T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/95 Esas
KARAR NO : 2024/457
DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ : 08/02/2024
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen, ... Plakalı müvekkiline ait araç ile ..., ... Plakalı araçların karıştığı trafik kazasında, ... plakalı aracın KASKO sigortacısı (... A.Ş) tarafından Antalya ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin aracının , davalı ... A.Ş tarafından ... poliçe numarası ile sigortalanmış olmasına rağmen, icra dosyasına itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, müvekkilinin ise aracının sigortalı olduğu düşüncesiyle takibe itiraz etmediğini ve dosya borcuna istinaden başlatılan icra takibi sonrası müvekkilin mevduat hesabı haczedilerek (138.086,23 TL) alacaklı sigorta şirketine ödeme yapıldığını, davanın kabulü ile Antalya ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyasına ödenen 138.086,23 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte rücuen tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin genel müdürlük adresi .../ ... olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacı tarafın delillerinin taraflarına iletilmediğini, dava konusunun talebinin muaccel olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkil şirketin sorumluluğu yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin, sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletme talebinin hukuka aykırı olduğunu, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanmasını bu oranın da en az yüzde otuz olmasını, müvekkili şirketin kdv’den sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; talep edilen hasar bedelinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, baro pulu ve vekalet harcından müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, bu giderlerin vekaleti sunan avukata ait olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise yetki itirazımız kabul edilerek yetkili mahkemeye gönderilmesini, usule yönelik cevaplarının dikkate alınarak usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevapların dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe;
Antalya ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
..., ... ve ... plaka sayılı araçların trafik tescil bilgileri UYAP sistemi üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketinden ... plaka sayılı aracın hasar dosyası celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin bilgi ve belgeleri dosya arasına sunulmuştur.
Davacı taraf, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... tarihinde trafik kazasına karıştığını, zarar gören aracın kasko şirketinin sigortalısına zararı ödediğini, ancak kazada davacının kusurlu olduğu iddiası ile sigortalısına ödediği zararı Antalya ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyası ile davacı ve davacının ZMMS sigortacısından tazmin etmek istediğini, davacının takibe itiraz etmemesi nedeniyle takibin davacı yönünden kesinleşerek borcun davacı tarafından ödenmek zorunda kaldığını, ancak kaza anında davacının davalı sigorta şirketi nezdinde geçerli sigorta poliçesi bulunduğu gerekçesi ile icra dosyasına ödediği bedeli davalıdan tazminin talep etmektedir.
Bilindiği üzere 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, ..., vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 Sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara dair davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye dair hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.(Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2016 tarih, 2015/14596 esas ve 2016/2 karar)
Somut olayda uyuşmazlık, davacı ile davalı şirket arasındaki ZMMS poliçe sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; davacı ile davalı sigorta şirketi arasında kurulan sigorta poliçesine ilişkin sözleşme 6502 sayılı TKHK'nın 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemidir. Davacı, tacir olmayıp, davacıya ait araç da ticari sıfata sahip bir araç niteliğinde değildir. 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olup görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK'nın dava 114/1 maddesi uyarınca mahkemelerin görev hususu dava şartlarından olması, mahkemece yargılamanın her aşamasında gözetilmesi ve dava konusu uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun 73/1 ve 83/2. Maddeleri gereğince davaya Tüketici Mahkemesi tarafından bakılması gerektiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-1-Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
3-Yargılama giderlerinin 6100 s. HMK'nin 20 ve 331/2. maddeleri uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemece takdir edilmesine, davaya görevli mahkemesinde devam edilmemiş olması ve talep halinde ise mahkememizce gerekli kararın verilerek değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!