WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

ANKARA 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/721 Esas - 2024/88
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/721 Esas
KARAR NO : 2024/88

DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2022
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 25/11/2021 tarih ve BD-48/2021 sayılı Bağımsız Denetim Sözleşmesi ("Sözleşme") imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasını müteakip müvekkili ile davalı arasında e-posta yazışmaları üzerinden iletişim kurulup, bağımsız denetim sürecinin başladığını, aynı tarihli ve BD-49/2021 tarihli bir diğer bağımsız denetim sözleşmesinin de müvekkili ile Invaco Teknoloji AŞ arasında imzalandığını, bu sözleşmeye ilişkin olarak da benzer süreçler yaşandığını, tüzel kişiliklerin ayrı olması nedeniyle davaların ayrı açılmış olduğunu, bununla birlikte, müvekkili tarafından bağımsız denetim çalışmasının her iki şirket açısından bir arada yürütüldüğünü, davalının Üsküdar 9. Noterliğinden çektiği 12/01/2022 tarih ve 1048 yevmiye nolu ihtarname ile mevzuata aykırı bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, bu ihtarnameye karşı ... 2. Noterliğinden çekilen 17/03/2022 tarihli ve 5377 yevmiye nolu cevabi ihtarnameleri ile fesih bildiriminin hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilinin sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmeye hazır olduğunu ihtar ettiklerini, geçen süre içerisinde konuya ilişkin olarak davalı ile iletişim kurulamadığından mevzuat uyarınca bağımsız denetimin gerçekleştirilemeyecek olduğu sonucuna vardıklarını, tarafların sözleşmeyi feshetmek istemeleri halinde KGK'nın onayı gerektiğini, davalı şirketin sözleşmeyi feshinin hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkilinin sözleşmenin hüküm ifade edeceğine inanarak yaptığı masraflar ile menfi zararlarını kendisine ödemek zorunda olduğunu, dava konusu sözleşmenin imzalanması sırasında müvekkilinin işgücü planlaması yaptığını ve 2 yeni personel istihdam ettiğini, sözleşme söz konusu olmasaydı bu kişilerin istihdam edilmeyeceğini beyanla davalının bağımsız denetim sözleşmesinin feshedilmesine kusuru ile sebebiyet vermiş olmasından kaynaklanan tüm maddi zararlarının, belirsiz alacak olarak 1.000-TL'nin dava şartı arabuluculuk başvurusu üzerine gerçekleştirilen sözleşmenin tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davaya hukukî yarar yokluğu, dava şartı eksikliği, hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetki ve görev yönünden itiraz ettiklerini, İstanbul Küçükçekmece Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafından sözleşme konusu işle ilgili olarak herhangi bir çalışma yapılmadan sırf sözleşme imzalanmış olması ve üniversal firması ile olan bir takım yazışmaları gerekçe göstererek tazminat talebinde bulunulmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira; davacının öncelikle sözleşme konusu işin ifa edildiğini ve/veya ifa edilmek istenmesine rağmen müvekkili tarafından sözleşmenin haksız fesih edildiğini somut delilerle ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından bağımsız denetim adı altında herhangi bir çalışma yapılmadığını, sözleşme için iki eleman aldığı yönündeki idiiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı hususu göz önüne alınarak hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine, aksi kanaatte olunması halinde yapılacak olan yargılama sonunda haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraflar arasında akdedilen 25/11/2021 tarihli sözleşme,
İhtarnameler,
Ticari Defter ve kayıtlar,
Mail(e posta) yazışmaları,
Dava dışı Kamu Gözetim Kurumu cevabi yazısı,
Bilirkişi raporları;
-Davalı yan ticari defter ve kayıtlarının yerinde incelenebilmesi bakımından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat kapsamında mali müşavir bilirkişilerce tanzim edilen 03/08/2023 tarihli raporda özetle; "Davacı 2021- 2022 yılı Yevmiye, Kebir ve Envanter defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, 2021-2022 yılları Yevmiye kapanış tasdikinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden yasal süresinde yapıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinin kendi lehlerine delil kabiliyetlerinin olduğu, davalı 2022 yılı Yevmiye, Kebir defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdik yasal süresinde tasdik ettirilmediği, bu nedenle davalının 2022 yılı ticari defterlerinin kendi lehlerine delil kabiliyeti olmadığı , 2021 yılı Yevmiye, Kebir, Envanter defterlerinin 6102 sayılı yeni TTK. Mad. 64 hükmü uyarınca açılış tasdik yasal süresinde yapıldığı, 2021 yılı incelemeye sunulan Yevmiye kapanış tasdikinin 6102 sayılı yeni TTK. İlgili hükümleri yönünden yasal süresinde yapıldığı, taraflar arasında 25/11/2021 tarihinde düzenlenen özel amaçlı bağımsız denetim sözleşmesinin 6.maddesinde sözleşmenin feshi usulü düzenlenmiş, " sözleşme ancak ttk , kgk mevzuatı uyarınca feshedilebilir. Bu sözleşmede yer almayan hususlarda kgk ' nın tebliğleri ve ilgili mevzuat uygulanır tarafların normal süresinden önce sözleşmeyi feshetmek istemeleri halinde kgk onayı gereklidir .." denilmiştir. Davalı Netax Ltd. Şti. sözleşmeyi feshetmek için ( Sözleşme Madde 6 ya göre ); davacının sözleşme imzalandığı gün (25/11/2021) sadece e posta ile belge bilgi istemesi istenenlerinde 07/12/2021 tarihinde şirket mali müşavirince davacı personeline iletilmesinden sonra davacının bağımsız denetimle ilgili herhangi bir hizmet yapmamasından dolayı (ttk 399. madde 4.fıkra gerekçesinde yazılı haklı sebeplerden ) yani şirkete zaman ayıramamasından dolayı ve ttk 399.madde 5.fıkradaki süre şartına " görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılır " uygun davranarak Asliye Ticaret Mahkemesine denetçinin görevden alınması ve yeni denetçi atanması talebiyle başvurup mahkemeninde görevden alma ve yeni denetçi atama kararı üzerine bu durumu KGK 'na bildirerek KGK den onay alınarak sözleşme feshini gerçekleştirebileceğini, ancak bu durumda ihtiyari bir bağımsız denetim hizmetini davalı açısından zorunlu bağımsız denetim sıfatına dönüştüreceği, bununda davalı açısından hakkaniyete aykırı ekonomik olmayan sonuçlar doğuracağı, Davacı Önder Bağımsız Denetim A.Ş. nin sözleşmeyi (sözleşmedeki 6.maddeye göre ) feshetmek için ; davalının taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesindeki denetleme ücreti ve ödeme şekli "... ödemenin tamamı sözleşmenin imzalanmasını mütakip peşin olarak yapılacaktır " hükmüne aykırı olarak herhangi bir ücret ödemesi yapmamasından dolayı, davacı şirketin haklı sebebin varlığından bahisle ( ttk 399.madde 8.fıkra denetçi denetleme sözleşmesini, sadece haklı bir sebep varsa veya kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir -ilgili madde /fıkra gerekçesinde haklı sebepler ise :" ücretin ve giderlerin zamanında ödenmemesi ,çalışma şartlarının müsait olmaması, denetçinin görevini yerine getirmesinin engellenmiş olmasından doğabilir " ) yazılı ve bu gerekçeyle davacı kgk 'na başvurarak taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiğini KGK ya bildirip/ onaylatabileceği, KGK 'a davalı şirketin herhangi bir bildirim /onay başvurusu olmadığı, davacı şirket ise 2 defa dilekçe ile KGK 'a sözleşmenin feshedildiği bildiriminde bulunmuş , KGK da sayın mahkemenin müzekkere yazısına cevaben " ... kuruluş tarafından kurumumuza gönderilen 22/11/2022 ve 20/12/2022 tarihli yazılarla ilgili sözleşmenin feshedildiğinin kurumumuza bildirildiği anlaşılmış olup konuya ilişkin belgeler ekte sunulmuştur " belirtilmiştir. KGK bu cevap yazısındanda anlaşıldığı üzere sözleşmenin feshinin kuruma bildirildiği, bundan da tarafların KGK dan sözleşme fesih onayı taleplerinin olmadığı, davacının 2 personelin sözleşme ile üstlenilen bağımsız denetim görevini yerine getirebilmek için istihdam edildiğini, tespit bölümlerinde de izah edildiği üzere 2 personelin ( bahsi geçen 3.personelin) işe alınış ve işten çıkış tarihlerinin bağımsız denetim sözleşme tarihleri ile uyumsuz olduğu, şirkette istihdam edilmesinin dava konusu bağımsız denetim sözleşmesi hizmeti ile illiyet bağının olmadığı, Personellerle ilgili davacıya herhangi bir zarar tazmini sözkonusu olamadığı kanaatine varıldığından ,heyetimizce ücret,sgk primi,tazminat vb. gider hesaplaması yapılmamıştır" hususları bildirilmiştir.
Talimat ile alınan rapor akabinde dosyamız bu kez yargı çevremiz içerisinden seçilen mali müşavir, hesap bilirkişi ve bağımsız denetçi bilirkişilerden oluşturulan heyete tevdii edilmiş olup bilirkişi heyetinin 05/01/2024 tarihli raporunda özetle; "Davacı şirketin 2021-2022 yılları yasal defterlerinin açılış ve kapanış işlemlerinin usulüne uygun yapıldığı, Davacının dava dosyasına sunduğu belgeler dışında davaya konu sözleşme kapsamında düzenlenen fatura ödeme belgesi vb. Bulunmadığı, Taraflar arasında 25.11.2021 tarihli denetim sözleşmesi yapıldığı ancak gerek davacı denetim şirketinin, gerekse davalı şirketin sözleşmenin gerektirdiği görevi/yükümlülüğü yerine getirmedikleri, Davalının sözleşme tarihi itibariyle ve sonrasında sözleşme bedelini ödememesi nedeniyle davacının alacak talebinin bulunmadığı ancak, bağımsız denetim görevini de yerine getirmediği, KGK na sözleşme iptal talebinde bulunmadığı, KGK' ya, davalının sözleşmeyi fesih ettiği ihtarında bulunduğu tarihte, sözleşmenin sonlandırıldığı bilgisini verdiği, sözleşme gereği KGK nın onayının da istenmediği, Davacının davaya konu denetim sözleşmesi nedeniyle işe almak zorunda kaldığını bildirdiği personel için yapılan harcama belgelerinde yer alan bilgilerin; sözleşme tarihi, işin başlama ve bitiş tarihi ile bağdaşmadığının tespiti nedeniyle, her halükarda davacıya yaptığını bildirdiği personel giderleri açısından da yapılacak gider ödemesinin yerinde olmayacağı" şeklinde tespit ve kanaatleri bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin (İhtiyari Bağımsız Denetim Sözleşmesi) feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 25/11/2021 tarihli "bağımsız denetim sözleşmesi" akdedildiği, akdedilen sözleşme ile özetle davacı tarafından davalı şirketin finansal raporlarının, faaliyet raporlarının, defter tutma düzeni gibi hususların denetlenmesi ve raporlanması edimini üstlenildiği karşılığında davalı tarafından bedel ödeme ediminin üstlenildiği, süreçte davalı tarafından 12/01/2022 tarihli ihtarname ile fesih iradesi gösterildiği hususları ihtilaflı değildir.
Davacı özetle; sözleşme hükümleri uyarınca, sözleşmenin ancak Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 29. Maddesi kapsamında feshedilebileceği, dolayısıyla davalının 12/01/2022 tarihli fesih ihtarnamesinin fesih sonucu doğurmayacağı ancak bu durum ve devamında tutum nedeniyle davacı açısından haklı fesih nedeninin doğduğu ve arabuluculuk başvuru tarihi itibariyle de sözleşmenin feshedildiğini ileri sürmüş yine sözleşmenin ifa edileceği inancıyla sözleşme konusu işin ifası için 2 yeni personel ile iş akdi imzaladığından bahisle sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle oluşan menfi zararlarının tazminini talep etmiştir.
Davalı yan ise özetle; davacı tarafından söz konusu işle ilgili herhangi bir çalışma yapılmadığını, sözleşme konusu raporun hazırlanmadığını, istihdam iddiasına konu personelin dava konusu sözleşme için istihdam edildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık akdedilen sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğuna göre 6098 sayılı TBK'nın 125. Maddesine ve menfi/müspet zarar kavramlarına değinmek gereklidir.
6098 Sayılı TBK'nın 125. Maddesi "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." şeklindedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.
Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla; sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza, seçimlik ceza, eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır.
Menfi zarar ise; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Bu husus 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarara, dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir.(Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 6. HD. 2022/2093E., 2023/354 K.)
Anlatılanlar doğrultusunda somut olay ele alındığında; taraflar arasındaki sözleşmenin hükümsüz kaldığı, eldeki istemin menfi zarara ilişkin olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre; sözleşmenin hükümsüz kalması sonucunu doğuran süreçte, tarafların birlikte kusurlu oldukları bu doğrultuda TBK'nın 125/3. Maddesi kapsamında tarafların (yalnızca) menfi zarar talebinde bulunabilecekleri değerlendirilmiş ise de; davacının menfi zarar olarak ileri sürdüğü yeni istihdamdan kaynaklı masrafları bakımından; sözleşme tarihi, işin başlama ve bitiş tarihleri de nazara alındığında iddiaya konu personel istihdamının sözleşme ile bağdaşmadığı ve illiyetinin bulunmadığı anlaşılmış yine başkaca somut bir zarar kaleminin ileri sürülmediği gözetilerek, davacının davaya konu menfi zarar iddiasının ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla sübut bulunmayan davanın reddine dair aşağıda şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1- Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından, peşin ödenen 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 250-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024