T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/431 Esas - 2024/4
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/431 Esas
KARAR NO : 2024/4
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2023
KARAR TARİHİ : 09/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın dava dışı ......Ltd. Şti.’ye 04.04.2013 tarihinde 100.000,00 TL kredi tahsis edildiğni, kredinin teminatı olarak,... ... ... parsel nolu taşınmaz üzerine 05.04.2013 tarih 345 yevmiye numarasıyla 200.000,00 TL bedelli 1. Derece 1. sırada ipotek konulduğunu, söz konusu taşınmazın teminat değerinin tespiti amacıyla ekspertiz yapması talep edilen davalı tarafından düzenlenen 03/04/2013 tarih 411003 sayılı raporla gayrimenkulün değerinin 230.000 TL tespit edildiğini, kredinin ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını takip sürecinde icra müdürlüğü tarafından yaptırılan kıymet takdiri sonucunda söz konusu gayrimenkulün değerinin 48.746,00-TL tespit edildiğini, davalı tarafından 4 katı düzeyde tespit edildiğini, hatalı ekspertiz raporları nedeniyle müvekkili bankanın zarara uğradığını, 23.03.2015 tarihinde aynı konuda ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/451 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, fakat yapılan yargılamada davanın zamansız açıldığından bahisle reddedildiğini beyanla banka zararı 53.203,84 TL ve işlemiş 58.718,45-TL toplam 111.922,29-TL'nin davalıdan avans faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zamanaşımına uğradığını, alacağın tahsili için tüm hukuki yolların tüketilmesi gerektiğini, değerleme raporunun muhtemel değeri belirleyeceğini, sadece teminata dayalı olarak kredi kullandırılamayacağını, kredi kuruluşunun gerekli araştırmayı yapmakla sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için bahsi geçen taşınmaza müvekkili şirket tarafından yanlış kıymet takdir edildiği ve zarar ile müvekkili şirket tarafından hazırlanan raporlar arasında illiyet bağının bulunduğu varsayımında dahi, yanlış değer biçme sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın hesabında fazla tahsis edilen limitin tarihleri ile belirlenmesi ve ilgili taşınmazın gerçek değerlerinin bu belirlenen miktardan düşülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; hizmet sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar tacir olup, yine uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği dolayısıyla TTK'nın 4. Maddesi kapsamında davanın nispi ticari dava olduğu bu doğrultuda yine TTK'nın 5/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.
Somut olayda davanın 14/06/2023 tarihinde açıldığı, dava dilekçesi ekinde arabulucluk son tutanak aslının veya onaylı suretinin eklenmediği, Mahkememizce 17/10/2023 tarihli celsede tutanak aslının sunulması için 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından 31/10/2023 tarihli dilekçesi ekinde son tutanak aslının sunulduğu ancak arabuluculuğa başvuru tarihinin 18/10/2023 olduğu görülmüş, bu itibarla dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, dava açıldıktan sonra son tutanak aslı veya onaylı suretinin sunulması için verilen sürede arabuluculuğa başvurulduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada özellikle üzerinde durulması gereken husus, dava açılmasından sonra; davacıya arabuluculuk son tutanak aslının sunulması için verilen sürede arabuluculuğa başvurulması halinde, arabuluculuğa ilişkin dava şartının yerine getirilip getirilemeyeceği diğer bir anlatımla arabuluculuğa ilişkin dava şartının tamamlanabilir nitelikte olup olmadığıdır.
Bilindiği üzere HMK'nın 115/2. Maddesinde "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükmü düzenlenmiştir.
Konuya ilişkin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinin ikinci fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmü düzenlenmiştir.
Görüleceği üzere dava şartı arabuluculuğa ilişkin özel düzenleme getiren HUAK 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; kanun koyucunun açık düzenleme yaparak arabuluculuğa ilişkin dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koyduğu kanaat edilmiştir. (aynı yönde İst. BAM 44. HD'nin 2021/1680 E., 2021/1677 K. Sayılı ilamının onanmasına dair Yargıtay 11 HD 2022/1249 E., 2023/4992 K. Sayılı 14/09/2023 Tarihli ilamı incelenebilir. Yine arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı yönünde; Y. 6 HD 2023/3342 E., 2023/2951 K., 26/09/2023; ... BAM 31. HD. 2023/654 E., 2023/996 K., Ank. BAM 23 HD. 2020/1757E., 2020/1466 K.)
Yapılan açıklamalar, değinilen yasal düzenleme ve içtihatlar kapsamında "arabuluculuğa ilişkin dava şartı" dava açıldıktan sonra tamamlanabilir nitelikte görülmediğinden davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6325 Sayılı HUAK'nın 18/A-2. Maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2- Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.911,36-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.483,76-TL'nin yatıran tarafa karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!