T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/63
KARAR NO : 2024/45
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Tazminat / Haksız Fiilden Kaynaklanan
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
KARAR Y.TARİHİ : 30/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... tarafından kurulmuş olan ...'nın, vakıf amacını gerçekleştirilmek için ...’in tek ortaklığında 2018 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin, ..., pilot üretim ve depolama işleri için dışarıdan hizmet aldığını, ... Şirketi'nin ... ilişkili şirket olduğunu, ...’in yüzde yüz ortağının, ...’in de ortağı olan davalı ... olduğunu, ...'in, ... iktisadi işletmesine ve müvekkili şirkete ... aşaması tamamlanmış çok sayıda ilaç projesinin pilot üretim sürecine ait malzemelerin alımını sağladığını, davaya konu ham madde alımlarının hiç birisinin yazılı bir sözleşmeye dayanmadığını, ayrıca bu ilişkilere dair ... iktisadi işletmesi ve ... organlarınca alınmış bir karar veya anılan şirketlere yönelmiş yazılı bir talep bulunmadığını, ihtiyaç olmamasına rağmen ... ve ...'den etken malzeme tedariki sağlandığını, bu tedarik sürecinde ise ...'in, ... ve ilişkili şirketi ... üzerinden ve ...'in yöneticileri olan ... ve ... ile birlikte organize bir şekilde ...'i zarara uğrattığını, ... tarafından ...’e, 15.05.2018 tarihli proforma fatura, 2.10.2018 tarih ve ... no.lu malzeme faturası, 28.11.2018 tarih ve ... no.lu gümrük bedeli faturası ile yapılan ... etken maddesi satıldığını, fatura ve eklerine göre 1600 gram ... etken maddesi satıldığı göründüğünü ancak yalnızca 534,5 gram etken madde teslim ettiğini, üretimden sonra da 5 gram etken maddenin kaldığı görüldüğünü, gümrük firmalarına veya yurt içi tedarikçilere ait evrak olmadığı için bu etken maddelerden gerçekten alınıp alınmadığı veya ithal edilip edilmediği, edildi ise ne kadar de alındığı veya ithal edildiği hususlarının bilinemediğini, ...’in tek defada, hem teslim edilmeyen mal miktarı hem de fahiş fiyatıyla zarara uğratıldığı ... projesinin ilk olarak ...firması tarafından Kasım 2016’da ... iktisadi işletmesine sunulduğunu, ...firması ile anlaşma sağlandığını ve 06.04.2017 tarihinde ... ve ...mikafunginin de içinde bulunduğu toplam 8 adet projenin yürütülmesi için ... anlaşması imzalandığını, anlaşmanın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra projenin iptal edildiğini, sonuç olarak müvekkili şirketin davalıların kusurundan dolayı zarara uğradığını, davalı ... ve davalı ...'un şirketi zarara uğratacak tüm bu işlemleri bilinçli yaptığını belirterek; müvekkili şirketin uğramış olduğu 4.000-Amerikan Doları tutarındaki zararın, ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4.a maddesi uyarınca belirlenen oranlar üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın haksız fiile dayandığından görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının ürünün piyasa fiyatının 5 katına satıldığı iddiasını kabul etmediklerini, bir an için kabul edilmesi halinde dahi davacının bu iddiasının müvekkiline kusur olarak izafe edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin diğer davalılar ile birlikte hile yoluyla davacı şirketi zarara uğrandığı iddiasına ilişkin olarak .... sayılı dosyası nda şikayette bulunduklarını, ancak bahsi geçen soruşturma dosyasında ... kararı verildiğini, davacı tarafın dava konusu ürünlerin faturasının kesilmesi ve davacı şirkete teslimine müteakip müvekkili şirkete ödemeyi yaptığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Uyuşmazlık; davacı şirketin davalı ...’in yöneticisi olduğu şirket arasındaki ticari ilişkide davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları ile yöneticinin sorumluluğunun koşullarının ve haksız fiil koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5. Davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin yetkililerinin 24/02/2024 tarihine kadar .... oldukları anlaşılmıştır.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
6. Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
7. Davanın esasının incelenmesinden önce mahkememizin görevli olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekmektedir.
8. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
9. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
10. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
11. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
12. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
13. Az yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
14. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
15. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
16. Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.
17. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (6100 s. HMK m.1) düzenlenir. Görev ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (.... Karar).
18. Eldeki somut uyuşmazlıkta, davacı şirketin yöneticileri ile davalının birlikte hareket etmek suretiyle şirkete zarar verdikleri iddiasına dayalı olarak dava açılmış olup sözkonusu dava mahkememizin .... sayılı Esasına kaydedilmiştir. Mahkememizce şirket yöneticilerinin sorumluluğuna yönelik açılan ve .... Esas sayılı dosyasında görülen davada davacı şirkete TTK m. 553 hükmü uyarınca yöneticilere karşı dava açılmasına yönelik şirket Genel Kurul kararı sunulması için kesin süre verilmiş, ancak bu kesin süre içerisinde Genel Kurul kararı sunulmaması nedeni ile dava şartları oluşmadığından şirketin yöneticileri yönünden özel dava şartı yokluğundan ötürü davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
19. Bu durum karşısında davada yöneticiler ile birlikte hareket eden haksız fiil sorumlusu olan davalı ...'e yönelik tazminat davasının .... esas sayılı dosyasından tefriki gerekmiştir.
20. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde; davanın haksız fiil sonucu meydana gelen zarara ilişkin açılmış bir dava olup, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dayanmadığı, yukarıda açıklandığı üzere Ticaret Mahkemelerini görevli kılacak anlamda mutlak ya da nispi nitelikte bir ticari davanın sözkonusu olmadığı, bu halde uyuşmazlığın çözümünde Mahkememiz görevli ve yetkili olmadığından öncelikle mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
VI. HÜKÜM
1-Davanın, Mahkememizin görevli olmaması nedeni ile HMK m. 114/1-c ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Görevli Mahkemenin,... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE
3-HMK m. 20/1 hükmü uyarınca Mahkememiz kararı "kesin nitelikte" ise tebliğ tarihinden, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içerisinde "Dava Dosyasının Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın görevli olan .... Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA,
5- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/01/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!