T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/25 Esas - 2022/176
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2022/25
KARAR NO : 2022/176
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 21/01/2022
KARAR TARİHİ : 26/05/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet boyutunda olduğunu, ortalama gıda tüketicisinin işbu dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarının benzer olarak algılayacağını, davaya konusu “...” markasının müvekkili adına tescilli “... .../ ...” ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu “...” markasının 35. sınıfın ilgili alt sınıfında yer alan 29 ve 30’uncu sınıfa ilişkin mal ve/veya hizmetleri kapsar bir şekilde tescil edildiği düşünüldüğünde ortalama tüketicilerin bir kısmının çocuklardan oluştuğunun kabul edileceğini, müvekkili şirketin “... .../ ...” ibareli ürünlerini çok uzun sürelerden beri kullanan/gören ortalama gıda tüketicilerinin işbu dava konusu marka ile karşılaştıklarında yanılgıya düşecekleri, özellikle çocukların işbu dava konusu marka ile müvekkil şirket markalarını ayırt edemeyecekleri, bu markaların birbirleri ile ilişkili olduğunu düşüneceklerini,
davalının müvekkiline ait tanınmış “... .../ ...” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şirkete ait “...” ibareli markanın tesciline cevaz verildiği takdirde bu durum müvekkiline ait “... .../ ...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar verecek ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini beyan ederek, davalı ... sayılı YİDK kararının 35. Sınıfın ilgili alt sınıfında yer alan 05. sınıfta yer alan “insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda(besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” mal ve hizmetler ile 35. sınıfın ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. sınıfların tamamına ilişkin mal ve/veya hizmetler yönünden iptali ile davalı adına TÜRKPATENT nezdinde 18.12.2019 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli marka başvurusunun 35. sınıfın ilgili alt sınıfında yer alan 05. sınıfta yer alan “insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda(besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” mal ve hizmetler ile 35. sınıfın ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. sınıfların tamamına ilişkin mal ve/veya hizmetler yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başvuru konusu markaya mesnet olan marka incelendiğinde taraf markaları arasında bir benzerlik olmadığını, zira başvuru konusu “... ” ibaresi anlamsal, görsel ve işitsel olarak ilgili markanın tüketici nezdinde bütünüyle bıraktığı izlenim yönünden davacıya ait markadan farklı olduğunu, başvuru konusu markanın standart olmayan bir yazı biçimiyle lacivert renklerle yazılmış ve altında yer alan yuvarlak şekillerle farklılık sağlanarak oluşturulmuş karma bir ibare olduğunu, itiraza konu 2018/59279 ibareli mesnet olduğu iddia edilen markanın ise hiçbir şekil ibaresi içermeyen düz ve standart bir biçimde büyük ve kalın harflerle oluşturulmuş “...” ibaresinden oluştuğunu, yani davaya mesnet davacı markası farklı bir genel görünüm içerisinde başvuru konusu markaya göre farklı bir şekilde tüketiciye sunulmuş olduğunu, kısaca markada yer alan bütün unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, markalarda yer alan algı ile imajın birbirinden farklı olduğu ve markalar arasında görsel olarak bir benzerlik olmadığını, kavramsal ve işitsel olarak ise başvuru konusu marka “me-ko” şeklinde hecelendiği de dikkate alındığında ilgili ibare bir bütün olarak “...” olarak algılanacak ve davacıya ait “...” ibaresi tüketicinin aklına gelmeyeceğini, davacı tarafın beyanlarını aksine, başvuru konusu davalı “...” markasının farklı yazı boyutları ile farklı şekilde yer alacak şekilde kelimelerin bir araya getirilmesi suretiyle oluşturmuş olduğu da dikkate alındığında, ortalama tüketicilerin bu ibareyi parçalara bölerek içinden sadece “...” ibaresini seçip, buradan da davacının standart olan düz bir biçimde oluşturulmuş markasını düşünmesinin makul ve beklenebilir olmadığını, somut olayda taraf markaları telaffuz edilirken bir benzerlik durumu söz konusu olmadığı gibi taraf markalarının farklı şekilde okunduğunu, markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi mesnet markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağından ve mesnet markaların ün ve itibarından haksız kazanç elde etme veya bunlara zarar verme ihtimalleri bulunmadığından başvuru konusu markanın 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep söz konusu olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın yargılamaya katılımı olmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Yönünden Değerlendirme;
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir.
6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir.
Markalar arasındaki benzerlik incelenirken,
* Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları
* Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik,
* Çağrıştırma,
* Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat,
* Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
* Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman
kriterleri ele alınmalıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim Yargıtay ... K. sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir.
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı
Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu 35. sınıfın ilgili alt sınıfında yer alan 05. sınıfta yer alan “insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda(besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” ile 35. sınıfın ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. sınıfların tamamına ilişkin malların satış hizmetlerinin tamamının davacı markasının kapsamında ilişkili olarak yer aldığı,
Söz konusu hizmetlerin davacı markasının kapsamlarında yer alan belirtilen malların satışı olduğu, mallar ile malların satışı hizmetleri arasında ilişki olduğu dolayısıyla, davacı markalarının kapsamındaki belirtilen mallar ile söz konusu hizmetlerin ilişkili olduğu,
Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 06 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 06. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…... şeklinde kurulan hüküm onaylanmıştır.
Ayrıca, malların satışı hizmetleri, Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere, ortalama tüketici kitlesine hitap etmektedir.
Davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı markasının tescil kapsamına giren 05. Sınıftaki “insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda(besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” ve 29., 30. sınıflara giren emtialar ile davalının başvuru markasının kapsamına alınmak istenilen 35. sınıf altında toptan/perakende satışı/mağazacılık hizmetlerinin satışına özgülenmiş 05., 29., 30. sınıflar açısından emtia benzerliği/ilişkililiği şartının gerçekleştiği gıda maddeleri ile ilgili mal ve hizmetlerin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olayımıza bakıldığında; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdendir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu,
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
Dava konusu marka, mavi renkte, kalın ve stilize edilmiş harflerle “...” ibaresi ve bu ibarenin altında tekerlekleri olan bir taşıtı andıran bir figürün yer aldığı karma markadır.
Davacı markası beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük, kalın harflerle, “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsurunun bulunmadığı kelime markası olduğu,
Dava konusu markanın esas unsurunun “... ile “...” ibarelerinin kısa ibareler olması, kısa işaretlerde küçük farklılıkların farklı bir genel izlenime yol açabileceği, dava konusu markanın sonunda yer alan “O” harfinin işitsel, görsel ve kavramsal farklılığa yol açtığı, bunun yanı sıra markaların tertip tarzlarının oldukça farklı olduğu, somut uyuşmazlıkta bu farklılıkların görsel, işitsel, görsel ve kavramsal bakımından dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı,
Karıştırılma İhtimali Bakımından Ara Değerlendirme
Sonuç olarak, her ne kadar dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu hizmetler redde gerekçe markanın kapsamında ilişkili olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında ortalama tüketici bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı,
Tanınmışlık İddiaları Bakımından İnceleme
6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır.
Davacı, tanınmışlık iddiası ve aynı sektörde faaliyette olma sebebi ile davalının, kendisine ait markalarının itibarının zarar göreceğini belirtmiştir.
Davacıya ait “... TÜRKPATENT tanınmış marka sicilinde kayıtlı olduğu tespit edilmekle birlikte, davacının redde gerekçe “...” ibareli markasının tanınmış olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacının “...” ibareli markasının tanımış olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı,
Yukarıda anlatılanlar doğrultusunda, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır.
Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı,
Kötü Niyet Değerlendirmesi Bakımından
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Tüm dosya kapsamına bakıldığında, davalının yeni bir marka başvurusunda bulunması eyleminin kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği,
Dava konusu markanın kapsamında yer alan bir kısım dava konusu hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında ilişkili olarak yer aldığı ancak dava konusu marka ile davacı markası arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlık itirazının yerinde olmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı, TÜRKPATENT 2021-M-10876 Sayılı YİDK Kararı’nın yerinde olduğu, dolayısıyla davacı vekilinin hükümsüzlük taleplerinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 7.375,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı şirketin vekil veya temsilcisinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.26.05.2022
Kâtip Hâkim 41072
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!