T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/10 Esas - 2024/86
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/10 Esas
KARAR NO : 2024/86
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 05/01/2023
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından 173393121 poliçe no'lu nakliyat emtea taşıma sigorta poliçesi sigortalanmış bulunan ... Elektronik Sanayi Ve Ticaret A.ş. 'ye ait fiber optik iletim kablosu cinsi emteaların, forwarder hitit trans yükümlülüğünde iken 06.12.2021 tarihinde İsviçre'den ...'ya nakledildiğini ve bu nakliyatın sonucunda emteaların hasarlandığının tespit edildiğini, söz konusu nakliyat esnasında meydana gelen hasar dolayısı ile Sigorta Şirketi; sigortalısı ... Elektronik Sanayi Ve Tic Aş'ye 41.189,97 tl hasar tazminatı ödediğini, 6102 sayılı ttk'nın 1472. maddesi gerekçesiyle, müvekkili şirketçe ödenen (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik) 41.189,97 tl'nin tazmini talepli olarak huzurdaki davayı açma gereği hasıl olduğunu, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 41.189,97-TL alacaklarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanmasından ve arabuluculuk sürecinin vekaleten taraflarından yürütülmesinden dolayı maktu arabuluculuk vekalet ücretinin ve mahkeme vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olduğunu, böylelikle öncelikle esasa girilmeksizin davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, hasara uğradığı iddia edilen emtia ile ilgili olarak davacı/sigortalı tarafından müvekkile 14 günlük hak düşürücü süresi içinde herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, hasara ilişkin resmi hiçbir tutanak bulunmamakta olup iddia edilen hasar oluşmuş olsa dahi hasarın taşımanın hangi aşamasında olduğu belirli olmayıp fiili taşıyıcı elinde iken oluşmuş olmasının mümkün olmadığını, davacının ne fiili taşıyıcı TYHAO tarafından ne müvekkili şirket tarafından ne de gümrük memurlarınca imzalanmış herhangi bir hasar tutanağını dosyaya ibraz edememiş olduğunu, davacı tarafın hasarın taşıma esnasında oluştuğunu ispata davet ettiklerini, bir an için müvekkilinin sorumlu olacağı düşünülse dahi ki bu hususun asla kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilin sorumluluğunun konvansiyonda belirlenen sınırlı sorumluk miktarını aşmayacak şekilde hesaplanması gerektiğini, fiili taşıma ... tarafından yapılmış olup davacı sigorta şirketince davanın davalı sıfatı ile ...'ya yöneltilmemiş olmasına taraflarınca bir anlam verilemediğini, bu nedenlerle öncelikle davanın ...'ya ihbar edilmesini, usule ilişkin itirazları değerlendirilerek davanın usulden reddine, bu talepleri yerinde görülmez ise hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, emtia taşıma sigorta poliçesi nedeniyle ödenen hasar bedelinin, TTK 1472. Maddesi (halefiyet esasına) dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dosya kapsamında elektrik mühendisi, karayolu taşımacılık uzmanı ve hesap bilirkişilerden oluşan heyet tarafından tanzim edilen 08/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Hasarın Türk Lirası karşılığı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının 26.08.2022 tarihli 1=CHF efektif satış fiyatı 15.0239 TL’dir. 3.470,18 x 15,0239 = 52.135,63 TL olduğu tespit edilmiştir. Halefiyet ilkesi gereği davacı sigorta şirketi hasar sorumlusuna karşı ancak ödediği sigorta tazminat tutarı kadar rücu edebileceğinden davalının meydana gelen hasardan sorunlu olduğunun ve davacı şirketin rücu hakkının bulunduğunun düşünülmesi halinde davacı sigorta şirketinin sigortalısına 26.08.2022 tarihinde ödemiş olduğu 41.189,97 TL’yi talep edebileceği" hususları belirtilmiştir.
Tarafların rapora karşı ileri sürdükleri beyan ve itirazlar da nazara alınarak uyuşmazlığın niteliği itibariyle konunun havayolu taşımacılığı uygulamaları yönünden de irdelenebilmesi ve yapılacak tespitlere istinaden lüzumu halinde özel çekme hakkı nazara alınarak hesaplama yapılması hususlarında rapor tanzim edilmesi için dosyamız bölge bilirkişilik listemizde "havayolu taşımacılığı" uzmanlığı bulunan bir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Havayolu taşımacılığı uzmanlığı bulunan bilirkişi tarafından tanzim edilen 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Montreal Konvansiyonu'nun 31. maddesi gereğince; dava konusu olayda kargonun teslim almaya yetkili şahıs tarafından şikayetsiz olarak alınmasının, bagaj ve kargonun iyi koşullarda ve sırasıyla madde 3'ün 2. paragrafında ve madde 4'ün 2. paragrafında anılan taşıma dokümanına ya da farklı yöntemlerin içerdiği kayıtlara uygun olduğuna dair kesin olmayan karine teşkil ettiği, Diğer taraftan; hasarın fark edilmesinden veya her halükarda kargonun teslim edildiği tarihi izleyen 14 gün içerisinde anılan Konvansiyon'un 39. maddesi kapsamında anlaşmalı taşıyıcı hükmünde olan davalı Hitit Trans firmasına veya gerçek taşıyıcı hükmünde olan ...'ya ihbar edilmesi gerektiği, teslim tarihinin 16.11.2021 tarihi olduğu son başvuru tarihinin 30.11.2021 olması gerektiği ve başvurunun yazılı olması gerektiği düşünülmekte olup, dava dosyasında 30.11.2021 tarihine kadar yapılmış herhangi bir başvuru yazısına rastlanılmadığı, Dava konusu kargo hasarına ilişkin dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde; ... firması tarafından üç makara fiber optik kablonun taşındığı ve sadece 1538 metre fiber optik kablonun sarılı olduğu bir makaranın hasar aldığının tespit edildiği, hasar ambalajlama hatası nedeniyle meydana gelmiş olsaydı aynı ambalajla kaplı olan diğer makaraların da hasar görmesi gerekeceği, bu nedenle taşınan eşyada meydana gelen hasarın ambalajlama hatasından meydana Diğer taraftan; yükteki hasarın taşıma esnasında meydana gelip gelmediğine ilişkin dava dosyasında yer alan belgelerden net bir kanıya varılamadığı, ancak dava dışı ... firmasından yükün teslim alındığı tarihten hasarının tespit edildiği tarihe kadar kamera kayıtları temin edilebilirse (şayet silinmediyse) kargoda oluşan hasarın kargonun teslim alındıktan sonra oluşup oluşmadığının tespit edilebileceği, öte yandan; Sayın Mahkemede kargonun taşıma esnasında hasarlandığı yönünde bir kanaat oluşursa; Sorumluluk üst sınırının (22x 96,51) 2.123,22 SDR olduğu, SDR kurunun Montreal Konvansiyonu'nun 23. maddesi ve yerleşik Yargıtay İçtihatları gereğince karar tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası çevrilmesi gerektiği, Diğer taraftan hesaplanan 2.123,22 SDR'nin sorumluluk üst sınırı olduğu, gerçek hasar bu tutarın altında ise tazminatın gerçek hasar üzerinden hesaplanması gerektiği, davalı sigorta firması tarafından dava dışı alıcıya 41.189,97 TL ödeme yapıldığı, Karar tarihinde de gerçek hasar tutarı olan 41.189,97 TL, sorumluluk üst sınırı olan 2.123,22 SDR'nin TL tutarının altında ise tazminat için ödenmesi gereken tutarın gerçek hasar tutarı olan 41.189,97 TL olması gerektiği, karar tarihinde 2.123,22 SDR'nin TL tutarı 41.189,97 TL'nin altında ise sorumluluk üst sınırının tazminat olarak hesaplanması gerektiği" hususları belirtilmiştir.
Eldeki davada, davacı özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan dava dışı ... AŞ.'ye ait "fiber optik iletim cinsi emtiaların" taşıma esnasında hasarlandığı, hasar nedeniyle dava dışı sigortalıya ödeme yapıldığı, hasardan taşıyıcı firma olan davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı yan ise özetle; gerek TTK gerek Montreal Konvansiyonu hükümleri doğrultusunda hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri geçtiği, süresinde hasar ihbarında bulunulmadığı, hasarın taşıma esnasında meydana geldiğinin ispatlanması gerektiği yönünde savunmada bulunmuştur.
Dava konusu hasar iddiası bakımından taşımanın İsviçre-Türkiye güzergahında gerçekleşmesi ve iki ülkenin de Montreal Konvansiyonuna taraf olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde “Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların” Birleştirilmesine Dair Sözleşme” (Montreal Konvansiyonu) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Montreal Konvansiyonu'nun “Kargonun Hasara Uğraması” başlıklı 18. Maddesi; “
1. Taşıyıcı, kargonun tahrip olması ya da kaybolması ya da kargoya zarar gelmesi durumunda uğranmış hasara karşı sadece, hasara bu şekilde uğranmasına neden olan olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur.
2. Fakat eğer kargonun tahrip olmasının, kaybolmasının ya da kargoya zarara gelmesinin aşağıda verilen olaylardan birinin ya da daha fazlasının bir sonucu olarak meydana geldiğini ispatlarsa, taşıyıcı ve bu kapsama kadar sorumlu değildir:
(a) kargonun kendi içinde bulunan kusurlardan, kargonun kalite ve kötülüğünden;
(b) kargonun paketlenmesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında birisi tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasından;
(c) savaş ya da silahlı çatışma,
(d) kargonun girişi, çıkışı ya da geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyeti.
3. Bu maddenin birinci paragrafının anlamı dahilinde hava yolu ile taşıma, kargonun taşıyıcının sorumluluğu altında bulunduğu dönemi kapsamaktadır.
4. Hava yoluyla taşıma süresi, karada, deniz yoluyla ya da kara içinde suyoluyla havaalanı dışında gerçekleştirilen herhangi taşıma faaliyetini içermez. Eğer, bununla birlikte: yükleme, teslimat ya da aktarma amacıyla bir hava yoluyla taşıma anlaşmasının yerine getirilmesinde bu tür bir taşıma yer alırsa, aksi ispata tabi olacak biçimde, herhangi bir hasarın hava yoluyla taşıma sırasında meydana gelen bir olayın neticesi olduğu varsayılacaktır. Eğer bir taşıyıcı, taraflar arasında hava yoluyla taşıma olacak biçimde anlaşması yapılmış bir taşımanın tamamının ya da bir kısmının nakliyesini, gönderenin izni olmaksızın başka bir nakliye biçimi ile değiştirecek olursa, başka bir nakliye biçimiyle yapılan bu tür bir taşıma hava yoluyla taşıma süreci dahilinde sayılacaktır.” şeklinde olup, “Şikayetlerin Zamanına Uygun Olarak Yapılması” başlıklı 31. Maddesi ise;
“1. Kontrol edilmiş bagaj ya da kargoyu teslim almaya yetkili şahıs tarafından şikayetsiz olarak alınması, bagaj ve kargonun iyi koşullarda ve sırasıyla Madde 3'ün 2. paragrafında ve Madde 4'ün 2. paragrafında anılan taşıma dokümanına ya da farklı “yöntemlerin içerdiği kayıtlara uygun olduklarına dair kesin olmayan karine teşkil eder.
2. Hasar durumunda, teslim almaya yetkili şahıs hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve en geç, kontrol edilmiş bagajlar durumunda alınan tarihten itibaren yedi (7) gün içerisinde, ve kargo halinde de alınılan tarihten itibaren on dört (14) gün içerisinde taşıyıcıya şikayette bulunmalıdır. Gecikme durumunda şikayet, en geç bagaj ya da kargonun kendi kullanımına verilmiş olması gereken tarihten itibaren yirmi bir (21) gün içerisinde yapılmalıdır.
3. Her şikayet, yazılı olmalı ve sözü edilen süreler içerisinde verilmeli ya da gönderilmelidir.
4. Eğer yukarıda bahsedilen süreler içerisinde bir şikayette bulunulmazsa, taşıyıcının niyeti olması dışında, taşıyıcı aleyhinde bir dava olamaz” şeklindedir.
Toplanan deliller ve değinilen mevzuat ışığında somut olay ele alındığında; kargonun teslim tarihinden ( 16/11/2021) itibaren 14 gün içinde davalıya ya da dava dışı fiili taşıyıcı (...'ya) yazılı başvuruda bulunulmadığı yine kargonun dava dışı kargo alıcısının deposuna teslim tarihi açısından, dava dışı TZY Lojistik firmasınca oluşturulan hasar tutanağı tarihi (06/12/2021) bakımından da 14 günlük süre içerisinde yazılı başvuruda bulunulmadığı, bu yönde dava dışı kargo alıcısının davalıya attığı e-mailin 11/04/2022 tarihli olduğu, bu itibarla Montreal Konvansiyonu ile öngörülen 14 günlük süreye riayet edilmediği, taşıyanın kötü niyetli olması halinde bu süre nazara alınmayacak ise de; dosya kapsamında taşıyanın kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşılmıştır. Bununla birlikte taşıyıcının ya da fiili taşıyıcının hasardan haberdar olduğu veya olması gerektiği hallerde TMK'nın 2. Maddesi uyarınca ihbarın aranmayacağı düşünüldüğünde; yükteki hasarın taşıma esansında meydana geldiğine dair somut delil bulunmadığı, bu yönde teslimin şikayetsiz ve ihtirazı kayıtsız yapılması hususunun davalı lehine (adi) karine teşkil ettiği de dikkate alındığında, hasarın davalı uhdesindeki taşıma esnasında hasarlandığının usulünce ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Yapılan açıklamalar kapsamındameydana gelen hasar nedeniyle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 703,43-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 275,83-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 127-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
13/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!