T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2020/630 Esas
KARAR NO : 2024/12
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/12/2020
KARAR TARİHİ : 12/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nin, Medical Wire & Equipment (U.K.) firmasının Türkiye distribütörü olduğunu, davacı firmanın endüstriyel ve medikal laboratuvarlara; ürün tedariki sürecinde hizmet verdiğini, tıbbi cihaz ve malzemeleri, müşterilerinin talebine yönelik olarak yurt dışından ithal ettiğini, davacı firmanın malzemelerini stoklarda bulundurmayıp sipariş üzerine getirttiğini, davalının siparişlerini müvekkiline genellikle e-mail yolu ile bildirdiğini, davalı şirketin yetkilisi olan ... tarafından gönderilen maile istinaden 01/10/2018 tarihinde 30 paket MWE marka ... siparişi alındığını, sipariş üzerine ithal edilen malzemelerin yalnızca 3 paketinin davalı tarafça teslim alındığını, siparişe konu 27 paketin ise teslim alınmadığını ve bedelinin ödenmediğini, dava konusu malların Türkiye'ye geldikten sonra davalı tarafından ücret ödemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu malların teslim alınmaması nedeniyle hem müspet hem de menfi zararı doğduğunu beyanla davalı şirket tarafından sipariş verilen tüm malzemelerin bedelleri, gecikme tazminatı, temerrüt faizi ve müvekkili adına doğmuş tüm zararların bedelinin işleyecek faiz ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı bir çerçeve sözleşme bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sipariş bazında, müvekkili tarafından sipariş verilmesi ve davacının da siparişi teyit etmesi üzerine kurulmakta olduğunu, söz konusu ürünlerden bir yıl içerisinde normal şartlarda 3 (üç) - 5 (beş) kutu sipariş edilmekte olup bir yıllık söz konusu ürün siparişinin hiçbir şekilde sekiz kutuyu aşmadığını, tek seferde 30 kutu kadar yüksek miktarda ... siparişi verilmediğini, bu durumun davacı şirketçe de bilindiğini, söz konusu ürün siparişlerinin, kesin sipariş olduğunu bildiren yazılı bir sipariş emrinin davacı şirkete iletilmesi ile yapılmakta olduğunu, davaya konu 30 kutuluk Viabanka ilişkin olarak hiçbir zaman, kesin sipariş emri verilmediğini, bu siparişe ilişkin 2 Ekim 2018 tarihli elektronik postanın kesin sipariş emri ihtiva etmediğini, yalnızca ithalat için gerekli hazırlığın yapılması talebi içerdiğini, 2 Ekim 2018 tarihli elektronik postanın icap niteliğini taşımadığından ve bu da davacı tarafça bilindiğinden, müvekkili şirkete icabın kabulü niteliğinde bir cevap verilmediğini, dolayısıyla davacı tarafın iddia ettiği şekilde sözleşmesel ilişki kurulmadığını, davacının, kendi kusuru ile söz konusu ürünleri satmayarak, ürünlerin raf ömrünün dolması bekleyip kendi zararını kendisinin kusuruyla oluşturduğunu kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
-Ticari defter ve kayıtlar,
-Dava konusu ürünlerin ithalatına ilişkin fatura, beyanname ve kayıtlar,
-Elektronik posta(e-mail) yazışmaları,
-ihtarnameler,
-bilirkişi raporları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı yan ticari defter ve kayıtları incelenerek talimat mahkemesi nezdinde mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 05/08/2021 tarihli raporda özetle; "Davacıya ait ticari defterlerin TTK ilgili hükümlerine göre delil niteliğine haiz olduğu, ticari defterlerde davalı ile cari anlamda borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, davacının, davalı yetkilisi Deniz hanımın 01.10.2018 tarihli e-mailine istinaden 30 adet ... siparişini verdiğinden, bu ürünlerin ithal edildiği ve davalı şirketin bu ürünlerden 27 adetini satın almadığı ve ürünlerin kullanım süresi bittiğinden 27 adet ... ürünün son kullanma tarihi geçtiğinden davalıdan 2.970 GB (31.331,0TL) talebiyle somut davanın ikame edildiği, yapılan incelemede davacının davalının siparişi ile ithal ettiği ürünlerin millileştirme birim fiyatının 90,40 GB olduğu ve 27 adet ürünün ise 2.440,80 GBP hesap edildiği, Sayın mahkemenin davacının talepleri doğrultusunda karar ittihazı halinde davacının, davalıdan 2.440,80 GBP alacağına, dava tarihine kadar işlemiş faiz hesabının yapılamadığı ancak - 07.02.2020 temerrüt tarihinden itibaren devlet bankalarının - yabancı paraya uyguladıkları en yüksek faiz oranının uygulanması gerekeceği, eğer davacı taraf alacağını TL para biriminden talep ediyorsa yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; temerrüt tarihinde (07.02.2020) 2.440,80 GBP paritesinin 7.7461 TL olduğu ve toplam alacağın 18.906,68 TL asıl alacağına, dava tarihine kadar 1.873,18 TL işlemiş avans faiz uygulanması gerekecek ve davacı alacağı,18.906,68 TL Asıl Alacak, 1.873,18 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz 20.779,86TL hesaplandığı" hususları bildirilmiştir.
Davalı yan kayıtları da incelenerek, mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 14/12/2021 tarihli raporda özetle;"Davacı tarafın kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 05.08.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda yer almayan; ithal edilen 30 adet viabankın 153-Ticari Mallar Hesabına kaydı, bu tarihten sonra başka ... girişi olup olmadığı veya viabankların çıkışına ilişkin kayıtların ve envanter kaydında ne kadar ... olduğu, son kullanım tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 278. maddesi uyarınca zarar kaydı ile ilgili yapılan işlemler ve muhasebe kayıtları, incelendikten sonra ancak bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı, her yıl ortalama 3 pk ... alınırken, 2018 yılında 11pk ve 2019 yılında da 5 pk alındığı, laboratuvarın ihtiyacının en yüksek alınan 2018 yılının üzerinde 30 pk. İhtiyacının olamayacağının değerlendirildiği, 01.10.2018 tarihli siparişi ile ilgili olarak 30 paket ürünün siparişine ilişkin elektronik postanın delil olabilmesi için; bilirkişiliğimiz uzmanlık alanı dışında olduğundan konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyeti tarafından yapılacak teknik inceleme sonucunda; söz konusu e-mail'in davalı taraf yetkilisi tarafından yazılıp ve davalı tarafa ait bilgisayarlardan gönderildiği hususunun kuşkuya mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiği, davacı tarafın kayıtlarının incelenmesi sonucu son kullanım tarihinde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 278. maddesi uyarınca zarar kaydı yapılan viabankların tespiti ve sipariş verilen elektronik postanın kabul edilmesi ve siparişlerin verildiğinin kabulü durumunda, 05.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan pk. fiyatı 90,40 GB üzerinden hesaplama yapılabileceği, bu durumda mal teslimi söz konusu olmadığından Katma Değer Vergisinin söz konusu olamayacağı " hususları bildirilmiştir.
Tarafların kayıtları üzerinden alınan raporlar ve beyan itirazlar gözetilerek, mali müşavir, hesap uzmanı ve bilişim uzmanı bilirkişilerden oluşturulan heyet tarafından tanzim edilen 11/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dziallas, Deniz" elektronik posta adresinden 2 Ekim 2018 Salı 14:53 tarihinde gönderilen "RE:Sipariş" konulu mailde davaya konu 30 kutu ... siparişi verildiği görülmüşken, bu elektronik postaya 1 Ekim 2018 Salı 5:47 PM tarihli Rengin COŞKUN tarafından Dziallas,Deniz'e gönderilen ve Yilmaz,Kenan kullanıcısına da "BİLGİ" amaçlı gönderilen elektronik posta ile "Siparişiniz için teşekkürler, en kısa zamanda gönderilecektir." şeklinde cevap verilmesi hayatın olağan akışına aykırı durmaktadır ki, sipariş verilen tarih 2 Ekim 2018 Salı 14:53 olup "Siparişiniz için teşekkürler, en kısa zamanda gönderilecektir." şeklindeki siparişin kabul edildiği elektronik posta tarihi 1 Ekim 2018 olarak görüldüğü tespit edildiği, ancak, 27 Ocak 2020 tarihinde davalı McGrellis, John" adresinden davacı etkilisi Rengin Coşkun adresine yazılan e-posta mesajında, 02/10/2018 tarihinde 30 kutu içeren bir sipariş mesajının olduğu belirtilmekle birlikte, bu hususun tartışmalı olduğu ve içeriğinin kabul edilmediği de görülmektedir. Bu durumda, e-posta yazışmalarına bakıldığında 02/10/2018 tarihli e-postanın icaba davet olarak kabul edilebileceği bu halde de sözleşmenin tüm unsurlarıyla kurulduğunun kabulünün borçlar hukuku kapsamında güç olduğu görüşüne ulaşılmakla birlikte hukuki tespit ve değerlendirmenin Sayın Mahkemelerinde olacağı, menfi zarar bakımından; dava konusu edilen 27 kutunun kdv'siz ithalat maliyeti (582,85 TLx27=) 15.736,95 TL olabileceği, diğer yandan davacı vekili zararını %8 KDV ilavesiyle birlikte talep ettiğinden, davacı vekili beyanlarında yer alan ve dava konusu ... ürünü son kullanım tarihinin kısa ömürlü bir ürün olduğu, teslim alınmaması durumunda bozulmakta olduğu yolundaki iddianın yerinde görülmesi durumunda, ithalatta ödenen KDV'nin de talep edebileceği, ancak ithalat belgeleri arasında KDV ödeme dekontuna rastlanılmadığı, bununla birlikte davacı beyanı doğrultusunda ödenen kdv oranının %8 olduğu kabul edilecekse, davacının 27 kutudan kdv'li zararının (15.736,95 TL x 1,08 = ) 16.995,91 TL olabileceği, davacı vekili zararını ayrıca döviz cinsinden (GBP) talep ettiği ve Mahkemece bu hususta karar verilecek olması halinde ise; davacının 27 kutudan KDV dahil döviz cinsi toplam zararının, 17.12.2020 dava tarihi itibariyle, TC Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden (16.995,91 TL / 6,6528 TL = ) 2.509,61 GBP olabileceği, müspet zarar bakımından; ithal edilen 1 kutu ...'ın davalıya geçmişte kaç TL'ye (veya GBP) satış ve tesliminin yapıldığı, bu satışlardan kutu başına ne kadar kar edildiği dosya kapsamında belli değildir. buna ilişkin satış faturaları dosyaya sunulmadığı bu nedenle net bir hesabın yapılamayacağı, ancak Sayın Mahkemelerince davacı vekili 02.11.2021 tarihli dilekçesinde belirttiği kar oranının %25 olduğu dikkate alınır ve bu yönde kanaat oluşur ise ve davacının zararını GBP cinsinden talep ettiği dikkate alınması halinde, %25 oranının kabul görmesi durumunda, davacının dava konusu edilen 27 kutunun KDV'siz ithalat maliyetinden müspet zararının ( 15.736,95 TL x %25 =) 3.934,24 TL, 17.12.2020 dava tarihi itibariyle, TC Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden döviz karşılığı ise (3.934,24 TL / 6,6528 TL = ) 591,37 GBP olabileceği, Mahkemenin kanaatinin bu yönde olması halinde davacının talep edebileceği menfi + müspet zarar toplamının 20.930,15 TL = 3.100,98 GBP) olabileceği," hususları bildirilmiştir.
12/09/2022 tarihli ek raporda ise özetle; uyuşmazlığa konu 02/10/2018 tarihinde Deniz Dziallas, posta adresinden, Rengin Coşkun posta adresine, elektronik posta gönderilip gönderilmediğinin tespiti konusunda davalının adresinde yapılan tespitte gönderilmiş elektronik postanın varlığının görülemediğini, ancak konu hakkında postanın alıcı tarafının da yerinde(istanbul) incelenmesi gerekeceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Değinilen ek rapor doğrultusunda bu kez İstanbul'a yazılan talimat kapsamında tanzim edilen 25/04/2023 tarihli raporda özetle; " davacı taraf bilgisayarında gerçekleştirilen inceleme neticesinde, 1 Ekim 2018- 2 Ekim 2018 tarihlerinde 2'şer defa olmak üzere davacı taraf yetkilisi Rengin Coşkun ile davalı taraf çalışanı Deniz Dziallas arasında sipariş konulu yazışma gerçekleştirildiği, 30 kutu ... siparişi ile ilgili olarak 2 Ekim 2018 saat 14:53'de e-posta gönderildiği ve bu e-postanın davacı tarafça 2 Ekim 2018 de saat 18:24'de yanıtlanan e-posta ile onaylandığı davacı Rengin Coşkun ile davalı taraf çalışanı Deniz Dziallas arasında gerçekleşen yazışmada tüm e-postaların [email protected] adresli davalı çalışanı Kenan Yılmaz'a da CC yapılması suretiyle bilgilendirme amaçlı gönderilmiş olduğu " hususları bildirilmiştir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında kayıtlar ve mail yazışmaları üzerinden yapılan teknik tespitler hükme esas alınmakla birlikte, hesaplamalar yönünden ise 11/04/2022 tanzim tarihli heyet raporunun, dosyaya sunulan Gümrük giriş beyannamesi, fatura ve ithalat sürecine daha uygun düştüğü görüldüğünden, hesaplamalar yönünden 11/04/2022 tarihli rapor hükme esas alınmıştır.
Eldeki davada; davacı taraf özetle, taraflar arasında 30 paket ... ürünü için satış sözleşmesi kurulduğunu, ürünlerin stoklarında bulundurulmaması nedeniyle taraflarınca ithalat gerçekleştirildiği fakat ürünlerin davalı tarafından tamamen değil kısmen teslim alınarak 27 adetin teslim alınmadığını ve bedelinin ödenmediğini, yaşanan süreçte ürünlerin son kullanma tarihlerinin de geçmesiyle zararının oluştuğunu ileri sürmüştür. Davalı yan ise özetle; iddiaya konu 30 kutuluk ürün için kesin sipariş emri verilmediğini, bu iddiaya dayanak gösterilen mailin ithalat için gerekli hazırlığın yapılması talebi olduğunu, söz konusu mailin icap niteliğinde olmadığını, icap olduğu kabul edilse dahi, icabın açık veya örtülü kabul edilmediğinden akdin kurulmadığını, varsa davacı zararının yine davacının kendi kusuruyla oluştuğu yönünde savunma yapmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasen, 30 paket ... ürün satışı bakımından geçerli bir satış sözleşmesi kurulup kurulmadığı hususunda toplandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme, icap(öneri), icaba davet(öneriye çağrı), kabul gibi kavramların ele alınması yerinde olacaktır.
Tarafların belirli bir hukuki sonuca yani bir hakkı veya hukuki ilişkiyi kurmaya, değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik karşılıklı ve birbirlerine uygun, irade açıklamalarından oluşan iki veya çok taraflı hukuki işleme sözleşme denir. Bu tanımdan da anlaşıldığı üzere bir sözleşmenin kurulabilmesi, meydana gelip hukuki sonuçlarını doğurabilmesi için bazı unsurların mevcut olması gerekir. Bu unsurlar genel olarak sözleşmenin tarafları, birbirine uygun ve karşılıklı irade açıklamalarıdır.
Eldeki uyuşmazlığın niteliğine göre birbirine uygun ve karşılıklı irade açıklamaları bulunup bulunmadığı üzerinde durulmuştur.
Uygunluk, iradelerin fiili olarak ya da beyanların anlam itibariyle birbirine uygun olmasıdır. Sözleşmenin içeriği ve özellikle esaslı noktaları tarafların birbirine uygun, irade beyanlarına göre ya belirli ya da belirlenebilir olmalıdır.
İrade açıklamalarının karşılıklı olması demek bir sözleşmenin kurulmasında taraflardan her birinin açıkladığı irade yönünden beyan sahibi, karşı tarafın açıklaması yönünden de muhatap olması demektir.
Zaman yönünden yapılan ilk irade açıklamasına " öneri " (icap) ikincisine kabul denir. Sözleşmenin yapılması teklifini kapsayan ve bu amaçla zaman itibariyle daha önce yapılan karşı tarafa varması gerekli tek taraflı kesin ve bağlayıcı bir nitelik taşıyan, muhatabın kabulü ile sözleşmenin kurulması sonucunu doğuran irade açıklamasına öneri adı verilir. Öneri, muhataba ulaşması varması gerekli irade açıklamalarındandır, yine önerinin kural olarak sözleşmenin objektik ve subjektif tüm esaslı noktalarını içermesi gerekir. Bir sözleşme yapılmasına ilişkin hazırlık işlerinin bildirilmesi öneri olarak değil, öneriye çağrı olarak nitelendirilebilir.
Bununla birlikte öneren öneride teklif edilen sözleşmenin konusu şeyde miktar, kalite, renk seçme imkanlarını hatta fiyat/ücret belirleme yetkisini muhataba bırakabilir. Bu anlamda öneri ile öneriye çağırma (icaba davet) bazen birbirinden açık olarak ayırt edilemez. Bu halde hakim güven teorisine göre uyuşmazlığın çözümler.
Kabul, öneriye uygun olarak sözleşmenin meydana gelmesine kesin bir şekilde imkan sağlayan varması gerekli tek taraflı bir irade açıklamasıdır, muhatap kabul iradesine beyan yoluyla açıklayabileceği gibi irade faaliyeti yoluyla da açıklayabilir. Kabul beyanının açık veya örtülü olması da mümkündür.
Örtülü kabul beyanı susma fiili ile de olabilir. Hatta TBK M. 6'da söz konusu örtülü kabul ilke olarak susmadır. Bazen taraflar arasında yerleşmiş bulunan iş ilişkileri de susmanın kabul sayılacağını gerektiren bir teamül yaratmış olabilir.
"Kabul" kurucu sonuç doğurur, kabul ile öneri sahibinin kurmayı teklif ettiği sözleşme meydana gelir.(Açıklamalar için bkz. Eren; borçlar hukuku 14. baskı, sh 227 vd.)
Anlatılanlar kapsamında somut olay ele alındığında; her iki tarafın basiretli tacir oldukları ve aralarındaki yerleşmiş iş ilişkileri nazara alındığında 02/10/2028 e-mail'in öneri (icap) niteliğinde olduğu, bu önerinin davacı tarafından ürünlerin ithalatının yapılması suretiyle hem fiili iradesiyle hem de aynı tarihli cevabi e-mail'i ile beyan yoluyla kabul edildiği, bu itibarla taraflar arasında 30 adet ... ürün satışını konu alan sözleşmenin kurulduğu ve bağlayıcı sonuçlarının her iki taraf için doğduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda anlatıldığı üzere taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğu ve geçerli bulunduğu anlaşıldığından sözleşmeden kaynaklı alacak talebinin yine sözleşme hukuku ilkeleri ile çözümlenmesi gerekir. Bu minvalde davacının ürünleri ithal ettiği ve teslim bakımından gerekli hatırlatma e-mail'i ve ihtarını düzenleyerek edimine uygun davrandığı, buna karşılık davalının bedel ödeme borcunu/edimini yerine getirmediği dosya kapsamında sabit olup, yine ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçmesi nedeniyle ekonomik değerlerini yitirdiği konusunda da tarafların ihtilafı bulunmayıp bu kapsamda ürünlerin davalı tarafça teslim alınmamasında davacıya atfedilecek bir kusurun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Hal böyle olunca alıcının temerrüdünün hukuki sonucu olarak davalı alıcı, davacı satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Sözleşmeye konu ürünlerin raf ömürlerinin tükenmesi nedeniyle ekonomik değerlerini yitirdiği anlaşıldığından, zararın hesaplanmasında TBK'nın 236/2. Maddesinin doğrudan uygulanma alanı bulunmayıp genel hükümler ve TBK'nın 112. Maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılarak gerçek zarar ilkesi nazara alınmıştır. Bu kapsamda hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ürünlerin ithalatı bakımından ithalatta KDV ödenmediği de nazara alınarak davacının uğradığı zarar olarak KDV'siz ithalat maliyetine ilişkin hesaplanan 15.736,95-TL esas alınmıştır.
Bilirkişi raporunda hem yabancı para cinsi hem Türk Lirası cinsinden hesaplamalara yer verilmiş olup, davacı vekili tarafından da davanın ilerleyen aşamalarında yabancı para cinsinden talepte bulunulduğu ifade edilmiş ise de; dava dilekçesi ve Mahkememizin ilk celsesinin 2 nolu ara kararı uyarınca talep soncunun açıklanması istemine binaen, 23/03/2021 tarihli dilekçede açıkça dava tarihi itibariyle Türk Lirası cinsinden talepte bulunulduğu görülmektedir. Dava ileri sürülürken talebin Türk Lirası cinsinden yapıldığı, davacının ıslah ile dahi bu tercihinden dönerek yabancı para üzerinden talepte bulunamayacağı gözetilerek değerlendirme yapılmıştır. (Bkz. Y.11. HD. 2018/4145 E., 2020/1212 K.)
Yapılan açıklamalar kapsamında; Hükme esas alınan bilirkişi raporunda KDV'siz ithalat mahiyeti esas alınarak hesaplanan 15.736,95-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Zarar hesabı dava tarihi itibariyle yapıldığından dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 15.736,95 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans(ticari) faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken toplam 1.074,99-TL karar ve ilam harcından, daha önceden peşin ödenen toplam 535,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 539,93-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 15.736,95-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi nazara alınarak 15.594,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 535,06-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 589,46TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 5.800,00-TL Bilirkişi ücreti, 372,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 6.172,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.100,32-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL'nin davanın kabul oranına göre 663,01-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 656,99-TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına,
8-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/01/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!