T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türk Ulusu Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : 2022/273 Esas
KARAR NO : 2024/460
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ( TC NO ... )
....
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : ... - ( TC NO ... )...
VEKİLİ : Av. ... - [....
DAVA : MENFİ TESPİT
DAVA TARİHİ : 28/12/2020
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
YAZIM TARİHİ : 04/07/2024
Mahkememizde açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili ; Davalı alacaklı tarafından icra takibine konu edilen bonoda davacı borçlu adına atılı olan imzanın davacının eli ürünü olmadığını, davacının davalıya borcu olmadığını belirtip, icra takibi ve dayanak bono dolayısı ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
YANIT :
Davalı vekili ; Ticaret Mahkemelerinin görevli olduklarını, ekonomik durumu uygun olmayan davacının ve eşinin tüp bebek tedavisi sırasında yaptıkları harcamalar için borç para verip bonoyu aldığını, imza inkarının doğru olmadığını belirtip, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER :
-.... Esas sayılı icra takip dosyası,
-Davanın dayanağı bononun örneği,
-İmza inceleme raporları,
-Arabulucu anlaşmazlık son tutanağı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davadaki talep, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu hakkında başlatılan icra takibinin dayanağı olan bonoda davacı adına atılı olan imzanın davacının eli ürünü olmadığı gerekçesi ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava ilk önce Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, verilen ve kesinleşen görevsizlik kararı sonrası süresinde yapılan başvuru üzerine dava dosyasının tevzi yolu ile mahkememizin yukarıda belirtilen esas numarasına kaydı yapılmıştır.
Davacıdan alacaklı olduğu düşüncesinde olan davalı ... tarafından borçlusu davacı ..., alacaklısı kendisi olan 20/09/2019 düzenleme, 10/12/2019 ödeme tarihli ve 67.500,00 TL bedelli bonoya dayanılarak .... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmıştır.
Davalı, davacının paraya ihtiyacı olduğu için borç para verdiğini, alacağına karşılık davacının bonoyu düzenleyip kendisine verdiğini, bu nedenle davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürmekte iken, davacı borçlu ise, bonoda adına atılı olan imzanın kendisinin eli ürünü olmadığını belirtip, borcunun olmadığını söylemektedir.
Davalı alacaklı bonoya dayanarak alacak talebinde bulunduğu için bonoda yer alan davacı borçlu imzasının davacının eli ürünü olduğunu kanıtlamak durumundadır. Yoksa davacının imzanın kendisine ait olmadığını kanıtlaması gerekmemektedir.
Talep imza inkarına dayandığı için, davacının imzalarını taşıyan belge asılları temin edilip, ayrıca davacının mahkeme huzurunda da imza örnekleri alınmıştır. Yeterli belge temin edilip, bonoda davacı borçlu adına atılı olan imzanın bu kişinin eli ürünü olup olmadığı konusunda .... 24/10/2023 tarihli rapor alınmıştır. Bu raporda bonoda yer alan imzanın kuvvetle muhtemel davacı ...'ın eli ürünü olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir.
İlk raporda kesin görüş belirtilmediği ve tarafların da talebi üzerine bu kez .... Şubesinden 19/03/2024 tarihli yeni rapor alınmış, bonoda yer alan imzalar ile davacının imzasını taşıyan belgelerdeki imzaların kısmi benzerlik göstermesine rağmen, benzerlik gösteren bölümün basit tersimli olması nedeni ile bonoda yer alan imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı konusunda daha ileri bir tespite gidilemediği şeklinde görüş bildirilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, bir belgeye dayanarak alacak talebinde bulunan tarafın bu belgenin sıhhatini kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda, davalı alacaklı bonoya dayanarak alacak talebinde bulunduğu için bonoda yer alan davacı imzasının kesin olarak davacının eli ürünü olduğunu kanıtlaması gerektiği, davacının imzanın kendisine ait olmadığını kanıtlaması gerekmediği, alınan her iki rapor ile bonoda davacı adına atılı olan imzanın kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğu söylenmekle birlikte, kesin olarak bu imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirlenemediği, ispat ile yükümlü olan davalının " imzanın kesin olarak davacı borçlunun eli ürünü olduğunu" kanıtlayamadığı için imzanın davacının eli ürünü olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının menfi tespit davasınıkanıtladığı kabul edilmiştir.
Alacağın dayanağı bonoda davalı lehtar, davacıda ise keşideci olup, bonoda araya giren olmadığı için davalının bonoda yer alan imzanın davacının eli ürünü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, imzanın kesin olarak davının eli ürünü olmadığı bilindiği halde icra takibi başlatılmasında davalının kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, bu hali ile harçlandırılan bono bedeli olan 67.500,00 TL nin % 20 si kadar kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline ve menfi tespit davasının kabulüne, takibin iptali konusunda icra müdürlüğünün icranın geriye iadesi ile ilgili işlemleri yürütmesi yasa gereği olduğu için bu konuda karar verilmesi gerekmediği kabul edilip aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
Davacının davalıya .... Esas sayılı icra takibi ve dayanağı olan alacaklısı davalı ..., borçlusu davacı ... olan 20/09/2019 düzenleme, 10/12/2019 ödeme tarihli 67.500,00 TL bedelli bono nedeni ile borçlu olmadığının kabulüne,
Hüküm altına alınan 67.500,00 TL'nin % 20 sine karşılık gelen 13.500,00 TL tazminatın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine,
Kararın sonucu olarak karar kesinleştiğinde icranın tamamen eski hale iade edileceği yasa gereği olup takibin iptali konusunda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına,
Tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 4.610,93 TL harçtan peşin alınan 1.152,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.458,185 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 2.955,44 TL yargılama giderinin (harçlar dahil) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. ...(e-duruşma)'nın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/06/2024
Katip ...
Hakim ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!