T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/387 Esas - 2024/17
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/387 Esas
KARAR NO : 2024/17
....
DAVA : Alacak davası
DAVA TARİHİ : 26/05/2023
KARAR TARİHİ : 15/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/12/2013 tarihinde taraflar arasında imzalanan ortaklık sözleşmesinin "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 2. maddesinde "16/12/2013 tarihinde ....'den satın alınan 1134 seri numaralı.... Paletli Ekskavatör'ün tüm hisse ve sorumluğu %50 - %50 yukarıda belirtilen iki ortağındır." hükmüne yer verildiğini, %50 - %50 hisse ve sorumluluğa sahip olduğu hükmüne yer verilse de ... seri numaralı 2001 model....Paletli Ekskavatör'ün ruhsat ve faturasının davalı şirkete ait olduğunu, 16/12/2013 tarihinde taraflar arasında imzalanan ortaklık sözleşmesinin "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 2. Maddesinde "Ruhsat ve fatura ...) teminat senedi verilmiştir." şeklinde hükme yer verildiğini, sözleşme hükmü gereğince davalı şirket ile müvekkili .... arasında 16/12/2023 tarihinde imzalanan ortaklık sözleşmesine teminat olarak, 57.000,00 TL tutarlı bono düzenlenerek müvekkili ....'e verildiğini, müvekkilinin davalı şirkette 2014 yılı başından 2018 yılı sonuna kadar iş makinesi operatörü olarak (formen) olarak da çalışmış olduğundan söz konusu bononun, tarafların aralarındaki güven ilişkisi sebebiyle müvekkili tarafından bu güne kadar tahsil edilmediğini, davalı şirketin, bahsi edilen ve 16/12/2013 tarihinde satın alınan makinenin gelirlerinden, satın alma tarihinden bu yana müvekkilinin mahrum bırakıldığını, açıklanan nedenlerle müvekkiline davalı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığından davalı şirketin 16/12/2013 tarihli ortaklık sözleşmesine aykırı davranması sonucu müvekkilinin uğradığı tüm zararların azami faizleriyle birlikte müvekkiline ödenmesi ile ... seri numaralı 2001 model ... Paletli Ekskavatör'ün bugünkü değerinin 1/2'si oranında müvekkiline ödeme yapılması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; öncelikle hiçbir surette sözleşmenin geçerli ve mevcut olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere, davacının iddiası gibi sözleşme geçerli olsa idi dahi usuli açıdan davada talep ettiği hakların zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğinden zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının iddiası ile fiili durum birbiriyle çelişmekte olduğunu, davacının bahse konu ortaklık sözleşmesinden vazgeçmiş maaş almayı tercih etmiş ve fiiliyatta da kendisine çalışan olarak maaş ödendiğini, makinenin alımı ve tamir ve bakımına hiçbir bedelle katılmadığını, hiçbir bedel ödemeden ortaklık olamayacağı da açık olup hiçbir surette kabul anlamına gelmemek üzere sözleşmenin üzerinden de zaten 10 yıl geçmiş olmakla da zaten tüm iddia ve taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davacı makinenin edinimi ile ilgili olarak hiçbir sermaye koymadığını ve bir bedel ödemediğini, makinenin bedelinin şirketleri tarafından belgelerle ve makbuzlarla ödendiğini, kendisinin makineye bir ortaklık ilişkisinin devam ettiği iddiası var ise kendisinin makinenin yarı bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız davanın ortaklık sözleşmesini kabul anlamına gelmemek üzere her halükarda zamanaşımına uğramış olduğundan usuli sebeplerle reddine, neticeten de haksız olmakla davanın esastan da reddini yargılama giderlerinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (6102 sayılı TTK m. 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (6102 sayılı TTK m. 11/2).
Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir (6102 sayılı TTK m. 12/1). Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (6102 sayılı TTK m. 12/2). Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur (6102 sayılı TTK m. 12/3).
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 . maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır (6102 sayılı TTK m. 15).
5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez (...
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
Buna göre;
a) Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar;
b) Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 maddesinde öngörülen Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden ilgili Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir (...
Somut olayda uyuşmazlık, 16/12/2013 tarihli ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
Davacı gerçek kişi olup varsa işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olup olmadığı, vergi dairesinden bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı ve esnaf sınırını aşıp aşmadığı araştırılarak, tacir sıfatını taşıyıp taşımadığı belirlenmelidir. Buna göre; dosya kapsamında mevcut, 21/09/2023 tarihli, ...'ne ait yazı ile, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş ve 2018-2022 yıllarına ait gelir vergisi beyannameleri gönderilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, "... işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar sayılacağı, ..."
Vergi Usul Kanunu'nun 177/I maddesi; "Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 890.000 TL veya satışlarının tutarı 1.270.000 TL'yi aşanlar,
Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da 1 yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı 440.000 TL'yi aşanlar,
1 ve 2 no'lu bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde 2 nolu bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 890.000 TL'yi aşanlar...." şeklinde düzenlenmiş olup; davacının 2018-2022 yıllarına ait gelir vergisi beyannameleri incelendiğinde; davacının yıllık kazanç toplamının 2023 yılı itibariyle 15.316,50 TL olduğu, bu suretle davacının kazancının Bakanlar Kurulu kararı ve Vergi Usul Kanununda belirtilen limitlerin yarısını aşmadığı anlaşılmakla, davacının tacir sıfatını taşımadığı, esnaf ve küçük sanatkar sınıfında olduğu, bu nedenle nisbi ticari davanın söz konusu olmadığı ve Mahkememizin görevli olmadığı, genel görevli Mahkeme olan ...'nin görevli olduğu kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-HMK 114,115 maddesi uyarınca dava şartı (görev) yokluğundan davanın usulden reddine,
2-Görevli Mahkemenin .... olduğunun tespitine,
3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ....'ne gönderilmesine,
4-Kararın kesinleşmesi halinde HMK'nın 20.maddesi gereğince kesinleşmeden itibaren 2 haftalık talep süresi içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilebileceğine, aksi halde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLECEĞİNE,
5-HMK'nın 331/2.maddesi gereğince yargılama, harç masraf ve giderlerinin görevsizlik kararından sonra dosyanın gönderildiği mahkemede davaya devam edilmesi halinde bu mahkemece değerlendirilmesine, aksi halde mahkememizce dosya üzerinde bu durumun tespiti ile GEREKLİ KARARIN VERİLMESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/01/2024
....
¸
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!