68,37 brüt kâr oranı ile sattığında bunun da ....-TL'ye tekabül ettiğini, yine davacı şirketin davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin normal şekilde devam ettiği yıllardaki net kâr/ net satışlar aritmetik ortalama oranının %14,74 olduğunu, buna göre ilişkinin devam ettiği dönemlerdeki net kâr tutarının (....) ....-TL olarak hesaplandığını, dolayısıyla davacının 2014 yılından itibaren davalı şirketten ürünleri satın alamaması nedeniyle 1 yılda ....-TL tutarında net kâr kaybının olduğunun anlaşıldığını, davacının davalıdan talep edebileceği tazminat tutarının da bu miktar olduğunu, her ne kadar TTK 122/2 maddesi uyarınca tek satıcının son 5 yıllık faaliyet sonucuna göre tazminat hesaplanmak gerekiyor ise de, sözleşme ilişkisi daha kısa süre devam ettiğinden, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınması gerektiği yönünde görüş ve mütalaada bulundukları anlaşılmıştır.
Taraf vekillerince bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine aynı bilirkişi heyetinden ek rapor aldırılmış, 07/01/2017 tarihli ek rapora göre; talep edilebilecek denkleştirme tazminat tutarının ....-TL olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetinden 10/05/2017 tarihli 2.kez aldırılan rapora da taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine talimat yoluyla İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi aracı kılınarak yeniden rapor aldırılmış, Bilirkişi ... tarafından davalı tarafça inceleme gününde ibraz edilen yeminli tercüme edilmiş ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle tanzim edilen 14/05/2018 tarihli rapora göre; davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği kanaatine varılması halinde tazminat miktarının hesaplanması çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre, davacının davalıdan 2009 ile 2013 yılları arasında toplam ....-TL'lik ürün aldığı, 1 yıllık ortalamasının ....-TL olduğunun görüldüğünü, davacıya son 5 yılda davalı tarafından satılan ürünlerin toplam tutarının ....-Euro tutarında olduğunu, bu Euro tutarların ortalama kur dikkate alınarak TL'ye çevrildiğinde ....-TL hesaplandığını, yine dosyada mevcut olan davacıya ait Kurumlar Vergisi Beyannamelerinden davacının son 5 yıllık satış maliyet oranları ve faaliyet kârlılık oranlarının tabloda belirtildiğini, tespit edilen oranlar üzerinden davacının davalıdan aldığı ürün satışları karşılığında elde ettiği gelir ve faaliyet kârlılığının hesaplanması sonucunda davacının davalıdan aldığı ürünlerden son 5 yılda toplam ....-TL kâr elde ettiğini, son 5 yılın ortalaması alındığında da davacının davalıdan aldığı ürünlerin satışından yıllık ortalama olarak ....-TL kâr elde ettiğinin hesaplandığını, davacı tarafın davalının mal teslim etmemesinden dolayı geçmiş yıl verilerine bakılarak son 5 yıllık ortalama kâr kaybını talep ettiğinden, iddialarında olduğu gibi teslim edilmeyen malların bedelinin de hesaplamalara dahil edilmesinin uygun düşmeyeceğini, gerek TTK 122 maddesi, gerekse uygulamada kâr kaybı hesaplamalarında faaliyet kârlılık oranları dikkate alındığından, somut olayda da faaliyet kârlılık oranına bakılması gerektiği yönünde mütalaada bulunulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunun ayrıntılı, bilimsel verilere uygun, denetime elverişli ve gerekçeli olması nedeniyle mahkememizce rapora itiraz edilmiş, taraf itirazlarına itibar edilmemiştir.
TTK'nın 121 ve 122 maddelerinde düzenlenen denkleştirme tazminatı, acente ve tek satıcılık sözleşmelerinde uygulama alanı bulan bir hükümdür.
TTK madde 121'e göre; "Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini taraflardan her biri 3 ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir.
2-Belirli bir süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi halinde sözleşme belirsiz süreli hale gelir.
4-Haklı bir sebep olmadan veya 3 aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır..."
TTK madde 122'ye göre: "1-Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra a)müvekkil acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak onun tarafından işletemeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa,
c) Somut olayın özellikle şartları değerlendirildiğinde ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
2-Tazminat acentenin son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
3-Müvekkilin feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeple feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
4-Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme isteme hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
5-Bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır."
Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Esas - ... Karar sayılı ilamında; "TTK'nın 122 maddesinin hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmesinin sona ermesi halinde bu maddede düzenlenen acentenin denkleştirme tazminatına ilişkin hükümlerin kıyasen uygulanacağı belirtilmektedir. Mahkemece aldırılan raporda bu yönde yapılmış sağlıklı bir değerlendirme ve hesaplama bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece yetersiz incelemeye dayanan rapora göre karar vermesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, konusunda uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, tarafların ticari kayıtları incelenip değerlendirilerek, TTK 122 maddede acentenin denkleştirme tazminatı koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı hususunun hakkaniyete de riayet edilerek değerlendirilmesinden sonra, portföy tazminatı talep koşullarının oluşması halinde TTK 122/2 maddesindeki yöntemle davacının davalıya yaptığı ticaret kapsamında son 5 yılda elde ettiği kârın ortalaması dikkate alınarak, davalıdan talep edebileceği tazminat tutarını hesaplatmak ibarettir." şeklinde tek satıcılık sözleşmesinde de denkleştirme tazminatının koşulları oluşması halinde tazminata hükmolunacağına dair değerlendirmede bulunmuştur.
Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/5707 Esas - 2016/12723 Karar sayılı ilamında; "Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir.
Belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesinin TMK'nun 23. maddesi ve TMK'nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralına uymak suretiyle taraflarca tek taraflı irade beyanıyla ve herhangi bir sebebe dayanmak zorunda olmaksızın ileriye dönük olarak feshi mümkündür. Bu yola olağan fesih yolu denilmektedir. Olağan fesih hakkının nasıl kullanılacağı ve ihbar süresinin nasıl belirleneceği kanunda düzenlenmediğinden, bu konuda sözleşmede de bir hüküm yoksa, süre hakim tarafından belirlenecektir. Tek satıcılık sözleşmesinin adi ortaklığa bazı yönlerden benzerliğine dayanılarak TBK'nun 640. maddesindeki 6 aylık feshi ihbar süresinin bu ilişkide de uygulanması mümkün ise de bu süre somut olayın özelliği bakımından daha da uzun olabilir.
Belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa fesih ihbar süresi olarak verdiği sürenin, verilmesi gereken süreden kısa olması halinde fesih haksız hale gelir ve sözleşme hemen sona ermiş olur.
Tek satıcılık sözleşmesinin olağanüstü feshi ise, belirli veya belirsiz süreli sözleşmelerin haklı sebeplere dayanılarak ileriye etkili şekilde ve ihbar süresi verilmeden derhal sona erdirilmesidir. Ancak taraflar arasında ortaya çıkan her sorun haklı sebep sayılamaz. Bu konuda haklı sebebin yerinde olup olmadığını takdir yetkisi TMK'nun 4. maddesi gereğince hukuka ve hakkaniyete göre hakime aittir. Haklı sebebin takdirinde sözleşmenin tarafları arasında çıkan sorun ile buna uygulanacak yaptırım arasında orantılılık ilkesine riayet edilmeli ve olağanüstü fesih son çare olarak düşünülmelidir.
Olağan fesih yolunu kullanan tarafın karşı tarafın bu fesih nedeniyle uğradığı zararı tazmin etmesi gerekmektedir.
Olağan fesih yolunu kullanırken yeterli ihbar süresini vermeyerek veya olağanüstü fesih yolunu kullanırken dayandığı sebep haklı bulunmadığı için sözleşmeyi haksız olarak feshetmiş olan taraf diğer tarafın fiili zararı ve kar mahrumiyeti zararından sorumlu olur.
Ayrıca gerekli koşulları varsa portföy tazminatı da ödenecektir.
Öte yandan fesih; sürekli bir borç ilişkisini ileriye etkili olarak sona erdiren bozucu yenilik doğuran bir haktır.
Kullanılmalarıyla yeni bir hukuki durumun ortaya çıkmasına yol açan haklara yenilik doğuran haklar denir. Yenilik doğuran haklar; kurucu, değiştirici ve bozucu yenilik doğuran haklar olarak kısımlara ayrılır. Yenilik doğuran haklar kullanılmakla tükenen haklardır ve kullanılmalarından sonra bu hakkın kullanılmasına ilişkin işlemin geri alınması mümkün değildir. Yenilik doğuran hakkın kullanılmasıyla ortaya çıkan hukuki sonuç herkes için geri dönülmez bir biçimde meydana gelir.
Bu nedenle fesih beyanı da karşı tarafa ulaştıktan sonra artık geri alınamaz. İhbar süreli fesih bakımından da fesih hakkı, fesih beyanı karşı tarafa ulaştığı andan itibaren geçerli olmak üzere kullanılmıştır. Artık geriye alınamaz ancak bu hakkın etkilerini meydana getirmesi belli bir süre sonraya bırakılmıştır." şeklinde tek satıcılık sözleşmesinde fesih ve tazminat koşulları hususunda değerlendirme yapılmıştır.
Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre; yukarıda Yargıtay ... Hukuk Dairesinin konuyla ilgili değerlendirmeleri dikkate alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucuna göre, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında uzunca bir zaman devam eden tek satıcılık sözleşme ilişkisinin mevcut olduğu, daha sonra davalı tarafça davacının aradaki anlaşma uyarınca gerekli mal alımını yapmadığı gerekçe gösterilerek tek taraflı olarak sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ilişkisi olmadığından davalının fesih gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususun soyut nitelikte kaldığı, söz konusu feshin gerekçe gösterilerek yapılması nedeniyle olağanüstü fesih olarak değerlendirildiği, ancak yapılan bu feshin davalı tarafın açıklamalarının soyut nitelikte olup herhangi bir dayanağı olmaması sebebiyle haklı ve geçerli bir sebebinin bulunmadığı, bu nedenle mahkememizce feshin haksız fesih olarak değerlendirildiği ve davacının TTK 122 maddesinde açıklanan denkleştirme tazminatı isteme koşullarının somut olayda gerçekleştiği kanaatine varılmakla, en son talimat yoluyla aldırılan ve mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda hesaplanan ....-TL tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine davaya bakan Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile; ".... Bu itibarla mahkemece, tek satıcılık unsurlarının somut olay bakımından irdelenmesi gerekmektedir. Davalı tarafın defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle iddia edilen dönemde Türkiye’de davacı dışında başka gerçek veya tüzel kişiye mal satılıp satılmadığı yönünden de inceleme yapılarak, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi olduğunun somut gerekçelerle tespiti halinde, TTK’nın 122. maddesi çerçevesinde denkleştirme tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ve tazminat koşullarının oluşması halinde Kanun’da belirtilen şekilde hesaplama yapılarak bir sonuca varılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle mahkememizce verilen kararın bozulması üzerine dosya mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlarda bilirkişilerden ek rapor aldırılmış, bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 13/03/2023 tarihli raporda sonuç olarak; dava dosyasında bulunan belgelerden ... ait olduğu anlaşılan ... ,... ve ... gübrelerin davalının bilgisi dahilinde davacı ... adına Kimyevi Gübre Tescil belgesi olduğu, Dava dosyasında bulunan belgelerden davalı ... şirketinin ... şirketini satın alma neticesinde davacıya Sayın Bayi/ Distiribütör başlığı altında bilgi vermesi, Davalı ... 'nin Türkiye satış raporlarından anlaşılacağı gibi dava konusu dönemlerde Türkiye'de ... A.Ş dışında başka gerçek veya tüzel kişiye ... ,... ve ... isimli Kimyevi gübrelerin satışının olmadığı, Davalı ... Türkiye satış raporlarından anlaşılacağı gibi 2005-2013 yılları arasında ..., ... ve ... isimli Kimyevi Gübrelerin dava döneminde Türkiye'de Tek Satıcısı Davacı ... olduğu kanaatine varıldığı mütalaa edilmiştir.
Hukukçu Bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 07/06/2023 tarihli raporda sonuç olarak; 2013 yılında alınan mal tutarına 2013 yılında karşılanmayan sipariş tutarı eklendiğinde; ... + ... = ... TL, 2013 yılında alınan bu mal % 158,24 fazlasına satılırsa satış tutarı: ... = ... TL, 2013 yılı faaliyet karı bu durumda ... x % 16,83= ... TL ,
Beş yılın faaliyet karlılığı ise:
2009 yılı: ... TL,
2010 yılı ...,
2011 yılı: ... TL,
2012 yılı: ... TL,
2013 yılı: ... TL ve toplam: ... TL beş yılın ortalaması ise bu rakamın beşe bölünmesi sonucu ... TL olup, 2013 yılında alınan mal tutarına 2013 yılında karşılanmayan sipariş tutarı eklenmediğinde ise; ... x ...: ... TL olduğu, 2013 yılının faaliyet karı bu durumda: ... x %16,83: ... TL olduğu,
Beş yılın faaliyet karlılığı ise:
2009 yılı: ... TL,
2010 yılı ... TL,
2011 yılı: ... TL,
2012 yılı: ... TL,
2013 yılı: ... TL ve toplam: ... TL beş yılın ortalaması ise bu rakamın beşe bölünmesi sonucu ... TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 08/01/2024 tarihli ek raporda ise; TTK m. 122/2 hükmü gereğince; Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınacağı, Tazminatın brüt gelir üzerinden hesaplanmasına karar verilmesi halinde; Son beş yılda ... TL ye aldığı ürünü %69,63 karla ... TL ise satılan malın alış maliyeti: ... TL - ... TL= ... TL olduğu, dosya kapsamından denkleştirme şartlarının oluştuğu düşünülmekte olup, değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Tek satıcılık sözleşmesi, ticari hayatın gerekleri doğrultusunda, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış sui generis bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde öyle bir sözleşmedir ki, bununla yapımcı, mamüllerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da, sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunma yükümlülüğünü üstlenir. Tek satıcılık sözleşmelerinde tek satıcının asgari alım, sürümü arttırmak için faaliyette bulunma, bilgi verme, müşteri hizmetlerini yerine getirme,yapımcının menfaatlerini koruma, sır saklama, rekabet yasağı gibi yükümlülükleri bulunmaktadır (Tandoğan Haluk, Borçlar Hukuku,Özel Borç İlişkileri, c:1, Ankara, 1985, s:27-28, 42vd., İşgüzar Hasan, Tek Satcılık Sözleşmesi, Ankara, 1989, s:14, 61-69 vd.). Tek satıcılık sözleşmesinin konusu mal ve hizmetler genellikle belli bir müşteri çevresi bulunan ve zorunlu olmamakla birlikte piyasada tanınmış bir marka içeren mal ve hizmetler olup içeriğine göre özel yasalarla da koruma altına alınabilir.
Tek satıcılık sözleşmesinde, tek satıcıya o bölgede tekel hakkı tanınmakta olup, 6102 sayılı TTK.nın 122/5.maddesine göre acentelikle ilgili denkleştirme kuralları hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanır. TTK.nın 122/1-a,b,c maddelerinde denkleştirme tazminatının talep edilme koşulları yer almaktadır.
Davacı, davalı ile aralarında tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshedildiğini ileri sürerek denkleştirme tazminatı istemekte, davalı ise aralarında tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığını savunmaktadır. Mahkememizce talimat yoluyla alınan 13/03/2023 tarihli raporda dava dosyasında bulunan belgelerden ... ait olduğu anlaşılan ... ,... ve ... gübrelerin davalının bilgisi dahilinde davacı ... adına Kimyevi Gübre Tescil belgesi olduğu, Dava dosyasında bulunan belgelerden davalı ... şirketinin ... ... ... şirketini satın alma neticesinde davacıya Sayın Bayi/ Distiribütör başlığı altında bilgi vermesi, Davalı ... 'nin Türkiye satış raporlarından anlaşılacağı gibi dava konusu dönemlerde Türkiye'de ... A.Ş dışında başka gerçek veya tüzel kişiye ... ,... ve ... isimli Kimyevi gübrelerin satışının olmadığı, Davalı ... Türkiye satış raporlarından anlaşılacağı gibi 2005-2013 yılları arasında ..., ... ve ... isimli Kimyevi Gübrelerin dava döneminde Türkiye'de Tek Satıcısı Davacı ... olduğu belirtilmiş olup, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca davacının denkleştirme tazminatı talep edebileceği dikkate alınarak dosyamız bilirkişiye tevdi edilmiş, Doç. Dr. ... tarafından düzenlenen 08/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının son 5 yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalaması olarak hesaplanan ....-TL denkleştirme tazminatının davalı tarafından ödenmesi gerektiği ancak davacı tarafça dava dilekçesinde ....-TL talep etmiş olup, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu yönden davanın kabulüne karar verilmiş, yine davacı dava tarihinden itibaren faiz talep ettiğinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizine hükmedilerek davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına da karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
... TL'nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
Davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı TUTULMASINA,
2-Alınması gerekli ....-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan ....-TL harcın mahsubu ile bakiye ....-TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan (davetiye, müzekkere, bilirkişi gideri ve harç olmak üzere) toplam ....-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ...-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
5-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/03/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır