WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

ANKARA 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/615 Esas - 2024/25
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/615 Esas
KARAR NO : 2024/25

DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 28/09/2021
KARAR TARİHİ : 23/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı borçlu Hüseyin Paksoy tarafından keşide edilerek müvekkili tarafından tahsile konulan 06.04.2014 keşide tarihli 20.750,00 TL bedelli 6854905 seri nolu (Samsun şubesi) çekin karşılığının çıkmadığı, bu çekle ilgili yapılan takibin semeresiz kaldığını, davalı Banka'nın Çek Kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken özeni ve dikkati göstermediğini, çek hesabı açılmaması gereken şirket adına çek hesabı açarak müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, davalı Banka'nın sorumluluğunun 5941 sayılı Çek Kanunu'na dayandığı, dava dışı borçlu şirketin mali durumunun çek karnesi almaya yeterli olmadığı halde davalı Banka çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediği, ilgili mevzuat açıklanarak, davalı Banka'nın dava dışı borçlu şirket ve ortakları hakkında gerekli araştırmayı yapmayarak özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, somut olay bakımından davacı müvekkili adına işbu belirsiz tazminat alacağı davasına konu edilen değer kaybının varlığının ve miktarının belirlenebilmesinin ancak yargılama sırasında bir kısmı davalının elinde olan delillerin toplanıp değerlendirilmesinden yani HMK 107/2 maddesinde belirtildiği gibi tahkikattan sonra mümkün olabileceğini, bu nedenle iddia edilen zararın dava tarihi itibariyle miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, fazlaya ilişkin hak ve alacaklar saklı kalmak kaydıyla alacak değerinin tam ve kesin olarak belirlendiği aşamada HMK m.107 hükmü gereğince artırılmak üzere şimdilik 1000 TL nin öncelikle çekin karşılıksız çıktığı (zararın doğduğu) tarihten itibaren, bu talebin Mahkemece kabul görmemesi halinde ise dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun m2/2 ye göre işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin itirazlarında, zamanaşımı, husumet ve yetki itirazında bulunduklarını, söz konusu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmayıp, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, esasa ilişkin cevaplarda ise özetle; davacının şu aşamada zarar ve ziyanı bulunmadığı, T.T.K.'nun 678. maddesi uyarınca çeklere imza atan şahsın çeklerden dolayı bizzat sorumlu olduğu, davacının öncelikle çek bedellerini çek keşidecisinden talep ve tahsil etmek yoluna gitmesi gerektiği, çek keşidecisine ve müracaat borçlularına karşı tüm hukuki yollar tüketilmeden zararın doğmuş olduğunun kabulünün olanaksız olduğu, davacı tarafın dava dışı Hüseyin Paksoy ile diğer müracaat borçluları hakkında dava, takip ve sair tüm hukuki yolları tüketmesi gerektiği, Türk Ticaret Kanunu madde 808 hükmü uyarınca çekin ödenmesinden sorumlu olan kişinin çek keşidecisi ve müracaat borçluları olduğu, davacı tarafın bu kişilere başvurma hakkının mevcut olduğu, bu kişiler hakkında tüm yasal yollar tüketilmeksizin, hukuki anlamda bir zarar doğmaksızın müvekkili Banka'ya dava açıldığı, müvekkili Banka aleyhine olacak şekilde sebepsiz zenginleşmeye çalışıldığı, davacının dava konusu çek tutarlarını tahsil edememesi ile müvekkili Banka'nın çek hesabı açması ve çek karnesi verilmesi arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığı, müvekkili Banka'nın çek karnesi verilirken göstermesi gereken tüm özen ve dikkati gösterdiği, dava dışı Hüseyin Paksoy'un herhangi bir yasaklılık ve engel durumunun bulunup bulunmadığını, ekonomik ve sosyal durumunu araştırdığı, gerekli istihbaratı yaptığı, bu durumun cevap dilekçesi eki belgelerle ile sabit olduğu, Müvekkili Banka'nın çek keşidecisi hakkında yapmış olduğu istihbarat işleminin yıllar sürecek ya da çek keşidecisinin tüm tacir sıfatına haiz olan davacının ticari hayatı boyunca ödeme gücünün yeterli olacağına işaret edecek bir garanti fonksiyonunun bulunmadığı, Müvekkili Banka'nın çek hesabı temin edeceği kişi hakkında gerekli araştırmaları yapmış olduğu Müvekkili Bankanın bu yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirmişse de tacir sıfatını haiz olan davacının da çekle ödemeyi kabul etmesi halinde dava dışı Hüseyin Paksoy hakkında ödeme gücünün olup olmadığı, sosyal ve ekonomik durumunun nasıl olduğu şeklindeki araştırmaları yapması gerektiği, işbu araştırma yükümlülüğünü getirmeyen davacının huzurdaki dava ile müvekkili Banka'ya kusur izafe etmesinin hakkaniyet gereklerine ve iyiniyet kurallarına aykırı olup, sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğu, davacının davaya konu zararın ortaya çıkmasına kendi kusuru ve özen eksikliği ile sebebiyet verdiği, davacı tarafın tacir olup çekle ödemeyi kabul etmesi halinde keşidecinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmakla yükümlü olduğu, kendisine düşen özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmeyip, basiretli tacir gibi davranmadığı, bu sebeple çeklerin karşılıksız çıkmasından doğan zarardan bizzat davacının sorumlu olduğu belirtilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER:
Davalı banka kayıtları, bilirkişi raporları, 06.04.2014 keşide tarihli 20.750,00 TL bedelli 6854905 seri nolu çek, ... 3.İcra Müdürlüğünün 2015/5982 Esas sayılı dosya ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:
Davanın, davalı bankanın özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle çek bedelini tahsil edemediği ve bu suretle zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı banka tarafından dava dışı Hüseyin Paksoy'a aslında Hüseyin Paksoy'un ve yetkilisi olduğu şirketin mali durumunun çek karnesi almaya yeterli olmadığı halde davalı banka tarafından yeterli araştırma yapılmadan gerekli dikkate ve özen gösterilmeden çek hesabı açıldığı, açılan çek hesabı ve verilen çek karnesine istinaden dava dışı keşidecisi Hüseyin Paksoy tarafından davaya konu 06/04/2014 tarihli 6854905 seri numaralı 20.750,00-TL bedelli çekin düzenlenerek dava dışı lehtar İlyas Özsalih'e verildiği, ondan da ciro yoluyla davacıya geçtiği, davacının söz konusu çek bedelinin tahsili için ... 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5982 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığı, ancak söz konusu takip ile alacağını tahsil edemediğini belirterek, çek bedelinin muhatap banka olan davalıdan tahsilinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili daha sonra 02/11/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.375,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Bilindiği üzere, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun "Bankanın araştırma yükümlülüğü, çek hesapları ve çek defterleri" başlıklı 2.maddesine göre; bankaların, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştıracakları; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecekleri hükme bağlanmıştır.
Davaya ve takibe konu çek incelendiğinde; keşidecisi:Hüseyin Paksoy, lehdarı:İlyas Özsalih, muhatap:Yapı Kredi Bankası Samsun Şubesi, miktarı: 20.750,00 TL, 06/04/2014 keşide tarihli, 6854905 seri numaralı olduğu, davacının çekte ciranta olduğu anlaşılmaktadır.
... 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5982 E. (yeni esası:2023/138468 Esas) Sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklı/davacı şirket tarafından dava dışı Hüseyin Paksoy ve İlyas Özsalih aleyhine davaya konu 06/04/2014 tarihli 6854905 seri numaralı 20.750,00-TL bedelli çek dayanak gösterilerek asıl ve ferileri ile birlikte toplam 25.054,06 Tl alacak için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, uyap kayıtları incelendiğinde dosyada; alacaklıya verilmek üzere ŞERMİN PAKSOY tarafından 23/01/2023 tarihinde 2.659,81 TL tahsilat bilgisinin bulunduğu, bunun dışında tahsilat kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişi Murat İçinsel'den 01/03/2022 tarihli kök rapor ve 26/12/2022 tarihli ek rapor alınmıştır.
Raporlara yönelik itiraz üzerine bu defa bankacı bilirkişi... tarafından düzenlenen 22/06/2023 tarihli raporda özetle; bankaların, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin TC Merkez Bankası kayıtlarını almakla yükümlü oldukları, 6728 sayılı Yasa ile getirilen değişiklikle beraber bundan sonra bankaların, çek hesabı açtırmak isteyenlerden Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi kayıtları ile adli sicil kayıtlarını istemeleri zorunluluk haline getirildiği, böylece kişinin adli sicil kaydında karşılıksız çek keşide etmekten dolayı verilmiş bir mahkumiyet olup olmadığının ve kişinin ekonomik durumunun çek hesabı açmaya yetip yetmeyeceğinin incelenmesinin yapılacağı, bu maddenin uygulanması ve denetlenmesi yükümlülüğünün bankalara bırakıldığı, bankaya çek hesabı için başvuran gerçek veya tüzel kişiler hakkında veya sermaye şirketlerinde yönetim organında görev yapanlar ile ticaret siciline tescil edilen yetkililerin çek hesabı açma ve çek düzenleme yasağı olup olmadığını araştırma yükümlülüğü getirildiği, aynı madde ile çek üzerinde T.C kimlik numarası veya mersis numarasının yazılması zorunlu hale getirildiği, böylece çekin kim tarafından düzenlendiğinin tespit edilmesi sağlandığı, ayrıca, bir bankanın müşterisine çek defteri teslim etmesinin, müşterisine gayri nakdi kredi tesis etmiş olduğu ve özellikle 3.kişiler nezdinde bu kişinin Bankaca muteber kişi olduğu yönünde kanaat uyandırdığı göz önüne alınacak olur ise; çek hesabı açılırken uyulması gereken yukarıda değinilen yasal düzenlemelerin yanı sıra bankacılık teamülleri ve uygulamaları kapsamında bir bankanın tıpkı nakdi kredi tesis ederken yaptığı gibi müşterisini iyi tanıyıp analiz etmesi gerektiği, tahsis edilen nakdi kredilerin ödeme performanslarının belli bir süre izlenmesi ve akabinde müşterisinin çek karnesi talebinin öncelikle sınırlı sayıda, bu çeklerin sorunsuz ödenmesi durumunda daha fazla yapraklı çek karnesi taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğinin; 6762 sy TTK'nın 20. Maddesi uyarınca tüzel kişiliğe haiz olan Bankanın basiretli bir tacir olarak kendisinden beklenen özen yükümlülüğünün sonucu olduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden davalı bankaca, dava dışı Hüseyin Paksoy'dan tacir olduğu ve 5941 sy Çek Kanunu 2.madde 3.fıkrası gereği yasaklı olmadığına dair alınan beyannamelerin alındığı, tarihi tespit edilemeyen istihbarat sorgu kayıtları sunulduğu görülmekle beraber, bankacılık teamül ve uygulamaları gereği gerek çek talebi olan şirket gerekse de şirket yetkilisi hakkında gecikmeli nakdi kredilerinin olup olmadığı gibi farklıca bir istihbarat çalışmasının yapıldığının tespit edilemediği, buna göre davalı bankanın çek hesabı açıp hesap sahibine çek yapraklarını teslim ederken yasanın kendisine yüklediği araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, ancak davacının da dava konusu olayda kendisine düşen araştırma ve özeni gösterdiği tespit edilemediğinden Mahkeme'nin takdir edeceği oranda müterafik kusur atfedilebileceği kanaatine varıldığı, davacının toplam zararının 20.750,00 TL olduğunun tespit edildiği, tarafların toplam zarar ile mahkemenin takdir ettiği kusur oranı ile çarpımından elde edilecek tutardan sorumlu olması gerektiği, bu konudaki takdirin münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu hususlarının belirlendiği görülmüş olup, rapor hükme esas alınmıştır.
Buna göre somut olayda; dava konusu çek bedelinin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından ... 3. İcra Müdürlüğünün 2015/5982 E. (yeni esası:2023/138468 Esas) Sayılı dosyası ile keşideci ve lehtar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığı, dosyada alacaklıya verilmek üzere Şermin Paksoy tarafından 23/01/2023 tarihinde 2.659,81 TL tahsilat bilgisinin bulunduğu, bunun dışında tahsilat kaydının olmadığının anlaşıldığı, davacının alacağını tahsil edememesi nedeniyle bu defa muhatap bankadan talepte bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ve diğer tüm deliller ile davalı bankanın, keşideci Hüseyin Paksoy'a çek hesabı açıp hesap sahibine çek yapraklarını teslim ederken dava dışı Hüseyin Paksoy'dan tacir olduğu ve 5941 sy Çek Kanunu 2.madde 3.fıkrası gereği yasaklı olmadığına dair alınan beyannamelerin alındığı, tarihi tespit edilemeyen istihbarat sorgu kayıtları sunulduğu görülmekle beraber, bankacılık teamül ve uygulamaları gereği gerek çek talebi olan şirket gerekse de şirket yetkilisi hakkında gecikmeli nakdi kredilerinin olup olmadığı gibi farklıca bir istihbarat çalışmasının yapıldığına ilişkin bir delil bulunmadığı, yasanın kendisine yüklediği araştırma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, buna göre 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2.maddesi ile belirlenen gerekli basiret ve özeni göstermediği, bu nedenle %50 oranında kusurlu olduğu; öte yandan çekle ödemeyi kabul eden davacı hamilin de tacir olduğu, bu nedenle ticari ilişki kurduğu kişilerin ekonomik/mali durumlarını, ticari çevredeki tanınmışlıklarını, ticari işletmesindeki emtiasını, çeki imzalayanı araştırması ve sonucuna göre basiretli bir tacir olarak ilişki kurması zorunluluğu olduğu, ancak dava dosyası muhteviyatında davacı şirketin gerekli araştırma ve istihbarat yapıp yapmadığına dair belge ve bilgi bulunmadığı, bu nedenle kendisinin çek vasıtası ile yapılan ödemeye karşı duyduğu güvenin haklı ve makul sebeplere dayandığının ispatlanamadığı, bu sebeple davacının da %50 oranında müterafik kusurlu olduğu, buna göre davacının toplam zararının çek bedeli olan 20.750,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, kusur miktarı dikkate alındığında davacının 10.375,00 TL'yi dava tarihi olan 28/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Davanın KABULÜ ile; toplam 10.375,00-TL'nin dava tarihi olan 28/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Alınması gereken 708,72-TL harçtan dava açılırken peşin olarak yatırılan 59,30-TL harç ve ıslah ile alınan 540,00-TL olmak üzere toplam 599,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 109,42-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 599,30-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan 1.470,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 10.375,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
7-Arabuluculuk Son Tutanağı, iş bu davada verilen karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 7 ve 18/A-13 maddeleri ile bu Kanuna göre hazırlanan ve 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre; Bakanlık bütçesinden karşılanan/karşılanması gereken ve iki taraf ve iki saat üzerinden yapılan hesaba göre belirlenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin davanın KABULÜNE karar verilmiş olması nedeniyle DAVALIDAN alınarak 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu amaçla işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.23/01/2024