WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

ANKARA 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/7 Esas - 2024/243
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2023/7 Esas
KARAR NO : 2024/243

HAKİM : ...
KATİP : ...

DAVACI ...
VEKİLİ : Av...
DAVALI ...
VEKİLİ : Av....

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/11/2018
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; taraflar arasında 10/04/2018 tarihli taşeron iş sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda müvekkilinin yalnızca işçilik hizmetlerini taşeron sıfatıyla davalıya devrettiğini, davalının sözleşmede açıkça yazan yükümlülüklerini süresi içinde ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmediğini, müvekkilinin davalıya tahsilat makbuzu karşılığında 08/05/2018 tarihinde 25.000,00 TL nakit, 21/06/2018 tarihinde 28.000,00 TL nakit avans ödediğini, davalının 10/04/2018 tarihli taşeron iş sözleşmesine konu işleri 10/06/2018 tarihine kadar süresi içinde ve eksiksiz bir şekilde yapmamış olması sebebiyle, davacı tarafından 25/09/2018 tarih ve 32784 yevmiye no'lu ihtarnameyle davalının sözleşme ile yüklendiği işleri tamamlattırıp tamamlattırmayacağını 3 gün içinde, kendisine yazılı olarak bildirmesini, tamamlattıracak ise 10 gün içinde tamamlattırmasını, aksi halde ihtarname gereğinin yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin haklı sebeple tek taraflı ve süresiz olarak kendiliğinden feshedilmiş sayılacağını ihtar ettiğini, ancak işlerin yapılmaması sebebiyle sözleşmenin kendiliğinden fesih olduğunu, davalının sözleşmeye konu işlerden yalnızca proje dahilindeki bims iç ve dış tüm duvarların örülmesi işçiliği kısmını yaptığını ve buna karşılık 10.000,00 TL hak ettiğini, daha önce davalıya verilmiş olan 53.000,00 TL'lik avanstan bu miktar düşülerek, kalan 43.000,00 TL'nin tahsili için ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının ... esas sayılı ilamsız icra takibine karşı yapmış olduğu itirazlarının iptallerine ve icra takibinin devamına, davalının haksız ve kötüniyetli bir şekilde yapmış olduğu borca itiraz sebebiyle asıl alacak tutarı olan 43.000,00 TL’nin %20’den aşağı olmayacak tutarda icra inkar tazminatını davacı şirkete ödenmesine, tüm yargılama, harç, masraf ve giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, belirsiz tutardaki alacak davası her ne kadar 8.600,00 TL tutarı üzerinden dermeyan edilmiş ise de, davalı borçlu aleyhine 41.935,37 TL asıl alacak + 8.387,07 TL icra inkar tazminatı olmak üzere toplamda 50.322,44 TL tutarında alacağın hüküm altına alınması gerekeceği hususu gözetilerek 8.600,00 TL tutarında açılan davanın 41.722,44 TL daha artırarak, toplamda dava değerini 50.322,44 TL'ye yükselttiğini davanın anılan toplam tutar üzerinden kabulü ile davalı borçlunun haksız itirazlarının iptaline ve dahi ... sayılı ilamsız icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacı ile müvekkilinin taraf olduğu adi ortaklık arasında... bulunan idare binasının bazı işlerinin yapılması konusunda taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede 10/04/2018 tarihinin işe başlama tarihi, 10/06/2018 tarihinin iş bitim tarihi olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkilinin sadece işlerin işçiliğinden sorumlu olduğunu, malzeme tedarikinin davacıya ait olduğunu, dava konusu sözleşme incelendiğinde, avans ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, davacının 08/05/2018 ve 21/06/2018 tarihinde iki ayrı avans vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu ödemelerin hakediş için yapıldığını, dava dilekçesinde bims iç ve dış tüm duvarların örülmesi işinin yapıldığı belirtilmiş olup, bu işin tek başına sözleşme bedelinin 1/3 kısmına tekabül ettiğini, bunun haricinde müvekkili tarafından banyo ve tuvaletlerin komple kara sıva işçiliği, dış cephe iskele kurulum ve söküm işçiliği, dış cephe kaba sıva işçiliği, iş cephe tavanlar hariç tüm kaba alçı işçiliği, banyo,tuvalet,mutfak ve kazan dairesinin fayans işçiliği, duvar kısmı derzleri hariç, bütün asma tavanların karkas işçiliği ve alçıpanın montaj işlemi dahil tüm işlerin yapıldığını, ancak davacı tarafından 1.kat klima hattı çekilmediğinden iki oda alçıpanının montajı ile bodrum katta klima geçeceği belirtilmesi nedeniyle orta kısım alçıpan montajlarının yaptırılmadığını, bu suretle sözleşme içeriği ve yapılan işler incelendiğinde, 80.000,00 - 90.000,00 TL arasında iş yapılmış olup, davacı tarafından sadece 53.000,00 TL ödendiğini, bu ödemelerin de süresi içinde yapılmadığını, bu sebeple müvekkillerinin zarara uğradığını savunarak, davanın reddine, haksız ve kötüniyetli açılmış bulunan iş bu dava nedeniyle % 20’den aşağı olmamak üzere, kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizin ...K.sayılı ilamı ile; "Somut davada, taraflar arasında akdedilen 10/04/2018 tarihli sözleşmede davalı taşeronun yapacağı işler belirlenmiş olup, davalı taşeron, yapılan işlerin tespiti yönünden tanık deliline dayanmıştır. Davalı tanık beyanları doğrultusunda, davalı taşeronun bims iç ve dış tüm duvarların örülmesi işçiliği haricinde, iç dış kara sıva yapımı, içerinin alçı sıvası ve boya işleri, fayans işi, tavan alçıpan, komple profil karkas döşemesi, dış cephe iskelesinin kurumu ve sökümü işlerini de yaptığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalının işi bıraktığı dönemde mahallinde delil tespiti yaptırılmamış olup, geriye kalan işlerin dava dışı 3.firma/şahsa yaptırıldığına dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Eser sözleşmesi yapıldıktan sonra işin yüklenici tarafından yapıldığı ve tamamlandığı karine olarak kabul edildiğinden, bunun aksini iddia edenin ispat etmesi gerekmekte olup, somut davada, davacı tarafça aksi (yani tanık beyanlarıyla davalı yanın yapığı anlaşılan işlerin dava dışı 3.firma/şahsa yaptırıldığı) ispat olunamamıştır.
Mahkememizce davalı tanık beyanları doğrultusunda davalı taşeron tarafından yapıldığı kabul edilen işlerin işçilik bedelinin hesaplanması amacı ile mahal mahkemesine talimat yazılarak, inşaat mühendisi bilirkişi refakatinde, yerinde keşif yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, inşaat mühendisi bilirkişiye ait raporlar ile, ... adlı tanıkların beyanlarında yaptıkları iddia ettikleri inşaat imalatları kalemlerinin toplam tutarının 55.113,82 TL, bims işçiliği bedelinin ise 11.064,63 TL olduğu hesaplanmıştır. Bu suretle, davacı tarafça, davalı taşerona fazla bir ödemenin yapılmadığı, yapılan işin bedelinin altında bir ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, taraflar arasında akdedilen sözleşmede işin süresi 60 gün olarak belirlenmiş, işe başlama tarihi, 10/04/2018, işin bitim tarihi 10/06/2018 tarihi olarak belirlenmiştir. Davacı tarafça dosyaya sunulan tahsilat makbuzlarından davalı taşerona 08/05/2018 tarihinde 25.000,00 TL, 21/06/2018 tarihinde 28.000,00 TL ödeme yapıldığı, yani işin bitim tarihi olarak öngörülen tarihten(10/06/2018) sonra ödeme yapıldığı ve tahsilat makbuzunda hakediş alacağı olarak açıklama yazıldığı görüldüğünden, davacı yanın avans ödemesi yaptığı iddiası yerinde görülmemiştir. Ayrıca davacı taraf ihtarname ile davalının işleri tamamlamaması halinde sözleşmenin kendiliğinden fesholunacağını bildirdiğini ve davalının işleri bitirmediğinden sözleşmenin kendiliğinden feshedilmiş sayıldığını beyan etmiş ise de, davacı tarafça sözleşmenin feshedildiğine dair yazılı bildirim yapılmadığı görüldüğünden, sözleşmenin fesholmadığı ve ayakta olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında, somut davada, sözleşmenin feshedilmediği, ayakta olduğu, davalı tarafça yapılan işin bedelinin, davacının yaptığı ödemenin üzerinde kaldığı ve davalı taşeron tarafından bahse konu işlerin yapılmadığı, başka firma/şahsa yaptırıldığı davacı tarafça ispat olunamadığı,..." gerekçesiyle, davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı ve davalının kötüniyet taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İş bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine;... K.sayılı ilamı ile;
" Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı taşerondur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi davacı yüklenici ile ... adi ortaklığı) arasında imzalanmıştır. Davacı yüklenici icra takibini ve davayı ...Taahhüt' e yönelmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 637. maddesinde; kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde, diğer ortakların, ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacağı, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ise, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayılacağı hükme bağlanmış olup, bu bağlamda, idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlemler, ortakları üçüncü kişilere karşı eşit olarak sorumlu kılar. Temsilin sonuçlarını düzenleyen aynı Kanunun 638/son maddesi hükmüne göre ise; “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” Diğer bir deyişle, adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 637. maddesinin 3.fıkrasının ilk cümlesinde; "Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır" hükmü yer almaktadır. Ortaklık sözleşmesi ile kendisine yasada belirtilen idare yetkisi tanınan kişi, ortak ya da üçüncü bir şahıs olabilir. Dolayısı ile bu kişinin, TBK'nun 42. ve 46. maddeleri ile aynı Kanunun 637. maddesinde açıklanan ortaklığı temsil yetkisi olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ortaklığı idare yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlem, ortakları, üçüncü şahıslara karşı eşit olarak sorumlu kılar. Bu sebeple adi ortaklığı temsilen idareci şerikin (ortak-temsilcinin) imzaladığı bonolardan dolayı ortaklar sorumlu olur. Temsil yetkisi, zımnen icazet, temsil belgesi, adi ortaklık sözleşmesi veya ortaklık kararı ile verilebilir.
Somut uyuşmazlıkta kendisine takip ve dava yöneltilen ortaklardan Hüseyin Koç'un adi ortaklığı temsile yetkili ortak olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla davada, Dairemizce taraf ehliyeti dava şartı bakımından bir eksiklik görülmemiştir.
1- 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 470. vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
.... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı T... Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davanın taraflarından davalı adi ortaklığı oluşturanlar gerçek kişi olup, görev hususu re'sen araştırılması gerektiğinden davalıların tacir olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılarak sonucuna göre, mahkemenin görevli olup olmadığını değerlendirmesi gerekirken, bu husus araştırılmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
2- Taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesinde, iş bedelinin 6098 sayılı TBK 480. (818 sayılı BK 365. maddesi) maddesinde düzenlenen götürü bedelli olarak 110.000,00 TL şeklinde kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebilir. Sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin istemlerde ise, yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine (içerisinde KDV ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmeksizin) göre hesaplama yapılarak iş bedelinin bulunması gerekir. (.... Ancak götürü bedelli sözleşmelerde iş bedelinin tamamı ödenmiş ise, eksik ve ayıplar nedeniyle fiziki oran kurulması gerekmez; bu durumda iş sahibi, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelini isteyebilir....
Somut uyuşmazlık yapılan bu genel açıklamalar çerçevesinde incelendiğinde; davacı davalıya gönderdiği 25/09/2018 tarihli ihtarnamede üstlendiği işleri 10 gün içinde tamamlamasını, aksi taktirde sözleşmenin haklı nedenle feshetmiş sayılacağını ihtar etmiştir. Bu ihtar sonrasında sözleşmenin feshi noktasında başkaca bir işlem yapılmamıştır. Bu nedenle sözleşme ayaktadır. Sözleşme ayakta olduğu için kural olarak yapılan işleri davacı taşeronun yaptığı kabul edilmelidir. Bunun aksini davalı yüklenicinin kanıtlaması gerekir, davalı söz konusu işleri davacının yapmadığını kanıtlaya elverişli bir delil sunamamıştır. Mahkemece bu çerçevede değerlendirme yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak alınan inşaat mühendisi raporunda götürü bedelli sözleşmelerde iş bedeli hesabı usulüne uygun bir şekilde davalı taşeronun hak ettiği iş bedeli bedeli belirlenmemiştir. Bu nedenle mahkemece bilirkişiden yukarıda açıklanan hususların gözetildiği bir ek rapor alınarak davalının talep edebileceği iş bedeli hesaplanmalı ve sonucuna göre davacı yüklenicinin istirdatını isteyebileceği bir iş bedeli olup olmadığı değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır...." şeklinde açıklanmak suretiyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
....sayılı ilamı doğrultusunda; davalının tacir sıfatını taşıyıp taşımadığının tespiti amacı ile ...ne müzekkere yazılmış olup; gelen 22/03/2023 tarihli yazı cevabı ile, davalının 01/01/2009 tarihinden itibaren Bilanço Hesabı esasına ( Birinci Sınıf ) göre defter tuttuğu ve tacir olduğu bildirilmekle, Mahkememizin görevli olduğu anlaşıldığından davanın esası incelenmiştir.
Yine, ...K.sayılı ilamı doğrultusunda; taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesinde, iş bedelinin götürü bedelli olarak 110.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı belirtilerek, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması amacı ile, dosya kök raporu tanzim eden inşaat mühendisine tevdi edilmiş olup, dosya kapsamına alınan 02/06/2023 tarihli bilirkişi raporu ile; Sözleşme kapsamında inşaat işçilik hesaplamaları yapılmış ve toplamda anlaşılan 110.000,00 TL toplam sözleşme bedelinden, alınan (28.000425000) 53.000,00 TL'lik hakkediş miktarı düşüldükten sonra geriye (110.000-53.000) 57.000,00TL'lik bir işçilik alacağı farkı çıktığı bildirilmiştir.
Mahkememizce bu kez, ... K.sayılı ilamında belirtilen usulde, denetime elverişli ek rapor tanzimi için dosya kök raporu tanzim eden inşaat mühendisine tevdi edilmiş olup, 18/09/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davacı ... İnşaat Taahhüt arasında 2017 yılında yapılan taşeron iş sözleşmesi kapsamında yapılması istenilen işçilik bedelleri toplamı 110.000,00 TL olmakla birlikte bu tutarın iş kalemleri bazında yapılan dağılımları raporda tek tek gösterilmiş, yapılan işçilikler için alınan ödemeler (28.000425000) toplamı olan 53.000,00 TL'lik miktar düşüldükten sonra geriye (110.000- 53.000) 57.000,00TL'lik bir işçilik fiyat farkı çıktığı bildirilmiştir.
Taraf itirazları doğrultusunda, ... K.sayılı ilamında belirtilen usulde, denetime elverişli rapor tanzimi için dosya farklı bir inşaat mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş olup; 21/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; sözleşme dışı iş yapıldığına ilişkin dosya münderecatından bir tespit yapmanın mümkün olmadığı, dosya kapsamında yer alan tespitler, sayın bilirkişi tarafından sunulan rapordaki fotoğraflarda yer alan imalat seviyeleri, dosya münderecatı birlikte değerlendirildiğinde eser sözleşmeye konu iş kalemlerinin fiziki gerçekleşme oranının %64,53 hesaplandığı ve bu oranın sözleşme toplam bedeli olan 110.000,00 TL ile çarpılması sonucu hakediş tutarının 70.977,50 TL hesaplandığı, önceki sunulu raporlar ve incelemeler taraf iddiaları doğrultusunda yapılan ödemeler 53.000,00TL olduğuna göre davacının fazla ödeme nedeniyle takibe karşı itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin dava talebi takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere uygun mütalaa edilmediği bildirilmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan deliller ışığında; eser sözleşmesine konu iş kalemlerinin toplam sözleşme bedeli içindeki oranı, her bir işin gerçekleşme oranları ve işin toplam fiziki gerçekleşme yüzdesi 21/01/2024 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenmiş olup, bu hesaplamaya göre, işin fiziki gerçekleşme yüzdesinin %64,53 olduğu, buna göre davalı taşeronun hakediş bedelinin ise 70.977,50 TL olduğu, davacı yüklenicinin yaptığı ödemeler toplamının 53.000,00 TL olduğu, davacı tarafça, sözleşme kapsamında yapılan işlerin başka 3.firma aracılığıyla yaptırıldığı ve davalı taşeronun edimini ifa etmediği yönünde, davacı yüklenicinin herhangi bir delil sunmadığı dikkate alındığında, davacı yüklenici tarafından fazla yapılan bir ödemenin olmadığı tespit edilmiştir. Davacı taraf son olarak yemin deliline dayanmış ise de; somut davada, yapılan işin miktar ve değerini ispat yükünün, davalı taşeron üzerinde bulunduğu ve kesin olarak verilen ....sayılı ilamında yapılan tespitler ve yemin noktasında bir kaldırma olmadığı gözetilerek, davacının, yemin eda ettirilmesi isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça kötüniyetli olarak takip başlatıldığına dair delil sunulmadığından, davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddi ile, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin reddine,
3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
4-Alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 859,87 TL'den mahsubu ile fazla alınan 432,27 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 804,80 TL ( posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2024

Katip ....
¸

Hakim ...
¸

YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ:
BOZMA ÖNCESİ
DAVALI
Posta Masrafı : 804,80 TL