T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/483 Esas
KARAR NO : 2023/327
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 23/12/2022
KARAR TARİHİ : 21/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/07/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili 23/12/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ... sayılı marka başvurusunun yayınına müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak ... sayılı ... kararı ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin temellerinin 1953 yılına dayandığını, 2000’li yıllardan bu yana 5 kıtada yaklaşık 130 ülkede entegre ormancılık faaliyetlerini ve kağıt üretimi geliştirmek için yatırımlar yaptığını, müvekkilinin faaliyete başladığı günden beri yarattığı özgün ve yüksek ayırt edici “...” ibaresini hem marka, hem ticaret unvanı, hem de alan adlarının çekirdek unsuru olarak kullandığını, her türlü ticari ve tanıtım faaliyetlerinde “...” ibaresine yer verdiğini, müvekkili şirketin ... nezdinde “...” ibareli seri markaları bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin .... alan adının sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın ilgili sektörde tanınmış marka haline geldiğini, müvekkili markasının tanınmış olduğu hususunun ... kararı ile de sabit olduğunu, müvekkili şirketin “...”, “...” gibi ... ibareli seri markaları yaratıp uzun zamandır yaygın biçimde kullanan, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı şirket ile müvekkilinin aynı sektörde olduğunu, davalı şirketin müvekkili markalarından haberdar olduğunu, müvekkilinin ürünlerinin aktif bir şekilde 2015 yılından bugüne ...’de satıldığını, davalı şirketin müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanmak üzere sistematik biçimde kullanımlar ve tescil başvurularında bulunduğunu, davalı şirket hakkında açılan marka tecavüzü ve haksız rekabete ilişkin talepleri barındıran .... E. sayılı dosyasında müvekkili şirket lehine karar verildiğini, ilgili dosyada verilen tedbir kararının infazından sonra davalı şirketin dava konusu marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketin kötü niyetinin açık olduğunu, davalı şirkete ait marka başvurusunun müvekkili markasının neredeyse aynen kopyalanarak müvekkilinin temel faaliyeti olan 16. sınıftaki ürünleri kapsayacak şekilde yapıldığını, müvekkilinin itiraza dayanak markalarının 16. sınıftaki ürünler için son derece ayırt edici olan “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, müvekkili şirketin markasının hemen altındaki “...” ibaresi ile birlikte kullandığını, dava konusu markanın da müvekkili markasının asli unsuruna ayırt edilemeyecek derecede benzer “...” ibaresini ve “...” ibaresini içerdiğini, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tüm sınıflar için ayırt edicilikten yoksun olduğunu, “...” ibaresinin ise müvekkili markasında yer alan “...” kelime unsuru kopyalanarak oluşturulduğunu, markaların iltibas teşkil edecek derecede benzer olduğunu, müvekkili markalarının SMK m. 6/4 ve 6/5 anlamında tanınmış olduğunu, dava konusu markanın müvekkili şirket ile özdeşleşen markaların ayırt ediciliğine zarar vereceğini, müvekkilinin “...” seri markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın SMK 6/3 ve 6/6 uyarınca reddi gerektiğini beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili 04/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Başvuru konusu ibarenin ihtiva ettiği anlam ve genel görünüm ile taraf markaların hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etkinin başvuru konusu markanın tescil edilmek istendiği mal ve hizmetler bakımından davacıya ait markalardan farklı olduğunu, hedef tüketici kesiminin markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını, davacı şirketin eskiye dayalı kullanım iddialarını ispat edemediğini, ... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 24/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tüm markasal üretim ve kullanımlarının ... nezdinde başvuru konusu edildiğini, reddedilen marka başvurusunun fiili kullanımını hemen bırakarak davacı şirket markasına yönelik tecavüz fiili gerçekleştirmediğini, davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olmadığını, devamında tescil aldığı markaların da bu markanın serisi niteliğinde olmadığını, davacının kötü niyetli olarak kullanmadığı halde marka depolama amacıyla “...” ibaresini tescile konu ettiğini, müvekkili markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, ... nezdinde “...” ibaresini içeren birçok marka bulunduğunu, davacının tanınmış marka tescili bulunmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve fonetik açıdan farklı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının eskiye dayalı kullanımı ispatlayamadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK:
Dava, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... kararının iptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait ticaret unvanı ve alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, ... ve ... sayılı marka başvuru dosyaları UYAP üzerinden temin edilmiş, ... sayılı dosyaları UYAP üzerinden getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, maddi vakıalara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren .... Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 25.08.2021 tarihinde ... sayılı "... ..." ibareli 16.sınıfta yer alan emtialar bakımından tescil başvurusunda bulunduğu, başvurunun 27.10.2021 tarih ve 383 sayılı ...'nde yayımlandığı, davacının 27.12.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4 m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri uyarınca yayıma itiraz dilekçesi sunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş ibraz ettiği, ... ...'nca ileri sürülen itirazların reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 27.06.2022 tarihli yeniden itiraz dilekçesi sunulduğu, davalı şirketin 18.08.2022 tarihli itiraza karşı görüş ibraz ettiği, itirazı inceleyen ...'nun ... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği, verilen kararın davacı marka vekiline 24.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği, yasal iki aylık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 24.01.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu, 16. Sınıfta yer alan emtialarda tescillidir. Davacıya ait markalar ise hali hazırda 16. Sınıf emtiayı içermekte olup, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda koyu renk (bold) olarak gösterilen emtialar, taraf markalarında aynı/aynı tür emtiayı göstermektedir.
Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtialar bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Davaya konu marka başvurusu; “...” ibaresi ile bu kelimenin altında çok küçük punto ile yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu marka başvurusu, kapsamında herhangi bir şekil ya da renk içermeyen, bir kelime markasıdır. Markayı oluşturan kelime, standart bir yazı karakteri ile siyah renkle yazılmıştır. “...” ibaresi, ... bir ibare olup, “kopya kağıdı çözümleri” anlamına gelmektedir. “...” ibaresinin ise herhangi bir anlamı bulunmamakla birlikte ...-“...” olarak hecelendiğinde son hecede tüketicilerin de aşina olduğu ... “altın” anlamı içermektedir. Dava konusu marka başvurusunun esas unsuru, marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresidir. “...” şeklinde telaffuz edilmektedir.
Davacıya ait markaların ise biri kelime ve şekil unsurlarını içeren ve bir ambalaj görselinden oluşan karma nitelikte bir markadır. Davacının şekil markasında, esas unsur “...” ibaresidir. Davacıya ait diğer iki adet marka ise, “...” ve “...” ibaresinden oluşan birer kelime markasıdır. “...” ibaresi, ... bir kelime olup, “pilot, rotacı, deniz subayı” anlamlarını taşımaktadır. “...” ibaresi ise anlamlı bir kelime değildir. Davacı markaları “..." ve “...” şeklinde telaffuz edilmektedir. Davacı markalarının esas unsurları “navigator” ve “...” ibareleridir. Davacı markalarının ortak unsuru “...” ibaresini içermeleridir.
Davacı markaları ile dava konusu marka başvurusu; birer kelime markası olup, markaları birbirinden ayırt etmeye yarayan bir şekil unsuru içermemektedir. Birer kelime markası olan taraf markaları, toplamda 8-9 kelimeden ve 3-4 heceden oluşmaktadır. Dava konusu marka başvurusu 8 harf, 3 heceden oluşmaktadır. Davacının “...” ibareli markası da 8 harften oluşmakta, 4 hecesi bulunmaktadır. Davacının “...” ibareli markası ise 9 harf, 4 hecedir. Taraf markalarının ilk 4 harfi aynıdır. Taraf markalarının kelime uzunluğu da aynı/benzerdir.
Taraf markalarında yer alan esas unsurları karşılaştırdığımızda, davacıya ait markanın esas unsuru 4 hece 8/9 harften oluşmakta iken, davalıya ait dava konusu marka 3 hece 8 harften oluşmaktadır. Taraf markalarında ilk 4 harf ayniyet taşımakta ve toplam 5 harf benzer olup, markalardaki yeri dahi aynıdır. Taraf markalarının 3/4 hece ve 8/9 harften oluştuğu gözetildiğinde, bu ibareleri uzun kelime markaları olarak nitelendirmek gerekmektedir. Uzun kelime markalarında toplam 5 harf benzerliği ve benzer olarak nitelenen bu harflerin aynı şekilde sıralandığı gözetildiğinde, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu edilen tüm emtiaların davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, tarafların emtia sınıflarında yer alan ve ayniyet taşıyan emtia grubunun hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden, nispeten uygun fiyatlı, kısa sürede tercih yapılarak satın alınan, tüketicilerin satın alma sürecinde çok fazla zaman harcamadığı ve araştırma yapmadığı ürünler olması nedeniyle, ilgili tüketicinin ortalama seviyede dikkat seviyesine sahip olduğu, davacıya ait iki markanın ve dava konusu markanın birer kelime markası olduğu, markalar kapsamında herhangi bir şekil/renk unsuru bulunmadığı, taraf markalarının uzun kelime markası olduğu, ilk dört harf ve toplamda 5 harfin ayniyet taşıdığı ve ayniyet taşıyan bu harflerin kelimelerde aynı yerde bulunduğu, ...’nin soldan sağa okunan bir dil olması nedeniyle, tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşacağı ve kelimenin başında oluşturulan benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markalarının uzun kelime markaları olduğu gözetildiğinde toplamda 5 harf benzerliğinin taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılmasına yol açacağı, davacıya ait “...” ibareli markanın tanınmış olması nedeniyle ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, dava konusu edilen emtia bakımından ilgili tüketicinin dikkat seviyesi de gözetildiğinde tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile davalının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, ortalama tüketicilerin davacı markasından edindiği izlenimi davalı başvurusuna aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (...) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın ...'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; .... sayılı kararında belirtildiği üzere, ...’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce ...’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde ...)
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, ...'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede;
... kararının iptali istemi bakımından, somut uyuşmazlık kapsamında yapılan incelemede; davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik ...’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Hükümsüzlük istemi bakımından, somut uyuşmazlık kapsamında yapılan incelemede; davacı şirketin dava dosyasına aşağıdaki delilleri sunduğu görülmüştür:
• Reklam ve promosyon görselleri, kampanya broşürleri
o ... A.Ş.’nin, ... markalı ürünlerinin satışına ilişkin veri ve görselleri içerir 2015 yılı sunumu
o ... A.Ş tarafından hazırlanan 1 Agustos - 31 Aralık 2010 tarihleri arasında ... markalı kağıt ürünleri için yapılacak olan alışverişlerin çeyrek altın kazandırdığına ilişkin kampanya broşürü
o ... Frekans dergisi 124 no.lu Mart - Nisan 2018 sayısında yer alan ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından verilen ... markalı yüksek baskı kaliteli fotokopi kağıtları reklamını içerir dergi reklamı
• Ürünlerin raf görünümleri
• Çeşitli ülkelerde yapılan marka tescilleri
• ... adresi ekran görüntüleri
• ... markalı ürünlerinin ...’de 2017 – 2019 yılları arasındaki satışlarını gösterir faturalar
• ... ibareli markanın kağıt sektöründe iyi bilinen markalardan olduğuna dair ... sayılı ... kararı
• .... adresli firmalara düzenlenen faturalar
Yukarıda listelenen evraka göre; davacıya ait markanın çok sayıda ülkede tescilli olduğu, ...’de farklı firmalar ile işbirliği yapıldığı, kampanyalar düzenlendiği, tanınmışlığa dair ... kararının bulunduğu hususları gözetildiğinde, davacı tarafça sunulan belgeler ve mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübesi doğrultusunda, davacı yana ait “...” ibareli markanın “kağıt ürünleri” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacının tanınmış olduğu sektöre ait emtialar olduğu, aynı mağazalarda birlikte satılan, yakın raflarda sergilenen, benzer ihtiyaca yönelik ürünler olduğu, bu ürünler üzerinde benzer bir markanın kullanılması halinde, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edici karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı tarafın dosyaya sunduğu belgeler, “Tanınmışlık” incelemesi yaparken listelenmiştir. Davacı taraf, markasını “16. SINIF: Kağıt Ürünleri" bakımından kullanmaktadır. Fakat bu emtia, davacının tescilli markaları kapsamında yer almakta olup, davacının tescilli markası ile hali hazırda koruma altında olup, tescilsiz bir kullanım söz konusu değildir. Bahsi geçen hizmetler ile dava konusu marka başvurusu kapsamında aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetler, 6769 sayılı SMK madde 6/1 kapsamında belirlenmiştir. Bu nedenle somut olayda SMK m.6/3 hükmü uyarınca değerlendirilebilecek önceki tarihli tescilsiz bir kullanım tespit edilmemiştir.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı taraf, .... adresi ile davalıya ait marka arasında iltibas bulunduğunu iddia etmiştir.... adresinin tescil bilgileri sorgulandığında, iş bu alan adının 16.08.2000 tarihinde kaydedildiği tespit edilmiş, fakat hak sahibinin kim olduğu tespit edilememiştir (kaydın hak sahibi bilgileri gizlidir). Ayrıca internet sitesi incelendiğinde, sayfanın ... dilinde olmadığı, ... dil seçeneğinin de bulunmadığı tespit edilmiştir. İnternet sitesinin ... olmadığı, ...'de etki doğuracak şekilde markasal kullanım bulunduğuna ilişkin kayıt bulunmadığı gözetildiğinde, alan adına dayalı üstün bir hak iddiasında bulunulamayacağı kanaatine varılmıştır.
Davacı tarafından dosyaya kullanıma yönelik belgeler sunulmuş olup, sunulan belgeler neticesinde, “kağıt ürünleri” bakımından “...” unvanını kullandığı değerlendirilmiştir. Ancak davacı yanın ticaret unvanının ...'de tescilli olmadığı anlaşıldığından, mülkilik ilkesi kapsamında, davacı yanın yurt dışı menşeli ticaret unvanından kaynaklı olarak SMK m.6/6 hükmü kapsamında iş bu davaya konu marka bakımından üstün bir hakka sahip değildir. Dolayısıyla; SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
.... kararında; marka tescil başvuru sahibinin adil rekabete girme amacı taşımaksızın, dürüst ticari uygulamalarla aykırılık oluşturacak şekilde başkalarının menfaatlerini baltalama ya da belirli bir başkasını hedef almaksızın markanın köken göstermeye ilişkin temel fonksiyonundan ziyade başka amaçlar için marka tescilinin sağladığı tekelci yetkileri elde etme amacı taşımasının ilgili ve tutarlı göstergelerden bariz bir şekilde anlaşılması halinde, markanın kötü niyet gerekçesi ile hükümsüz kılınabileceğini belirtmiştir. Mahkeme, marka tescil başvurusu yapan kimsenin niyetinin sübjektif bir olgu olduğunu, ancak buna rağmen, bu olgunun yetkili idari makamlar veya yargı mercilerince nesnel bir şekilde belirlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, herhangi bir kötü niyet iddiası, somut olaydaki tüm ilgili nesnel olguların dikkate alınması suretiyle genel bir değerlendirme yapılmasını gerektirir.
... sayılı kararında; başvuru sahibinin, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hali, kötü niyetin varlığı bakımından önemli bir kriter olarak görülmektedir. Karara konu olayda HGK; “…Davalının giysi üretiminde bulunan ve tekstil alanında faaliyet gösteren bir kişi olduğu, bu itibarlı müdebbir bir tacir gibi davranmasının gerektiği, kullanacağı işaretin her hangi bir kişiye ait olup, olmadığını araştırmasının gerektiği, ihtilaf konusu ibarenin her hangi bir anlamı olmayan harfler ve rakamlardan oluşması nedeniyle, davacı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle iyi niyetli sayılamayacağı, davalının fantezi bir ibare olan ... ibaresini tescil ettirmesinin, faaliyet alanı nedeniyle varlığından haberdar olduğu davacı markasından faydalanma kastını gösterdiği, davacının bu işaret üzerinde öncelikli kullanım hakkına sahip olduğu, bu nedenle davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiği…” şeklinde değerlendirmede bulunarak, tescile konu markanın orijinal ve anlamsız bir kelime olup olmaması, başvuru yapan kimsenin ticari hayatta etkinliğinin bulunup bulunmaması, marka olarak seçilen işaret dolayısıyla faydalanma kastı bulunup bulunmadığı gibi hususları da kötü niyetli marka başvuruları bakımından değerlendirme kriteri olarak kabul etmiştir.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan değerlendirmede;
Davalı şirket, ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunmuş, fakat söz konusu başvuru yapılan itirazlar neticesinde reddedilmiştir.
18.02.2020 tarihinde, davacı şirket, davalı şirkete mektup yollayarak, ... nolu başvurusunu geri çekmesini ve varsa ilgili marka üzerindeki tüm kullanımlarını sona erdirmesini talep etmiştir.
Davacı şirket, ... numaralı “...” ibareli marka başvurusu yapmıştır. Bu başvuruya davalı şirket, itiraz etmişse de ... ...’nin 25.01.2022 tarihli kararı ile itiraz reddedilmiştir.
Davacı şirket, davalı şirkete .... Noterliği 23.02.2021 tarih ve ... yevmiye no.su ile ihtarname göndermiştir.
Davacı, 06.04.2021 tarihinde davalı ve dava dışı ... firması aleyhine delil tespiti talebinde bulunmuştur. (...)
Davacı, davalı başvuru sahibi hakkında .... E. sayılı dosya ile “...” ibareli marka kullanımı hakkında “marka hakkına tecavüz davası açmıştır. Mahkemenin .... sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur;
“Davalının, davacıya ait .... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, bu tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüz ve haksız rekabet oluşturan mahkememize ait .... dosya kapsamında tespit olunan ve "..." ibaresine havi ambalajlara, varsa içlerindeki ürünler çıkarılmak suretiyle el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, davalı uhdesinde bulunan ve "..." ibaresini havi her türlü basılı reklam malzemesi ve tabelaya el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına”
.... E. sayılı dosyasında, aynı zamanda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu karara karşı, davalı şirket tarafından yapılan istinaf başvurusu, ... sayılı 07.10.2021 tarihli karar ile reddedilmiştir.
Davalı şirket, ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunda bulunmuş, fakat söz konusu başvuru ilk incelemede ... tarafından re’sen reddedilmiştir.
Yukarıda yer verilen maddi vakıalara göre; dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, davalı şirketin, davacıdan ve davacıya ait önceki tarihli markalardan haberdar olduğu, taraflar arasında gerek ... nezdinde, gerekse yargı mercileri nezdinde, iş bu dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce ihtilaflar yaşandığı, davalı şirketin, davacıya ait önceki tarihli markaları bilmesine rağmen ve önceki marka başvuruları davacı markaları nedeniyle ... nezdinde reddedilmesine rağmen, ısrarla, davacıya ait markalar ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer "..." ibareli markaları tescil ettirmeye çalıştığı, davaya konu "..." esas unsurlu markanın da davacıya ait önceki tarihli markalar ile iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer bir işaret olduğu, ayrıca davacı markalarının özellikle "kağıt ürünleri" bakımından tanınmışlık mertebesine ulaştığı, davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdiği de gözetildiğinde, davacı yanın markalarının tanınmışlığından kaynaklı avantajdan yararlanmak suretiyle iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunduğu yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu, davalı şirket eyleminin ticari dürüstlük kurallarına aykırı olduğu ve bu nedenle davalı şirketin kötü niyetli olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1, m.6/4(hükümsüzlük davası bakımından), m.6/5(hükümsüzlük davası bakımından) ve m.6/9 hükümleri koşulları gerçekleştiğinden, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü gereği hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 99,20 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 415,00 TL posta, tebligat masrafı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücretine esas olmak üzere toplam 4.133,32 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/06/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!