T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/636 Esas - 2024/146
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2023/636 Esas
KARAR NO : 2024/146
HAKİM : ....
KATİP :....
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLLERİ : Av. ....
Av. ....
DAVALI : 2- ....
DAVA :Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 15/09/2023
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalılardan olan kamu alacağının tahsili amacıyla davalı ...'nun davalı şirketinin gizli ortağı ve hakim ortağı olduğunun tespiti ile ticaret siciline tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin söz konusu alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, yetkili ve görevli mahkemenin ... olduğunu, şirketin alacağı ile ortağın alacağının mahsup ve takas edilemeyeceğini, davalının söz konusu borçlar yönünden sorumluluğu bulunmadığını, Vergi Usul Kanunu uyarınca tüzel kişilerin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarından kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için zamanaşımına uğramadığının ve tüzel kişiden tahsil olanağı kalmadığının idarece tespit edilmesi gerektiğini, vergi borcunun tahsilinde tüm takip yolları tüketilmeden tüzel kişilik perdesi kaldırılarak kanuni temsilciye müracaat edilemeyeceğini, şirketin kurucularının aynı olması, yasal ortak ve yöneticilerin akraba olması ya da şirketlerin aynı alanda faaliyet göstermelerinin her zaman için organik bağ gösterdiğinin kabulü olamayacağını, şirketin ortakları üzerinde tüzel kişilik perdesi aralandıktan sonra yine de fayda sağlanamamış ise müvekkiline karşı dava açılabileceğini, müvekkilinin borcun ödenmesini kötü niyetli bir şekilde engellediğini ispatlaması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
.... Şirketi cevap dilekçesi vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davalı ...'nun ticaret siciline tescilini teminen diğer davalı şirketin gizli ortağı ve hakim ortağı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
... ait kayıtlar davacı tarafça dosyaya konulmuştur.
Somut olayda; davacı tarafından mükellefi olan davalı şirket hakkında tahakkuk eden ve edecek vergi ve vergi ziyai cezalarından sorumluluğa yönelmek için davalı gerçek kişinin şirketin gizli ortaklığına ilişkin karar verilmesi talep edilmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte olan HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır ve eda davasının öncüsü durumundadır. Henüz koşulları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerdeki hukuki ilişkinin açıklığa kavuşturulması bakımından, kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası güncel bir yarar var ise açılabilir. Tespit davasının konusu maddi vakıalar değil, yalnız hukuki ilişkiler olabilir ve hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespitinde davacının güncel bir yararı bulunmalıdır. Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden gözönünde tutulur. Dava, hakkın ihlali nedeniyle mahkemeden hukuki korunma istemidir. Dava hakkı da, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada (davada), zorunluluk olmalıdır. Tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur. Îdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Eda davası ile aynı zamanda davanın dayandığı hakkın veya hukuki ilişkinin var olduğunun tespiti de hüküm altına alınır ve buna bağlı olarak eda emrini kapsar. O halde eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır.
a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;
b)Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;
c)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Öte yandan mevzuatımızda sermaye şirketlerinde gizli ortaklık kavramı kabul edilmiş değildir. Şirket işlemleri ve bu arada VUK ve 6183 sayılı yasalar çerçevesinde muhatap olunacak kişiler şirketin kayıtlı ortaklarıdır. Bu kapsamda; limited şirketlerde ortakların kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığı teşkil edilemeyeceği, davalının hangi ortak ile gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muvaazalı işlemlere dair deliller varsa 6183 sayılı yasa gereği ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, keşinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve emredici bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit talebi yönünden hukuki yararın bulunduğu söylenemez. (Bkz. .... 'nin 17/06/2016 tarih, .... sayılı ilamı).
O halde somut olayda yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının eldeki tespit davasının açılmasında güncel hukuki yararının olmadığı kanaatine varılarak 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h ve 115 maddeleri uyarınca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 2.468,72 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
4-Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.. 28/02/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!