T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/59 Esas
KARAR NO : 2024/515
DAVA : Ticari Şirket (Fesih ve Tasfiye -Doğrudan İflas)
DAVA TARİHİ : 03/12/2019
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/662 Esas 2022/431 sayılı görevsizlik kararı verilen ve mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılan dosyada mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen 15.06.2023 tarihli 2022/719 Esas 2023/463 Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 30.11.2023 tarih 2023/1297 Esas 2023/1315 sayılı Kararla kaldırılması üzerine dosya yukarıda belirtilen sıraya kaydedilmiş ve yapılan açık yargılama sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette miras yolu ile geçen paylar ile birlikte %20 paya sahip olduğu, davalı ...'ın 26.01.2009 tarihinde şirkette müdür olarak seçildiği, bu seçimin kanuna ve hukuka aykırı olduğu, şirketin %20 ortağı durumunda olan müvekkilinin 26.01.2009 tarihi ortaklar kurulu kararında fiilen yer almadığı, felçli hasta baba ...'nin aynı kararda fiilen bulunmadığı, davalının imzalarını taklit edilerek sahte imza atılmak suretiyle karar oluşturduğu, ortak davalı ...'ın 20 yıl süre için şirket müdürü olarak yetkilendirilmiş olduğu, şirkete dair yükümlülüklerini de yerine getirmediği, davacı zararına sonuç doğuracak fiiler gerçekleştirdiği, şirket müdürünün ihmalleri sonucu şirket faaliyetlerinin 2018 yılı sonlarından itibaren durdurulduğu, şirket müdürü ... tarafından SGK prim borçları ile ilgili olarak kurum ile borcun yapılandırılması yoluna gidildiği, anlaşma yapılmasına rağmen 100.000,00-TL’lik bir taahhüdün de yerine getirilemediği, davalının şirket çalışanların ücretlerini ve tazminatlarını ödemediğinden şirket aleyhine tazminat ve alacak davaları açıldığı, fakat davaların takipsiz bırakıldığı, müvekkilinin ekonomik yönden zarara uğratıldığı, borç tutarının 100.000,00- TL'yi aşmış olduğunun düşünüldüğü, ... 13.icra müdürlüğünün ...E. sayılı icra takibi ve ... 23. İş mahkemesinin... E. ,...K. sayılı ve ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası ile yapılan takiplerin de bu durumlara örnek olduğu, bankalar ve üçüncü şahıslarla ilgili münasebetlerde şirket gayrimenkullerinin ipotek edildiği, borçların sağlıklı şekilde takibinin yapılmadığı, müşteri portföyü tamamıyla ihmal edilerek mevcut distribütörlüklerin kaybedildiği, şirket müdürünün yasal görevlerini yerine getirmediği ve şirketin zararıyla davacının zarar ve sorumluluğuna yol açtığı, davalı şirketin tasfiyesine ve feshinin gerçekleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, Müdür ...'nin, davacı ile ...’nin müştereken malik bulundukları ..., ... ilçesi, ... köyü, 1237 ada, 3 parselde tapuya kayıtlı gayrimenkuldeki hissesi ve ..., 1049 ada, 7 parsel de tapuya kayıtlı diğer bir gayrimenkuldeki hissesine söz konusu malların elinden çıkarmak suretiyle müvekkili zarara uğratmasını önlemek bakımından söz konusu gayrimenkuller üzerine teminatsız olarak dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirket adına kayıtlı bulunan ...plakalı ... marka binek araç ile ... plakalı ... marka otomobile ait trafik kayıtları üzerinde dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı ... Tic. Ltd. Şti.'nin haklı nedenle feshi ile tasfiyesine karar verilmesini, davalı ... müdürlük yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına ve bu davalı adına kayıtlı taşınmazlara tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görülmüştür.
Davanın tamamen ıslahından önce beyanları tespit edilen davacı tanığı ... " ben; davacı ...' nin şirketten kaynaklanan problemleri nedeniyle bir dönem avukatlığını yapmıştım, şu anda böyle bir görevim bulunmamaktır, kardeş olan tarafların henüz babaları sağ iken davalı ... şirketin müdürü idi, davacının annesi babası ve kardeşi ... bey olmak üzere 4 ortaklı bir şirket idi, o dönemde davacının şirket ile ilgili bilgi alma hakkının kullandırılmadığı ve şirkete fiilen dahi sokulmadığı iddası ile davacı ile vekalet ilişkimiz başlamıştı davacı geçmişte bu şirkette çalışmasına rağmen ...' nin 2017 yılı öncesinde davacıyı fiilen şirkette sokmadığı biliyorum 2017 yılına kadar cüzzü bir ödeme yapmasına rağmen 2017 yılı itibariyle bu ödemeleri de kesti, ve bu tarihten sonra davacı şirkette fiilen sokulmamaya, şirket ile ilgili mali bilgilerden mahrum bırakılmaya devam edildi, bu süreçte bende avukatı olarak davacı adına bilgi alma taleplerimi iletmeme rağmen bana da olumsuz yanıt verildi, bunun üzerine davacı şirketten hisselerini ... devrederek ayrılmak istedi ancak davalı buna da yanaşmadı bu süre içerisinde ben taraflar arasında meselenin sulh ile çözülmesi için aracı oldum, en az 4 kez fiili olarak toplantı yapıldı, bu toplantılar şirkette gerçekleşti, ancak hiçbirinde olumlu sonuç alınamadığı gibi son toplantı da davalı ... davacıya sinkaflı küfürler etti, davacı hiçbir bilgi alamadığı mali durumuna ilişkin malumat sahibi olmadığı ve fiilen dahi merkezine giremediği şirketten ayrılmak istiyordu, ancak kardeşine eğer şirketin mali durumu kötü ise bunla ilgili kendisine bilgi vermesini gerekirse şirketin tasfiyeye sokulmasını yahut iflasının talep edilmesini sağlamayı da teklif etti , ancak davalı hiçbirine yanaşmadı, en son toplantı da yanlış hatırlamıyorsam 2018 yıllı başlarında yapıldı, bu toplantı esnasında şirkette sadece bir çaycı olduğunu bunun dışında herhangi bir çalışanın olmadığını ben de gördüm, şu anda da duyduğum kadarıyla da şirket borca batık durumdadır, banka kredi, SGK, işçilik alacakları nedeniyle borç yükü altındadır, 2018 yılı yaz aylarından beri faaliyetlerini tamamen bitirmiş durumdadır, kapısı kilitlidir, davalı ... hali hazırda, kendisi doktordur, bir iş yerinde iş yeri hekimliği yaptığını duydum, o da şirket ile ilgilenmemektedir, şu anda kardeşlerin zaruri durumlar dışında konuşmadıklarını biliyorum zaten daha önce de davalı ... babalarının imzasını taklit ederek sahte ortaklar kurulu kararı aldığını duymuştum, ancak gerçekliğini bilmiyorum dedi, tanıklık ücreti talebim yoktur bilgi ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davanın tamamen ıslah edilmesinden önce SMMM bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 07/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya kapsamına alınan, davalının bağlı olduğu vergi dairesinden gelen yazılar ile diğer vesaikler nazara alındığında davalı şirketin 2018 yılından itibaren faaliyetsiz olduğunun kabulünün gerektiği, şirketin aktiflerinde 2 adet araç haricinde rayiç değeri olabilecek herhangi bir varlığın dosya kapsamına göre tespit edilemediği, davalı şirketin kaydı verilere göre 813.654,39 TL borca batık olduğu, rapor içeriğinde detaylandırıldığı üzere aktiflerinde kayıtlı olan stoklar-alacaklar ve duran varlıkların (2 adet araç haricinde) değersiz (“0”) olduğu, yine dosya kapsamında ki verilere göre rayiç değerlere göre de borca batık olmasının muhtemel olduğu, TTK md 531 kapsamında haklı sebeplere dayalı olarak fesih ve tasfiye talebinin kabul edilebileceği yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde
Davalı şirketin TTK 636/3 maddesi kapsamında haklı fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin ikame edilen davanın 30/05/2022 havale tarihli dilekçe ile tamamen ıslahı ile İİK'nun 179. Maddesi kapsamında iflasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK. 179. maddesi uyarınca doğrudan iflas koşullarının oluşup oluşmadığı, davacının dava açmakta hukuki yararının mevcut olup olmadığı, dava ve taraf ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmıştır.
Dosya bir yeminli mali müşavir ve bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilerek davacı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık durumda olup olmadığı konusunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş ve bilirkişiler ... ve ... tarafından sunulan 15.02.2023 havale tarihli raporda özetle; borçlu şirketin TTK m. 376 ve İİK m. 179 kapsamında borca batık durumda olup olmadığının tespitine ilişkin olarak Heyetimizce yapılan incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde; davalı şirketin mükellefiyetinin 31.12.2018 tarihi itibariyle re'sen terk edilmiş olduğu, 31.12.2018 sonrasına ait şirketin ticari defter ve mali verilerinin bulunmadığı, son mali verilerin dava dosyasında bulunan 01.01.2018- 31.12.2018 dönemine ait Kurumlar Vergisi Beyannamesi ile 31.12.2018 tarihli mizan kayıtları olduğu, mükellefiyeti re'sen terkin edilen davalı şirketin gayri faal olduğu, herhangi bir çalışanının bulunmadığı, davalı şirket'in 31.12.2022 tarihli rayiç değer bilançosuna göre; Varlıklarının : 1.722.140,55 TL, Borçlarının 2.134,551,49 TL, Özkaynaklarının (-) 412.410,94 TL olarak hesaplandığı ve bu kapsamda davacı şirketin borca batık durumda olduğu yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür.
İcra İflas Kanunu'nun "Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı" başlıklı 179. maddesi ''Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır.'' hükmünü ihtiva etmekte olup anılan madde uyarınca davanın; şirketi idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler, tasfiye halinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından ikame edilebileceği açık olup davacının alacaklı sıfatının bulunmadığı, pay sahibi sıfatı ile davalılardan sermaye şirketinin iflasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır.
Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, s.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, s.612).
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (alacaklı) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir.(Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, Cilt.I, s.332). Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, s.333, 334).
Somut davada davacı ..., davalı şirket sermayesinde pay sahibi olup İİK. 179. maddesi lafzı ve emsal Yargıtay 19.HD 11/12/2003 tarihli -E.8842/K.12510 sayılı ilamından da anlaşıldığı üzere davacının pay sahibi olduğu şirket hakkında borca batık durumda olduğu gerekçesi ile iflas davası açma yetkisinin bulunmadığı ayrıca davacının alacaklı olmadığı, iflası istenen şirketin müdürüne iflas istemli davada husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla davacının davalı şirketin iflasını isteme hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı gerçek kişiye şirketin iflası davasında husumet yöneltilemeyeceği dikkate alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken karar harcı 427,60 TL olduğundan peşin yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 383,20 TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İflas avansının kararın kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 10 günlük süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.
04/07/2024
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!