WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

ANTALYA 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/504 Esas
KARAR NO : 2024/214
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/09/2019
KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dr. ... tarafından safra kesesi ameliyatı olduğunu, yapılan ameliyatın özensiz ve beceri kusuru ile yapılarak koledok yaralanmasına sebebiyet verildiği, sonrasında geç ve hatalı düzeltici operasyon neticesinde karaciğer naklinin günümüz itibariyle zorunlu olması karşısında ameliyatı yapan doktorun Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe şirketi olan ... A.Ş.'ye arabulucu vasıtasıyla maddi manevi zararların tazmini talepli başvurularına rağmen başvurunun anlaşmazlıkla sonuçlandığını, müvekkilinin işbu hatalı ameliyat sonrası çeşitli tedaviler gördüğünü ancak şifa bulamadığını ve karaciğer nakli riski ve ölüm ile karşı karşıya olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL geçici ve sürekli iş göremezlik ile 10.000,00TL tedavi gideri olmak üzere toplam 20.000,00TL'nin ve ... manevi tazminatın ameliyat tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faizi ile tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin temerrüdünün ihbar tarihinden hatta zararın teminat kapsamına girip girmediğini incelemeye yeterli belgelerin tebliği tarihinden itibaren başlayacağını, faizin de bu temerrüt tarihinden başlayacağını, 16.08.2019 tarihinde taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinin başlaması ile rizikonun gerçekleştiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda sigorta şirketinin temerrüdünün ihbar tarihinden hatta zararın teminat kapsamına girip girmediğini incelemeye yeterli belgelerin tebliği tarihinden itibaren başlayacağını, hekim sorumluluğu sigortasının temin ettiği hususlar ile ilgili tazminat talebinin taleple ilgili olarak mahkemenin hüküm altına alacağı yargılama giderleri ve faiz, taleple ilgili makul giderler olduğunu, tazminat talebinin olay başına uygulanacak limit dahilinde temin edileceğini, işbu dosya kapsamında TKUZMS Poliçesi ... kapsamında ... TL olduğunu, davalının sigortalısı hekimin kamu görevlisi olduğunu ve memuriyet güvencesinden yararlanmakta olduğunu, sigortacının sorumluluğunun sigortalısı hekimin kusurlu bulunmasına bağlı olduğunu, bu nedenle kusur yönünden bilirkişi incelemesi talep ettiklerini, ayrıca kusurluluğu kısmen veya tamamen ortadan kaldıran müterafik kusur veya 3. kişi kusuru durumunun da tespit edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; geçici - sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının ameliyatında hekim hatası bulunup bulunmadığı, kusurun kimde bulunduğu, davalının tazminat sorumluluk şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının maddi tazminat (geçici - sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri) ile manevi tazminat talep edip edemeyeceği edebilecek ise miktarının ne olduğu noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Davacı Tanığı ... duruşmadaki beyanında; "Davacı ... benim komşumdur. ... benim 5-6 yıldır komşumdur. Bu süre zarfında sürekli olarak sağlıklı ilgili sorunlar yaşamaktadır. Bir keresinde fenalaştığında ben de onun hastaneye kaldırılması için girişimde bulundum, hastaneye kaldırıldı. ... Hanım ev hanımıdır. ...'in ayakta durmakta zorluk çektiğini, yine ev işlerini yaparken çok zorlandığını biliyorum. ... halen sıkıntılarla uğraşmaya devam ediyor sürekli doktorlara bağlı durumdadır." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı Tanığı ... duruşmadaki beyanında; "Ablam safra kesesinden ameliyat olmuş ve ameliyatta da hatalar olmuş. Bir kez hastaneye kaldırıldığında beni hastaneden aradılar. Bana doktor ablamın durumunun iyi olmadığını, ölümün ayağının dibinde olduğunu, ameliyattan başka çare olmadığını söyledi. Ben de başka çare olmaması nedeniyle verilen evraklara imza attım. Daha sonra ameliyat oldu, düzelemedi. Bu süre zarfında çok antibiyotik kullandı. Kas kayıpları oldu. Ağzındaki bütün dişler çürüdü. Şu anda bile hala öyledir. Hastalığı iyileşmemiştir. Ablamın çocukları vardır , fakat onlar uzaktadır. Yani ablamın bizden başka kimsesi yoktur. Ablam yoğun bakımlarda çok kaldı. Ablam çok acı ve ıstırap çekti halen de ıstırapları devam ediyor. Az evvel söylemiş olduğum bana evrak imzalattırılan olay 2018 Kasım ayında yapılan ameliyata ilişkindir. Yani benim doğrudan bu dava konusu ameliyata ilişkin bir imzam yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Uzm. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 14/04/2022 tarihli raporda; davacı ... kolelitiazis tanısı ile Antalya EA Hastanesinde Doç. Dr. ... tarafından yapılan ameliyat ve sonrasında gelişen durum değerlendirildiğinde;
A) 01.02.2010 tarihinde yapılan ameliyat açısından; Ameliyatın tekniğinin uygun olduğu, ameliyat sırasında koledok kesisinin bu tür ameliyatlarda beklenen bir komplikasyon olduğu, bunun nedeninin tamamı ile dokuların birbirine yakın olması ve ayırıcı tanı aşamasında cerrahı yanıltabileceği olduğunu, yapılan laparoskopik kolesistektomi esnasında koledok yaralanmasının tespit edilmesi ameliyat ekibi ve hasta açısından kıymetli bir durum olduğunu, safranın karın içerisine bulaşmaması ve enfeksiyon riski olmadan açık ameliyata geçilerek koledoko-jejunostomi yapılmasının uygun bir uygulama olduğu,
Bu aşamada ameliyat ekibine bir kusur verilmesinin mümkün olmadığı ve ortaya çıkan koledok kesisi Laparoskopik kolesistektomi ameliyatlarında karşımıza çıkan bir istenmeyen durum olduğunu,
Komplikasyonun yönetimi ve tedavisinin uygun olarak yapıldığı ve hastanın ... tarihinde taburcu edildiğinin anlaşılmakta olduğunu,
Bilgilendirilmiş Rıza Belgesi’nin imzalanmış olduğunun görüldüğünü,
B) 10.6.2011 tarihinden sonra gelişen klinik durumun değerlendirilmesi; ... nın 10.06.2011 tarihinde kadar bir semptom göstermediği ve bu tarihten sonra koledoko-jejunal anastomoz seviyesinde darlık saptanarak klinik olarak rahatsızlık geliştiği ve söz konusu darlığın genişletilmesine yönelik olarak tedaviler uygulandığının anlaşıldığını,
Yapılan tedaviler değerlendirildiğinde, yapılan işlemlerin uygun olduğu ve zamanında uygulandığı ancak tıbben ne yazık ki bu tür darlıkların kendisini karaciğer enzim yüksekliği ve ateş, sarılık, karın ağrısı ile karakterize kolanjit tablosu ile kendisini gösterebileceği, tedavi edilmesine rağmen darlığın tekrar edebileceğini, hatta her türlü ameliyat ve tedavi girişimi yapılmasına rağmen portal hipertansiyon ve karaciğer yetmezliği ile sonuçlanabileceğinin de bilinen bir durum olduğunu,
C) Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı - Yoğun Bakım Yan Dal Uzmanı Prof. Dr. ... (...)’a ait mahkeme dosyasına sunulan 25/02/2022 tarihli Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde yapılan değerlendirme de; Hasta ... ’nın kolelitiazis nedeni ile genel anestezi altında uygulanan laparoskopik kolesistektomi ameliyat esnasında tam kat koledok injürisi nedeni ile eş zamanlı açık ameliyata geçildiği koledekojejunal anostamoz yapıldığı, post operatif takip ve tedavilerini sürdürdüğü mevcut dosya bilgilerinden anlaşıldığını,
Gelişen komplikasyon kişinin anatomik varyasyonu preoperatif radyolojik görüntülenme ile saptanamayacağından ameliyat esnasında gelişmesinin mümkün olduğu, cerrahın bu komplikasyonu anında tespit etmesi ve gerekli müdahaleyi yapması gerektiğini, bu hastada gelişen komplikasyon anında tespit edildiğini, açık ameliyata dönüldüğünü ve gereken koledekojejunal anostamoz yapıldığını, yapılan bu müdahalenin de olası komplikasyonu drenaj problemleri geliştiğini, bu konuda gerekli müdahaleler yapıldığını, enfeksiyon, abse gelişimi bu yapılan girişimlerde görülen komplikasyon olduğunu, ameliyathane dışında girişimsel radyoloji alanlarından, kullanılan malzemelerden kaynaklanabildiği gibi önde gelen neden kişinin dokusal, immünolojik yapılanması da olabildiğini, bunun tam olarak saptanamadığını, bu enfeksiyonların hayatı tehdit edeceğini, bu hastada gelişen enfeksiyonun başarı ile tedavi edildiğini,
Stentin 2 parça kırık saptanması da kullanılan malzeme kaynaklı olup, bunun da drenajı yetersiz kıldığından hastanın mükerrer operasyon geçirdiği, hastanın geçirdiği operasyon ve gelişen komplikasyonlarda tüm ilgili hekimlerin gereken zamanda gerekli müdahaleyi yapmış oldukları, zorlu uzun süren tedavileri başarı ile yerine getirdikleri saptanmıştır şeklinde kayıtlı olduğu,
Sonuç olarak; davacı ... kolelitiazis tanısı ile Antalya EA Hastanesinde Doç. Dr. ... tarafından yapılan ameliyat ve sonrasında gelişen durum değerlendirildiğinde raporun tıbbi değerlendirme kısmında gerekçesi belirtildiği üzere, Dr. ...'ın uygulamış olduğu Laparoskopik kolesistektomi ameliyatı sonrasında gelişen durumlar açısından değerlendirildiğinde atfı kabil bir kusurun olmadığı yönünde görüş ve kanaatte bulundukları anlaşılmıştır.
Davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi bakımından bir kez de İstanbul ATK ... İhtisas Dairesinden rapor alınmış, 17/10/2023 tarihli ATK raporunda;
Kişinin safra kesesinde taş tespit edilmesi üzerine Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ... tarihinde laparoskopik kolesistektomi ameliyatı yapıldığı, ameliyat esnasında safra yollarında yaralanma şüphesi üzerine açık ameliyata geçildiği, koledokojejunostomi yapıldığı, ameliyat sonrası tedavilerinin tamamlanması, yapılan USG’de belirgin patoloji saptanmaması ve drenden geleni olmaması üzerine taburcu edildiği, 10/06/2011 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde intrahepatik safra yollarında genişleme ve anastomoz bölgesinde daralma saptanması üzerine Perkütan Transhepatik Kolanjiografi, biliyer stent ve koledok dilatasyonu ameliyatları yapıldığı, 24/05/2015 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde karaciğerde ve batında apse tespit edildiği, drenajı yapıldığı, çekilen MRCP'de intrahepatik safra yollarında dilatasyon izlendiği, stent içerisinden jejunuma geçiş izlenmediği, stentin pozisyonunda değişiklik ve kırık ile uyumlu görünüm izlenmesi üzerine perkutan transhepatik bilier internal drenaj katateri takıldığı anlaşılmakla;
Kişiye ... tarihinde safra kesesinde taş tanısıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan laparoskopik kolesistektomi ameliyatı endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat esnasında sistik kanal bağlanıp kesildikten sonra keseyle bağlantılı ikinci bir kanal olduğunun fark edildiği, ilk kesilen kanalın koledok olduğundan şüphelenildiği, kesenin batın dışına alındığı, dolayısıyla kese ile bağlantılı ikinci kanalın kesildiğinin anlaşıldığı, ameliyat notunda koledok yaralanmasından bahsedilmediği, ancak yapılan koledokojejunostomi ameliyatının bu yaralanmaya bağlı yapıldığının düşünüldüğü, ameliyat sırasında gelişen söz konusu bu koledok yaralanmasının ameliyatın her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, oluşan yaralanmanın zamanında tanısı konularak açık ameliyata geçilerek kişiye koledokojejunostomi ameliyatı yapılmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, koledokojejunostomi ameliyatlarında kolanjit riskini ve iskemiye bağlı darlığı önlemek amacıyla koledok seviyesinin daha yukarısından, Roux-N-Y ve tek kat üzerinden hepatikojejunostomi yapılması daha uygun bir yaklaşım olmakla birlikte, kişiye Roux-N-Y tercih edilmeden ve çift kat üzerinden koledokojejunostomi yapıldığının anlaşıldığı, bu ameliyat yönteminin tercih edilmesinin tıbbi hata olarak değerlendirilemeyeceği, ameliyat sonrası ikinci güne ait takip notlarında drenden 50 cc geleni olduğu ancak içeriğinin belirtilmediğinin görüldüğü ancak takiplerinde sorun olmayan kişinin taburcu edilmesinin uygun olduğu, ameliyattan sonraki yaklaşık 1,5 yıllık süre içerisinde kişinin aynı hastaneye başvurusunun dosyada mevcut olmadığı, 10/06/2011 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde tespit edilen intrahepatik safra yollarında genişleme ve anastomoz bölgesinde daralmanın yapılan koledokojejunostomi ameliyatının her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, dosyada kayıtlı bilgilerden kişinin ilgili hekimin takibinden çıkmış olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle komplikasyon yönetimi imkanının kalmadığı göz önüne alındığında; kişinin tanı, takip ve tedavisinde yer alan ilgili hekim ve diğer sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten davalı idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı,
Kişiye 10/06/2011 tarihinde intrahepatik safra yollarında genişleme ve anastomoz bölgesinde daralma nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yapılan Perkütan Transhepatik Kolanjiografi, biliyer stent ve koledok dilatasyonu ameliyatlarının endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, dosyada mevcut tıbbi belgelerden kişinin tekrar bu hastaneye başvurusunun olmadığının anlaşıldığı, bu ameliyat sonrasındaki en yakın tarihli tıbbi evrakın Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 06/04/2015 tarihli Abdomen USG raporu olduğu, karın ağrısı nedeniyle çekilen USG’de karaciğerde kistik kitleler ve intrahepatik safra yolları hafif dilate olduğu tespit edildiği, kişide tespit edilen batın içi abse ve intrahepatik safra yolları darlığının ve çekilen MRCP’de stent içerisinden jejunuma geçiş izlenmemesi üzerine yapılan perkutan transhepatik kolanjiografide stentin pozisyonunda değişiklik ve kırık ile uyumlu görünüm izlendiği, bu durumun söz konusu ameliyatların her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyonu olarak değerlendirilmekle birlikte kişiye 10/06/2011 tarihinde takılmış olan stentin dört yıl boyunca çıkartılmadığının görüldüğü, ameliyat edilemeyen malign tümörlerde ya da genel anestezi alamayacak kişilerde kalıcı stent takılabileceği gibi, balon dilatasyon gibi cerrahi dışı yöntemlerin de uygulanabileceği, ancak balon dilatasyon gibi cerrahi dışı yöntemlerle safra akışının sağlanamadığı durumlarda rekonstrüksiyon cerrahi yapılmasının uygun bir yaklaşım olduğu, mevcut durumda safra yolu yaralanması nedeniyle yapılan anastomoz sonrası gelişen darlık için konulan stentin 4 yıl boyunca kalmasının tıbben uygun olmadığı, kişinin takibini yapan ilgili hekimlerin adli tahkikatla saptanmasının uygun olduğu,
Kişiye 24/05/2015 tarihinde batında abse ve intrahepatik safra yollarında darlık tanısıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan abse drenajı ve perkutan transhepatik bilier internal drenaj katateri ameliyatı endikasyon ve tekniğinin, ameliyat sonrası yapılan takip ve tedavilerinin tıbben uygun olduğu göz önüne alındığında; kişinin tanı, takip ve tedavisinde yer alan ilgili hekim ve diğer sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten davalı idarenin organizasyon hatasının saptanmadığı oy birliği ile mütalaa edilmiştir.
Dava ... tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Dr. ... tarafından yapılan safra kesesi ameliyatı neticesinde koledok yaralanmasına sebebiyet verildiği ve sonrasında oluşan komplikasyonlar nedeni ile karaciğer naklinin zorunlu olması karşısında ameliyatı yapan doktorun Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe şirketi olan ... A.Ş.'ye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bu bağlamda sigortalısı olduğu doktorun kusur durumuna bağlıdır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda alınan tüm bilirkişi raporlarında ameliyati gerçekleştiren dava dışı sigortalı hekimin tanı, takip ve tedavisinde yer alan ilgili hekim ve diğer sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu belirtilmiş olmakla davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.434,51.-TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırıldığı anlaşılan 1.006,91.-TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat davasının tümden reddedilmiş olması da dikkate alınarak hesaplanan 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
5-Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat davasının tümden reddedilmiş olması da dikkate alınarak hesaplanan 17.900,00.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE,
6-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesine müteakip davacı tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 19/03/2024

Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır