T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/448 Esas - 2024/208
T.C.
ANKARA BATI
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/448 Esas
KARAR NO : 2024/208
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/05/2023
KARAR TARİHİ: 29/02/2024
K.YAZIM TARİHİ: 26/03/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili; müvekkili aleyhine davalı tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin hiçbir yasal dayanak belirtilmeden açıldığını, takip talebinde borcun sebebi olarak 26.12.2022 tarihli fatura gösterildiğini, bu faturanın davalı tarafından gerçeği yansıtmayacak şekilde tek taraflı olarak düzenlenmiş olduğunu, zira müvekkilinin davalı ile fatura kesilmesini gerektirecek bir ticari alışverişinin olmadığını, takibin müvekkiline tebliğ edilmemiş olduğunu, e-devlet sisteminden tesadüfen öğrenikliğini ve araştırmalar neticesinde müvekkilinin evde olmadığı bir zamanda icra takibi yapıldığını ve tebligatın mahalle muhtarına bırakılmış olduğunu, müvekkilinin süresi içerisinde tebligattan haberdar olmadığı için icra takibinin kesinleştiğini, takip kesinleştiği için müvekkilinin tüm banka hesapları ile iş yeri pos cihazının bağlı olduğu hesaplara haciz konulduğunu, bu nedenle müvekkilinin işyerinde ve ödemelerinde sıkıntı yaşamakta olduğunu, müvekkilinin davalıyı tanımadığını, davalının ilamsız takip ekinde göndermiş olduğu ve fatura içeriğinde belirtilen malları almamış olluğunu, tüm bunların yanımda davalı tarafından müvekkilinin işyerine faturada belirtilen maliarın herhangi bir tadilat veya tamirat adı altında da monte edilmemiş olduğunu, davalı tarafından düzenlenen faturanın müvekkilinin muhasebecisinin dikkatinden kaçmış olduğunu ve e-atura olduğu için defterlere işlenmiş olduğunu, izah edildiği üzere müvekkilinin davalı ile herhangi bir şekilde hiçbir zaman ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalının kendisinin düzenlediği faturaya dayanarak alacağını ispat etmeye yönelik herhangi bir sözleşme ve mal alım satımı yapıldığına dair bir yazılı belgeyi davaya sunamayacağını, çünkü müvekkilinin böyle bir alışveriş yapmadığını, davalınım faturaya dayalı alacaklı olduğunu somut ve inandırıcı ıslak imzalı yazılı delillerle veya fatura da belirtilen malı teslim ettiğine dair bir sözleşme kapsamında iş yaptığını ispat etmekle mükellef olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi, tek taraflı olarak fatura düzenlenip ticari defterlere kaydedilmesinin akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli olmadığını, TBK'nın 207. maddesi gereğince satıcının malın teslimini kanıtlaması gerektiğini, ispat yükünün davalıda olduğunu beyan ederek; haklı davanın kabulü ile davalıya davacı müvekkilinin borcunun olmadığının tespiti ve Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibinin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili tarafından süresinde sonra sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, dava dilekçesinde ileri sürülen konuları müvekkilinin kabul etmediğini, müvekkilinin ... aracılığı ile ... ile tanıştığını, bu kişinin kendilerine ait olduğunu belirttiği ... İlçesinde 3 katlı dükkanın tadilat işlerinin işçilik ve malzemeli olarak KDV hariç 110.000,00TL olarak anlaşma yapıldığını, bu arada kendilerine ödeme yapılmasa da işin 9480'lik kısmının bitirilmiş olduğunu, bu arada müvekkilinin yaptığı kısmi işlerin 30.000,00TL'lik bölümü için fatura düzenleyerek karşı yana gönderdiğini, faturanın karşı yana ulaştığını, davacının faturanın karşılığının yatırılması için müvekkilinden 1 aylık süre talebinde bulunduğunu, bu süreçte ödeme alınamadığı için piyasaya borçlanan müvekkilinin işi durdurmak zorunda kaldığını, taraflar arasındaki konuşmada müvekkiline ilk etapta 50.000,00TL ödeme yapılma sözü konuşulmuşsa da herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, bu arada davacının cenazeleri olması nedeni ile müvekkilinden yine 2 aylık ödeme süresi istediğini, verilen bu ikinci ek sürede de ödemenin yapılmadığını, iş malzemeli olarak yapıldığı için malzeme alınan yerlere ödemelerin aksadığını, ancak buna karşın işin 4480'lik kısmının tamamlanmış olduğunu, müvekkilinin işçi ve ustalarına ödeme yapamadığı için haciz tehdidi altında kaldığını, taraflar arasında bu işle ilgili olarak konum ve ... görüşmelerinin ekte sunulduğunu, müvekkilinin işin bedelini talep etmek için icra takibi başlattığını, icra takibini öğrenen davacının oğlu ... müvekkilini “icrayı geri çekmesi gerektiği ve bu işin sonunun iyi olmayacağı” şeklinde tehditte bulunduğunu, müvekkilinin geri adım atmaması üzerine işbu davanın açıldığını beyan ederek, davanın reddine, %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticari defter ve kayıtları, tarafların 2022 yılına ait BA-BS formları, 06/11/2023 tarihli bilirkişi raporu, davalı tarafın yeminli beyanı ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi raporunda, dosya kapsamı ve taraf kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davalının Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası kapsamında, 06.03.2023 tarihli ilamsız takiplerde ödeme emri ile davacıdan 30.000,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı alacağı ile 645,82TL işlemiş faiz toplamından oluşan 30.645,82TL toplam alacağını alacağın faizi ile tahsilini talep ettiği, davacının süresinde borca itiraz edemediği için takibin kesinleştiği ve işbu menfi tespit davasının davacı tarafından açıldığı, dosya kapsamında davacının davalıyı temerrüde düşürücü bir belgesinin bulunmadığı, davacının 2022 ve 2023 yılları ticari defter ve kayıtlarına göre; Davacının BA formu ile beyan ettiği görülen 28.12.2022 tarihli ... nolu davalı faturasını davalı hesabına alacak kaydettiği, 2022 yılında herhangi bir ödeme kaydının yer almadığı, 2023 yılı kayıtlarında işe 06.09.2023 tarihli ... nolu davalı adına düzenlenen faturanın davalı hesabına borç kaydedilerek davalı alacağının sıfırlandığı, davacı vekilinin 11.09.2023 tarihli beyanlarında “müvekkilinin sehven kayıtlarına aldığı faturanın 0B.09.2023 tarihinde noter kanalıyla davalıya iade edildiği” beyanının bulunduğu, ancak söz konusu belgenin dosya kapsamına sunulmamış olduğu, ayrıca beyan edilen iade tarihinin icra takip tarihi (06.03.2023) ve işbu davanın açılış tarihinden (03.05.2023) sonraki bir tarih olduğu, ... Vergi Dairesinin müzekkere cevabıma göre; davalının işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, dolayısıyla BA-BS verme zorunluluğunun bulunmadığı, davalı vekilinin 18.09.2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu davalının işletme hesabı defterinin gelir kısmında dava konusu davacı adına düzenlenmiş olan faturanın kayıtlı olduğu belirtilmiştir.
Davacı yanın yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından, davacı vekiline verilen kesin süre içinde yemin metni sunulmuş olup, davalı ...'a yemini yaptırılmıştır.
Davalı ... yeminli beyanında, "Ben davacının oğlu ... ile yemin metnine konu adresteki yemin metninde sayılan işleri yapmak için anlaştık, ben bu işlerin %80 nini anlaşmaya uygun bir şekilde yapıp teslim ettim, ancak fatura bedeli ödenmediğinden işi %80 seviyesinde bıraktım, işlerin yapıldığı yer davacının ikinci şubesi olarak nitelendirdikleri iş yerine aittir, ... ilk şubenin de açılacak olan ikinci şubenin de annesi adına kayıtlı olduğunu bu nedenle faturanın da annesi adına düzenlenmesini istediğini söyledi, bu sebeple fatura ... adına düzenlendi aradan geçen süreye rağmen fatura bedeli ödenmemiştir benim takip tarihi itibariyle 30.645,82TL alacağım bulunmaktadır" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
GEREKÇE :
Dava, davacının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir.
Ankara Batı İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının ..., borçlunun ... olduğu, takibe konu alacağın dayanağının 2812/2022 tarihli 30.000,00TL tutarlı fatura olduğu, takip talebinde 30.000,00TL asıl alacak, 645.82TL işlemiş faiz olma üzere toplam 30.645,82TL'nin talep edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı yan açmış olduğu işbu dava ile takip sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesine göre, kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “İspat Yükü” başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Menfi tespit ve istirdat davaları 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İspat yüküne ilişkin yukarıda açıklanan genel kural menfi tespit ve istirdat davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit ve istirdat davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Davacı yan davalı ile aralarında bir ticari ilişki bulunmadığını, bu suretle fatura sebebiyle davalıya borçlu olmadığını iddia etmektedir. Davalı yan ise süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığından savunması tespit edilememiş, aşamalardaki beyanlardan faturaya konu işin davacı adına oğlu ... ile anlaşılarak yapıldığını savunduğu tespit edilmiştir.
Davaya konu alacak faturaya dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davalının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davacının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davalının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda öncelikle tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2022 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına 1 adet belge karşılığında KDV hariç 25.423,73TL tutarında mal/hizmet alışı bildiriminde bulunulduğu, davalı tarafın ise işletme esasına göre defter tuttuğundan BA-BS verme zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça yapılan bildirim tutarı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu faturanın davacı tarafça BA formuyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür.
Tarafların ticari defter ve kayıtları ile mahkememiz dosyası üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen 06/11/2023 tanzim tarihli bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu faturanın davacı defterine 2022 yılında davalı hesabına alacak olarak kaydedildiği, ancak herhangi bir ödeme kaydının bulunmadığı, 2023 yılında ise 06/09/2023 tarihli ... nolu davalı adına düzenlenen faturanın davalı adına borç kaydedildiği ve böylelikle hesabın sıfırlandığı, davalının işletme defterinde davacı adına düzenlenen uyuşmazlık konusu faturanın kayıtlı olduğu, yapısı itibariyle işletme defterinden ödemenin var olup olmadığının tespit edilemeyeceği rapor edilmiştir.
İddia ve savunma, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; faturadan kaynaklı alacaklı olduğunu iddia eden davalının akdi ilişkiyi ve alacağın varlığını gerek davacının vergi dairesine yapmış olduğu bildirimden gerekse incelenen taraf ticari defter ve kayıtlarından ispatladığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı yan sehven kayıtlara işlenen uyuşmazlık konusu faturanın iade edildiğini iddia etmişse de, davacının tacir olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu, teslim almadığı mala/hizmete dair düzenlenen faturayı kayıtlarına işlememesi ve vergi dairesine bildirmemesi gerektiği ancak davacının aksine davranışla kayıtlarına işlediği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği, faturaya karşı süresi içerisinde itiraz etmediği gibi süresinden çok sonra iade faturası adı altında bir fatura tanzim ederek davalı adına borç kaydettiği, buna ilişkin belgenin defter ve kayıtlardan tespit edildiği ancak dosyaya iade faturasına ilişkin bir belge de sunulmadığı, tüm bu sebeplerle davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davacı yana dava dilekçesinde dayandığı yemin delili hatırlatılmış ve davacı yemin deliline başvurmuştur. Yemin metni davalıya tebliğ edilmiş ve 29/02/2024 tarihli duruşmada yemin icra edilmiştir. Davalının yeminli beyanlarından, davalının davacının oğlu ... ile yemin metnine konu adresteki yemin metninde sayılan işleri yapmak için anlaştıkları, davalının işlerin %80'nini anlaşmaya uygun bir şekilde yapıp teslim ettiği, ancak fatura bedeli ödenmediğinden işi %80 seviyesinde bıraktığı, işlerin yapıldığı yerin davacının ikinci şubesi olarak nitelendirdiği iş yerine ait olduğu, ...'ın davalıya ilk şubenin de açılacak olan ikinci şubenin de annesi adına kayıtlı olduğunu, bu nedenle faturanın da annesi adına düzenlenmesini beyan ettiği, faturanın bu nedenle davacı ... adına düzenlendiği, aradan geçen süreye rağmen fatura bedelinin ödenmediği anlaşılmıştır. Davalı yeminli beyanıyla sözleşmenin davacıyla değil dosya arasına alınan nüfus kaydından anlaşıldığı üzere davacının oğluyla yapıldığını kabul etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde yer alan "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar" düzenlemesi gereğince yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlere icazet verilmesi halinde yapılan işlemlerin geçerli olacağı, somut olayda da davacı adına davadışı oğlu ...'ın davalı ile faturaya konu iş için anlaştığı, yapılan bu hukuki işlemin ancak davacının onamasıyla davacıyı bağlayacağı, dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının faturayı kabul ederek defterine işlediği ve vergi dairesine BA formuyla bildirdiği, bu doğrultuda faturayı kabul ederek yapılan işlemi onadığı, dolayısıyla davacının yapılan işlem ile bağlı olacağı anlaşılmakla takip tarihi itibariyle borç devam ettiğinden davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60TL karar ve ilam harcının peşin alınan 523,36TL harçtan mahsubu ile 95,76TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/02/2024
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!