WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

ANKARA 9. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/594 Esas
KARAR NO : 2024/98

HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... - ... ...

DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/09/2023
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
YAZIM TARİHİ : 08/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile akdedilen 26.12.2014 tarihli ve 28.5-02.06.2015 tarihlerinde icra edilen "...." uluslararası fuar organizasyonu sözleşmesi bakiye alacağı 3.216 Avro'nun TL karşılığı için 24.04.2015 tarihinde .... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını ve takip dosyasından tarafımıza 19.07.2023 tarihinde 19.929.56 TL ödeme yapıldığını, ancak, karşı tarafın müvekkile ödemekle yükümlü olduğu miktarın, sözleşmede belirlendiğini ve anılan dosyadan takibin yapıldığı 24.04.2015 tarihi itibariyle belirli olmasına ve her halde ödeme tarihi itibariyle sözleşme bakiye gerçek bedelini ödemekle yükümlü olunmasına rağmen, uzun süren takip süreci sonucunda ve ödenen miktarın faiz oranları karşısında, Müvekkilinin gerçek zararının tazmin edildiğini kabul etme olanağı bulunmadığından işbu munzam zararın tazmini istemli belirsiz alacak davanın açılması zorunlu olduğunu, temerrüdü ertesinde likit ve belirli olan alacağı Davalının senelerce ödememesi ve ertesinde ise çok ciddi parasal kayıplara yol açacak şekilde seneler sonra ödemesi sonucu, Müvekkilinin bir kez daha zarara uğramış olduğundan, belirsiz alacak davası olarak işbu davanın açılması zorunlu olduğunu, usul ekonomisi de dikkate alınarak tensiple birlikte ... ,.... ile ....’ne yukarıda bildirilen müzekkerelerin yazılmasının kabulünü ve işbu davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile neticede 24.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle 1.000 TL munzam zararın Davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kötü niyetle ve kesinlikle yetkisiz yerde açıldığını, dava dilekçesi ve eklerinde de görüleceği üzere, ne davacı şirketin, ne de müvekkili şirketin adresi .... ili hudutlarında olmadığını, bu sebeple davanın yetkisiz mahkemede ihdas edildiğini, tarafların adresleri dikkate alındığında, huzurdaki davanın görülmesi gereken Yetkili Mahkeme .... Mahkemeleri olduğunu, davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, ekte görülen dekontlar ve banka kayıtları da incelenip değerlendirildiğinde müvekkili şirketin alacağının bulunduğunu, dava şartı olan arabuluculuk işlemi için müvekkili şirketin aranıldığını ancak süreç olması gereken şekilde tamamlanmadığını, usul eksikliği bulunduğunu, arabuluculuk tutanağını müvekkili şirket yetkililerinin görmediğini, herhangi bir imza da atmadığını, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER:
-.... Esas sayılı dosyası,
-Ödeme dekontları,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava icra takibine konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle faizle karşılanmayan munzam zararın giderilmesi talebine ilişkindir.
....
... Hukuk Genel Kurulu'nun .... sayılı, 29/03/2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; borçlu temerrüdünün önem arzeden sonuçlarından ilki TBK'nun 120 maddesinde düzenlenen temerrüt faizi, ikincisi ise TBK'nun 122. maddesinde düzenlenen munzam zarar talebidir. Temerrüt faizi; para borcunu ifada temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmekte kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın ödemekle yükümlü olduğu, temerrüt olgusunun gerçekleşmesi ile kendiliğinden işlemeye başlayan bir borç olup, bu durum ve temerrüt faiz oranları, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2. maddesinde düzenlenmiştir. Temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukuki ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur. TBK'nın 122., mülga 818 Sayılı BK'nun 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar ise; para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde ortaya çıkar ve borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsar. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Alacaklı munzam zarar talep edebilmek için borçlunun kusurunu ispat yükümlülüğü altında değildir. Ancak temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zararın varlığını ve bu zarar ile temerrüt olgusu arasında illiyet bağı bulunduğu ispatla yükümlüdür. Bu iki hususun ispatı halinde borçlu; ancak temerrüde düşmekte kusurunun bulunmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Varlığı iddia olunan munzam zararın, alacaklı tarafından HMK'nun 194. maddesine uygun şekilde yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen munzam zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği sürece, TBK’nın 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Öte yandan bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranın ....’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.
Davacı tarafından, takibe konu alacağının 8 yıl sonra ödendiği, temerrüt faizi ile alacağın güncel değerinin elde edilemediği, enflasyon etkisi ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın sepet formülüne göre tespit edilmesi gerektiği, .... kararları ile, alacak hakkının mülkiyet hakkı kapsamında olduğunun, enflasyon etkisi nedeniyle alacağın azalmasının mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğunun kabul edildiği, ayrıca bir zarar kanıtlanmasına gerek olmadığı ileri sürülmüştür.
Somut olayda; davacının munzam zararın dayanağı olarak ileri sürdüğü iddia, ülkemizin ekonomik koşullarındaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın munzam zarara neden olduğu yönünde olup, davacının kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair iddiada bulunmadığı, bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunmadığı; yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olguların davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı ve herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, asıl alacağını işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsil eden davacının munzam zararının varlığını ispat edemediği, .... 'nın .... ve HMK 30. uyarınca toplanması gerekli başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (benzer mahiyette bkz. .... Dairesi'nin 16/03/2023 tarih ve ... sayılı kararı).

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair, Davacı Vekili Av. ...'nun yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/02/2024

Katip ...
¸e-imzalıdır.

Hakim ...
¸e-imzalıdır.