T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/359 Esas - 2024/144
T.C.
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/359 Esas
KARAR NO : 2024/144
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 05/04/2023
KARAR TARİHİ: 15/02/2024
K. YAZIM TARİHİ: 06/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından ... takip numarası ile ... Şti'ne davalı kargo şirketi aracılığıyla ... makinesinin ... sürücü parçasının 11.02.2020 tarihinde gönderildiğini ancak makinenin teslim edilmediğini, müvekkili şirket tarafından bu tarihe kadar ... kargo A.Ş.ne defalarca makinenin durumunun sorulduğunu ancak makinenin akıbeti konusunda devamlı olarak davacı şirketin oyalandığını ve net bir bilgi verilmediğini, taraflarınca makinenin davacıya teslimi ya da bedeli istenmiş ise davalı tarafından makine bulunamadığı gibi bedelinin de ödenmediğini, davalı kargo şirketi tarafından kaybedilen/teslim edilmeyen makine parçası nedeniyle müvekkilinin ... makinesini yeniden alması gerektiğini ve bu makinenin bedelinin ise gün geçtikçe artan bir fiyatla beraber 4.000 $ (KDV hariç) civarında olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları sakla kalmak kaydıyla müvekkilinin zararının tazmini amacıyla şimdilik 1.000,00TL maddi tazminatın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, kargoyu göndericinin verdiği bilgilerle 11.02.2020 tarihinde taşıdığını, 6102 sayılı TTK Bildirim başlıklı "Madde 889 - (1) Eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olduğu açıkça görülüyorsa, gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar zıyaı veya hasarı bildirmezlerse, eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde, zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır.
(2)Birinci fıkradaki karine, zıya veya hasarın açıkça görünmemesi ve eşyanın tesliminden sonra yedi gün içinde bildirilmemesi hâlinde de geçerlidir...
(3) Gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını, teslimden itibaren yirmi bir gün içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer.” hükmü uyarınca işbu davanın açıldığı tarih itibarı ile kanunda öngörülen süreler geçmiş olduğundan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, kargonun teslim edilmediği kabul edilse dahi davacının kargo içerisinde belirtilen vasıflarda emtia bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, somut olayda davaya konu kargonun 2 ADET KOLİ bilgisi ile taşıtıldığının sabit olduğunu, kargo bilgileri ekran görüntüsünde, kargo içeriğinde davacının belirttiği vasıflarda motor sürücüsü bulunduğu ve tacir olan göndericinin taşıttığı ürün bilgisini gösterir sevk irsaliyesi sunduğuna ilişkin açıklama yer almaması nedeniyle, davacının, taşınmak üzere davalı şirkete teslim ettiği kargo içeriğini ispatı ve kargonun teslim edildiği andaki değerinin belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını beyan ederek davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Ticaret sicil kayıtları, dava konusu kargoya ilişkin bilgi ve belgeler, 30/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, davalı kargo firmasına taşıma sözleşmesiyle teslim edilen makine parçasının kaybolması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davalı taraf TTK 869.maddesine dayanarak hak düşürücü süre itirazında bulunmuşsa da, söz konusu sürelerin pandemi sürecinde sürelerin durduğu zaman dilimine denk geldiği anlaşıldığından hak düşürücü süre itirazının reddine yargılama sırasında karar verilmiştir.
TTK'nun 875. maddesinde taşıyıcının ziya ve hasardan sorumlu olduğu belirtilmiş, 882. maddesinde de sorumluluğun sınırları açıklanmıştır. Böyle bir sınırlama CMR madde 23/3'de de öngörülmüş ve buradaki düzenleme TTK madde 882'ye aynen geçmiştir. TTK 882 ve CMR 23/3'e göre ziya haline özgü olmak üzere, hesaplanan tazminat hiç bir zaman eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 Özel Çekme Hakkını aşamayacaktır.
Sınırlı sorumluluk durumu bu olmakla beraber TTK madde 886'da "Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı" başlığı altında, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı hallerin belirlendiği görülmektedir. Benzer hükümler, sorumluluğun sınırlanmasının kaybedilmesi bakımından CMR madde 29'da da yer almaktadır. Taşıyıcının taşınan eşyalara zarar veren davranışının kasta dayanmasında taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaması hususunda bir tartışma yoktur. Buna karşın asıl önemli olan, kastın yanında aynı yaptırımı öngören diğer kavram olan pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinci ile işlemiş bir fiil veya ihmal kavramıdır. Bu kavram yeni bir kusur türüdür. Bu çerçevede her somut olayda, ortaya çıkan zarara sebep olan davranışın pervasız bir nitelik taşıyıp taşımadığı belirlenmelidir. Bu belirlenirken zararı doğuran taşıyıcı yada fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin zararın ortaya çıkması ihtimalini öngördüğü, bu öngörü içinde, zararın ortaya çıkma ihtimalinin büyük olduğunu bilip bilmediği esas alınacaktır (Doç.Dr. Burak Adıgüzel Taşıma Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara 2018).
Davalı tarafından düzenlenen 12/02/2020 tarihli taşıma belgesi ve faturaya göre toplam ağırlığı 80 kg olan gönderi için taşınması konusunda sözleşme yapıldığı, taşıma konusu eşyanın alıcısına teslim edilmediği, davalı tarafça da kargo teslim teyit belgesinin bulunmadığı, taşıma konusu eşyanın alıcısına hiç teslim edilememesi nedeniyle eşyanın tam ziyaya uğradığı anlaşılmıştır.
Davacının gönderisinin gönderi adresine teslim edilmediği sabittir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış kararlarına göre ise taşınan eşyanın kaybına ilişkin taşıyıcının herhangi bir açıklama getirmemesi hali sınırlı sorumluluk ilkesinin istisnasını oluşturmaktadır (Aynı yönde Ankara BAM 20 HD'nin 2017/922 Esas, 2018/408 Karar sayılı ilamı). Şu halde davalı yanca gönderinin yerine teslim edilmeyip kaybedilmesi ve bu yönde de bir açıklama getirilmemesi dikkate alındığında davalının eyleminin pervasızca bir hareket olduğunun kabulü gerekmiştir.
Yine, davalı şirketin 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu Çerçevesinde Faaliyet Gösteren Hizmet Sağlayıcılardan olduğu ve posta gönderilerinin alıcıya teslimi aşamasında teslim alanın adı, soyadı, T.C kimlik numarasını kayıt altına almakla, alıcının kimlik bilgilerini vermek istememesi durumda gönderiyi teslim etmemek ve göndericisine iade etmekle yükümlü olduğu, davalının kargonun teslimine dair kayıt sunmadığı dikkate alındığında davalı taşıyıcının oluşan zarardan sorumlu olduğu, zararın 6102 sayılı TTK 886. maddesi gereğince ziyanın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlendiğinin kabulü gerekir. Davalının dava konusu kargonun kaybına ilişkin bir açıklama getirememesinin 6102 sayılı TTK 886. maddesi gereğince taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun istinasını oluşturduğundan davalı şirketin sorumluluk sınırlamalarından yararlanması mümkün değildir.
Taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, taşıma konusu makine parçasının taşıma tarihindeki değeri ile beyan edilen ağırlıkla uyumlu olup olmadığının tespiti bakımından dosyaya kazandırılan 30/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Taşımaya konu kaybolan mekanik parça ağırlığının 80 kg. civarında olduğu, taşımaya konu makine parçasının taşıma tarihindeki değerinin 4.685,64 TL civarında olacağı ve mevcut makine hurda değerinin de 685,64 TL olacağı değerlendirilmekle davacı zararının 4.000,00 TL olacağı, sistemin bir bütün olarak senkronize ve sorunsuz olarak çalışması için her iki parçanın da birlikte satın alınmasına sayın mahkemece karar verilmesi durumunda davacı zararının;
Mekanik parça — :710,00 Euro * 6,5995 TL /Euro = 4.685,64 TL,
Elektronik parça — :3.260 Euro * 6,5995 TL /Euro = 21.514.69 TL olmak üzere,
Toplam 26.200,33 TL olacağı ve mevcut makineler hurda değerinin de takdiren 1.400,33 TL olacağı değerlendirilmekle davacı zararının (26.200,33 TL — 1.400,33 TL) = 24.800,00 TL olacağı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davacı vekili mahkememize sunduğu 22/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; davayı tam ıslah ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.970 Euro tazminatın davalıdan Merkez Bankası'nın Euro mevduatına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde TL olarak talepte bulunmuş, daha sonra davasını tam ıslah ederek yabancı para cinsinden talebini ıslah etmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda TL cinsinden talepte bulunan davacı alacaklının yargılama sırasında bu tercihinden dönerek ıslah dilekçesi vererek borcun yabancı para üzerinden tahsilini isteyemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 11.HD'nin 2019/296 esas, 2019/7125 karar sayılı ve 2018/4145 esas, 2020/1212 karar sayılı ilamları)
Dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunan davacının ıslahla dahi bu kararından dönemeyeceği yukarıda belirtilen gerekçelerle kabul edilerek, İstanbul BAM 12.HD'nin 2019/2408 esas, 2020/140 karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde, davanın kısmi dava olduğu da dikkate alınıp dava tarihindeki kur üzerinden talep edilen miktarın karşılığı belirlenerek (3.970,00x21,03=83.489,1 TL), fatura konusu ürünlerin teslim tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun olduğu ve makine parçasının taşıma belgesindeki ağırlığa (80 kg) uygun olduğu ve sistemin bir bütün olarak senkronize ve sorunsuz olarak çalışması için bağlı parçaların da değişmesi gerektiği anlaşıldığından yukarıda açıklanan gerekçeler ve tüm dosya kapsamı gözetilerek davalının tam sorumlu olduğu sonuç ve kanaati ile mahkememizce kabul gören ve taşıma sırasında kaybolan ... marka makinenin servo sürücüsü ve buna bağlı parçaların teslim tarihindeki bedelinden bağlı parçaların hurda değerinin düşümü ile hesaplanan alacak tutarı olan 24.800,00 TL üzerinden hüküm kurulmuş, davanın kısmen kabulüne, ürünlerin ziyaa uğradığı tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekmekteyse de taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesinde, mahkemece hükmedilecek tazminata Merkez Bankasının uyguladığı en yüksek faizi yürütülmesi talep edilmiş ise de bu talebin yasal bir dayanağı bulunmadığından, hüküm altına alınan maddi tazminata yasal faiz işletilmesi gerekmiştir. (Ankara BAM 20.HD'nin 2019/261 esas, 2021/625 karar sayılı ilamı)
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalı tarafa teslim edilen ve taşıma sırasında kaybolan ... marka makinenin ... sürücüsü ve buna bağlı parçaların teslim tarihindeki bedelinden bağlı parçaların hurda değerinin düşümü ile hesaplanan 24.800,00 TL'nin dava tarihinden itibaren (taleple bağlı kalınarak) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 1.694,08TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 179,90TL harç ile ıslahla alınan 2.150,00TL toplamı 2.329,90TL harçtan mahsubu ile bakiye 635,82TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.295,58 TL'nin, 384,85TL sinin davalıdan, 910,73TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 179,90TL peşin harç, 179,90TL başvuru harcı, 25,60TL vekalet harcı, 1.514,18TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.899,58TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 2.000,00TL bilirkişi ücreti, 138,50TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.138,50TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 635,23TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/02/2024
Katip Hakim
e-imza e-imza
TASHİH ŞERHİ
Mahkememizin 15/02/2024 tarih 2023/359 Esas 2024/144 Karar sayılı ilamı re'sen incelendi;
Hüküm kısmının 1. bendinde dava konusu olan makinenin marka ve modelinin ... olması gerekirken, sehven "..." olarak yazıldığı anlaşılmakla, hükümdeki bu açık hatanın 6100 sayılı HMK'nun 304/1 maddesi gereğince düzeltilmesine, "..." olarak yazılan makinenin marka ve modelinin "..." olarak TASHİHİNE karar verilmiştir. 06/03/2024
Katip Hakim
e-imza e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!