WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

ANKARA 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/704
KARAR NO : 2024/41

BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVALI : 1- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : 2- ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...

DAVA : Tazminat / Şirket Yöneticisinin Sorumluluğuna Dayalı
DAVA TARİHİ : 13/10/2023
KARAR TARİHİ : 25/01/2024
KARAR Y.TARİHİ : 25/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... tarafından kurulmuş olan ....'nın, vakıf amacını gerçekleştirilmek için ...’in tek ortaklığında 2018 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin, ..., pilot üretim ve depolama işleri için dışarıdan hizmet aldığını, ... Şirketi'nin ... ilişkili şirket olduğunu, ...’in yüzde yüz ortağının, ...’in de ortağı olan davalı ... olduğunu, ...'in, ... iktisadi işletmesine ve müvekkili şirkete ... aşaması tamamlanmış çok sayıda ilaç projesinin pilot üretim sürecine ait malzemelerin alımını sağladığını, davaya konu ham madde alımlarının hiç birisinin yazılı bir sözleşmeye dayanmadığını, ayrıca bu ilişkilere dair ... iktisadi işletmesi ve ... organlarınca alınmış bir karar veya anılan şirketlere yönelmiş yazılı bir talep bulunmadığını, ihtiyaç olmamasına rağmen ... ve ...'den etken malzeme tedariki sağlandığını, bu tedarik sürecinde ise ...'in, ... ve ilişkili şirketi ... üzerinden ve ...'in yöneticileri olan ... ve ... ile birlikte organize bir şekilde ...'i zarara uğrattığını, ... tarafından ...’e, 15.05.2018 tarihli proforma fatura, 2.10.2018 tarih ve ...no.lu malzeme faturası, 28.11.2018 tarih ve ... no.lu gümrük bedeli faturası ile yapılan mikafungin etken maddesi satıldığını, fatura ve eklerine göre 1600 gram mikafungin etken maddesi satıldığı göründüğünü ancak yalnızca 534,5 gram etken madde teslim ettiğini, üretimden sonra da 5 gram etken maddenin kaldığı görüldüğünü, gümrük firmalarına veya yurt içi tedarikçilere ait evrak olmadığı için bu etken maddelerden gerçekten alınıp alınmadığı veya ithal edilip edilmediği, edildi ise ne kadar de alındığı veya ithal edildiği hususlarının bilinemediğini, ...’in tek defada, hem teslim edilmeyen mal miktarı hem de fahiş fiyatıyla zarara uğratıldığı Mikafungin projesinin ilk olarak... firması tarafından Kasım 2016’da ... iktisadi işletmesine sunulduğunu, ... firması ile anlaşma sağlandığını ve 06.04.2017 tarihinde ... ve... mikafunginin de içinde bulunduğu toplam 8 adet projenin yürütülmesi için ... anlaşması imzalandığını, anlaşmanın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra projenin iptal edildiğini, sonuç olarak müvekkili şirketin davalıların kusurundan dolayı zarara uğradığını, davalı ... ve davalı ...'un şirketi zarara uğratacak tüm bu işlemleri bilinçli yaptığını belirterek; müvekkili şirketin uğramış olduğu 4.000-Amerikan Doları tutarındaki zararın, ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4.a maddesi uyarınca belirlenen oranlar üzerinden işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TL olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... 02/11/2015 tarihinde Başkan Danışmanı/Şirketler Koordinatörü olarak çalıştığını, buradaki görevinden 20/09/2018 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, hiçbir zaman davacı şirket çalışanı olmadığını, hak ve ücret almadığını, müvekkiline yöneltilecek herhangi bir husumet bulunmadığını, iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilinin genel müdür olarak faaliyet gösterdiği düşünülse dahi tüm işlemlerin iki imza ile yapılması zorunluluğu bulunduğundan yönetim kurulunun yapılan işlemlerden habersiz olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Eylül 2018, Ocak 2020 tarihleri arasında davacı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev aldığını, müvekkilinin iş akdinin Ocak 2020 tarihinde davacı tarafından sonlandırıldığını, müvekkilinin bu nedenle dava açtığını, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı dönemlerde imza yetkilisi olmadığını, yönetimde herhangi bir söz hakkı ya da yönlendirmesinin olmadığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaların neredeyse tamamının müvekkilinin davacı şirkette çalışmaya başlamasından önceki döneme ilişkin olduğunu, beyan ederek davanın müvekkili yönünden husumetten reddini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
4. Tarafların yargılamada üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

B. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunan Hususlar
5. Uyuşmazlık, davacı şirketin yönetici olan davalılar ... ve ...’un diğer davalı ... ile birlikte hareket etmek suretiyle davacı şirket ile davalı ...’in yöneticisi olduğu şirket arasındaki ticari ilişkide davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları ile yöneticinin sorumluluğunun koşullarının ve haksız fiil koşullarının bulunup bulunmadığı, ayrıca davalılardan ...'ın davacı şirketin yöneticisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
6. Davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin yetkililerinin 24/02/2024 tarihine kadar .... oldukları anlaşılmıştır.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
7. Dava, şirket yöneticilerinin şirkete vermiş olduğu zararların tazmini istemine ilişkindir.
8. Davacı şirketin davalı ... aleyhine açmış olduğu dava işbu dosyadan tefrik edilerek Mahkememizin .... esasına kaydedilmiş ve dava hakkında Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
9. Somut olayın değerlendirmesine geçmeden önce şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
10. 6102 sayılı TTK’nın 644/1-a maddesi uyarınca, limited şirket müdürlerinin sorumluluğu anonim şirketlere ilişkin kurallara tabidir.
11. 6102 sayılı TTK'nın Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu başlıklı 553. maddesi "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz" hükmünü içermektedir.
12. Aynı Kanunun "Şirketin Zararı" başlıklı 555. maddesinde ise "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
(2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
18. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, anonim şirketlerde Kanun ya da esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kurucular, yöneticiler, yönetim kurulu üyeleri ve tasfiye memurları bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu tutulmuşlardır. Hükümde belirtilen sorumlulur sınırlı sayıda ifade edilmemiş olup fiili organların da düzenleme kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. Sorumluluğun müeyyidesi ise tazminattır (....).
13. Yöneticilerin sorumluluğu için yönetim kurulu üyelerinin yükümlülüklerini kanuna veya esas sözleşmeye aykırı şekilde ihlal etmesi, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının sorumlu tutulmaları, kendilerine kanun ve ana sözleşme ile yüklenen yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde sözkonusu olabilecektir. Bu anlamda yükümlülüklerin sorumlu olan kişiye göre belirlenmesi gerekmektedir. Yükümlülük kavramı, yönetim kurulunun bir görevi ve yetkisi bağlamında, kanunda ve esas sözleşmede öngörülen konulardaki yapma ve yapmama zorunluluklarını ifade etmektedir (....).
14. TTK m. 553 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler, tasfiye memuru ve madde kapsamına giren diğer kişilerin sorumluluğunda kusur sorumluluğu esası kabul edilmiştir. Bu anlamda sorumluluğunun doğması açıkça kusur şartına bağlı kılınmış olup zarar veren işlem ve eylemlerin yöneticilerin kusurundan kaynaklandığının ispatı aranmaktadır. Kusurun derecesi bakımından her hangi bir sınırlandırma öngörülmemesi nedeni ile sorumlular hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklardır (....).
15. Kusurun objektif ölçüye göre belirlenmesi gerektiği ise TTK m. 369 hükmünde belirtilen yöneticinin görevini "tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmesi" gerektiği yönündeki düzenlemeden anlaşılmaktadır. Buna göre tedbirli yönetici, bir yandan kusurda ölçü rolüne sahipken; diğer yandan tedbirli yöneticinin karar ve eylemlerde göstereceği özen, nesnel davranışı ifade eder. Buradaki nesnellik ile görevi yerine getirebilmek için yetkin olma, ilgili bilgileri değerlendirebilme, uygulamayı ve gelişmeleri takip edebilme ve anonim şirket ile ilgili bilgiler çerçevesinde denetleyebilme yeteneği ve öğrenime sahip olma yeterlilikleri kastedilmiştir. Bu anlamda yönetim kurulu üyelerinin kontrolü dışındaki ve kendilerinden beklenenin ötesindeki tedbir, tedbirli yönetici kavramına dahil değildir. Nitekim TTK m.553/3 hükmüne göre, yönetim kurulu üyelerinden bir uzman bilgisine sahip olması zorunluluğu beklenmemektedir. Hükmün gerekçesinde ayrıca, bir yöneticinin kontrolü dışında kalan ve nesnel olarak beklentilerin uzağındaki davranışlardan tedbirli yöneticinin sorumlu olmayacağı belirtilerek bu açıdan TTK m. 553/3 hükmünün bu konudaki sınırı ortaya koyduğu görülmektedir (....).
16. Zarar doğurucu işlem ya da eylemin sorumluların kusurdan kaynaklandığının ispatı ise, TTK m. 553 hükmü uyarınca davacı yana yüklenmiştir. Davacı yanın, TTK 553 madde kapsamındaki sorumlulara kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispatlaması halinde, yönetici ancak zarar doğuran işlemlerde kendisinden beklenen özen yükümünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
17. Öte yandan görev ve yetki devrinin sorumluluğa etkisi ise 553. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiş olup buna göre görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin işlem ve fiillerinden sorumlu tutulamazlar.
18. TTK m. 553 hükmü kapsamına giren kişilerin sorumluluklarının doğması için, yükümlülüklerini kusurlu hareketleri sonucunda ihlal etmelerinin neticesinde zararın da ortaya çıkması gerekecektir. Bu zarar olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilecektir Olumlu zarar, alacaklının borcun yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkma ihtimali olan menfaatlerinin gerçekleşmemesi sebebiyle uğranılan fiili zarardır. Olumsuz zarar ise, hüküm doğuracağına inanılan bir sözleşmenin hükümsüz olması ya da kurulamaması sebebiyle uğranılan kardan yoksunluk şeklindeki zarardır. Zararın var olduğunun ispatlanmasının yanında, zararın miktarına ilişkin hesaplamaların da yapılması gerekir. Zararı ispatlama yükümlülüğü zarar görene aittir.
19. Ortaya çıkan zarar, şirketin, pay sahiplerinin veya bir alacaklının doğrudan malvarlığında bir değer eksilmesine neden olan ya da malvarlığında meydana gelmesi beklenen değer artışının gerçekleşmemesi biçiminde ise "doğrudan zarar" olarak, anonim şirketin malvarlığında meydana gelen zararın pay sahipleri ve alacaklıları yansıma yoluyla etkilemesi şeklinde ise "dolaylı zarar" olarak ifade edilmektedir. Yani şirketin uğradığı doğrudan zarar, pay sahipleri ve anonim şirkete yansımaktadır. Doğrudan zararla pay sahibinin veya alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlar sözedilmektedir.
20. Zararın doğrudan ya da dolaylı olduğu hususunun tespit edilmesi dava açma yetkisi bakımından önem taşımaktadır. Sorumluluk davasında dava açma hakkı madde metninden de anlaşılacağı üzere, şirkete, ortaklara ve alacaklılara tanınmış olup asıl dava hakkı, ortaklığa aittir.
21. Şirketin dava açma yetkisi bakımından doğrudan ya da dolaylı zarar ayrımı yapılmasına lüzum bulunmamaktadır. Zira şirketin dava açma yetkisine sahip olduğu hallerde şirketin uğradığı zarar doğrudan zarar niteliğindedir.
22. Bununla birlikte, ortakların ve alacaklıların dava açma hakkı doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sonucunda ortağın doğrudan zarara uğraması söz konusu ise, ortak uğradığı zararın tazmin edilerek kendisine verilmesi için yönetici aleyhine tazminat davası açabilecektir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açacaktır. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Bu halde açılacak davalarda, hükmolunacak tazminatın da şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Zira TTK'nın 555. maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararlar zarara neden olanlardan, ortak tarafından açılacak davayla istenebilecek ise de, hükmolunacak tazminatın ancak şirkete ödenmesi istenebilir. (.... Karar).
23. Öte yandan şirket tarafından açılacak davalara ilişkin olarak 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Böyle bir kararın varlığı HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Ancak, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu gidilmemeli, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi bakımından makul bir süre verilmelidir.
24. Mahkememizce düzenlenen 24/10/2023 tarihli tensip tutanağının 12. maddesinde; "Davacı şirke yöneticisi olan davalılar yönünden, davacı yanca ileri sürülen vakıalardan ötürü TTK m. 553 hükmü uyarınca sorumluluğa ilişkin olarak dava açılmasına yönelik şirket genel kurulunca alınmış bir karar varsa sunulması, bu konuda genel kurul tarafından karar alınmamış ise HMK m. 54 hükmü uyarınca bu konuda karar alınarak mahkememize sunulması için 1 (bir) aylık kesin süre verilmesine, bu sürenin HMK m. 94/1 ve 94/2 hükmü uyarınca kesin nitelikte olduğu, bu bentte açıklanan ara kararının verilen süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu ile usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına (tensip zaptının tebliği suretiyle ihtar yapılmış sayılmasına)" hususunun 31.10.2023 tarihli tebligat ile davacı vekiline ihtar edildiği, kendisine verilen kesin süreye rağmen bu hususta bir beyanda bulunmadığı, 25.01.2024 tarihli duruşmada şirket yöneticilerinin sorumluluğuna yönelik bir karar alınıp alınmadığına yönelik bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
25. Yapılan açıklamalar neticesinde somut olay incelendiğinde; anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerektiği, davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen bu eksikliği gidermediği, böyle bir kararın varlığının özel dava şartı olduğu ve davacı tarafça dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
VI-HÜKÜM
1-Davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile HMK m. 114/2 ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE,
5-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
Dair davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren.... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/01/2024
Başkan ...
e-imza

Üye ...
e-imza

Üye ...
e-imza

Katip ...
e-imza

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"