T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/403
KARAR NO : 2024/469
GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ..., ...
DAVACI VEKİLİ : AV...., ....
DAVALI : ..., T.C. Kimlik No:..., ...
DAVALI VEKİLİ : AV...., ....
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 06/06/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2024
Davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda ;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, davalıya borcu olan aidat vs. üyeliğe bağlı borçları ödemediğini, davacının 30 yılı aşkın süredir faaliyette bulunduğunu, mevcut yönetimin davacı kooperatifin yönetimini devraldığında sağlıklı bir delil olmadığı için borçların hesaplanmasında gerçeğe uygun hesaplama yapılmasının mümkün olmadığını ancak davalının 2012 yılı ve öncesi de dahil birçok ödenmemiş aidat vs. ara ödeme borcunun göründüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL aidat, ara ödeme ve sair alacaklarla işlemiş faiz alacağının aylık uygulanan gecikme cezası ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27/03/2024 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 4.700,00 TL'ye yükselttiğini bildirmiş ve artırılan tutarın peşin harcını ödemiştir.
CEVAP ;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı kooperatifin ana sözleşmesine göre 30 yıllık süre dolduğundan davacının kendiliğinden münfesih olduğundan davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davalının davacının üyeliğinden 2016 yılından ihraç edildiğini, ihraç kararının davalıya tebliğ edildiğini, davacının ihraç tarihinden sonrasına ait bir alacağı talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ;
... 27/10/2022 tarihli cevabi yazı ile davacı kooperatifin ticaret sicili durumunun tasfiye halinde olduğunu bildirmiştir.
Nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ... 10/02/2023 tarihli raporunda davalı kooperatif ortaklığının 19/10/2016 tarihinde ihraç edilmiş olması nedeni ile sona ermiş olduğunu, davacı kooperatifin işbu dava ile 2012 yılı öncesi kooperatif ortaklığından kaynaklanan aidat ve diğer ödemeleri talep etmiş olduğunu, ortaklık ilişkisi bitmiş eski ortaktan gerek zamanaşımı nedeni ile gerekse Kooperatifler Kanununun “Çıkan ve Çıkarılan Ortaklarla Hesaplaşma” başlıklı 17. maddesi çerçevesinde herhangi bir alacak talep edilemeyeceğini ancak mahkemenin takdirine bağlı olarak yine hesaplama yapılması istendiğinde davacının 2012 öncesine ait olduğu belirtilen hangi dönem, hangi alacak kalemleri için ne miktar alacak talep ettiğinin açıklanması ve gerekli evrakların (genel kurul tutanakları, stabilize yol, iskan harcı, tapu harcı vs gibi ödemeler için ödeme makbuzları ve ilgili kararlar ile davalı yana ait muavin kayıtları gibi) dosyaya sunulmasının gerektiğini, davacının yargılamanın sonraki aşamalarında yapmış olduğu beyana göre davalının evi teslim aldıktan sonra ev ile ilgili borçlardan dolayı alacak talep ediliyor olması halinde de bunların ne olduğunun, hangi dönem ve yıllara ilişkin ne miktar alacak talep etmiş olduğunun açıklanmasının gerektiğini bildirmiştir.
Davacı vekili 13/03/2023 tarihli dilekçesi ile dava konusu alacağın 2012 yılı ve öncesi dahil dava tarihine kadar bütün alacaklar olduğunu bildirmiştir.
Davacı vekili 02/01/2024 tarihli dilekçe ekinde .... Noterliğinin 19/10/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini ve eklerini sunmuştur.
Nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ... 07/03/2024 tarihli ek raporunda kök raporda belirtilen tespit, değerlendirme ve görüşlerinin değişmediğini, davacının açıklamaları çerçevesinde yeniden değerlendirmelerin yapıldığını, davalının 19/10/2016 tarihinde kooperatiften ihraç edilmiş olduğunu, ihraç kararının kesinleşmiş olduğunu, davalının üyelik hissesine karşılık gelen konutunun kooperatife olan borcunu ödemeden kendisine tahsis edilmiş olduğunun anlaşıldığını ancak davalının üyeliğinin sona ermesine rağmen konutu kooperatife iade etmemiş olduğunu ve konutun halen davalı kullanımında olduğunu, kök raporunda da belirtildiği üzere konutu kullanmaya devam eden eski ortağın konutu kullanımı nedeni ile yararlandığı kooperatif hizmetlerinin bedelini ödemesinin gerektiğini, şerefiye, tapu, iskan, ..., stabilize yol ve sair gibi yukarıda belirtilmiş olan harcama kalemlerinin konutu kullanmaya devam eden davalının yararlandığı kooperatif hizmetlerinden olduğunu, kooperatif kayıtlarının detaylı olarak incelendiğini ancak kooperatif yönetiminin yönetimi devir aldığında eski yönetim tarafından tüm kooperatif kayıtlarının teslim edilmediğini, bu nedenle kayıtların eksik olduğunu ve fakat eski banka kayıtlarının bulunup çıkarılarak incelenmesi sonucu eksik ödeme yapan ortakların tespit edildiğinin bildirildiğini ve mevcut kayıtların incelemesine sunulmuş olduğunu, bu kayıtların incelenmesi sonunda genel kurul toplantılarında alınan kararlar gereği, aidat ödemesi yanı sıra şerefiye, iskan, tapu harcamaları ile kıdem tazminatı ödemesi, stabilize yol, ... ödemesi, ödenen idari para cezası ve diğer giderlerle birlikte davalının (kooperatif son muavin kayıtlarına göre de) toplamda 15.800,00 TL borcunun bulunduğunu, aidat dışı olan ve yukarıda belirtmiş olduğu konutun kullanımı ile doğrudan bağlantılı olan harcama kalemlerinin ise 7.150,00 TL olduğunu bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
Dava, kooperatif aidat ve benzeri alacaklarının tahsili için açılan alacak davasıdır.
Davacının gerekçeli karar başlığındaki ticaret unvanı .... 27/10/2022 tarihli cevabi yazına göre yazılmıştır.
Davacı davalının davacı kooperatifin üyesi olduğu, 2012 yılı ve öncesi dahil birçok ödenmemiş aidat vs. borçlarının bulunduğu vakıasını ileri sürmüş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıdan alınmasını talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile talebini 4.700,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı zamanaşımı defi ileri sürmüş, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve davalının borcunun bulunmadığını savunmuş, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ile davalı arasında davalının 2016 yılından önce davacı kooperatifin üyesi olduğu vakıasına ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davacı kooperatifin davalıdan aidat ve benzeri alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarının ne kadar olduğu ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarındadır.
Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir.
Davacı ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olan ve olmayan vakıalara göre genel kurala uygun olarak ispat yükü davacıdadır.
.... 27/10/2022 tarihli cevabi yazısı ile davacı kooperatifin ticaret sicili durumunun tasfiye halinde olduğunun bildirilmesi nedeni ile davalı vekilinin cevap ve 16/04/2024 tarihli dilekçelerindeki davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı itirazı kabul edilmemiştir.
Türk Borçlar Kanununun 147. maddesinin 1. fıkrasının a bendine göre dava konusu alacağın zamanaşımı süresi 5 yıldır.
Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden dava dilekçesinde talep edilen aidat, ara ödeme ve sair alacakların tarihinin 2012 yılında ve öncesi olarak belirtilmesi, davacı vekilinin 13/03/2023 tarihli dilekçede dava konusu alacağın 2012 yılı ve öncesi dahil dava tarihine kadar bütün alacaklar olduğunu beyan etmesi, davalı vekilinin süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmesi, dava tarihine göre 5 yılı dolduran alacak kalemleri için Türk Borçlar Kanununun 147. maddesinin 1. fıkrasının a bendi gereğince zamanaşımı süresinin dolması, diğer kalemler için ise ispat yükü kendisinde olan davacının sunduğu delillerin incelenerek hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporlarında çeşitli ihtimallere göre hesaplama yapılması, raporlarda davacının kayıtlarının eksik olduğunun yalnızca davacının sunduğu banka kayıtları ile hesaplamanın yapılması, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesinin 2. fıkrasındaki ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olması hükmüne göre davacının kayıtlarının lehine delil olma niteliğini taşımaması, davacının başka delil sunmaması ve yemin deliline de dayanmaması nedenleri ile ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu 2024 yılı Harçlar Tarifesinin 1 sayılı Yargı Harçları Tarifesinin A,III/2-a maddesi gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 62,90 TL tamamlama harcından mahsubu ile alınması gereken 284,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yapılan 1 adet vekalet harcı 11,50 TL ve 1 adet vekalet pulu 18,15 TL olmak üzere toplam 30,00 TL yargılama giderinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinin 1. fıkrası gereğince davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan avansın kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra İADESİNE
6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanununun 168. maddesinin son fıkrası gereğince hüküm verildiği tarihte geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına göre red edilen miktar dikkate alınarak hesaplanan 4.700,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp .... tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince davacıdan alınarak Hazine'ye gelir KAYDINA,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesinin 2. fıkrası gereğince kesin olmak üzere karar verildi.04/06/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!