T.C.
ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/243 Esas
KARAR NO : 2024/78
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/05/2019
KARAR TARİHİ : 26/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; Mülkiyeti ... Şti.'ne ait, sürücüsü ... olan ... plakalı araç ile ... tarihinde ... Mahallesi ... Bulvarı ile ... Caddesi kesişiminde ... istikametine doğru seyir halindeyken davacıların murisi ...'a çarpılması sonucu murisin vefatına sebebiyet verilmiş olduğunu, araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğu ve bu nedenle bahse konu kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, ayrıca sürücünün, SRC (mesleki yeterlilik) belgesi sahibi olmadığını, bunun için gerekli olan 66 yaşından gün almamış olma şartını da sağlamadığını, işleten konumundaki davalı ... Şti., ve sürücü konumundaki davalı ...'ın, kazaya sebebiyet veren eylemleri açısından gerek KTK kapsamında gerekse de yasal şartların taşınmaması sebebiyle ağır kusurlu ve sorumlu olduklarını, yapılan ölü muayenesinde müteveffanın ölümünün, genel beden travmasına bağlı kafa içi değişimler sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın ölümünde söz konusu kaza dışında bir etki olduğu sonucuna ulaşılabilecek harici bir bulguya rastlanılmadığını, meydana gelen kaza sebebiyle davalı sürücü ... hakkında Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla yargılama yapıldığını, ancak dosyanın halen daha derdest olduğunu, davalıların kusuruyla neden olduğu kaza sonucunda davacıların murisi ...'ın feci şekilde hayatını kaybetmiş olduğunu, geride kalan davacıların yaşadığı acı, elem ve kederin tahayyül edilemeyeceğini, ayrıca davacıların, murislerinin maddi-manevi desteğinden yoksun kalmış olduklarını, davaya konu kazanın aile üyelerine büyük bir çöküntü yaşattığını, psikolojik olarak harap olduklarını, bunun ise maddi bir karşılığının olamayacağını, söz konusu kaza sebebiyle kahrolan ve manevi yıkım içinde bulunan ailenin uğramış olduğu zararların telafisi mümkün olmasa da, bir nebze de olsa maddi ve manevi zararlarının giderilmesi gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 99 uyarınca sigorta şirketine ... tarihinde kargo yoluyla başvurulmuş olduğunu, ilgili evrakların ... tarihinde sigorta şirketince teslim alınmış olduğunu, ancak sigorta şirketince yasal süre içerisinde cevap verilmediğini, bunun üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi uyarınca davalı taraflarla ... dosya numarasıyla zorunlu arabuluculuk görüşmelerine başlanmış olduğunu ancak bu görüşmelerden de sonuç alınamadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik; her bir davacı için 500 TL olmak üzere toplam 3.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve cenaze giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden, ... yönünden ise başvuru tarihinden itibaren ticari faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine ve müvekkillere ödenmesine, her bir davacı için 50.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 300.000,00TL manevi tazminatın sürücü ...'tan, araç maliki ... Şti.'den ve ... A.Ş'den (poliçe kapsamıyla sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu bedel kadarıyla) yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davacılara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kaza tarihinde ... Şti.'de şoför olarak çalıştığını, müvekkilinin her zamanki çalışma saatleri gereğince taşımasını gerçekleştirdiği personelleri iş yerinden alarak evlerine bırakmak üzerinde saat ... civarında organize sanayi bölgesinden çıkış yapmış olduğunu, müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracı ... personelleri tarafından tutulan kaza tutanağındaki tespitlerin tam aksine trafik kurallarına uygun bir şekilde kullandığını, müvekkilinin kullandığı ... plaka sayılı araçta uydu takip sistemi kullanıldığını ve aracın tüm yol boyunca seyrinin kayıt altına alındığını, müvekkilinin her zamanki gibi aracını hız sınırı ve yol durumuna uygun şekilde kullandığını sırada davacıların murisi ...'ın trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde yaya olarak seyretmesi nedeniyle davacılar murisinin ağır kusuru nedeniyle iş bu kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin aracındaki uydu takip sistemi kaydı incelendiğinde ...'ın ağır kusurlu eylemi nedeniyle gerçekleşen kaza anında müvekkilinin aracı yönlendirdiği hız miktarının saatte 53 kilometre olduğunu, trafik şube müdürlüğü personelleri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağına bakıldığında kazanın gerçekleştiği yolda hız sınırının saatte en fazla 100 kilometre olduğunu, iddia edildiğinin tam aksine müvekkilinin aracı yol durumuna uygun şekilde sevk ve idare etmek için elinden gelen gayreti ortaya koyduğunu, davacılar murisinin iş bu kazanın gerçekleşmesinde ağır kusurlu olduğunu, yayaların seyrine uygun alanda olmayıp bizzat taşıt trafiğine ayrılan alanı işgal ederek sadece davalının sevk ve idaresindeki aracı tehlikeye atmakla kalmayıp taşıt trafiğine ayrılmış olan alandaki tüm araçların seyrini tehlikeye düşürmüş olduğunu, davacılar murisinin yayalara ayrılan ve 200 metre geride bulunan yaya üst geçidini kullanıp yolun karşı yanına geçme imkanı varken bu imkanı kullanmayıp taşıt trafiğini tehlikeye sokacak şekilde otoyol alanı işgal etmiş olduğunu, bahse konu kazanın tespit tutanağı incelendiğinde kazanın gerçekleştiği mevki itibariyle otoyolun yol güvenliği açısından durumu incelendiğinde ne bir yol korkuluğu ne bir yaya yolu ne de bir trafik işaret levhası bulunduğunu, ayrıca kazadan sonra kolluk tarafından bilgi ve görüleri alınan araç içerisindeki şahısların verdikleri beyanlarında davalının aracını yol şartlarına uygun kullanmadığı yönünde bir beyanlarının bulunmadığını, müvekkilinin aracını saatte 53 kilometre hızla yol durumuna uygun şekilde kullanmış olması karşısında hem yol güvenliğinin yayalar için tehlikeli olması hem de yaya olarak trafikte seyreden davacılar murisinin ağır kusurlu eylemi gerçekleştirmesi karşılaştırıldığında kazaya sebebiyet veren yanın açıkça davacılar murisi olduğunu, tüm kusurun davacılar murisinde olduğunu, davacıların eldeki dosya ile talep ettikleri tazminat miktarının fahiş olduğunu, tüm açıklanan nedenlerle davanın tümden reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... Şti vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karışan aracın müvekkili şirkete ait olduğunu ancak sevk ve idaresinin davalı ...'ın olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluğu yerine getirdiğini, bahse konu kaza nedeniyle müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, müvekkilinin taşıma hizmeti verebilmesi için ... tarafından verilen yetki belgesi verildiğini, müvekkilinin bahse konu kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, polis tutanağının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait aracın hızını yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmuş olduğunu, herhangi bir ihlalinin mevcut olmadığını, kazanın meydana geldiği mevkinin trafiğin sürekli ve yoğun olduğu bir yer olduğunu, dört şerit gidiş, dört şerit gelişi olan bir yol güzergahından oluştuğunu, böyle bir yoldan herhangi bir yayanın yaya geçidi veyahut üst geçit olmadan geçmesinin neredeyse imkansız olduğunu, hız kayıtlarının müvekkili şirketçe her araç için düzenli olarak tutulduğunu, ... plakalı araç için tutulan kaydın da CD içerisinde mevcut olduğunu, kazaya ilişkin olarak Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, tüm itirazlar doğrultusunda davanın tümden reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ... başlangıç ve ... bitiş tarihli ... no’lu İhtiyari Mali Mesuliyet teminatına havi Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, anılan poliçe kapsamında eldeki dosya ile mahkemece manevi tazminata hükmedebilmesinin ön koşulu olarak sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın poliçe limitinin azami sınırı üzerinden manevi zarar talep etmiş olduğunu, talep edilen tutarın fahiş olduğunu, bu poliçede yer alan manevi tazminat talepleri ile ilgili poliçe limitlerinin %25 kombine limiti ile dahil edilmiş olduğunu, sigortalının kusurunun tespiti halinde kusur oranında sorumlu olabileceğini, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığından, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı ... A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi değiştirilmiş, trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak tam ve eksiksiz başvurunun bir dava şartı haline getirilmiş olduğunu, davacılarca tam ve eksiksiz bir başvurunun bulunmadığını bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, başvuruya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili ... A.Ş. nezdinde ... numaralı Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi ile ...-... tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğun ise poliçe limitiyle sınırlı olabileceğini, masraf, vekâlet ücreti sorumluluğuna ilişkin olarak da bu miktara isabet eden oranlarda olabileceğini, poliçe limitinin maktuen ödenecek miktar olamayacağını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini, başvurucu tarafın sigortalı araç sürücüsüne raci kusur ve zararı kanıtlayamaması halinde müvekkili şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacı yanın taleplerinin fahiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın tümden reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili Av. ...'ın ... tarihli dilekçesi ile Antalya Barosunca alınan karar neticesinde avukatlık mesleğini bıraktığını bildirir dilekçe sunduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Taraflar hakkında ekonomik ve sosyal durum tespiti yapılmış, davalı ...'in kaza tarihi itibariyle SRC belgesinin olup olmadığı hususunun emniyetten sorulduğu, SGK'dan davacıların kayıtlarının ve murislerinin ölümü nedeniyle herhangi bir ödeme veya gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulduğu, taraf tanıklarının beyanlarının alınabilmesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, tarafların kusur oranına itiraz ettikleri bunun üzerine kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna tevdisinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün ... tarihli cevabi yazısında; müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle rücuya tabi herhangi bir ödemenin olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Antalya İl Emniyet Müdürlüğünün ... tarihli cevabi yazısında; Polnet bilgisayar kayıtlarında ... günü itibarıyla ... T.C.kimlik numaralı ... adına düzenlenmiş SRC belgesinin tespit edilemediğini, şahıs adına kaza tarihi olan ... tarihinde SRC Belgesinin olup olmadığı taraflarınca tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı tanığı ...'un; " Ben davacı ...'ın oturduğu apartmanın yöneticisiyim. ... Hanım 4 kişi yaşıyorlar. Rahmetli ...'i de tanırım. ... ve ... ile birlikte oturmaktadır. ... anne babasına katkıda bulunuyor mu bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla davacı şuan da çalışmıyor. ...'in de büyük bir tırı vardı. Nakliye işi yapardı. Durumları iyiydi. ...'in birikmişi yoktu, ... Hanım da çalışmıyor. Çocuklar okuyor, bu nedenle zorluk çekiyorlar" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'ün; "Davacı ... benim ablam olur. Ben trafik kazasını görmedim. Kaza olduğu tarihte eniştem ... kamyonculuk yapardı. Kamyon kendisine aitti. Aylık kazancı ortalama 6-7 Bin civarıydı. Ablam kaza olduğu tarihte çalışmıyordu. Çocuklardan biri kaza olduğu tarihte 15,13 ve 10 yaşlarındaydı. Ablam eniştem vefat edince eniştemden kalan aylıkla geçimini sağlamaya çalıştı. Ablam kendi evlerinde kalıyor çocuklar okuyor sıkıntı çekiyor. Ablam kendince sigortasız olarak ufak tefek tarla işlerine gidiyor, " şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'in; "Ben davacı ...'in görümcesinin eşiyim. Vefat eden ... Bey tırcılık yapardı. Aylık ortalama 10 Binin üzerinde kazancı vardı. Vefat ettiğinde çocukları küçüktü, eşi çalışmıyordu. Vefat ettikten bu yana ... Hanım zor kanaat geçinir. Ölmeden önce ev eşyaları almıştı. ... Hanım bunların taksitlerini bile zor ödüyor. Çocuklar üniversiteye hazırlanmaktadır. En büyük ve ortanca çocuk üniversiteye gidebilmek için bu yaz dayılarının yanında çalıştır" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'ın; "Davacılardan dede ... benim amcam olur. Ben ... Hanımla yakın otururum. Kazadan önce ben ...'da yaşamıyordum. ... şuan eşinden kalan maaşla ve ufak tefek yevmiye işleri ile geçimini sağlamaya çalışır. Çocukları okumaktadır, başka bir bilgim yoktur, " şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'ın; "... benim çocukluk arkadaşım olur. ... eşini kaybetmeden önce durumları çok iyiydi. Söylediğine göre 7-8 Bin TL gelirleri vardı. Taksit de ödüyorlardı. Vefat edince bu taksitler ödenemedi. Şuan da geçimleri zordur. Kayın pederinin yardımları ile geçinmeye çalışıyorlar. Eş dost yardım ediyorlar. Çocukların üçü de okumaktadır, ... kendi evlerinde oturmaktadır" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'un; "Ben davacıların murisi ...'ın yakın arkadaşıydım. Ben de onun gibi tır şoförüyüm. Aylık kazancımız sabit değildir. 3 Bin TL ila 5 Bin TL arasında yaptığımız sefere göre aldığımız maaş değişir. ...'in kendi aracıydı. Şöfor olarak çalışmazdı. ...'in de kazancı aylık 3 Bin TL ila 5 Bin TL arası değişmektedir. Babası ... emeklidir. Annesi ... ev hanımımdır. Çocuklarından da ... 20 yaşına yakındır. Kaza olduğu tarihte çocukların 3'ü de öğrenciydi. Eşi ... de ev hanımıdır. ...'in vefatından sonra maddi olarak ...'in babası ... ve annesi ... destek olarak geçimlerine yardım etmiştir. ... Hanım da ufak tefek tarla işlerine gider. Çocukların bildiğim kadarıyla ekstra bir hastane masrafları ya da eğitim masrafları yoktur, kazadan dolayı ... Hanım ve ailesi çok üzüldüler. Kazadan önce ...'da parmakla gösterilecek bir aileydi. Birbirlerine çok düşkündüler" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalıların kusur oranına itirazları üzerine dosyanın adli tıp kurumuna gönderilerek tarafların kusur oranlarının tespiti istenilmiş olup 19/08/2022 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda özetle; "Olay mahalli, 19 m platform genişliğine sahip tek yönlü, orta refüjle bölünmüş asfalt kaplama devlet karayolu, hava yağmurlu, zemin ıslak ve mahal yerleşim yeri dışında olduğu, trafik kazası tespit tutanağında gün durumu gece olarak kodlanmış ise de olay tarihi ve saati ve gerekse kazaya karışan araç sürücüsünün ifadesi dikkate alındığında vakti gece olduğu anlaşılmış olduğu, aynı tutanağın 1. sayfasında bulunan ilk çarpışma yerinin ''banket üzerinde'' olarak belirtildiği, ancak kaza yeri krokisinde çarpma noktasının yol içerisinde işaretlendiği, çarpma sonrası müteveffa yayanın 7 metre sağ ileriye savrulduğu, davalı sürücüye ait aracın ise çarpma noktasına 42 metre ileride durarak son konumunu aldığı, müteveffa yayanın kaza öncesi hareketinin tespit edilemedi şeklinde belirtildiği, yaya giysi özelliğinin koyu olarak kodlandığı, çarpma noktasına 200 metre uzaklıkta yaya üst geçidinin bulunduğu, alternatifli inceleme ile; çarpma noktasının bankette olduğunu kabulü halinde; davalı sürücü ..., idaresindeki araç ile yolun nizami sınırları takiben seyre özen göstermeyip sağa manevrayla taşıt yolunu terk ederek olağan hallerde yayalar ve zorunlu haller nedeniyle araçların park edilmesinin beklendiği seyir maksadıyla kullanılması yasaklanmış bankete girerek bankette bulunan yayaya çarpmış olduğu, olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri ile asli kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ın, taşıt yolu dışında bankette bulunduğu sıra taşıt yolunu terk eden davalı yönetimindeki araç tarafından çarpıldığı olayda, olayın oluşu üzerinde herhangi bir hatalı tutum ve davranışının olmadığı ve mevcut şartlarda alabileceği bir önlemin bulunmadığı anlaşılmakla kusursuz olduğu, b) Çarpma noktasının kaplamada, taşıt yolu sınırları içinde olduğunu kabulü halinde ise; davalı sürücü ..., idaresindeki araç ile meskun mahal sınırları dışındaki yolda kontrolsüzce seyir şeridine giren yayaya çarpması sonucu karıştığı kazada, olayın oluşu üzerinde herhangi bir hatalı tutum ve davranışının olmadığı ve mevcut şartlarda alabileceği bir önlemin bulunmadığı anlaşılmakla kusursuz olduğu, müteveffa yaya ...'ın, yağmurlu havada, görüşün kısıtlı olduğu yolda hız tahdidi yerleşim yerlerine göre yüksek olan yola yaklaşan aracın hız ve mesafesine dikkat etmeden kontrolsüzce giriş yaparak davalı yönetimindeki vasıtanın geçiş hakkını engelleyip önünü kapayarak kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketleri ile asli kusurlu olduğunu, sonuç itibari ile; a) Çarpma noktasının bankette olduğunu kabulü halinde; davalı sürücü ...’ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu, müteveffa yaya ...’ın kusursuz olduğu, b) çarpma noktasının kaplamada, taşıt yolu sınırları içinde olduğunu kabulü halinde; Davalı sürücü ...’ın kusursuz, Müteveffa yaya ...’ın %100(yüzde yüz) oranında kusurlu " olabileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; olay nedeniyle sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan yapılan yargılama sonucu ... tarih ... Esas - ... Karar sayılı karar ile müteveffanın banketten çıkıp taşıt yoluna girip olumsuz hava koşulları ve koyu renk kıyafetler giymesi nedeniyle kazanın gerçekleştiği bu nedenle olayda sanığın herhangi bir kusurunun olmadığı gerekçesi ile beraatine karar verildiği, kararın ... tarihinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava, ... tarihinde davacıların murisi ...'ın ölümü ile sonuçlanan trafik kazası nedeniyle olaya karışan sürücü davalı ..., araç işleteni ... Şti., ve sigorta şirketleri aleyhine açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Dava konusu trafik kazası ile ilgili asliye ceza mahkemesinde dava açılmış, dava sonucunda davalı taraf sürücüsünün kazada herhangi bir kusuru olmadığı gerekçesi ile beraatine karar verilerek kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinde verilen beraat kararları hukuk hakimini bağlamasa da ceza yargılamasında kesinleşen olaya ilişkin maddi olgular hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olduğundan mahkememizce de davalı sürücünün herhangi bir kusurunun olmadığı kabul edilerek diğer davalıların da herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı sonucuna varılmakla davanın tümden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M : Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere,
Davanın Reddine,
1-Alınması gerekli 427,60TL harcın peşin alınan 1.034,90TL harçtan mahsubu ile artan 607,30TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
2-Davacının yaptığı yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
3-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen 1.320,00TL yargılama giderinin 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Maddi tazminat talebi yönünden; Davalı yan kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir olunan 3.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
6-Manevi tazminat talebi yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, reddedilen ... TL üzerinden (manevi tazminat davasının tamamının reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden) davalı lehine takdir edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, tarafların HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulünce anlatıldı.26/01/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!