WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

ANKARA BATI ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/95 Esas - 2024/520
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA

ESAS NO : 2023/95 Esas
KARAR NO : 2024/520

HAKİM :
KATİP :

DAVACILAR : 1-
2-
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/01/2023
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
K. YAZIM TARİHİ: 31/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın, diğer davacı şirketin tek kurucusu ve işleticisi olduğunu, davalı ile şirketin sosyal medya hesaplarını ve reklam faaliyetlerini yürütmesi için anlaştığını, davalının daha sonra şirketi sahiplenerek sosyal medya hesaplarının şifrelerini değiştirdiğini, müvekkilinin, şirket hesaplarına ulaşamayınca ve şirketi işgal edilince, şirket adresini hem fiili olarak hem de resmi olarak değiştirdiğini, müvekkilinin bu süreçte marka başvurularını da yaptığını ve faaliyetlerini yeni adresinde sürdürdüğünü, davalı yanın ise halen müvekkiline ait sosyal medya hesaplarını iade etmediğini, davalının “..." adıyla şirket ve marka sahibiymiş gibi reklam yaptığını, ürün sattığını, bu durumun Müvekkilinin müşteri kaybına neden olduğunu, davalının kendisini gerek müşterilerine gerek ticari ilişkilerine karşı "..." olarak tanıttığını, davalının faaliyet gösterdiği yerde "..." markasını kendisininmiş gibi tanıtmakta ve müvekkiline ait sosyal medya hesaplarında buna yönelik paylaşımlarda bulunduğunu, ayrıca davalının ...'e ait web sitesini de kendisininmiş gibi tasarlayıp kendi iletişim numaralarını ve şirketin eski adreslerini de müşteriyi gerçek dışı, yanıltıcı paylaşımlarıyla kendisine çekmeye çalıştığını, davalının “...” şeklinde bir vergi levhasının dahi olmadığını, .., ..., ..., ..., ..., site ve hesaplarından bu durumların gözlemlenebilecek olduğunu, davalının bu şekilde tüketicileri yanılttığını, kendisi adına haksız fayda sağladığını, davalı eylemleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız rekabetin tespitini, men'ini, ref'ini ve 1000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı iddialarının aksine müvekkilinin "..." ibareli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde hak sahibi olduğunu, müvekkilinin marka başvurusuna davacı yanın itiraz ettiğini, davacı yanın kurduğu şirket ile "..." ibaresinin eskiye dayalı kullanım hakkının kendisine ait olduğunu ileri sürdüğünü, ancak bu iddianın yerinde olmadığını, davacı yanın müvekkili ile itiraz eden güzellik bakım hizmetleri faaliyeti göstermek üzere ortak olarak bir işyeri açmayı kararlaştırdığını, bu işyeri ve “...” markasının oluşturulması için sermayeyi müvekkilinin koyduğunu, davacı yanın ise mesleki bilgisi ve emeğini koyduğunu, müvekkilinin ajans (tanıtım, reklam) ve sosyal medya yayıncılığı alanında uzman olup, kendi fikri ürünü olan Markasını söz konusu şirketin kuruluşundan çok önce kullanmaya başladığını, internet adresini ve sosyal medya hesaplarını da yine davacı şirketin kuruluşundan önce aldığını, taraflar arasında esasen gizli bir adi ortaklık olduğunu, davacı yanın kurduğu limited şirket ile haksız avantaj sağlama peşinde olduğunu, kira sözleşmesinin dahi taraflarca birlikte imzalandığını, bir yıla yakın bir süre işletmenin birlikte işletildiğini, davacı adına yapılan ... sayılı başvurunun müvekkilinin bilgisi dahilinde olduğunu, ancak davacının tescil ücretini yatırmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki bozulduğunda, adi ortaklığın sonlandırılmasına karar verildiğini, davacı yanın işyerindeki makineleri dahi kaçırdığını, davacı yanın akabinde ... sayısı ile ... sınıf dışında 08, 27, 35, 41, 42.sınıflar için marka başvurusunda bulunduğunu, birebir aynı logoyu kullandığını, davacının başvurusunun tamamen kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkilinin tescilli markalarından önce bir hak sahipliğinin olmadığını, müvekkilinin kendi açtığı sosyal medya hesaplarını kullandığını, bu hesaplar üzerinde hak sahibinin zaten kendisi olduğunu, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
... Kurumunun cevabi yazıları, tanık anlatımları, Ankara Batı ... ASCM'nin ... esas sayılı dava dosyası, 08/01/2024 ve 24/04/2024 tarihli bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, haksız rekabetin tespiti, men-i, ref-i ile haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki dava, temel anlamda, taraflardan hangisinin “...” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu iddiası üzerine kurulmuş bir haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat davasıdır.
Davacı yan, anılan markanın ve bu marka ile işletilen işletmelerin kendisi tarafından yaratıldığını, davalı yanın sosyal medya hesapları üzerinden markasına el koyduğunu iddia ederken, davalı taraf ise davacı yan ile aralarında adi bir ticari ortaklık olduğunu, davacı yanın şirketi dahi kurulmadan önce bu sosyal medya hesapları ve internet sitelerini açtığını ve markasal kullanımlarda bulunduğunu, marka üzerindeki gerçek hak sahipliğinin kendisine ait olduğu gibi tescile dayalı hakların da kendisinde olduğunu savunarak haksız rekabet koşullarını oluşmadığını iddia etmektedir. Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde davacı gerçek kişinin 19.11.2021 tarihinde davacı şirketi tek ortak olarak kurduğu, yine dosya kapsamında mevcut vergi levhasından davacı şirketin işe başlama tarihinin aynı tarih olduğunun görülebildiği, davacı şirketin ticaret sicildeki adresinin ... olduğu, bu adresin halihazırda davalı yana ait işletme adresi olduğu, bu durumun davalıya ait olduğu belirtilen ve ...kayıtlarından 16.09.2021 tarihinde kurulduğu anlaşılan ... internet adresindeki adres bilgilerinin yer aldığı ... linkinden de görülebildiği, bununla birlikte Kasım ... tarihinde faaliyetlerine başladığı görülen ilgili işletmeye dair Belediye kayıtları, Gelir İdaresi Başkanlığı açılış ve işe başlama yoklama fişlerinin(23.11.2021 ve 21.01.2022, 24.10.2022 tarihli) davacı şirket adına ve davacı şahıs imzasını ihtiva eden belgeler oldukları, davacı şirketin ilgili adresteki işyeri ile ilgili olarak dava dışı ... isimli kişiyle akit başlangıç tarihi 01.02.2022 olan bir kira sözleşmesi yaptığı, yine 19.11.2021 tarihli muhasebe sözleşmesi, 03.12.2021 tarihli işyeri tescil bilgi kaydını içerir SGK yazısı, 19.11.2021 tarihli Oda Kayıt Belgesi gibi evrakların tamamının davacı şirket adına düzenlendiği, ... alan adının 05.08.2022 tarihli tahsis formu ile 08.08.2022 tarihinde davacı şirket adına tahsis edildiği, tüm bu delillerden “...” isimli işletmenin ticari açıdan faaliyetlerinin, davacı şirket üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır.
Davacı gerçek kişinin, davacı şirket kurulumundan önce “...” markasında altında bireysel olarak markasal faaliyetlerde bulunduğunu gösterir bir delilin ise dosyada mevcut olmadığı görülmektedir. Davacı yanın 20.01.2022 başvuru tarihli ve ... sayılı, 14.10.2022 başvuru tarihli ve ... sayılı, 17.11.2022 tarihli ve ... sayılı “...” marka başvurularının ise hiçbirinin ... Sınıftaki “güzellik bakım hizmetleri”ni kapsar şekilde tescilli olmadığı görülmüştür.
Taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla dosyaya kazandırılan 08/01/2024 tarihli kök raporda özetle; "...Davalı yanın mezkur kullanımlarının, davacı taraf ile haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunun mutlak olarak tespitinin ancak ve ancak “...” ibaresi üzerinde üstün ve gerçek hak sahipliğinin tespitine bağlı yapılabileceği, bu noktada üstün ve gerçek hak sahipliğinin davacı şirket üzerinde olduğu yorumu yapılabilir ise de davalı tarafın da tescilli bir marka hakkına hali hazırda dayalı olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, dolayısıyla davalı yanın bu ticari faaliyetlerinde tescilli bir hakka dayalı gerçekleştirdiği eylemlerinden ötürü haksız rekabet koşullarının meydana geldiği yönünde net bir yorumun heyetimizce yapılmasının mümkün olamadığı, nihai anlamda bu hususun takdirinin hukuki bir yorumu da gerektirmesinden ötürü Sayın Mahkemeye ait olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, bu rapora yapılan itiraz üzerine alınan 24/04/2024 tarihli ek raporda da kök rapordaki tespit ve değerlendirmeler aynen tekrar edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde davalının TTK m.55/1-a(1), TTK m.55/1-a(2), TTK madde 55/1/(a)/(3), TTK m.55/1-a(4) ve TTK m.55/1-c(1) maddelerinden kaynaklı haksız rekabet eylemlerinin bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalı tarafça dosya kapsamına sunulan delillerin ise 17.10.2022 başvuru tarihli ... sayı ve ... ibareli ... Sınıftaki “güzellik bakımı hizmetleri” de içerir marka tescil belgesi, davacı tarafça davalı yanca yönetildiği belirtilen web sitesi ve sosyal medya hesaplarına ait “...” markasını ihtiva eden 22.09.2021 tarihli paylaşımlara ilişkin ekran görüntüleri, Kasım ... tarihine uzanan site analiz raporu, ... alan adının 17.09.2021 tarihinde tahsis edildiğine ilişkin fatura, bilgisayar kayıtlarında yer alan belgelere ait tarih kayıtlarını içerir ekran görüntüleri, ... Kasım tarihli e-posta yazışmaları, davacı yanca sunulan kira sözleşmesinden farklı olarak üzerinde ... isminin de yer aldığı ve akit başlangıç tarihi 01.02.2022 olan ... ve davacı arasındaki kira sözleşmesi örneğinin dosya içerisinde mevcut olduğu, ... sosyal medya hesabından en eskisi 17.09.2021 olmak üzere düzenli olarak paylaşım yapıldığının görülebildiği, ... adresinde yer alan paylaşımın 18.12.2021 tarihli olduğu, ... isimli ... hesabından yapılan en eski tarihli paylaşımların ... olduğu, ... hesabının Aralık ... tarihinde açıldığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.
Davalı yanın, davacı tarafa nazaran daha eski tarihli hak sahipliği iddiasına dayanak belgeleri, münhasıran ... alan adının ... ... tarihindeki tahsis kaydı ile ... platformu üzerinden ... tarihinden itibaren gerçekleştirilen paylaşımlar olmakla birlikte, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temeli zaten bu sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerindeki aidiyetin kime olduğu, bu hesaplar üzerinden yapılan paylaşımların esasen kim adına yapıldığı, dolayısıyla “...” ismi üzerinden işletmesel faaliyetin esasen kim tarafından yapıldığıdır.
Yukarıda da belirtildiği üzere davacı gerçek kişinin, diğer davacı şirket kuruluşundan önce ticari faaliyetlerde bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmamaktadır. Tarafların belli bir adi ortaklık içerisinde hareket ederek ... mahallesinde olduğu anlaşılan işyerinde “...” işletme adı ile faaliyetlere başladığı gerek dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden gerekse de her iki taraf tanıklarının da beyanlarından belirli bölümlerinden anlaşılabilir olduğu, bahsi geçen adresteki işletmenin ise davacı şirket üzerinden ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, başka bir ifadeyle davalı gerçek kişinin de taraflar arasındaki ortaklık sürecinde “...” markası ile yalnızca kendi nam ve hesabına ticari faaliyetlerde bulunduğunu gösterir bir kaydın dosya içerisinde bulunmadığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin dosya kapsamındaki beyan ve delillerden yorumlanabileceği üzere 2022 yılı Ekim ayına kadar devam ettiği, daha sonra aralarındaki fiili ilişkinin bozulduğu, davacı şahsın, şirket yetkilisi olduğu kendi şirket adresini değiştirdiği görülmekle birlikte şirket üzerindeki hak sahipliğinden veyahut “...” işletme adından vazgeçtiğini gösterir herhangi bir belge dosyada mevcut değildir. Bununla birlikte “...” isimli işletmenin de kapatılmadığı ve Kasım ...den gelen faaliyetlerini, taraflar arasındaki ortaklık sona erdikten sonra da aynı şekilde sürdürmeye devam ettiği, keza ... başvuru tarihli ... sayı ve ibaresi (...) markasının da “güzellik bakım hizmetleri”nde davalı adına marka başvurusuna konu edilerek tescil edildiği, dolayısıyla davalı yanın, dava tarihi itibari ile gerek fiili faaliyetleri gerekse de sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdiği paylaşımların, esasen ... Kasım ayından itibaren süregelen işletmesel faaliyetlerin devamı olmasının yanı sıra tescilli bir sınai hakka da dayalı olduğu görülmektedir. Kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişkilerin sona erdiği ... yılına dek işletmesel faaliyetler zaten davacı şirketçe yapılmış olup davalı yanın sosyal medya hesaplarını zorla ele geçirdiği iddiasının ispata muhtaç olduğu bir durumda, davalı tarafın bu dönemki sosyal medya paylaşımlarının, esasen davacı yanın da bilgisi dahilinde olan ve davacının, davalıya karşı hukuka aykırı bir kullanım iddiası ileri sürmediği mahiyetteki paylaşımlar olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup davacı yanın, adres değişikliği yapmak suretiyle işletmeden ayrıldığı bu döneme kadarki faaliyetler yönünden bir haksız rekabetin zaten mümkün olamayacağı, ancak ve ancak davacı yanın işletmeden ayrıldıktan sonraki dönemdeki faaliyetler açısından haksız rekabet eylemi teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında dava konusu uyuşmazlığın temel anlamda “...” markası üzerindeki gerçek hak sahibinin kim olduğu noktasında toplandığı gözetilerek TTK m.55/1-c(1), TTK m.55/1-a(2) veTTK m.55/1-a(4) maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; taraflar arasında bu çerçevede görülen derdest bir davanın mevcut olmadığı, ... sayılı ve esasen davalı yanın markasal paylaşımlarda bulunmasına dayanak davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne yönelik bir uyuşmazlığın da taraflar arasında bulunmadığı, davalı yanın mezkur faaliyetlerinin tescilli bir hakka dayalı olarak devam etmekte olduğu gözetildiğinde, bu durumun TTK anlamında haksız rekabet hükümlerinin ortaya çıkmasına kendiliğinden yol açmayacağı, davalının anılan işletmeyi, davacı taraf ve şirketinin işletmeden ayrılmasından ötürü aynı isim altında devam ettirmesinin haksız rekabete sebebiyet veren bir eylem olarak değerlendirilip değerlendirilememesi durumunun, ancak ve ancak “...” ibaresi üzerinden üstün hak sahipliğinin mutlak olarak hangi tarafta olduğunun tespitine bağlı olduğu, dosyaya sunulan deliller ışığında bu hak sahipliğinin gerek kuruluş tarihi gerekse de işletmesel faaliyetlerin ve dolayısıyla ticari risklerin yüklenilmiş olunması nedeniyle davacı şirket üzerinde olduğu yorumu yapılabilir ise de davalının da taraflar arasındaki ticari ilişkilerin bozulması akabindeki faaliyetlerini, dava tarihi itibariyle tescilli bir markaya dayalı olarak sürdürdüğü gözetildiğinde anılan dönemdeki faaliyetlerin kendiliğinden TTK m.55/1-c(1), TTK m.55/1-a(2) veTTK m.55/1-a(4) ile düzenlenen haksız rekabet durumlarını oluşturmayacağı, başka bir ifadeyle haksız rekabet koşullarının eldeki delillerle bu maddeler kapsamında oluşmadığı sonuç ve kanaatine mahkememizce varılmıştır.
TTK m.55/1-a(1) maddesi yönünden yapılan değerlendirmede ise; söz konusu maddede davacı davalının yanlış yanıltıcı açıklamalarla özellikle eski müşterilere kendisinin kötülediğini ileri sürmekte, bu kapsamda tanık deliline dayanmaktadır. Bu kapsamda dinlenen tanık beyanlarından ... ve ...'nın bu kapsamda kısmi beyanlarının olduğu ancak işbu tanıkların halen davacı bünyesinde çalışan ve dolayısıyla işveren ilişkisinden dolayı talimat ilişkisi içerisinde oldukları anlaşıldığından söz konusu tanık beyanları yan delillerle desteklenmediğinden bu beyanları yönünden tek başına hükme esas alınamamıştır. Dolayısıyla davalının eski işyerine gidip davacı şahsı kötülediği yönündeki iddialar somutlamış nitelikte değildir.
Yine TTK m.55/1-a(1) maddesi kapsamında davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu sosyal medya paylaşımında haksız rekabet iddiasının temeli “aramızdan ayrılan çalışma arkadaşları” şeklindeki tanımlamadır. İlgili paylaşım ile davalı tarafın, müşterilerinin görebileceği bir mecrada yazılı bir açıklamaya yer verdiği görülmektedir.
Dolayısıyla bu paylaşımın özel alanda yapılan bir paylaşım olmayıp kamuya açık bir kaynakta, takipçilerinin görebileceği şekilde yapıldığı tartışmasızdır. Yapılan paylaşımdaki “çalışma arkadaşı” standart bir ekip çalışanı olarak değerlendirilebilir ise de yine belli bir iş ortaklığının bittiği şeklinde de yorumlanabilecek olup (ki taraflar arasındaki iş ortaklığının sona erdiği dosya kapsamında sabittir) çalışma arkadaşı kavramı geniş yoruma uygun ve olumsuzluk taşımayan bir tanımlamadır. Dolayısıyla burada direkt bir şekilde ve hiçbir alternatif algı oluşturmaksızın “gerçeğe uygun olmayan bir paylaşım” yapıldığı söylenemez. Bu tür bir paylaşımla davalı yanın müşteri çevresine yapmış olduğu hitap, rakipler arasındaki piyasadaki rekabeti etkileyecek mahiyette görülmemiştir. Söz gelimi ilgili paylaşımda “yoğun emeklerim sonucu yarattığım firmamdan ayrılan çalışma arkadaşlarım” gibi bir örnekle bir açıklama yapılmış olunsaydı davacı tarafça ileri sürülen iddianın daha somut olarak tespiti mümkün olabilirdi. Ancak mevcut durumda söz konusu söylem kanaatimizce tek başına bir itibarsızlaştırma, kötüleme, yanıltma ya da incitme maksadını tüketiciye/okuyucuya ansıtmamaktadır. İlgili paylaşımda ... ve ... şeklinde iki ayrı sosyal medya hesabının etiketlenerek bu paylaşımın yapılarak hedeflenen kişilerin somutlaştırılmış olunması da bu durumu değiştirmemektedir.
Zira paylaşım içeriğinden diğer tarafların da kendi hesaplarından birtakım paylaşımlar yaptıkları anlaşılabilmektedir. Bu çerçevede paylaşımın bütünü ele alındığında TTK ilgili düzenlemesindeki "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” eylemleri kapsamında değerlendirilebilecek bir içeriğin mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle bu mahiyetteki bir paylaşımın haksız rekabet teşkil eden bir eylem olarak nitelendirilmesi mahkememizce mümkün görülmemiş, yukarıda açıklandığı şekilde kötüleme yapıldığına dair salt tanıkların beyanlarının da TTK m.55/1-a(1) maddesi kapsamında haksız rekabet koşullarının oluşturamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
TTK madde 55/1/(a)/(3) kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı yanın dava dilekçesi ekinde davalı tarafın TTK madde 55/1/(a)/(3) uyarınca "Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak," filinde bulunduğunu iddia ettiği bazı görsellere yer verdiği görülmüş, söz konusu görsellerde davalının kendisininde bazı görsellerde yer aldığı bir takım plaketler,ödüller sertifikalar ve fuar ilanları paylaştığı görülmüştür.
Davalı tarafça alınan plaketler/ödüller ile ilgili yapmış olduğu paylaşımlar veyahut davalı yanın ...’da düzenleneceği belirtilen ... tarihli güzellik fuarında mevcut bulunacak oluşu, davalı yana cilt bakım eğitimleri ile ilgili sorulan sorular ve yine davalı işyerindeki sertifikalar/ustalık belgesi (ustalık belgesinin detayları gözlemlenememektedir) ile ilgili davacı tarafça ileri sürülen iddialar çerçevesinde bir aldatıcılıktan bahsedilmesi, ancak söz konusu belgelerin, plaketlerin veyahut sertifikaların sahte olması halinde mümkün olacaktır. Başka bir ifadeyle mevcutta bir ustalık belgesi bulunmazken veyahut bahsi geçen sertifikalar gerçek anlamda alınmış eğitimler olmaksızın düzenlenmiş sertifikalar ise bu durumda kişinin kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri veyahut iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunduğu yorumu yapılabilir ve bu durum davalının rekabette öne geçmesini sağlıyor ise dürüstlük kuralının ihlali şeklinde yorumlanabilecek bu eylemler haksız rekabet de teşkil edecektir. Zira haksız rekabet hükümleri uyarınca “yanlış veya yanıltıcı açıklamalar yapmak yasak kapsamına girer. Örneğin, gerçekte usulüne uygun olarak elde edilmiş olmadığı halde “Dr.”, “Yüksek mühendis”, Türkiye’de henüz uzman avukatlık verilmediğinden “Uzman Avukat”, uzman olmayan bir hekimin kendini “Uzman Dr.”, diş hekimi olmayan bir teknisyenin “Dentist veya Dt.” veya halk arasında yaygın olarak kullanılan “Dişçi”, “Paris’ten diplomalı terzi”, “Ödüllü Çevirmen” kullanımı gibi durumlar haksız rekabet halleridir. (Pınar, Hamdi,.Reklam Ve Satış Yöntemlerine İlişkin Haksız Rekabet Hâlleri, sf. 134 )
Ancak somut olayda ilgili sertifikalar ve ustalık belgelerinin gerçek olup olmadığının mahkememizce denetlenmesi hem belgelerin içerikleri hem de kapsamları belli olmadığından tespiti mümkün olmamakla birlikte söz konusu belgelerin gerçek olmadığına yönelik davacı tarafça yeterli delil denetime elverişli olacak şekilde dosyaya sunulmamıştır. Bununla birlikte salt fuara katılmak, sağlanılan katkılardan dolayı teşekkür plaketi almak da mahkememizce TTK madde 55/1/(a)/(3) uyarınca haksız rekabet teşkiline imkan verecek yoğunlukta olmadığı kabul edilmiş ve TTK m.55/1-a(1) maddesi kapsamında haksız rekabet koşullarının oluşturamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Yapılan tüm bu ayrıntılı açıklamalar, toplanan deliller, tanık anlatımları, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davalının eylemlerinin bır kısmını haksız rekabet eylemi oluşturacak nitelikte olmadığı, bir kısmının ise haksız rekabet oluşturduğuna yönelik dosya kapsamında yeteri kadar delil bulunmadığından davacı tarafça ispatlanamadığı sonuç ve kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 2.340,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/05/2024

Katip Hakim
e-imza e-imza