T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/43 Esas
KARAR NO : 2024/73
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ...
2- ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/01/2024
KARAR TARİHİ : 02/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın kendisini mimar olarak olarak tanıttığını, sözleşme kapsamında yapılacak olan işin toplam bedeli taraflarca 35.000 TL olarak kararlaştırıldığını, bu bedelin 20.000 TL'si sözleşmenin imzalanması ile birlikte müvekkiller tarafından defaten davalı tarafa ödendiğini, taraflar geri kalan bedelin ise taahhüt edilen işlemler bitirilip yeni 2 tapunun müvekkillere teslimi sonrasında ödenmesini kararlaştırmış olduğunu, ancak davalı tarafın taahhüt ettiği işi tamamlanma tarihinde tamamlamamış olduğunu, müvekkilleri bir süre oyaladığını ve sonrasında da işi tamamlayamayacağını müvekkillere bildirildiğini, müvekkiller tarafından davalı muhataba karşı, sözleşme tarihinde ödenen 20.000 TL'nin iadesi talebiyle ... Noterliği'nin 17.08.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, temerrüde düşen borçlunun hükümlere riayet etmeyerek bahse konu 20.000 TL'yi iade etmemesi üzerine, haksız olarak aldığı 20.000 TL'nin tahsili amacıyla müvekkiller adına 12.09.2023 tarihinde .... esas sayılı (Yeni esas: .... ) dosyası ile davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, 13.09.2023 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek icra takibinin durmasına sebebiyet verdiğini, davalı borçlu itiraz dilekçesinde müvekkillere herhangi bir borcunun bulunmadığını ve takibe itiraz ettiğini, itiraz akabinde taraflarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk müessesesine başvurulduğunu, ancak arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, her ne kadar davalı borçlu haksız ve kötü nüyetli olarak aleyhinde başlatılan icra takibine itiraz etmişse de; davalı sözleşme kapsamında taahhüt edilen işi vaadettiği 4 aylık süre içerisinde tamamlamamış ve işi daha sonrasında da tamamlayamayacağını müvekkillere bildirdiğini, bu bağlamda davalı borçlunun taahhüt ettiği işi yerine getirmediğini, buna rağmen kendisine avans olarak ödenen 20.000TL'yi taraflar arasında akdedilen sözleşmeye riayet etmeyerek müvekkillere iade etmediğini, bu hususta taraflarınca keşide edilen ihtarname ile temmerrüde düştüğünü ve neticeten müvekkillerin zararını gidermekle yükümlü olduğunu, davalı borçlu mahiyetine ve borçlu sıfatına haiz olduğunu bilmesine rağmen haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğinden; kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devam etmesini ve davalı aleyhine takip tutarının en az %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmediğinden cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: Mahkemenin görevli olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK 1. md.) “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.” (HMK 115. md.).HMK 137, 138 ve 140. maddedeki ön inceleme aşamasında dava şartlarının inceleneceğine dair düzenlemeler, henüz incelenmemiş ise tahkikata geçilmeden önce dava şartlarının incelenmesi zorunluluğunu belirtmekte olup görev yönünden bu incelemenin en erken değil, en geç ne zaman yapılması gerektiğini göstermektedir. Konuya ilişkin HMK 138. maddenin Kanun gerekçesi şöyledir: “Usule ilişkin hususlar, şeklî nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında, dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabilir. Ancak, mahkeme, kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunu da tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacaktır. Böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan, ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanması amaçlanmıştır.” Bu gerekçe ile de her aşamada görev hususunun incelenebileceğine açıklık getirilmiştir. Son tahlilde kanunda açıkça dava şartlarının her aşamada mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden henüz taraflara tebliğ yapılmadan tensip aşamasında dahi mahkemenin görevsiz olması halinde usulden red kararı verilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır (Emsal: .... 'nın 11/04/2019 tarih ve .... . sayılı ilamı).
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut olayda; dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi mahiyetindeki 15/03/2022 tarihli sözleşme kapsamında ödenen iş bedelinin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibaret olup TTK'nın 4. maddesinde bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava niteliğinde olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle nispi ticari davanın varlığının araştırılması bakımından tacir araştırması yapılması gerekmiş, tarafların bağlı bulundukları vergi daireleri ile ticaret sicil müdürlüklerinden gelen müzekkere cevaplarına göre tarafların tacir sıfatını haiz olmadıkları görülmüştür. Bu bağlamda; dosya kapsamı çerçevesinde mevcut hukuki durum karşısında davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniye dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli .... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme ile karar verildi. 02/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!