WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

ANTALYA 1. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/226 Esas
KARAR NO : 2024/145
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2020
KARAR TARİHİ : 20/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)’nun 5/a maddesi uyarınca, dava konusu uyuşmazlık hakkında dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğu ve Antalya Arabuluculuk Bürosu’nun ... no’lu dosyası altında yürütülen sürecin ... tarihinde “Anlaşamama” ile sonuçlandığını, Rekabet Kurulu (Kurul)’nun ... tarih ve ... sayılı kararında, davalının votka ve cin pazarlarında hakim durumda olduğu ve bu pazarlarda rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile hakim durumunu kötüye kullandığını, dolayısıyla 4054 sayılı Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiğini, votka ve cin pazarlarında ihlal tespiti yapan Kurulun anılan Kararına karşı davalının iptal davası açmayarak kararda yer alan ihlal tespitlerini kabul ettiğini, kurulun ... tarih ve ... sayılı kararında, votka ve cin pazarlarında davalının rekabeti ihlal ettiği tespitine karşın davalıya idari para cezası verilmemesi nedeniyle davacının başvurusu sonucu oluşan “İPTAL” hükmü üzerine, Kurulca ihdas olunan ve ... tarih ve ... sayılı kararının alındığını, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışa sunulan ... (...)’nün davalı tarafından devralınmasına izin verilmesi talebinin değerlendirildiği kurulun ... tarih ve ... sayılı kararında, işlemin taahhütsüz olarak uygulanması halinde davalının rakı ve cin pazarlarında hakim durumunu güçlendireceğini, votka pazarında ise hakim duruma geçeceği ve bu şekilde rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracağından 4054 sayılı Kanunun 7'nci maddesi çerçevesinde işleme izin verilemeyeceği belirtilerek davalı tarafından Rekabet Kurumuna sunulan ana (...’ın ...markası hariç rakı, cin, likör ve votka varlıklarının tamamının elden çıkarılması) ve diğer taahhütler çerçevesinde işleme koşullu izin verildiği; bu izin çerçevesinde, davalının ... markası hariç ... kapsamında devralmış olduğu tüm varlıklar ile ... markasını belli bir süre içerisinde uygun bir alıcıya satma yükümlülüğünü yerine getirmek üzere ...’ın davacıya devredilmesi işlemine ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile izin verildiği; ancak davalının kötüye kullanma davranışları nedeniyle ...’ı ve ... markasını devralan davacının devam eden süreçte satışlarının ve devraldığı pazar payının düşmesi suretiyle zarara uğratıldığını, davalının votka ve cin pazarındaki kötüye kullanma davranışından en büyük zararı ilgili pazardaki en büyük rakiplerinden biri olan davacının gördüğü, Rekabet Kurumu tarafından yapılan incelemeler sonucunda votka ve cin pazarlarında hakim durumda olan davalının rekabet ihlali niteliğindeki eylemlerinin müşterilerin kendisinden alım yapmasının artırılması, buna paralel şekilde rakiplerden alımların azalması ve imzalanan senetlerin işleme konulması tehdidi altında satış noktalarının hedeflerini azami ölçüde tutturmaya yönelten, aralarında davacının da bulunduğu rakipleri dışlayan davranışlarının olduğunun değerlendirildiğini ve davalı tarafından belirlenen hedefleri gerçekleştirme oranlarının yüksek olduğu satış noktalarında rakip firmaların ürünlerinin satışının düşük kaldığını, satış potansiyeli yüksek ve önemli olarak nitelenen satış noktaları ile yapılan rekabet hukukuna aykırı nitelikteki anlaşmalarının rakipler üzerindeki olumsuz etkisini artırdığının tespit edildiğini, dolayısıyla davalının rekabeti bozucu uygulamaları ile davacının zarara uğramasına ilişkin illiyet bağının Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararında ortaya konulduğunu, davalının votka ve cin pazarlarında rekabeti ihlal eden uygulamalarının etkisinin 2013 yılından itibaren kendisini göstermeye başladığını, Kurulun konuya ilişkin ihlal kararının 2017 yılında alınması ve davacının uğradığı zararın 2017 yılında da devam etmesi nedenleriyle tazminat hesabı için 2013-2017 döneminin esas alınmasının yerinde olacağını, ancak ... tarihli yazıda ilgili dönemlerin 2013-2020 yılları olarak revize edildiğini, rekabet hukuku ihlallerinin tespitinin ardından ihlalden kaynaklanan zararın tazmini konusunun yeni bir alan olduğu ve ülkemizdeki uygulamaların oldukça kısıtlı olduğunu, bu nedenle rekabet hukuku uygulamalarında olduğu gibi, tazminat süreçlerinde de Avrupa Birliği (AB) uygulamalarının önemli bir kılavuz haline geldiğini ve konuya ilişkin “AB’nin İşleyişine Dair Anlaşma’nın 101. ve 102. Maddelerinin İhlali Durumunda Açılacak Tazminat Davalarında Zararın Hesaplanmasına Dair Uygulama Kılavuzu”1 (AB Uygulama Kılavuzu)’nda zararların hesaplanması konusundaki yöntemlerin açıklandığı ve anılan AB Uygulama Kılavuzunda ana prensiplerin ortaya konulduğu belirtilerek bu çerçevede davacının davalı tarafından yapılan rekabet hukuku ihlalinden gördüğü zararın, yoksun kaldığı karın ve diğer unsurlarla birlikte ödenmesi gereken tazminatın hesaplanması sürecinin ‘rakipleri piyasa dışına itmeye yönelik (dışlayıcı) davranışlar’ kapsamında açıklanabileceğini, rekabet ihlali uygulamalarının doğası gereği belirlilik ve kesinlik derecesine yönelik önemli kısıtlara tabi olması nedeniyle uğranan zararın tek bir doğru tutarının belirlenmesinin mümkün olmadığı ama varsayım ve yaklaşık değerlere dayanarak iyi tahminlerin yapılabileceğini, davalının haksız fiil niteliğindeki eylemleri nedeniyle davacının uğradığı zararların pazar payı kaybı ve kâr marjı kaybından kaynaklanan yoksun kalınan kâr ile Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulamaları çerçevesinde zararın davacı aleyhine doğan finansal yüke yansıması şeklinde gruplandırılmak suretiyle nasıl hesaplanabileceğinin belirtildiği, bu çerçevede davacının ticari defter, fatura, finansal tabloları ve belgeleriyle ilgili döneme ilişkin piyasa koşullarının konusunda uzman bilirkişilerce incelenmesi sonucunda zararın ortaya konulmasının mümkün olabileceğini, davacının votka ve cin pazarında faaliyet göstermeye başladığı 2009 yılından itibaren tüm defter ve kayıtlarının adresinde bulunduğu, ancak ... tarihinden itibaren e-defter kullanımına geçilmesi nedeniyle bu tarihten sonraki defter ve kayıtların elektronik ortamda, önceki yıllara ilişkin defter ve kayıtların ise fiziki ortamda bulunduğunu, yaptığı davranışların ticari ve hukuki sonuçlarını oldukça iyi bilerek hareket eden davalının haksız fiil niteliğindeki eylemlerinde kusurlu olduğu ve bu kusurunun 4054 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin ikinci fıkrasında aranan ‘ağır ihmal’ niteliğindeki eylemlerinden kaynaklandığının davalı hakkında önceki yıllarda verilen Kurul kararları ile ortaya konulduğu, ifade edilerek; 4054 sayılı Kanunun 58/1 hükmü uyarınca, davalının Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla tespit edilen aynı Kanunun 6 ncı maddesine aykırı eylemleri nedeniyle davacının uğradığı tüm zararın, şimdilik ... TL olmak üzere, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faiziyle beraber, ileride kesin olarak belirlenecek ve talep artırım dilekçesi ile artırılacak tutar açısından işleyecek faizi de kapsamak üzere, davalı tarafından tazmin edilmesini, aynı Kanunun 58/2 hükmü uyarınca, belirlenecek maddi zararın 3 katı oranında olmak üzere tazminatın, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek TCMB avans faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine, davacının fiziki ortamda bulunan defter ve kayıtlarının intikalindeki zorluk ve imkansızlıklar dikkate alınarak bilirkişilerce yapılacak incelemenin davacının adresinde yapılması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle derdestlik itirazları bulunduğunu, huzurdaki davanın davacısı olan ...’in davalı Müvekkil Şirket ...’ye karşı, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı dosya ile aynı konuda bir dava ikame ettiğini Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ... E. sayılı dosya ile halihazırda derdest olan bu davanın konusu da aynı huzurdaki davadaki gibi Müvekkil Şirket’in Rekabet Kurulu’nun ... tarihli ve ... sayılı kararına konu eylemleri sebebiyle ...’in uğramış olduğu sözde zararlar olduğunu, davacı’nın davasını Rekabet Kurulu Kararı’na dayandırması ve dilekçesinde yukarıdaki ifadelere vermesi ... için ikrar mahiyetinde olduğunu, bu itibarla, davacı tarafından bu hususun aksinin iddia edilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, huzurdaki davanın dava dilekçesindeki talep sonucu bakımından usul kurallarına aykırı şekilde ikame edildiğini, davacının, müvekkil şirketin Kanunun 6. maddesi anlamında türkiye votka cin piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullandığı ve aynı piyasada faaliyet gösteren firmalar aleyhine haksız eylemde bulunduğu hususunun rekabet kurulu kararı ile kesin ve bağlayıcı olarak tespit edildiğini iddia etmiştir. ancak, rekabet kurulu’nun söz konusu kararının henüz kesinleşmemiş olup, bizzat davacı tarafından kararın iptali talebi ile açılan iptal davasının halihazırda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda temyiz incelemesinde olduğunu, huzurdaki davada, ...’in Müvekkil Şirket’in ika ettiği sözde haksız fiili tevsik eden kesin bir idari işlem niteliğinde olduğu ve müvekkil şirketin sözde haksız fiile ilişkin iddiaları kabul ettiği yönündeki mesnetsiz beyanın dikkate alınmamasını ve huzurdaki davaya ilişkin ispat yükünü yerine getirememiş olan davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının , davadaki tazminat talebinin gerek tazminat hukuku kurallarınca gerekse de medeni yargılama usulündeki ispat yükü kurallarınca kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca davacının yaptığı zarar hesabı isabetsiz olduğunu ve finansal ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı, ...’nin faaliyetleri nedeniyle yapamadığını iddia ettiği satışlardan dolayı belirli miktarda kardan yoksun kaldığını hem de yaptığı satışlardan elde etmesi gereken karı elde edemediğini ileri sürdüğünü, bu doğrultuda davacının pazar payı ve kar kaybı yaşadığını iddia etmekte ve bunun sorumlusu olarak da ...’nin votka ve cin pazarındaki faaliyetlerini gösterdiğini, davacının sunduğu verilerin gerçeği yansıtmadığını, davacı şirketin, 2013 yılında %39 olan cin pazarındaki pazar payının 2016 yılında %5’e düştüğünü iddia ettiğini, bununla birlikte, müvekkil şirketin ... verilerine dayanarak yaptığı hesaplamaların, davacının sunduğu veriler ile gerçekte olan durum arasında açık bir nispetsizlik olduğunu ortaya koyduğunu, davacının Kanunun 56. maddesi ve devamı hükümlerine göre uğradığını iddia ettiği maddi zararı ya da müvekkil şirket’in elde ettiği yahut elde etmesi muhtemel karın üç katı oranında tazminatı müvekkil şirket’ten talep etmesinin mümkün olmadığını, sunulan beyanları karşısında, Mahkemenin, kanaatinin aksi yönde olması halinde huzurdaki davanın zaman ışımı def'i sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştr.
Mali Müşavir bilirkişi ... Mali Müşavir ... ve Hesaplama Uzmanı ... tarafından 19/04/2022 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda özetle;
"Davalının hakkında Rekabet Kurumu tarafından verilen kararlarla rakı pazarında hakim durumunu kötüye kullandığı tespit edilen eylemleri nedeniyle davacının 2012- 2020/6 yılları aralığında-aşağıda tabloda özetlenen;
*VOTKA MAHRUM KALINAN KAR DAĞILIM TABLO
- Mahrum kalınan kayıp litre olarak ...
- Mahrum kalınan kar olarak ...,
- Diğer olağandışı giderler zararı olarak ... olmak üzere toplam ... TL faiz hariç maddi zarara uğradığının kabul edilebileceği,

¸
*CİN MAHRUM KALINAN KAR DAĞILIM TABLO
- Mahrum kalınan kayıp litre olarak ...
- Mahrum kalınan kar olarak ...
- Diğer olağandışı giderler zararı olarak ...
olmak üzere toplam ... TL faiz hariç maddi zarara uğradığının kabul edilebileceği,
¸
*
VOTKA CİN KÜMÜLE MAHRUM KALINAN KAR DAĞILIM TABLO
- Mahrum kalınan kayıp litre olarak ...
- Mahrum kalınan kar olarak ...
- Diğer olağandışı giderler zararı olarak ...
olmak üzere toplam ... TL faiz hariç maddi zarara uğradığının kabul edilebileceği,
¸

Takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davacının üç katı tazminat talebinin de yıllar bazındaki zarar toplamları üzerinden hesaplanması gerekeceği" kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Mali Müşavir bilirkişi ... Mali Müşavir ... ve Hesaplama Uzmanı ... tarafından 07/09/2022 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyeti ek raporunda özetle;
Belirtilen nedenler taraflarınca 19.04.2022 tarihli kök raporumuza karşı ileri sürülen davalı itirazlarının kök raporumuzda yapılan inceleme ve hesaplamaları değiştirmeyi gerektirmeyeceği bildirilmiştir.
Ankara ... ATM ... Tal. Sayılı dosyasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"5.1.1. Önceki Bilirkişi Raporlarının Kurallara Aykırı Olduğu İtirazına İlişkin Olarak; mevcut ve kesinleşmiş bir Rekabet Kurulu kararı bulunması, bu Kararın ve Karar içerisinde yapılan tespitlerin delil olarak ilgili mahkemeler tarafından kullanılmasının genel kabul görmesi gerekçeleriyle önceki Bilirkişi Raporlarının gerek tazminat hukuku kurallarına gerekse medeni yargılama usulündeki ispat yükü kurallarına aykırı olduğu yönündeki Davalı tarafın itirazlarının mesnetsiz olduğu;
5.1.2. Maddi Zararın Üç Katı Oranında Tazminat Talebinde Bulunulamayacağı İtirazına İlişkin Olarak; gerek ... tarihli gerekse ... tarihli Rekabet Kurulu Kararlarında,
Davalı’nın votka ve cin pazarlarında rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiğinin ve bu ihlal nedeniyle Davacı’nın 2011-2016 dönemindeki pazar paylarının yaklaşık %50 oranlarında azalması nedeniyle zarara uğradığının tespit edilmiş olması ve Davacı tarafın 4054 sayılı Kanunun 58/2 maddesi hükmü uyarınca, belirlenecek maddi zararın 3 katı oranında tazminatın Davalı tarafından ödenmesini talep etmesi şartlarının sağlanmış olması gerekçeleriyle Mahkemenin takdiri ile Davacı’nın uğradığı zararın üç katı tutarında tazminata hükmedilmesinin mümkün bulunduğu;

5.1.3. Önceki Bilirkişi Raporlarında Rekabet Kurulu Kararına Dayanılmasının Hatalı Olduğu İtirazına İlişkin Olarak; rekabeti bozucu uygulamaların tespiti konusunda ülkemizdeki düzenleyici ve denetleyici otorite olan Rekabet Kurumunun tespitlerinin ve kesinleşen kararlarının yargıda açılan davalarda zararın oluşumunun ve taraflarının tespiti konusunda delil olarak kullanılmasının genel kabul gören bir uygulama olması, Davalı’nın rekabeti ihlal ettiğinin tespit edildiği ve kararlaştırıldığı Rekabet Kurulu kararlarına dayanarak önceki Bilirkişi Heyetinin görüş oluşturmasının gayet makul ve doğal olması ve Yargıtay’ın bu yöndeki emsal kararlarının bulunması gerekçeleriyle önceki Bilirkişi Raporlarında yapılan tespitlerin tamamen hatalı olduğu yönündeki davalı itirazlarının mesnedinin bulunmadığının anlaşıldığı;
5.1.4. Zararın Kurul Kararında Tespit Edilen 2012-2016 Yıllarıyla Sınırlı Olmasının Gerektiği İtirazı ile İlgili Olarak; Rekabet Kurulunun ... tarihli kararındaki belgelerin davalının rekabet ihlali eylemlerinin 2017 yılında da devam ettiğini göstermesi, yine Kurulun ... tarihli Kararında, Davalı’nın 2018-2020 döneminde satış noktaları ile düzenlediği/ düzenleyeceği MAS ve ATF’lerin 4054 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine aykırılık teşkil ettiğinin ve 5 inci maddede sayılan muafiyet koşullarını da sağlamadığının belirtilmesi ve 21.10.2021 tarihli kararıyla da Davalı hakkında 4054 sayılı Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiği iddiasına yönelik olarak aynı Kanunun 41 inci maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmesi ve ... tarihli kararla soruşturmanın sonlandırılması hususları dikkate alındığında, Davalı’nın 2018-2020 yıllarında ve 2022 yılının Ekim ayına kadar 4054 sayılı Kanuna aykırı uygulamalarına devam ettiğinin anlaşıldığı; Davacı’nın 2012-2020 dönemi için tazminat talep etmesini göz önüne alan Heyetimiz, talebe bağlılık ilkesi gereğince tazminat hesaplamasını 2012 ilâ 2020 yıllarını kapsayacak şekilde yaptığı;
5.1.5. Önceki Bilirkişi Raporlarında Yasal Düzenlemeler Gibi Muhtelif Piyasa Dinamiklerinin Piyasaya Etkisinin Dikkate Alınmadığına Yönelik İtiraz ile İlgili Olarak; davalı tarafın tüketici tercihlerinin pazar payına olan etkisine ve davalının münhasırlık anlaşmalarının sona ermesine dair somut bilgi ve belge sunmaması, yasal düzenlemelerde yapılan değişikliklerin ise ihlal dönemi olan 2012-2020 döneminden önce yayınlanarak yürürlüğe konulmuş bulunması ve yasal değişikliklerin sistematik nitelikte bütün firmaları etkileyecek genel değişiklikler olması hususları dikkate alındığında, bu piyasa dinamiklerinin davacının piyasadaki pazar kaybına yol açtığı iddiasının gerçekliğinin bulunmadığını gösterdiği;
5.1.6. Önceki Bilirkişi Raporlarındaki Pazar Payı Verilerinin ... Verileri ile Uyumlu Olmaması Nedeniyle Zarar Hesabının İsabetsiz Olduğuna Yönelik İtiraz ile İlgili Olarak; Davalı tarafından sunulan ... pazar payı verilerinin huzurdaki dava sürecinde kullanılmasının mümkün olmadığı; son durum itibarıyla Davacı ve Davalı firmaların en doğru pazar payı verilerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı (TADB)’ndan gelen resmi pazar payı verileri olduğu ve Heyetimizce de hesaplamalarda TADB verilerinin kullanıldığı;
5.1.7. Önceki Bilirkişi Raporlarında Yapılan Zarar Hesabının Hatalı Olduğuna Yönelik İtiraz ile İlgili Olarak; önceki Bilirkişi Raporlarında, Davacı’nın uğradığı zarar hesabının 11.06.2013 tarihli AB Uygulama Kılavuzu dayanak alınarak yapılması, bu nedenle kullanılan yöntemin makul, doğru ve uygun bir yöntem olması, hatta ürünün kar marjı hesaplanıp bu marjın doğrudan bütün yıllara uygulanması gibi kolay bir yöntem tercih edilmesi yerine, ihlal döneminin uzunluğu dikkate alınarak her yıl Davacı’nın fiili gelir ve giderleri üzerinden hesaplamaların yapılmasının titiz bir çalışma ortaya konduğunu göstermesi, ayrıca Davacı’nın faaliyet karı yanında, finansman gideri ve benzeri pazar kaybı ile ilişki kurulabilen diğer giderlerinin etkisinin de dikkate alınmasının makul ve doğru olması hususları göz önüne alındığında, önceki Kök Bilirkişi Raporunda oldukça detaylı bir inceleme ile Davacı’nın zararının olaya özgü koşullar dikkate alınmak ve uygun yöntem kullanılmak suretiyle tespit edilmeye çalışıldığının görüldüğü; bununla birlikte, Kök Bilirkişi Raporunda ulaşılan sonucun daha sağlıklı olması açısından Heyetimizce bazı farklı etkenlerin etkisi dikkate alınmak suretiyle zarar hesabının yeniden yapıldığı;
5.1.8. Davacı’nın Pazar Kaybının Davalı’nın Eylemlerinden Kaynaklanmadığına Yönelik İtiraz ile İlgili Olarak; Davalı’nın hakim durumunu kötüye kullanması eylemlerinin Davacı’nın pazar payı kaybına neden olduğu tespitinin Rekabet Kurulu kararlarıyla saptanmış olması nedeniyle Davalı’nın bu yöndeki itirazının doğru olmadığı;
5.2.1. Davacı’nın Votka Pazarındaki Toplam Zararına İlişkin Olarak; Davalı’nın votka pazarındaki rekabet ihlali nedeniyle 2013 yılında ...,-TL, 2014 yılında ...,-TL, 2015 yılında ...,-TL, 2016 yılında ...,-TL, 2017 yılında ...,-TL, 2018 yılında ...,-TL, 2019 yılında ...,-TL ve 2020 yılında ...,-TL olmak üzere Davacı’nın uğradığı toplam zararın/mahrum kaldığı toplam karın ...,-TL olduğu; Davacı’nın votka pazarında uğradığı zararın ayrıntısının aşağıdaki Tablo 34’de gösterildiği;5.2.2. Davacı’nın Cin Pazarındaki Toplam Zararına İlişkin Olarak; Davalı’nın cin pazarındaki rekabet ihlali nedeniyle 2014 yılında 0,00 TL, 2015 yılında 0,00 TL, 2016 yılında ...,-TL, 2017 yılında ...,-TL, 2018 yılında ...,-TL, 2019 yılında ...,-TL ve 2020 yılında ...,-TL olmak üzere Davacı’nın uğradığı toplam zararın/mahrum kaldığı toplam karın ...,-TL olduğu; Davacı’nın cin pazarında uğradığı zararın ayrıntısının aşağıdaki Tablo 35’de gösterildiği;
5.2.3. Davacı’nın votka ve Cin Pazarlarındaki Zararının Genel Toplamına İlişkin Olarak;
Davalı’nın rekabet ihlalinden kaynaklı votka pazarında toplam ...,-TL ve cin pazarında toplam ...,-TL olmak üzere Davacı’nın genel toplamda uğradığı zararın ...,-TL olarak gerçekleştiğinin tespit edildiği; Davacı’nın votka ve cin pazarlarında uğradığı toplam zararın ayrıntısının aşağıdaki Tablo 36’da gösterildiği;
5.3. Heyetimizin Raporu İle Önceki Kök Bilirkişi Heyet Raporu Arasındaki Çelişkiler İle İlgili Olarak; Raporumuzun yukarıdaki (4.4.) bölümünde ve diğer bölümlerinde, Heyetimiz Raporu ile önceki Kök Bilirkişi Heyet Raporu arasındaki çelişkiler ile bu çelişkilerin sebep ve gerekçelerinin ayrıntılı olarak açıklandığı ve gerçeğe en yakın maddi zarar tutarının tespitinde kullandığımız veriler ile uyguladığımız yöntemlerin isabetinin izah edildiği" görüş, kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Ankara ... ATM ... Tal. Sayılı dosyasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05/07/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
"Davacı ... ile davalı ... tarafından Bilirkişi Heyetimizin 24.03.2023 tarihli Bilirkişi
Heyet Raporu’na (Asıl Rapor) karşı yaptıkları itirazların tetkiki ve değerlendirilmesi neticesinde, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere Bilirkişi Heyetimizce, tarafların Asıl Raporumuza karşı yaptıkları
itirazların 24.03.2023 tarihli Asıl Raporumuzda yapılan tespitleri, değerlendirmeleri ve hesaplamaları
değiştirici nitelikte olmadığı" görüş, kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili ... tarihli dava değerinin belirlenmesine ilişkin dilekçesinde; dava değerini toplam ... TL olarak bilidirmiş, eksik harcı ikmal etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın belirsiz davası olarak açılıp açılamayacağı, 4054 Sayılı Yasa'nın 58.maddesi uyarınca istenen tazminata ilişkin olarak eksik harcın tamamlanmasının gerekip gerekmediği, derdestlik itirazının (Antalya ... ATM'nin ... E sayılı dosyası ile) yerinde olup olmadığı, alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, rekabet kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının "... A.Ş hakkında idari para cezası verilmemesine ilişkin" 3 nolu bendinin iptali istemiyle davacı yanca Ankara ...İdare Mahkemesine (... sayılı) açılan davada verilen kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasının gerekli olup olmadığı, neticeten 4054 Sayılı Yasa'nın 57 ve 58.maddeleri kapsamında davacının davalıdan tazminat hakkı alacağının oluşup oluşmadığı, varsa miktarı taraflar arasında ihtilaflı olduğu belirlenmiştir.
Antalya ...ATM.'nin ... E sayılı dosyasının tetkikinden; davacısının ... San. ve Tic. A.Ş, davalısının ... Sanayi Ticaret A.Ş olduğu, " 4054 sayıl Kekabetin Korunması Hakkında Kanunun 6. Maddesi hükmüne aykırı eylemleri ile hakim durumunu kötüye kullanıldığı ... tarihinde yayınlanan Rekabet Kurulu'nun ... sayılı kararı ile sabit olan davalının, bu eylemleri nedeniyle 4054 sayılı yasanın 57. ve 58. maddelerine dayalı olarak davacının ... tarihinden dava tarihine kadar uğradığı tüm zararlara karşılık olmak ve HMK. 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ve yargılama sırasında tespit edilecek tutara yükseltilmek ve yükseltilen bu tutar üzerinden karar verilmek üzere şimdilik 4054 sayılı yasanın 58/1 hükmü uyarınca ....-TL., maddi zararın ve ayrıca aynı yasanın 58/2 hükmünce öncelikle davalının elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karlar üzerinden, bu talebin uygun bulunmaması halinde ise 58/1 hükmünce belirlenen şimdilik ....-TL.maddi zararın üç katı oranında olmak üzere şimdilik ....-TL,. tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi " istemli dava açıldığı, davanın davalının rakı piyasasında hakim durumu kötüye kullandığı iddiasına yönelik olduğu, Mahkememiz dosyasının ise votka ve cin pazarına yönelik tazminat davası olduğu, dolayısı ile dava konusunun aynı olmadığı, davalının derdestlik itirazının reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalının zaman aşımına yönelik iddiasının değerlendirilmesinde; Dava konusu eylem sebebiyle, Rekabet Kurulu'nca soruşturma açılarak ... tarih ... sayılı kararı ile "1. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin votka ve cin pazarlarında hakim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile, 2. ... Sanayi ve TicaretA.Ş.'nin bu pazarlarda rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile hakim durumunu kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun'un 6.maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile, 3. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin votka ve cin pazarlarındaki ihlal teşkil eden davranışlarının, Rekabet Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Kararıyla rakı pazarında ihlal oluşturduğu değerlendirilen ve idari para cezasına hükmedilen davranışlarıyla aynı nitelikte olduğu, aynı dönemde gerçekleştiği ve teşebbüsün genel stratejisinin parçası olarak bütünlük arz ettiği dikkate alınarak, yeni bir idari para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına OYÇOKLUĞU ile gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere, "karar verilmiştir. Karara karşı ... tarafından yasa yoluna başvurulmamış, ancak ... tarafından kararın " yeni bir idari para cezası hükmedilmesine yer olmadığına" dair verilen kısmı için iptal talepli Ankara ...İdare Mahkemesi'ne açılan dava ... K sayılı karar ile reddedilmiş, karar karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... E.K sayılı kararı ile Ankara ...İdare Mahkemesi'nin ... K sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, "idari para cezası verilmesi gerektiği" yönündeki istinaf kararı gereğince 2577 yasa hükümlerine göre mahkeme kararı 30 gün içerisinde yerine getirilmesi gerektiğinden bu sefer Rekabet Kurumu Başkanlığının ... tarih, ... sayılı kararı ile "Ankara Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ... sayılı kararlarına ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin votka ve cin pazarlarında hakim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile,1. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin votka ve cin pazarlarında hakim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile, 2. ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin bu pazarlarda rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile hakim durumunu kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile, 3. Bu nedenle, votka ve cin pazarlarındaki herbir ihlal için ayrı ayrı olacak şekilde, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi, 6. maddesinin birinci fıkrası ve 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2016 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere, ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye toplam ... TL idari para cezası verilmesine.." karar verildiği, bu karara karşı bu sefer davalı yanca Ankara ... İdare Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında dava açıldığı, başvurulduğu, dosyaya davacı tarafından ... tarihinde dava konusu kurul kararının geri alındığının belirtildiği, bu sebeple davanın konusuz kaldığı, nitekim Ankara Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... E.K sayılı kararının da Danıştay ...HD tarafından bozulduğu, bozmaya uygun olarak verilen Ankara ... İdari Dava Dairesi'nin ... E-... sayılı kararının Danıştay ...HD.nin ... sayılı kararı ile kesinleştiği, sonuç olarak davalının 4054 sayılı yasa kapsamında iki farklı kabahat işlediği, ancak eyleminin tek olduğu, fikri içtimaya ilişkin kurallar uyarınca uygulanabilecek cezanın da tek olduğu gerekçesi ile verilen bu karar ile, Rekabet Kurulunun ... tarih ... sayılı ( 3 ) nolu " ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin votka ve cin pazarlarındaki ihlal teşkil eden davranışlarının, Rekabet Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Kararıyla rakı pazarında ihlal oluşturduğu değerlendirilen ve idari para cezasına hükmedilen davranışlarıyla aynı nitelikte olduğu, aynı dönemde gerçekleştiği ve teşebbüsün genel stratejisinin parçası olarak bütünlük arz ettiği dikkate alınarak, yeni bir idari para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına " dair kararının kesinleştiği, ancak eylemin suç olduğunun da belirlendiği anlaşılmıştır.
30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “idari yaptırım” gerektiren eylemlerin “kabahat” niteliğindeki suçlar olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 16. maddesinde ise “idari para cezası” idari yaptırım türleri arasında sayılmıştır. Yine aynı Kanunun “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 20/4. maddesinde ise “nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl” olarak belirlenmiştir. Dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK " Zamanaşımı” başlıklı 72. maddesinde yer alan “ Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımını öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır ” hükmü uyarınca, kanun koyucucu, ceza zamanaşımının BK’daki zamanaşımından daha fazla olduğu durumlarda, hukuk davasına da ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması gerektiğini ifade etmektedir. Somut olayda, davacı tarafın tazminatı gerektiren olayı öğrenerek Rekabet Kurumu’na başvurduğu ... (rakı pazarı) ve ... ( votka ve cin pazarı) tarihleri ile bu davaya esas ... dava tarihi birlikte değerlendirildiğinde dava zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Eldeki davaya dayanak Rekabet Kurulu'nun ... tarih, ... sayılı bu ikinci kararında yer verilen "4054 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettiği" hususu yeni bir tespit ve idari işlem niteliğinde olmadığından Rekabet Kurulunun ... tarih ... sayılı kararı ile verdiği ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin votka ve cin pazarlarında hakim durumda olduğuna, ... Sanayi ve TicaretA.Ş.'nin bu pazarlarda rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile hakim durumunu kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun'un 6.maddesini ihlal ettiğine dair kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.
Rekabetin Korunmasına ilişkin 4054 sayılı Kanunun ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
" Madde 4 - Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:
a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,
b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,
d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,
Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir."
" Madde 6 - Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.
Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır:
a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması."
" Madde 57 - Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur."
" Madde 58 Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır.
Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir."
Davacı dava dilekçesi içeriğinde votka-cin pazarı kararının 2017 yılında alındığı dikkate alındığında zararın bu tarihe kadar devam ettiği ve hesaplamaya 2017 yılının da dahil edilmesi gerektiğini belirttiğinden; bilirkişilerce votka ve cin pazarında 2017 yılından sonraki yıllara ait hesaplamalar taleple bağlılık ilkesi gereği dikkate alınmamıştır.
Davaya dayanak Rekabet kurulu kararları ile; Votka ve cin pazarlarında hakim durumda olan ve bu pazarlardaki bütün segmentlerde faaliyet gösteren Davalı’nın aşağıda verilen rekabeti kısıtlayıcı uygulamaları :* Anlaşmalı satış noktalarına indirim uygulamalarının belirlenen satış hedeflerine bağlı olması ve bunların uygulamada dışlayıcı etki doğurması, *Mal alım sözleşmelerindeki öngörülerin Davalı’dan alım suretiyle tamamlanması için senet gibi caydırıcı unsurların kullanılması,*Satış noktalarına verilen dönemsel ve nakit tavizlerin rakipleri dışlayıcı nitelikte olması ile bu tavizlerin satış noktalarına çeşitli iskonto adları altında ancak aynı amaca yönelik olarak verilmesi,
*Yatırım desteklerinin yüksek meblağlarda olması ve çoğunun belirli bir yatırıma destek işlevi taşımaması,*Anlaşmasız satış noktalarına da hedef ve dönemsel hakedişler yoluyla rakiplerin girmesinin caydırılması,* Satış noktalarında uygun dizilim yapılıp yapılmadığının takibi ve tavizlerin buna bağlanması suretiyle rakip faaliyetlerinin baskılanması.
Şeklinde tespit edilmiş olup, Gerek ... gerekse ... tarihli Kurul Kararlarında yer alan ve yukarıda özetlenen tespitler çerçevesinde, Davalı’nın rekabeti bozucu uygulamaları nedeniyle Davacı’nın zarara uğradığı açık ve net bir şekilde ortaya konulduğundan, Davacı’nın Davalı’nın 4054 sayılı Kanunun 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca Davalı’dan söz konusu uygulamaları nedeniyle oluşan zararlarının tazminini talep etme hakkı doğduğu kabul edilmiştir.
Ülkemizde rekabeti bozucu eylemler sonucunda zarara uğrayan firmaların zararının nasıl tespit edilmesi gerektiğine yönelik bir düzenleme ve/veya rehber bulunmamaktadır. Bu nedenle, rekabeti bozucu eylemlere yönelik zararın hesaplanmasına ilişkin örnek yargı kararları ve Avrupa Birliği düzenlemeleri yol gösterici olarak kullanılmaktadır.Örneğin, 4054 sayılı Kanunun 57 ve 58 inci maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin yakın tarihte alınan Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... E. ve ... K. sayılı dava dosyasında konuya ilişkin aşağıdaki açıklamaya yer verildiği görülmektedir: “...
Tazminat hesabında kabul gören kıstas yöntemi, piyasa kaybı yöntemi, önce-sonra yöntemi veya bunlar dışında somut uyuşmazlığın nevine, olayın oluş şeklinde ve ihlalin boyutuna göre uygun olan tazminat hesap yönteminin tespit edilip, varsayımsal zararın belirlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, belirtilen tüm bu yöntemlerle dahi zararın tespitinin mümkün olmaması halinde ise 818 sayılı BK’nın 42. Maddesi (6098 sayılı TBK md. 50) uyarınca davacıya ait zarar miktarının hakkaniyete uygun bir biçimde belirlenip bu kapsamda muhik bir tazminata hükmedilmesi gerekirken ...”Yargıtay Kararından görüleceği üzere, konuya ilişkin tazminatın hesaplanmasında kullanılabilecek yöntemler sayılmış ama kullanılabilecek yöntemler sayılan bu yöntemlerle sınırlı tutulmayarak olayın niteliğine ve ihlalin boyutuna göre uygun bir tazminat yönteminin kullanılması gerektiği vurgulanmıştır. Mahkememiz dosyasına hem ilk bilirkişi heyetince düzenlenen hem ikinci bilirkişi heyetince düzenlenen raporda AB Uygulama Kılavuzu’na dayanarak Davacının pazar payını koruyacağı yaklaşımıyla tazminat hesaplamalarının yapıldığı, bu yaklaşımın anılan Yargıtay kararında geçen “piyasa kaybı yöntemi”ni ifade ettiği, her iki heyet raporunda da bu yöntemin makul ve uygun yöntem olduğunun belirlendiği görülmüştür.
İlk bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda davacının pazar kaybının hesabında davalının kazandığı pazar payı dikkate alınmadığından, ikinci bilirkişi heyetinin talebi doğrultusunda davaya konu firmaların 2012 ilâ 2020 yıllarında votka ve cin pazarlarındaki yurtiçi piyasaya arz ve ithalat miktarları TADB’ den temin edilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı TADB’nın Mahkememize hitaben 9 Mart 2023 tarihli yazısının ekinde, ilgili mevzuat çerçevesinde aylık satış raporlarından hareketle oluşturulan davacı ve davalının yıllık satış miktarları sunulmuştur. Sunulan veriler incelendiğinde, 2012-2020 döneminde Davacı’nın piyasaya arz miktarlarının tümünün üretimden piyasaya arz edilen miktarlar, davalının piyasaya arz miktarlarının tümünün ise ithalattan piyasaya arz edilen miktarlardan oluştuğu tespit edilmiştir. Davacının pazar kaybının hesabında davacının uğradığı zararın hesaplanmasında, ilk bilirkişi heyeti raporunda esas alınan “Pazar Payı Kaybı” yöntemi kullanılmış ve anılan rapordaki pazar kaybı oranı dışında kullanılan veriler dikkate alınmak suretiyle hesaplamalar yenilenmiştir. Pazar payı kaybı yönteminde, davalının rekabeti bozucu uygulamalarının devam ettiği süre içerisinde davacının pazar payının en yüksek olduğu yıldaki pazar payı esas alınmakta ve bu pazar payının davalının rekabeti bozucu uygulamaları olmasaydı davacı tarafından devam eden yıllarda en azından korunacağı varsayılmaktadır. Buna göre, davacı votka pazarında %15,55 ile 2012 yılında, cin pazarında ise %30,73 ile 2013 yılında en yüksek pazar paylarını elde etmiştir. Dolayısıyla, davacının votka pazarında 2013 yılından itibaren cin pazarında da 2014 yılından itibaren davalının rekabeti bozucu uygulamaları nedeniyle pazar kaybı yaşadığı kabul edilmiştir. Davacının pazar kaybının belirlenmesinde, bahsi geçen votka pazarında 2012 ve cin pazarında 2013 yıllarındaki pazar paylarına göre kaybedilen pazar payları hesaplanmıştır. Davacının söz konusu pazarkayıplarını davalıdan talep edebilmesi için davalının ilgili yıllarda en az aynı oranda pazar payı kazanması (pazar payının artması) beklenmektedir. Bu nedenle, TADB tarafından sunulan veriler çerçevesinde, davalının da pazar payı değişim oranları hesaplanmış ve davacının pazar kaybının davalı tarafından kazanılıp kazanılmadığı ikinci bilirkişi heyeti raporunda karşılaştırılmıştır. Davacı ile davalının votka ve cin pazarlarında 2012-2020 dönemindeki pazar payları ile bu pazar paylarındaki değişim Tablo 7’de verilmiş olup (24.03.2023 tarihili bilirkişi heyeti raporu 37.sayfa) tablodan görüleceği üzere, çoğu yılda davacının pazar kaybının tümü davalı tarafından kazanılmamıştır.
Bu belirlemeler ve ilkelere doğrultusunda Dr. ... ( SPK (E) Daire Başkan Yardımcısı ve Başuzmanı) ,Dr. ... ( SPK (E) Daire Başkanı ve Başdenetçi ) ve ... ( SPK (E) Başkan Yardımcısı ) tarafından hazırlanan kök ve ek rapora itibar edilerek; davacının Votka Pazarındaki Toplam Zararına İlişkin Olarak; davalının votka pazarındaki rekabet ihlali nedeniyle 2013 yılında ...,-TL, 2014 yılında ... TL, 2015 yılında ... TL, 2016 yılında ... TL, 2017 yılında ... TL, 2018 yılında ... TL, 2019 yılında ... TL ve 2020 yılında ... TL olmak üzere davacının uğradığı toplam zararın/mahrum kaldığı toplam karın ... TL olduğu;
davacının Cin Pazarındaki Toplam Zararına İlişkin Olarak; davalının cin pazarındaki rekabet ihlali nedeniyle 2014 yılında 0,00 TL, 2015 yılında 0,00 TL, 2016 yılında ... TL, 2017 yılında ... TL, 2018 yılında ... TL, 2019 yılında ... TL ve 2020 yılında ... TL olmak üzere davacının uğradığı toplam zararın/mahrum kaldığı toplam karın ... TL olduğu belirlenmiştir.
Yine aynı raporda Rekabet Kurulunun ... tarihli kararındaki belgelerin davalının rekabet ihlali eylemlerinin 2017 yılında da devam ettiğini göstermesi, yine Kurulun ... tarihli Kararında, davalının 2018-2020 döneminde satış noktaları ile düzenlediği/ düzenleyeceği MAS ve ATF’lerin 4054 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine aykırılık teşkil ettiğinin ve 5 inci maddede sayılan muafiyet koşullarını da sağlamadığının belirtilmesi ve ... tarihli kararıyla da Davalı hakkında 4054 sayılı Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiği iddiasına yönelik olarak aynı Kanunun 41 inci maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmesi ve ... tarihli kararla soruşturmanın sonlandırılması hususları dikkate alındığında, davalının 2018-2020 yıllarında ve 2022 yılının Ekim ayına kadar 4054 sayılı Kanuna aykırı uygulamalarına devam ettiği belirlenmekle birlikte;
Yukarıda değinildiği gibi dava dilekçesinin içeriğine göre taleple bağlı kalınarak davacının zararı 24.03.2023 tarihli kök ve 05/07/2023 tarihli bilirkişi ek bilirkişi heyeti raporu dikkate alınarak haksız rekabetin başladığı 2013 yılından itibaren 2017 yılı da dahil olmak üzere hüküm altına alınmıştır.
Davacının maddi zararın üç katı oranında tazminat talebinde bulunması karşısında; gerek ... tarihli gerekse ... tarihli Rekabet Kurulu Kararlarında, davalının votka ve cin pazarlarında rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı uygulamaları ile
hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Kanunun 6 ncı maddesini ihlal ettiğinin ve bu ihlal nedeniyle davacının 2011-2016 dönemindeki pazar paylarının yaklaşık %50 oranlarında azalması nedeniyle zarara uğradığının tespit edilmiş olması ve davacı
tarafın 4054 sayılı Kanunun 58/2 maddesi hükmü uyarınca, belirlenecek maddi zararın 3 katı oranında tazminatın davalı tarafından ödenmesini talep etmesi şartlarının sağlanmış olması karşısında davacının uğradığı zararın üç katı tutarında tazminata
hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak sonuç olarak davacının votka pazarı için 2013-2014-2015-2016-2017 yıllarında oluşan toplam zararı ... TL nin üç katı olan ... TL tazminata, cin pazarı için 2016-2017 yıllarında oluşan toplam zararı ... TL nin üç katı olan ... TL tazminata hükmedilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
a-Votka pazarından kaynaklı ... TL maddi tazminatın; ... TL'lik bölümüne ... tarihinden, ... TL'lik bölümüne ... tarihinden, ... TL'lik bölümüne ... tarihinden, ... TL'lik bölümüne ... tarihinden, ... TL'lik bölümüne ... tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-Cin pazarından kaynaklı ... TL maddi tazminatın; ... TL'lik bölümüne ... tarihinden, ... TL'lik bölümüne ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli ... TL harçtan ... TL peşin, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan ... TL peşin, ... TL tamamlama, ... TL başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan ... TL bilirkişi ücreti, 370,85 TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam ... TL yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanan ... TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, .. TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.20/02/2024

Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza